<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Samsun Haber Ajansı - Son Dakika Haberleri - Samsun Haber</title>
                      <link>https://www.samsunhaberajansi.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.samsunhaberajansi.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description></description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 06:08:55 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Samsun Haber Ajansı - Son Dakika Haberleri - Samsun Haber - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Samsun Haber Ajansı - Son Dakika Haberleri - Samsun Haber</copyright><item><title><![CDATA[Aspirin Kullanırken Bir Kez Daha Düşünün! OMÜ'lü Uzmandan Kritik Uyarı: "Halsizlik Yapabilir"]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-aspirin-kullanirken-bir-kez-daha-dusunun-omulu-uzmandan-kritik-uyari-halsizlik-yapabilir-29027.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-aspirin-kullanirken-bir-kez-daha-dusunun-omulu-uzmandan-kritik-uyari-halsizlik-yapabilir-29027.html</link>
                    <description><![CDATA["Samsun OMÜ Tıp Fakültesi'nden Dr. Özgür Kılıç, toplumda 'zararsız' sanılan aspirin kullanımına karşı uyardı: 'Kontrolsüz kullanım mide kanamasına ve halsizliğe yol açabilir.' Modern tıbbın artık rutin olarak önermediği o kritik detaylar haberimizde..."]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden (OMÜ) Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, son yıllarda artan aspirin kullanımına ilişkin, "Aspirin kullanan bazı hastalar bize halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerle başvurabiliyor. Bu durumlarda hastalarda mide veya bağırsak kaynaklı kanama olup olmadığını araştırmak için endoskopi ve kolonoskopi gibi tetkikler yapmak zorunda kalıyoruz. Çoğu zaman bu tetkiklerin nedeni, gereksiz yere kullanılan aspirindir" dedi.

OMÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, "Son yıllarda aspirin kullanımı konusunda toplumda ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz. Uzun yıllar boyunca kalp hastalığı riski taşıyan kişilere koruyucu amaçla düşük doz aspirin kullanımı önerilirdi. Ancak son yıllarda yapılan geniş ve güçlü bilimsel çalışmalar, kalp krizi veya inme geçirmemiş kişilerde aspirinin koruyucu amaçla rutin kullanımının çoğu zaman beklenen faydayı sağlamadığını, buna karşılık bazı önemli riskler oluşturabileceğini ortaya koydu. Bu nedenle modern tıp rehberlerinde bu yaklaşım, büyük ölçüde terk edildi" diye konuştu.

EN ÖNEMLİ YAN ETKİSİ, KANAMA RİSKİ

Dr. Kılıç, "Aspirin aslında çok önemli bir ilaçtır. Çünkü trombosit dediğimiz pıhtılaşma hücrelerinin birbirine yapışmasını engeller. Bu sayede damar içinde pıhtı oluşumunu azaltır. Bu nedenle kalp krizi geçirmiş, stent takılmış veya inme geçirmiş hastalarda damarların yeniden tıkanmasını önlemek için yaygın olarak kullanılır. Bu durumlarda aspirin gerçekten hayat kurtarıcı bir ilaçtır. Ancak her ilaç gibi aspirinin de faydalı etkilerinin yanında yan etkileri vardır. En önemli yan etkilerinden biri, kanama riskidir. Özellikle mide ve bağırsak sisteminde kanamaya neden olabilir. Bazen büyük bir kanama şeklinde ortaya çıkabilir, bazen de fark edilmeyen küçük kanamalar yaparak zamanla demir eksikliği anemisine yol açabilir. Bu nedenle uzun süre aspirin kullanan bazı hastalar bize halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerle başvurabiliyor. Bu durumlarda hastalarda mide veya bağırsak kaynaklı kanama olup olmadığını araştırmak için endoskopi ve kolonoskopi gibi tetkikler yapmak zorunda kalıyoruz. Çoğu zaman bu tetkiklerin nedeni, gereksiz yere kullanılan aspirindir. Bu durum hem hastalar için fiziksel ve psikolojik stres oluşturmakta hem de sağlık sistemi açısından gereksiz iş yükü ve maliyet yaratmaktadır" dedi.

'DÜŞÜK DOZ ASPİRİN DE CİDDİ KANAMALARA NEDEN OLABİLİR'

Pandemide aspirin kullanımının arttığını söyleyen Dr. Kılıç, "O dönemde bazı kişiler, COVID-19'un pıhtılaşma riskini artırabileceği düşüncesi ile kendi kendilerine aspirin kullanmaya başladılar. Ancak bugün geldiğimiz noktada, o dönemde başlanmış olan aspirinin mutlaka bir uzman doktor tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekir. Gereksiz yere devam edilmesi doğru değildir. Bir diğer sorun da halk arasında 'bebek aspirini zararsızdır' şeklinde yanlış bir algının oluşmuş olmasıdır. Tadının daha hoş olması veya dozunun düşük olması, bu ilacın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmez. Düşük doz aspirin de ciddi kanamalara neden olabilir. Bu nedenle en önemli mesaj şu; aspirin çok değerli bir ilaçtır ama doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında faydalıdır. Kişilerin kendi kendilerine 'kalp krizi olmasın' düşüncesi ile aspirin kullanmaları doğru değildir. Aspirinin başlanmasına da kesilmesine de mutlaka ilgili uzman doktor karar vermelidir. Unutulmamalıdır ki her ilaç gibi aspirin de hem dost hem düşman yüzü olan bir ilaçtır. Doğru kullanıldığında hayat kurtarır, yanlış kullanıldığında ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aspirin Kullanırken Bir Kez Daha Düşünün! OMÜ'lü Uzmandan Kritik Uyarı: "Halsizlik Yapabilir" - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 13:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/aspirin-kullanirken-bir-kez-daha-dusunun-omulu-uzmandan-kritik-uyari-halsizlik-yapabilir-162932-20260307.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/aspirin-kullanirken-bir-kez-daha-dusunun-omulu-uzmandan-kritik-uyari-halsizlik-yapabilir-162932-20260307.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/aspirin-kullanirken-bir-kez-daha-dusunun-omulu-uzmandan-kritik-uyari-halsizlik-yapabilir-162932-20260307.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun’a yeni kurulan Şehir Hastanesi’nde KBRN tatbikatı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsuna-yeni-kurulan-sehir-hastanesinde-kbrn-tatbikati-29014.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsuna-yeni-kurulan-sehir-hastanesinde-kbrn-tatbikati-29014.html</link>
                    <description><![CDATA[AFET ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Samsun Şehir Hastanesi’nde 78 personelin katılımıyla KBRN tatbikatı gerçekleştirdi. AFAD İl Müdürü Ahmet Matur, “Tatbikatta amacımız şehrimize tüm kurumların koordinasyonlarını artırmak, olası bir afette, acil durumda kimyasal, radyoloji, biyoloji, nükleer gibi görevler gelmesi durumunda kurumların koordinasyonunu güçlendirmek ve müdahale kapasitemizi artırmak” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AFAD İl Müdürlüğü tarafından, Sivil Savunma Haftası etkinlikleri kapsamında Samsun’da kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) olaylara müdahale kapasitesini test etmek ve farkındalığı artırmak amacıyla KBRN Saha Tatbikatı yapıldı. Samsun Şehir Hastanesi yerleşkesinde yapılan tatbikatta senaryo gereği hastane laboratuvarında meydana geldiği varsayılan patlama sonrası ortaya çıkan kimyasal sızıntıya müdahale süreçleri uygulandı. Olay yeri güvenliği, ölçüm ve tespit faaliyetleri, hasta ve personel tahliyesi, dekontaminasyon işlemleri, sağlık müdahalesi ve kurumlar arası koordinasyon prosedürleri test edildi. Tatbikatta AFAD’ın yanı sıra, İl Sağlık Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Afet İşleri Daire Başkanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Kızılay Şube Başkanlığı ile Türk Telekom Bölge Müdürlüğü ekipleri katıldı. Tatbikata ayrıca Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)’ta yer alan 23 afet grubundan sorumlu kurum amirleri katıldı.

Tatbikata 7 kurum 78 personel ve 12 araçla katılım sağlandığını belirten AFAD İl Müdürü Ahmet Matur, “1-7 Mart deprem haftalarının münasebetiyle ilimizde ilgili kamu kurum kuruluşlarının katılımıyla Türkiye Afet Müdahale Planı'na görevli 23 kurumumuzun katılımıyla bir KBRN sağ tatbikatı gerçekleştirdik. Tatbikata 7 kurum 78 personel, 12 araç katılım sağladı. Burada bizim amacımız şehrimize tüm kurumların koordinasyonlarını artırmak, olası bir afette, acil durumda kimyasal, radyoloji, biyoloji, nükleer gibi görevler gelmesi durumunda kurumların koordinasyonunu güçlendirmek ve müdahale kapasitemizi artırmak. Tatbikatımızı başarı ile gerçekleştirdik” dedi.

Tatbikat hakkında bilgi veren Matur, “Senaryo gereği saat 20.30'da Samsun 112 Acil Çağrı Merkezine gelen Samsun Şehir Hastanesinde patlama ve patlamanın akabinde kimyasal sızıntı madde gerçekleşmesi üzerine ilgili 7 kamu kurumumuz tatbikata katılım sağladı. Burada ilk önce patlamada itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi, aynı şekilde Emniyet Müdürlüğü ekiplerimizin olay yeri güvenliği, akabinde AFAD ekiplerinin ilgili personeliyle, KBRN uzmanlarıyla tehlikeli maddelerde yalanlanmış olan vatandaşlarımıza müdahale, akabinde bütün alanın temizlenmesi, alanın kimyasal maddelerden arındırılması işlemi gerçekleştirildi. Bu işlemlerden sonra sahadan alınan numunelerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'nde ilgili ekiplere aktarılması ve yine sahada yaşanılan elektrik kesintisinden dolayı Türk Telekom Bölge Müdürlüğü'nün bize kesintisiz haberleşme sağlanması üzerine baz istasyon görevlendirmesi, en son tatbikatımızın bitmesiyle Kızılay'ın ikram aracı bize eşlik etti. Bu 7 kurumun tamamına da ayrıca teşekkür ediyoruz” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun’a yeni kurulan Şehir Hastanesi’nde KBRN tatbikatı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:27:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsuna-yeni-kurulan-sehir-hastanesinde-kbrn-tatbikati-112813-20260306.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsuna-yeni-kurulan-sehir-hastanesinde-kbrn-tatbikati-112813-20260306.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsuna-yeni-kurulan-sehir-hastanesinde-kbrn-tatbikati-112813-20260306.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesi'nde pompe hastalığında ilk enzim tedavisi uygulandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsun-sehir-hastanesinde-pompe-hastaliginda-ilk-enzim-tedavisi-uygulandi-28941.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsun-sehir-hastanesinde-pompe-hastaliginda-ilk-enzim-tedavisi-uygulandi-28941.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Şehir Hastanesi Nöroloji Kliniği’nde, nadir görülen kalıtsal kas hastalıklarından pompe hastalığının (Glikojen Depo Hastalığı Tip 2) tedavisi ilk kez başarıyla uygulandı. Emekli Murat İşi’ye (55) erişkin başlangıçlı pompe hastalığı tanısı konulurken, enzim replasman tedavisi başlatıldı. Nöroloji Uzmanı doktor Mehlika Berra Özberk Pamuk, hastanın daha önce miyopati tanısıyla takip edildiğini belirterek, yapılan ileri incelemelerde pompe hastalığı tanısının konulduğunu ve tanının genetik testlerle de doğrulandığını söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun’da, nadir görülen kalıtsal kas hastalıklarından pompe hastalığının ilk kez başarıyla uygulandığı belirtildi. Samsun Şehir Hastanesi Nöroloji Kliniği’nde, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmada kritik öneme sahip olan enzim replasman tedavisi, Nöroloji Uzmanı doktor Mehlika Berra Özberk Pamuk ve ekibi tarafından Murat İşi’ye uygulandı. Daha önce miyopati tanısıyla takip edilen hastada artan solunum sıkıntısı üzerine yapılan ileri tetkiklerde pompe hastalığı tespit edildi ve tanı genetik analizlerle doğrulandı. Tedavide, hastalıkta eksik olan enzimin damar yoluyla verilmesini içeren enzim replasman yöntemi uygulanıyor. 14 günde bir hastanede sürdürülecek tedaviyle kas yıkımının yavaşlatılması, solunum fonksiyonlarının korunması ve hastalığın ilerleyişinin kontrol altına alınması hedefleniyor.

‘POMPE HASTALIĞI, SİNSİ VE KAS YIKIMIYLA GİDEN BİR HASTALIK’

Durumun nadir görülen bir hastalık olduğunu ve genellikle erişkinlerde görünmediğini belirten doktor Pamuk, "Hastamız, nadir nöromüsküler hastalıklardan biri olan pompe hastalığı tanısı koyduğumuz bir hastalığı vardır. Erişkin başlangıçlı pompe hastalığı oldukça nadir görülen bir hastalık. Kas yıkımı ve solum tutulumuyla giden bir hastalık. Bununla ilgili tedavi açısından enzim replasman tedavisi tek tedavi seçeneği olarak yer almakta. Biz de nöromüsküler hastalıklar birimimiz multidisipliner bir yaklaşım sayesinde hastalığın tanısını koyduk ve tedavisini bugün ilk kez başarıyla uyguladık. Erişkin başlangıçlı pompe hastalığı sinsi seyirli solunum tutulumu ve kas yıkımıyla giden bir hastalık. Nadir bir hastalık olduğu için gözden kaçabilme ihtimali var. Hastalığın pompe tanısını koyduk ve genetik olarak da doğruladık. Erişkin başlangıçlı tedavi alan Samsun'da hastamız yok. Çocukluk çağ başlangıçlı olan hastalarımız mutlaka var ama erişkin başlangıçlı olarak hastanemizde ilk kez hastamızla tedavi uyguladık" diye konuştu.

TEDAVİSİ 14 GÜNDE BİR UYGULANACAK

Doktor Pamuk, "Hastamız zaten daha önce kas hastalığı tanısıyla bizim merkezimize başvurmadan önce kas lifti hastalığı yani miyopati tanısıyla takiple olan bir hastaydı. Hastanın solunumsal tutunma olması, başka bulguların olması üzerine yaptığımız detaylı inceleme sonucunda pompe hastalığı tanısını doğruladık. Bu tedavisi olan metabolik miyopatilerden bir tanesi. O yüzden bizim için çok değerli, nadir hastalıklardan biri. Tedavisi olanlardan biri olduğu için de kas yıkımını durdurmak, solunum fonksiyonlarının kötüleşmesini durdurmak ve hastalığın gidişatını yavaşlatmak için enzim replasman tedavisi uygulanıyor. Biz de bu tedaviyi uyguladık hastamıza ve 14 günde bir uygulanacak. Çünkü bu hastalarımızda pompe hastalığında zaten bu enzimin yapılmasının eksikliği olması nedeniyle metabolik miyopati ortaya çıkıyor. Bu yüzden enzim replasman tedavisi devamlı olarak verilmesiyle yapılacak bir tedavi” dedi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesi'nde pompe hastalığında ilk enzim tedavisi uygulandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:37:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsun-sehir-hastanesinde-pompe-hastaliginda-ilk-enzim-tedavisi-uygulandi-113729-20260225.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsun-sehir-hastanesinde-pompe-hastaliginda-ilk-enzim-tedavisi-uygulandi-113729-20260225.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsun-sehir-hastanesinde-pompe-hastaliginda-ilk-enzim-tedavisi-uygulandi-113729-20260225.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi? Uzmandan Ramazan Öncesi Kritik Uyarı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmandan-ramazan-oncesi-kritik-uyari-28914.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmandan-ramazan-oncesi-kritik-uyari-28914.html</link>
                    <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, kalp hastaları için oruç rehberini açıkladı; hayati risk taşıyan 5 kritik grubu sıralayarak mutlaka doktor görüşü alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, Ramazan ayında kalp hastalarının en çok merak ettiği “Oruç tutabilir miyim?” sorusuna yanıt verdi. Yanık, her hastanın durumunun özel olduğunu vurgulayarak, hayati risk taşıyan ve oruç tutması önerilmeyen 5 grubu sıraladı.

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte kalp sağlığı ve oruç ibadeti arasındaki ilişki gündemin ilk sıralarına yerleşiyor. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, tüm kalp hastalarının aynı kefeye konulmaması gerektiğini belirtti.



"Her hasta kendi özelinde değerlendirilmeli"

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, polikliniklerde en sık karşılaştıkları sorunun oruç izni olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

"Kalp hastalarının hepsini aynı kategoride değerlendirmek doğru olmaz. Her hastayı ayrı değerlendirmek ve hasta özelinde karar vermek gerekir. Ancak bazı risk grupları var ki, bu hastalarımızın oruç tutması sağlık açısından ciddi riskler barındırabilir."

Oruç tutması önerilmeyen 5 risk grubu

Dr. Ahmet Yanık, tıbbi açıdan oruç tutması sakıncalı görülen hasta gruplarını şu şekilde listeledi:

Yeni operasyon geçirenler: Son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren, balon, stent veya bypass cerrahisi olanlar.

Kalp yetmezliği olanlar: İleri derecede kalp yetmezliği bulunan, yakın zamanda bu nedenle hastanede yatan ve idrar söktürücü (diüretik) ilaç kullananlar.

Kapak hastaları: İleri derecede kalp kapak hastalığı tanısı olanlar.

Ritim bozukluğu yaşayanlar: Ciddi ve kontrol altına alınamayan ritim bozukluğu olan hastalar.

Dirençli tansiyon hastaları: Kontrol altına alınamayan, dirençli hipertansiyonu olan kişiler.

"Doktorunuza danışmadan karar vermeyin"

Son olarak kontrolün hayati önem taşıdığını vurgulayan Yanık, "Bu kararı vermeden önce, kalp hastalarının Ramazan öncesi mutlaka muayene olması ve kararı doktoru ile birlikte vermesi gerekmektedir. Herkese sağlıklı ve hayırlı Ramazanlar diliyorum," diyerek sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi? Uzmandan Ramazan Öncesi Kritik Uyarı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmandan-ramazan-oncesi-kritik-uyari-154905-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmandan-ramazan-oncesi-kritik-uyari-154905-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kalp-hastalari-oruc-tutabilir-mi-uzmandan-ramazan-oncesi-kritik-uyari-154905-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlardan Uyarı: Sürekli Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-uzmanlardan-uyari-surekli-halsizlik-hastalik-habercisi-olabilir-28909.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-uzmanlardan-uyari-surekli-halsizlik-hastalik-habercisi-olabilir-28909.html</link>
                    <description><![CDATA[ HALSİZLİK, sanıldığının aksine sadece yoğun iş temposunun veya stresin bir sonucu değil, tiroid sorunlarından kansızlığa kadar uzanabilen hastalıkların habercisi olabiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıdvan Sivritepe, halsizliğin doğru tanı ve yaşam düzeniyle kontrol altına alınabileceğini vurgulayarak, enerjiyi artırmaya yönelik en sık ihmal edilen 5 temel öneriyi anlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gün içinde bitkin hissetmek, sabahları yorgun uyanmak ve enerjisizlikten yakınmak birçok kişinin ortak şikayeti haline geldi. Uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir yorgunluk değil, altta yatan önemli sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Doç. Dr. Rıdvan Sivritepe, halsizliğin nedenlerinin doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu sorunla mücadelede etkili olacak bilimsel temelli 5 altın öneriyi sıraladı.

‘HALSİZLİĞİ NORMAL KABUL ETMEYİN’

Halsizliğin tek başına bir hastalık olmadığını, ancak birçok hastalığın erken belirtisi olabileceğini belirten Doç. Dr. Sivritepe, “Sürekli yorgunluk; kansızlık, tiroid hastalıkları, diyabet, vitamin–mineral eksiklikleri ya da kronik enfeksiyonların ilk işareti olabilir. Bu nedenle uzayan halsizlik mutlaka tıbbi olarak değerlendirilmelidir” dedi.

'VİTAMİN EKSİKLİKLERİ EN SIK NEDENLER ARASINDA'

Özellikle bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin halsizliğin en sık görülen sebepleri arasında yer aldığını vurgulayan Doç. Sivritepe, “Demir eksikliği, B12 ve D vitamini düşüklüğü halsizliğin en yaygın ve en kolay tedavi edilebilir nedenleridir. Ancak takviye kullanımı rastgele değil, mutlaka kan tahlillerine göre planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

'UYKU KALİTESİ ENERJİYİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR'

Yorgun uyanmanın en önemli sebeplerinden birinin düzensiz uyku olduğunu söyleyen doç. Dr. Sivritepe, “Geç saatlere kadar ekrana maruz kalmak, düzensiz uyku saatleri ve bölünen uyku, gün boyu halsiz hissetmemize yol açar. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmak biyolojik ritmi düzenleyerek enerji seviyesini artırır” dedi.

'KAN ŞEKERİNİ DALGALANDIRAN BESLENMEYE DİKKAT'

Beslenme alışkanlıklarının da halsizlik üzerinde büyük etkisi olduğunu belirten Doç. Dr. Sivritepe, “Basit karbonhidrat ağırlıklı düzensiz öğünler gün içinde ani enerji düşüşlerine neden olur. Protein, lif ve sağlıklı yağlardan zengin dengeli beslenme ise halsizlik şikâyetlerini belirgin biçimde azaltır” diye konuştu.

‘HAREKETSİZLİK DE HALSİZLİK NEDENİ’

Çoğu kişinin dinlenerek yorgunluğunu atmaya çalıştığını ancak hareketsizliğin de halsizliğe yol açabildiğini anlatan Doç. Dr. Sivritepe, “Paradoks gibi görünse de düzenli ve hafif–orta düzey egzersiz, vücudun enerji üretim mekanizmalarını güçlendirir. Haftada en az 3 gün yapılan tempolu yürüyüş bile enerji seviyesini ciddi oranda yükseltir” dedi.

‘ALARM SİNYALİ OLARAK GÖRÜLMELİ’

Halsizliğin vücudun verdiği önemli bir uyarı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sivritepe sözlerini şöyle tamamladı:

“Halsizlik tek başına bir hastalık değildir. Eğer kalıcı hâle geliyorsa mutlaka altında yatan neden araştırılmalı ve tedavi kişiye özel olarak planlanmalıdır. Gelişigüzel takviyeler yerine doğru tanı ve doğru tedavi en sağlıklı yaklaşımdır.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlardan Uyarı: Sürekli Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 08:29:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlardan-uyari-surekli-halsizlik-hastalik-habercisi-olabilir-113420-20260222.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlardan-uyari-surekli-halsizlik-hastalik-habercisi-olabilir-113420-20260222.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlardan-uyari-surekli-halsizlik-hastalik-habercisi-olabilir-113420-20260222.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAMAZANDA SAHURUN ÖNEMİ: GÜN BOYU ENERJİNİZİ KORUYUN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ramazanda-sahurun-onemi-gun-boyu-enerjinizi-koruyun-28874.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ramazanda-sahurun-onemi-gun-boyu-enerjinizi-koruyun-28874.html</link>
                    <description><![CDATA[Arş. Gör. Rabia Bağlayici, sahurun atlanmasının açlık süresini uzattığını ve kan şekerini hızla düşürdüğünü belirtti. Doğru beslenme ile Ramazan’da metabolik dengeyi korumak mümkün.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;İSTANBUL Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Arş. Gör. Rabia Bağlayici, uygun beslenme ile desteklenen ramazan ayının kısa vadede metabolik bir 'yeniden ayarlama' etkisi oluşturabileceğini söyledi. Bağlayici, bu sürecin bireyin genel sağlık durumu ve beslenme kalitesine bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Gün boyu süren açlık, azalan öğün sayısı ve fiziksel aktivitedeki düşüşe bağlı olarak halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, mide problemleri ve kilo artışı gibi durumların görülebileceğini kaydeden Bağlayici, doğru planlanmış bir beslenme düzeni ile bu etkilerin büyük ölçüde yönetilebileceğini söyledi.

Ramazan boyunca yaklaşık 13 saate varan açlık süresinde karaciğerdeki glikojen depolarının tükendiğini ve vücudun enerji üretiminde yağ yakımına yöneldiğini belirten Bağlayici, bu süreçte insülin düzeylerinin düştüğünü ve insülin duyarlılığının geçici olarak artabileceğini dile getirdi. Bazı bireylerde trigliserid ve LDL kolesterol düzeylerinde düşüş, HDL kolesterolde artış görülebildiğini ifade eden Bağlayici, hafif düzeyde inflamasyon belirteçlerinde azalma saptanabildiğini de sözlerine ekledi. Ancak bu etkilerin kişiye özgü olduğunu ve beslenme kalitesinin belirleyici rol oynadığını ifade etti.

'SAHURU ATLAMAK GÜN BOYU ENERJİYİ DÜŞÜRÜYOR'

Ramazan ayında yapılan en yaygın hatalardan birinin sahura kalkmadan oruç tutmak olduğunu belirten Bağlayici, sahurun gün boyu enerji dengesinin korunmasında kritik bir öğün olduğunu söyledi. Bağlayici, sahurun atlanmasının açlık süresini uzatarak kan şekerinin daha hızlı düşmesine, konsantrasyon kaybına ve kas kaybı riskinin artmasına neden olabileceğini ifade etti. Sahurda tam tahıllar, yumurta, süt ve yoğurt gibi protein kaynaklarının yanı sıra ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ içeren besinlerin tercih edilmesini öneren Bağlayici, yeterli su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.

'İFTARDA DENGE, KİLO KONTROLÜNÜ BELİRLİYOR'

İftarda hafif bir başlangıç yapılmasının ve ana öğünde denge gözetilmesinin önemine dikkat çeken Bağlayici, aşırı tuzlu yiyeceklerin gün içinde susuzluk hissini artırdığını, şeker içeriği yüksek besinlerin ise kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere yol açabildiğini ifade etti. Kızartma ve ağır yağlı yemeklerin mideyi zorlayarak hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabileceğini belirten Bağlayici, yemeklerin haşlama, fırın veya ızgara yöntemleriyle hazırlanmasının önemine dikkati çekti. Bağlayici, tatlı tercihinin meyve ya da sütlü tatlılardan yana yapılmasının, şerbetli ve ağır tatlıların ise sınırlandırılmasının kilo kontrolü ve enerji dengesi açısından daha sağlıklı olacağını kaydetti.

'HIZLI YEMEK DAHA FAZLA KALORİ DEMEK'

İftarda hızlı ve büyük porsiyonlarla yemek yemenin hem sindirimi zorlaştırdığını hem de gereğinden fazla kalori alımına yol açabildiğini ifade eden Bağlayici, ramazan boyunca tamamen hareketsiz kalmanın metabolizmayı yavaşlatabileceğine dikkat çekti. Bağlayici, özellikle iftardan bir ila iki saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşlerin sindirimi destekleyebileceğini ve enerji dengesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

'KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DOKTORA DANIŞMALI'

Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunan bireylerin oruç kararı almadan önce mutlaka hekimlerine danışmaları gerektiğini bildiren Bağlayici, bu grupta ilaç saatlerinin yeniden düzenlenmesi, sıvı alımının yakından takip edilmesi ve kan şekeri düşüklüğü riskinin değerlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bağlayici, bazı hastaların yüksek risk grubunda değerlendirildiğini ve bu kişiler için orucun ancak tıbbi gözetim altında önerilebileceğini belirtti.

Vitamin kullanımına ilişkin olarak ise dengeli ve yeterli beslenen bireylerde rutin takviyenin gerekli olmadığını kaydeden Bağlayici, D vitamini ya da demir eksikliği bulunan kişilerde takviyelerin hekim önerisiyle ve tercihen iftar sonrasında kullanılabileceğini sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[RAMAZANDA SAHURUN ÖNEMİ: GÜN BOYU ENERJİNİZİ KORUYUN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 12:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ramazanda-sahurun-onemi-gun-boyu-enerjinizi-koruyun-154035-20260220.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ramazanda-sahurun-onemi-gun-boyu-enerjinizi-koruyun-154035-20260220.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ramazanda-sahurun-onemi-gun-boyu-enerjinizi-koruyun-154035-20260220.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sofranızdaki Hurma Tehlike Saçıyor Olabilir! Uzmandan Hayati Uyarı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sofranizdaki-hurma-tehlike-saciyor-olabilir-uzmandan-hayati-uyari-28826.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sofranizdaki-hurma-tehlike-saciyor-olabilir-uzmandan-hayati-uyari-28826.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan ayında sık tüketilen hurmada küf kaynaklı aflatoksin riskine dikkat çekildi. Açıkta ve nemli ortamda satılan ürünlerin kansere yol açabilen toksinler barındırabileceği belirtildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GIDA Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, uygun muhafaza edilmeyen, nemli ortamda, pazarda, yol kenarında açıkta satılan, satın alındıktan sonra buzdolabında muhafaza edilen hurmada oluşabilecek küf kaynaklı 'aflatoksin' maddesinin kansere neden olabileceğini söyledi.

Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden olan hurma, tezgah ve raflardaki yerini aldı. Lif içeriğinin yüksekliği, yüksek antioksidan özelliğinin yanı sıra içeriğindeki potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve vitaminlerin sağlık açısından yararlarıyla bilinen hurma, hijyenik ortamda muhafaza edilip satışa sunulmaması halinde zararları ile de dikkat çekiyor.

'AFLATOKSİN GÖZLE YA DA TADARAK BİLİNMEZ'

Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, pazarda, yol kenarında tezgahlarda çoğunlukla açıkta satışa sunulan, uygun ortamda muhafaza edilmeyen, küflenen, nemli ortamda uzun süre bekleyen hurmada zehirli toksin oluşabileceğini belirtti. Aflatoksinin insanlar üzerine kanserojen etkiye sahip olduğunu vurgulayan Manavoğlu, "Açıkta, nemli ortamda satılan hurmada küf ve aflatoksin adı verilen bulaşanlar oluşabilir. Aflatoksin gözle ya da tadarak bilinemez. Laboratuvar ortamında belirlenebilir. Kansere sebep olan toksindir. Özellikle çocuklarda, hamile, bağışıklığı düşük bireylerde bu toksinler vücuda fazla alınırsa ölüme neden olabilir. Yüksek ateş, kusma, ishal gibi zehirlenme belirtileri görülebilir" dedi.

EGZOZ, TOZ, FİZİKİ KİRLİLİK

Açıkta satılan hurmada hijyen yönünden de sağlık riski bulunduğuna değinen Manavoğlu, şunları söyledi: "Hurmayı ambalajlı almaya dikkat etmemiz gerekiyor. Hurma genelde açıkta, yol kenarında, toplu şekilde çuval içinde ya da tezgahlarda karşımıza çıkıyor. Yol kenarında satılan hurma, egzozdan çıkan ağır metal, toz, farklı bulaşandan etkileniyor. Egzozdan kaynaklı ağır metal bulaşısı, hastalıklara yol açabilir. Tozlanmış, dışarıdan fiziksel kirlilik bulaşmış hurmalar tercih edilmemeli."

PARLAK VE İRİ GÖRÜNÜM İÇİN 'GLİKOZ' HİLESİ

Hurmanın daha iri ve parlak görünmesi için hile yapıldığına dikkati çeken Manavoğlu, "Hurmanın satışını kolaylaştırmak için uygulamalar görebiliyoruz. Satın almak için tercih edilmeyen mat görünümlü hurmanın daha parlak, ufak hurmanın daha iri görünüp albenisini artırmak için şekerli su denilen glikoz şurubuna batırılıp, çıkarılması gibi hile yapılıyor. Bu etrafının yapışkan olmasına rağmen daha güzel görünüme kavuşmasını sağlıyor. Fazladan dışarıdan etkilenmiş glikoz alınmasına gerek yok. Çünkü hurmada yeterli meyve şekeri mevcut. Dışarıdan yapılan müdahaleyle fazladan şeker tüketimiyle diyabet riski oluşuyor" diye konuştu.

'BUZDOLABINDA SAKLAMAYIN' UYARISI

Hurma satın aldıktan sonra kuru, güneş ışığı almayan, serin yerde saklanması gerektiğine dikkat çeken Manavoğlu, "Sıklıkla tüketiciler, hurma aldıktan sonra buzdolabında muhafaza ediyor. Buzdolabında bekletilen hurmada kristalleşme, doku ve lif yapısı, tadında değişim olabilir. Hurma oda koşullarında serin, güneş ışığı almayan, karanlık yerde saklayarak aflatoksin riskini küflenmeyi engelleyebiliriz. Hurmanın tat ve doku yapısının bozulmasını engelleyip doğru tüketimini sağlarız. Hurmanın ambalajında saklama koşulu yazar. Orada da buzdolabında saklanması tavsiye edilmez. Serin ve güneş görmeyen yerden satın alınan hurmanın dolapta saklanması ürünün kalitesini ve dokusunu bozacaktır" dedi. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sofranızdaki Hurma Tehlike Saçıyor Olabilir! Uzmandan Hayati Uyarı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:25:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sofranizdaki-hurma-tehlike-saciyor-olabilir-uzmandan-hayati-uyari-102709-20260217.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sofranizdaki-hurma-tehlike-saciyor-olabilir-uzmandan-hayati-uyari-102709-20260217.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sofranizdaki-hurma-tehlike-saciyor-olabilir-uzmandan-hayati-uyari-102709-20260217.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlar Uyarıyor: Ramazan’da Kaçınılması Gereken Alışkanlıklar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-uzmanlar-uyariyor-ramazanda-kacinilmasi-gereken-aliskanliklar-28750.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-uzmanlar-uyariyor-ramazanda-kacinilmasi-gereken-aliskanliklar-28750.html</link>
                    <description><![CDATA[Ramazan ayında yapılan bazı hatalar, yalnızca günlük yorgunluğa değil; sindirim sorunlarından hormon dengesine, uyku bozukluklarından genel sağlık problemlerine kadar birçok olumsuzluğa yol açabiliyor. Uzmanlar, oruç sürecinin sağlıklı geçmesi için dikkat edilmesi gereken kritik noktalara dikkat çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ramazan ayı, bedensel ve ruhsal arınmanın ön plana çıktığı özel bir dönem olarak kabul ediliyor. Ancak bu süreçte yapılan yanlış alışkanlıklar, orucun faydalarını gölgede bırakabiliyor. Beslenme düzeninden uyku saatlerine, günlük yaşam temposundan stres yönetimine kadar pek çok unsur Ramazan’da sağlık üzerinde doğrudan etkili oluyor.

Uzmanlara göre, özellikle iftar ve sahur arasındaki kısa sürede yapılan hatalar, vücudun dengesini bozabiliyor.

İftarda Aşırı ve Hızlı Yemek

Uzmanlar, uzun süren açlığın ardından iftarda hızlı ve kontrolsüz şekilde yemek yemenin ciddi bir hata olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum mide rahatsızlıkları, şişkinlik ve ani kan şekeri dalgalanmalarına neden olabiliyor.
İftarın hafif bir başlangıçla yapılması ve ana yemeğe geçmeden önce kısa bir ara verilmesi öneriliyor.

Sahuru Atlamak

“Nasıl olsa gündüz aç kalacağız” düşüncesiyle sahurun atlanması, Ramazan’da en sık yapılan yanlışların başında geliyor. Sahur yapmamak gün içinde halsizlik, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığına yol açarken, metabolizmayı da olumsuz etkiliyor.

Aşırı Şekerli ve Yağlı Gıdalar

Tatlı ve hamur işi tüketiminin Ramazan’da arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür besinlerin kısa sürede enerji verse de sonrasında yorgunluk hissini artırdığını belirtiyor. Dengeli protein, lif ve sağlıklı yağ tüketimi öneriliyor.

Yetersiz Su Tüketimi

İftar-sahur arasında yeterince su içmemek, vücutta sıvı kaybına ve başta böbrekler olmak üzere birçok organın zorlanmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, bu sürenin yalnızca yemekle değil, bilinçli su tüketimiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Uyku Düzeninin Bozulması

Ramazan’da geç saatlere kadar uyanık kalmak ve düzensiz uyku, hormon dengesini ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlara göre, kısa ama kaliteli uyku düzeni oluşturmak bu dönemde büyük önem taşıyor.

Aşırı Kafein Tüketimi

İftar sonrası çay ve kahve tüketiminin kontrolsüz şekilde artırılması, vücuttaki sıvı kaybını hızlandırabiliyor ve uyku problemlerine yol açabiliyor. Kafein tüketiminin sınırlı tutulması öneriliyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, Ramazan ayında sağlığın korunması için şu noktalara dikkat edilmesini tavsiye ediyor:


	
	Dengeli ve ölçülü beslenme
	
	
	Sahurun mutlaka yapılması
	
	
	Yeterli su tüketimi
	
	
	Uyku düzeninin korunması
	
	
	Fiziksel ve zihinsel stresin azaltılması
	


Ramazan’ın sadece aç kalmak değil, aynı zamanda bedeni dinlemek ve dengeyi yeniden kurmak için bir fırsat olduğuna dikkat çekiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlar Uyarıyor: Ramazan’da Kaçınılması Gereken Alışkanlıklar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 13:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlar-uyariyor-ramazanda-kacinilmasi-gereken-aliskanliklar-164443-20260208.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlar-uyariyor-ramazanda-kacinilmasi-gereken-aliskanliklar-164443-20260208.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/uzmanlar-uyariyor-ramazanda-kacinilmasi-gereken-aliskanliklar-164443-20260208.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Kış aylarında soğuk ısırığı vakaları artıyor’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-kis-aylarinda-soguk-isirigi-vakalari-artiyor-28455.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-kis-aylarinda-soguk-isirigi-vakalari-artiyor-28455.html</link>
                    <description><![CDATA[HAVALARIN soğumasıyla gündeme gelen soğuk ısırığının, özellikle risk grubundaki kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Sena İnal, erken önlem alınmayan vakalarda doku ve uzuv kaybı yaşanabileceği uyarısında bulundu. İnal, “Kış aylarında soğuk ısırığı vakaları artıyor. Soğuk ısırığı, el ve ayak parmak uçları, burun ve kulaklar gibi vücudun uç bölgelerinde görülür. Soğuğa maruziyet sonrası bu bölgelerde kızarıklık, morarma, ağrı, hassasiyet, şişlik ve bazen yaralarla karşılaşabiliyoruz” dedi.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Medipol Sağlık Grubu’ndan Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sena İnal, soğuk ısırığının basit bir cilt problemi gibi görülmemesi gerektiğini belirterek açıklamalarda bulundu.

‘SOĞUK ISIRIĞI EN ÇOK UÇ BÖLGELERİ ETKİLİYOR’

Soğuk ısırığının genellikle uzun süre eksi derecelerde soğuğa maruz kalma sonrası ortaya çıktığını belirten Uzm. Dr. İnal, “Soğuk ısırığı, el ve ayak parmak uçları, burun ve kulaklar gibi vücudun uç bölgelerinde görülür. Soğuğa maruziyet sonrası bu bölgelerde kızarıklık, morarma, ağrı, hassasiyet, şişlik ve bazen yaralarla karşılaşabiliyoruz” dedi. Bazı gruplarda soğuk ısırığının daha sık görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. İnal, “Kadınlar, zayıf bireyler, çocuklar, ileri yaştaki kişiler, dolaşım bozukluğu olanlar, sigara içenler, bağ dokusu hastalığı bulunanlar ve damarları büzücü ilaç kullanan kişiler risk grubunda yer alıyor” diye konuştu.

Soğuk ısırığından korunmanın en etkili yolunun soğuğa maruz kalma süresini kısaltmak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. İnal, “Eldiven, termal giysiler gibi koruyucu kıyafetler mutlaka kullanılmalı. Uzun süre korumasız şekilde soğukta kalınmamalı” dedi.

Her iki elde veya ayakta aynı anda kızarıklık, ağrı ve hassasiyet görülmesinin soğuk ısırığına işaret edebileceğini belirten İnal, bu durumda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

‘ANİ VE YÜKSEK ISIYLA DEĞİL, YAVAŞ YAVAŞ ISITMA ÖNERİYORUZ’

Soğuk ısırığında ilk yapılması gerekenin etkilenen bölgeyi sıcak tutmak olduğunu belirten Uzm. Dr. İnal, “Ancak ani ve yüksek ısıyla değil, yavaş yavaş ısıtma öneriyoruz. Bölgedeki kan dolaşımını artırmak için hafif egzersizler de faydalı olabilir” dedi.

Şikayetlerin düzelmemesi durumunda dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirten İnal, “Gerekli durumlarda damar genişletici ilaçlar ve çeşitli kremlerle tedavi uygulayabiliyoruz” diye konuştu.

Soğuk ısırığının kontrol altına alınmadığında ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Sena İnal, “Tedavi geç kalınırsa parmak kaybına, ekstremite kaybına hatta burun ucunda doku kayıplarına kadar gidebilen tablolarla karşılaşabiliyoruz. İyileşmek yerine kötüleşen, uzun süren, ağrısı artan ve yaralar açılan durumlarda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalı” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[‘Kış aylarında soğuk ısırığı vakaları artıyor’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 08:19:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kis-aylarinda-soguk-isirigi-vakalari-artiyor-112048-20260101.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kis-aylarinda-soguk-isirigi-vakalari-artiyor-112048-20260101.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/kis-aylarinda-soguk-isirigi-vakalari-artiyor-112048-20260101.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[‘Yılın son haftalarında stres ve duygusal tükenmişlik artıyor’]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-yilin-son-haftalarinda-stres-ve-duygusal-tukenmislik-artiyor-28350.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-yilin-son-haftalarinda-stres-ve-duygusal-tukenmislik-artiyor-28350.html</link>
                    <description><![CDATA[YIL sonuna yaklaşırken iş yükünün artması, finansal kaygıların belirginleşmesi ve yoğun sosyal temponun çalışanlarda stres seviyesini yükselttiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Selin Küçük, bu dönemde giderek yaygınlaşan yılsonu stresinin duygusal ve fiziksel belirtilerine dikkat çekti. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Klinik Psikolog Küçük, “Yılın son haftalarına yaklaşıldığında, hedeflerin kapanması, yoğun iş temposu, sosyal beklentiler ve finansal kaygılar birbirine eklenerek duygusal tükenmişliğe zemin hazırlayabiliyor” dedi.

Yıl sonu döneminin çalışanların ruhsal dayanıklılığını zorlayabildiğine dikkat çeken Medicana Kadıköy Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Selin Küçük, bu durumun çoğu zaman fark edilmeden biriktiğini belirterek, “Yılın son haftalarına yaklaşıldığında, hedeflerin kapanması, yoğun iş temposu, sosyal beklentiler ve finansal kaygılar birbirine eklenerek duygusal tükenmişliğe zemin hazırlayabiliyor. Bu süreçte uyku düzeni bozulabiliyor, odaklanma güçlükleri, isteksizlik ve gün içinde dalgalanan duygu durumları sıkça ortaya çıkabiliyor. Tükenmişlik hissi başlangıçta yorgunluk gibi değerlendirilse de, zamanla işlevselliği etkileyen daha ciddi bir tabloya dönüşebiliyor” diye konuştu.

YIL SONU STRESİNİN YAYGIN BELİRTİLERİ

Uzm. Klinik Psk. Küçük, “Yıl sonu döneminde sıkça karşılaşılan stres belirtileri hem duygusal hem de fiziksel yansımalarla kendini gösterebiliyor. Duygusal tükenme, motivasyon kaybı, irritabilite, uyku düzeninde bozulma ve zihni toparlamakta güçlük yaşanması bu belirtilerin başında geliyor. Artan iş yükü ve sosyal sorumluluklara bağlı olarak kişilerde sabırsızlık, karar vermede zorlanma ve yoğunluk hissi de görülebiliyor” dedi.

Küçük, bu belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “Yoğun stresin kontrol altına alınmaması durumunda tükenmişlik sendromu daha belirgin hale gelerek kişinin iş yaşamı, sosyal ilişkileri ve günlük işlevselliği üzerinde kalıcı etkiler yaratabilir” ifadelerini kullandı.

BU DÖNEMDE RUHSAL DAYANIKLILIĞI AZALTAN FAKTÖRLER

Uzm. Klinik Psk. Küçük, özellikle yoğun çalışma saatleri, düzensiz uyku düzeni, artan sosyal yükümlülükler ve kendine zaman ayıramama durumunun yıl sonu stresini pekiştirdiğini belirterek şöyle konuştu:

“Yoğunluk dönemlerinde kişi kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmeye daha meyilli olur. Bu durum, stres toleransını düşürerek duygusal kırılganlığı artırır. Gün içinde kısa molalar vermemek, sosyal etkinlik yükümlülüklerinin artması ve gece uykusunun bölünmesi, yıl sonu stresini tetikleyen temel unsurlar arasındadır.”

YIL SONU STRESİNİ AZALTMAYA YARDIMCI 5 ADIM

Uzm. Klinik Psk. Selin Küçük, bu dönemde ruhsal yükü azaltmaya yönelik uygulanabilir önerileri şöyle sıraladı:

“Gerçekçi zaman planlaması: Yoğun iş takvimlerinde, yapılacaklar listesini sadeleştirmek ve gereksiz aciliyeti olan işlere öncelik vermemek, zaman baskısını azaltmaya yardımcı olabilir. Takvimde esneklik oluşturmak stres yönetimini kolaylaştırır.

“Kısa zihin molaları verme Gün içinde birkaç dakikalık zihinsel molalar, odaklanmayı artırabilir ve zihinsel yorgunluğu hafifletebilir. Bu molalar, yoğun tempoda duygusal dengenin korunmasına katkı sağlar.

“Sosyal yükümlülükleri azaltma Yıl sonu döneminde artan etkinlikler ve sosyal beklentiler, fark edilmeden stres kaynaklarından biri haline gelebilir. Sosyal takvimi sadeleştirmek, duygusal yükü hafifletebilir.

“Uyku düzenini koruma Geç saatlere uzayan iş temposu ve yoğun sosyal aktiviteler, uyku düzenini bozarak stres toleransını azaltabilir. Düzenli uyku, ruhsal dayanıklılık açısından kritik bir rol oynar.

“Profesyonel destekten çekinmeme Stres ve tükenmişlik belirtilerinin uzun süre devam etmesi durumunda psikolojik değerlendirme yapılması önemlidir. Erken dönemde alınan profesyonel destek, sürecin ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir.”

Yıl sonunun getirdiği hızlı tempo ve duygusal yük, birçok kişinin günlük rutinlerini etkileyebiliyor. Düzenli uyku, dengeli çalışma saatleri, kendine zaman ayırma ve stres kaynaklarının farkında olma, bu dönemi daha sağlıklı geçirmeye destek sağlayan temel unsurlar olarak öne çıkıyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[‘Yılın son haftalarında stres ve duygusal tükenmişlik artıyor’ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 09:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yilin-son-haftalarinda-stres-ve-duygusal-tukenmislik-artiyor-121939-20251223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yilin-son-haftalarinda-stres-ve-duygusal-tukenmislik-artiyor-121939-20251223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yilin-son-haftalarinda-stres-ve-duygusal-tukenmislik-artiyor-121939-20251223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2025'te MHRS üzerinden 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-2025te-mhrs-uzerinden-388-milyon-95-bin-539-randevu-alindi-28324.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-2025te-mhrs-uzerinden-388-milyon-95-bin-539-randevu-alindi-28324.html</link>
                    <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşları için Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden (MHRS) 2025 yılında 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı. Sistemden günlük verilen ortalama randevu sayısı 1,7 milyonu buldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakanlığa bağlı kamu hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ile aile hekimliklerinden muayene randevusu alınabilmesi için hayata geçirilen MHRS, 2010 yılında Erzurum ve Kayseri'de pilot olarak uygulanmaya başladı, 2012'den itibaren yurt genelinde kullanıma alındı. Sisteme bugüne kadar; randevu talebi oluşturmanın yanı sıra randevu hatırlatma, ebeveynlerin çocukları için randevu alabilmesi, hastanenin konum bilgisini gösterme, en yakın sağlık kuruluşunu bulma, navigasyon hizmeti, favori hekim ve poliklinik listesi oluşturma, doktora not yazma, iptal edilen randevunun geri alınabilmesi, randevu değiştirme, barkod uygulaması gibi pek çok özellik eklendi.

'KULLANIM ALANI GENİŞLEDİ'

Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Dr. Özgür Sezer, MHRS'ye ilişkin DHA'ya yaptığı açıklamada, 2025 yılında MHRS'nin sağlık hizmet sunumundaki kullanım alanının genişletildiğini belirtti. Sezer, "Cihaz randevuları (MR, BT, ultrason) ile ameliyat randevularının sistem tarafından sağlık tesislerince verilebilir, izlenebilir ve yönetilebilir olması sağlandı. Bu yılsa vatandaşlarımıza MHRS üzerinden 388 milyon 95 bin 539 randevu verdik. Sistemden günlük verilen ortalama randevu sayısı 1,7 milyon civarında oldu" dedi.

'MOBİL UYGULAMAYI İNDİRMELERİNİ TAVSİYE EDİYORUZ'

MHRS’ye ulaşmanın yollarını aktaran Sezer, "MHRS'ye; ALO 182 Çağrı Merkezi, 'www.mhrs.gov.tr' ve MHRS mobil uygulama üzerinden veya e-Nabız mobil uygulaması üzerinden randevu alınabiliyor. e-Devlet de kişileri uygulamaya yönlendirebiliyor. Biz vatandaşlarımıza özellikle MHRS mobil uygulamasını indirmelerini tavsiye ediyoruz. Bu uygulama üzerinden kolay, güvenli ve takip edilebilir bir şekilde randevularını oluşturabilirler. MHRS üzerinden randevu almak, iptal etmek veya değiştirmek tamamen ücretsizdir" diye konuştu.

'VERİLEN RANDEVU SAYISINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR'

MHRS üzerinde yapılan son çalışmaları aktaran Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Sezer, "Sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştıran aksaklıklar, MHRS'nin de yer aldığı köklü dijital dönüşümle takip edilebilmiş ve çözüme kavuşmuştur. MHRS yapısal problemleri ortadan kaldırarak, vatandaşların kendi zamanlarını planlayabilmesini ve hastanede geçirecekleri süreyi asgari düzeye indirmesini sağlamıştır. Türkiye genelinde MHRS üzerinden 2023 yılının ilk 11 ayında toplam 257 milyon 430 bin 535, 2024 yılının ilk 11 ayında 316 milyon 326 bin 831 ve 2025 yılının ilk 11 ayında ise 377 milyon 213 bin 782 randevu oluşturuldu" dedi. Sezer, 2024 yılının ilk 11 ayında oluşturulan randevu sayısının, 2023 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 23, 2025 yılının ilk 11 ayında oluşturulan randevu sayısının da 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 19 oranında fazla olduğunu belirterek, "Bu veriler doğrultusunda MHRS üzerinden verilen randevu sayılarında artış olduğu görülmektedir" diye konuştu.

'RANDEVU BEKLEYEN VATANDAŞLARIN ORANI YÜZDE 90 AZALDI'

Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Dr. Özgür Sezer, "MHRS kapsamında 79 branşta vatandaşlara sağlık hizmeti sunuluyor. 81 ilde 72 branşta aynı güne, 73 ilde aynı günde tüm branşlara randevu verilebiliyor. Yapılan düzenleme ve iyileştirmelerle, randevu bekleyen hasta sayısı 4 milyondan 400 binin altına düştü. Randevu bekleyen vatandaşların oranı yüzde 90 azaldı" dedi. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[2025'te MHRS üzerinden 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 10:43:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/2025te-mhrs-uzerinden-388-milyon-95-bin-539-randevu-alindi-134404-20251219.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/2025te-mhrs-uzerinden-388-milyon-95-bin-539-randevu-alindi-134404-20251219.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/2025te-mhrs-uzerinden-388-milyon-95-bin-539-randevu-alindi-134404-20251219.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 2026 yılı sonunda yerli helikopter ambulansımız Gökbey filomuzda görev alacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bakan-memisoglu-2026-yili-sonunda-yerli-helikopter-ambulansimiz-gokbey-filomuzda-gorev-alacak-28251.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bakan-memisoglu-2026-yili-sonunda-yerli-helikopter-ambulansimiz-gokbey-filomuzda-gorev-alacak-28251.html</link>
                    <description><![CDATA[ SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, “2026 yılı sonu itibarıyla yerli ve milli Gökbey helikopter ambulanslarımız filomuzda görev almaya başlayacaktır. Gökbey, sadece bir helikopter değildir; mühendislerimizin, bilim insanlarımızın ve Türk savunma sanayimizin kabiliyetlerinin gökyüzüne taşınmış halidir” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla alınan 100 adet acil yardım ambulanslarının teslim törenine katıldı. Samsun Kurtuluş Yolu üzerinde düzenlenen törene Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Uras, siyasi parti il başkanları, ilçe belediye başkanları, kaymakamlar ve sağlık çalışanları katıldı.

Törende konuşan Sağlık Bakanı Memişoğlu, “Bugün sahip olduğumuz acil sağlık sistemi, Türkiye'nin son 23 yılda sağlıkta gerçekleştirdiği ilerlemenin en görünür, en etkileyici ve en hayati alanlarından biridir. Bir zamanlar ulaşım imkanlarımızın sınırlı olduğu, sağlık hizmetlerine erişimin zor olduğu bölgelerde bugün dakikalar içinde vatandaşımıza ulaşan, dünyanın birçok ülkesinde örnek gösterilen bir kapasiteye sahibiz. Türkiye artık yalnızca kendi vatandaşına değil, bölgesine ve dünyaya da umut olan bir ülkedir. Afetlerde, savaş bölgelerinde, uluslararası insani yardım operasyonlarında en hızlı hareket eden, en organize ve en donanımlı ekipleri gönderen ülke Türkiye’dir" diye konuştu.

‘YIL SONUNA KADAR FİLOMUZA 856 YENİ AMBULANS DAHA KATACAĞIZ’

Türkiye genelinde bugün 3 bin 574 acil yardım istasyonu ve 6 bin 308 kara ambulansı ile vatandaşa kesintisiz hizmet verdiklerini belirten Bakan Memişoğlu, "Bu sayı, son 20 yılda tam 40 kat artmıştır. Bu muazzam artış, Türkiye'nin acil sağlık hizmetlerinde ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından oldukça çarpıcıdır. Yıl sonuna kadar filomuza 856 yeni ambulans daha katacağız. Böylece hem araç kapasitemizi büyütmüş hem de hizmet kalitemizi daha üst bir seviyeye taşımış olacağız. Kara ambulanslarımızı deniz ambulanslarıyla, helikopter ve uçak ambulanslarımızla tamamlıyor; dağdan denize, şehir merkezinden en ücra köylere kadar her noktaya ulaşan entegre bir sistem kuruyoruz. 2025 yılı itibarıyla 112 acil sağlık hizmetinden yararlanan vatandaş sayımızın 6 milyona ulaşmış olması, bu sistemin ne kadar ihtiyaç duyulan ve güvenilen bir yapı haline geldiğinin somut göstergesidir. Helikopter ve uçak ambulanslarımızla 5 bin 500’den fazla kritik hastaya ulaşarak hayat kurtaran müdahalelerin başarıyla gerçekleştirilmesi de Türkiye’nin acil sağlık hizmetlerinde geldiği üstün seviyeyi göstermektedir" dedi.

‘ACİL SAĞLIK HİZMETLERİMİZE YENİ BİR SOLUK GETİRECEK’

Yerli ve milli yatırımların önemine değinen Bakan Memişoğlu, "Buradan ülkemiz adına gurur verici bir gelişmeyi bir kez daha paylaşmak isterim. 2026 yılı sonu itibarıyla yerli ve milli Gökbey helikopter ambulanslarımız filomuzda görev almaya başlayacaktır. Gökbey, sadece bir helikopter değildir; mühendislerimizin, bilim insanlarımızın ve Türk savunma sanayimizin kabiliyetlerinin gökyüzüne taşınmış halidir. Bu helikopterler; uçuş performansı, donanımı, yazılımı ve güvenilirliğiyle acil sağlık hizmetlerimize yeni bir soluk getirecek, zor coğrafyalara hızlı erişim kapasitemizi daha da güçlendirecektir" diye konuştu.

‘OED CİHAZLARINI ÜLKE GENELİNDE YAYGINLAŞTIRMAK ÜZERE TARİHİ BİR ADIM ATIYORUZ’

Bakan Memişoğlu, şöyle devam etti:

“Günümüzde acil sağlık hizmetlerinde başarı, hızlı müdahale kadar doğru yönetim, güçlü planlama ve akıllı sistemlerle mümkündür. Türkiye, dijital sağlık altyapısını acil sağlık hizmetlerine en güçlü şekilde entegre etmiş ülkeler arasındadır. Bugün ambulanslarımızın her hareketi, her vaka ve her süreç eş zamanlı izlenebilmekte; komuta kontrol merkezlerimiz tarafından en doğru karar anında verilebilmektedir. Bu sistem sayesinde müdahale hızımız yükselmiş, etkinliğimiz artmış, insan hayatı için kritik olan saniyeler en verimli şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Dijitalleşme çalışmalarımızın yanı sıra, hayat kurtarma zincirinin güçlendirilmesi adına yürüttüğümüz önemli bir çalışmayı daha sizlerle birkaç gün önce paylaşmıştım. ASELSAN iş birliği ile tamamen yerli imkanlarla geliştirdiğimiz Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazlarını ülke genelinde yaygınlaştırmak üzere tarihi bir adım atıyoruz. Hazırladığımız ve çok yakında yürürlüğe girecek olan OED Yönetmeliği ile 2026–2028 yılları arasında nüfus yoğunluğu yüksek tüm alanlarda OED bulundurma zorunluluğunu kademeli olarak hayata geçireceğiz. Sesli yönlendirmelerle adım adım rehberlik eden, ritmi otomatik analiz eden, gereksiz şok uygulamayan bu sistemler sayesinde herhangi bir vatandaşımız, acil bir durumda profesyonel ekiplerimiz gelene kadar hayat kurtarma zincirinin aktif bir parçası olabilecektir. Bu düzenleme, devletimizin insan hayatına verdiği değerin güçlü bir yansımasıdır. Bugün burada atılan her adım; Gökbey’den dijital altyapıya, OED cihazlarından ilk yardım eğitimlerine kadar, entegre bir sağlık sisteminin yapı taşlarını oluşturmaktadır. Her yerli üretim, her eğitim, her teknoloji Türkiye’nin yarınlarına yapılmış stratejik bir yatırımdır. Acil sağlık hizmetleri yalnızca araçlardan ya da teknolojiden ibaret değildir. Bu yapının kalbi, onu ayakta tutan en büyük güç insan kaynağımızdır. Bugün 50 bine yakın Acil Sağlık Hizmetleri personelimiz ve 20 bine yakın UMKE gönüllümüz, sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok bölgesinde Türkiye’nin merhametini, sorumluluk duygusunu ve insan hayatına verdiği değeri temsil etmektedir. Her birine gönülden teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Bakan Memişoğlu’na sembolik ambulans anahtarı hediye etti. Ardından Memişoğlu, ambulansın içine binerek incelemelerde bulundu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 2026 yılı sonunda yerli helikopter ambulansımız Gökbey filomuzda görev alacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:14:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-2026-yili-sonunda-yerli-helikopter-ambulansimiz-gokbey-filomuzda-gorev-alacak-114834-20251206.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-2026-yili-sonunda-yerli-helikopter-ambulansimiz-gokbey-filomuzda-gorev-alacak-114834-20251206.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-2026-yili-sonunda-yerli-helikopter-ambulansimiz-gokbey-filomuzda-gorev-alacak-114834-20251206.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[60 KİŞİ MANTAR ZEHİRLENMESİYLE HASTANEYE KALDIRILDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-60-kisi-mantar-zehirlenmesiyle-hastaneye-kaldirildi-28237.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-60-kisi-mantar-zehirlenmesiyle-hastaneye-kaldirildi-28237.html</link>
                    <description><![CDATA[- Uzmanlar, doğadaki her mantarın tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Güngör Sitar, İstanbul'da son bir ayda 60 kişinin mantar zehirlenmesi nedeniyle hastanelere başvurduğunu belirterek, "Özellikle sonbaharın uzaması, kışın başlamasının gecikmesi mantarların daha uzun süre doğada var olmasına sebep oluyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İnsanlarımız da güzel havalardan faydalanıp doğada geziye, yürüyüşe, pikniğe çıkmak istediğinde bu mantarları görüp maalesef toplayarak tüketme gibi eylemlerde bulunuyorlar. Açık havada yetişmiş hiçbir şekilde mantarı tüketmemek lazım. Çünkü bunun garantisi yok. Hatta o kadar tehlikelidir ki eski insanlarımız bu mantarlara, 'Köy geçiren', 'Ölüm meleği', 'Yok edici melek' gibi isimler bile koymuşlar. Geçtiğimiz hafta aynı aileden 3 kişi zehirlendi" dedi.

İstanbul'da son 1 ayda 60 kişi mantar zehirlenmesi nedeniyle hastanelere başvurdu. Uzmanlar bu nedenle vatandaşları mantar konusunda dikkatli olmaları yönünde uyardı. Sancaktepe İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde İç Hastalıkları Uzmanı olan Dr. Güngör Sitar da mantar zehirlenmelerine dikkat çekti.

&nbsp;

"KÖY GEÇİREN, ÖLÜM MELEĞİ, YOK EDİCİ MELEK' GİBİ İSİMLER BİLE KOYMUŞLAR'

Sancaktepe İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanesi'nde İç hastalıkları Uzmanı Dr. Güngör Sitar, "Son zamanlarda özellikle sonbaharın girmesiyle beraber mantar zehirlenmelerinde ciddi bir artış yaşandı. Özellikle sonbaharın uzaması, kışın başlamasının gecikmesi mantarların daha uzun süre doğada var olmasına sebep oluyor. İnsanlarımız da güzel havalardan faydalanıp doğada geziye, yürüyüşe, pikniğe çıkmak istediğinde bu mantarları görüp maalesef toplayarak tüketme gibi eylemlerde bulunuyorlar. Bunların tüketimi çok riskli ve tehlikeli. Bununla beraber mantar zehirlenmeleriyle acil servislere başvurular oluyor. Bunların bazıları gerçek mantar zehirlenmesi olarak ciddi sorunlar yaşıyorlar. Biz bu hastaları yatırıp elimizden gelen tüm tedavilerle takip etmeye, toparlamaya çalışıyoruz. Asıl tıbbi ismi amanita ve galerina olan türler özellikle çok yaygın ve zehirli mantarlar. Türkiye'de de bu mantarlar var. Amanita türü özellikle bizim marketlerde aldığımız beyaz kültür mantarına çok benzer. Galerina türü de ülkemizde çok meşhur olan kanlıca mantarına çok benzer. Bunların özellikle tehlike yarattığını söyleyebilirim. Bu mantarlar açık havada sporlarla yayılan bitkiler aslında. Uzun yıllar aynı yerden mantar topladığını iddia eden, aynı tip mantar topladığını iddia eden hastalarımız da oldu. Kuvvetle muhtemel bu bölgeye bu saydığımız mantarların sporları bir şekilde ulaşıyor. Bu sporlar o kadar kolay ulaşır ki, böceklerde hatta kuşların paçalarına bile bulaşarak deniz aşırı yerlere taşınabilen yapılar. Sporlar bu bölgede aynı benzeri diğer mantarların yanında üreyerek halkın bir nevi de kandırılmasına yol açıyorlar. Çünkü; 'biz yıllardır burada topluyoruz, hep yiyoruz hiçbir sorun olmadı' diyorlar. Bunun yanında üreyen çok da benzeyen bir zehirli mantar türü bütün planları alt üst edebiliyor. Açık havada yetişmiş mantarı hiçbir şekilde tüketmemek lazım. Çünkü bunun garantisi yok. Hatta o kadar tehlikelidir ki eski insanlarımız bu mantarlara, 'köy geçiren, ölüm meleği, yok edici melek' gibi isimler bile koymuşlar. Çok da masum ve güzel görünüşlü mantarlardır. Hatta ilk yediklerinde insanlara da lezzetli geliyorlar. Ama yedikten yaklaşık 5 ila 24 saat içinde ciddi bulantı, kusma, karın ağrısı, semptomları başlar. Bununla acil servislerimize başvuruyor hastalar. Zaten tipik hikaye verdikleri zaman mantar zehirlenmesinden şüphelendiğimizde, biz hastaların kan tetkikleri bozulmadan sadece klinik uygulamalarla bile hemen agresif bir şekilde tedavilerine başlıyoruz. Acil bir şekilde bu hastaları diyalize alıyoruz. Diyalizden sonra biyokimyasal verilerini, hastalığın klinik durumlarını takip ediyoruz" dedi.

&nbsp;

'CİDDİ KARACİĞER YETMEZLİĞİNE GİRDİLER'

Geçtiğimiz hafta aynı aileden 3 kişinin zehirlendiğini aktaran Dr. Güngör Sitar, "Bu konuda özellikle bilgi vermek isterim. Çünkü hasta olan ailemizin babası toplamış mantarları. Kendisinin anlattığı bize, normalde hep topladığı yermiş. Beyaz mantarlardı. Birkaç tanesi hafif sarımsıydı şeklinde bir anamnez verdi bize. Biz de bunu bilimsel bilgilerimizle eşleştirdiğimizde amanita olduğunu düşündük. Çünkü amanita kültür mantarına çok benzer. Erişkin formları biraz daha sarıya çalar. Şapkasının altında da ufak bir eteğimsi yapısı vardır. Normal diğer mantarların da yanında üreyince aynı mantardan olduğunu varsayarak tüketmişler. Bu mantar çok tehlikelidir. Zaten hastalarımızın seyri de çok ağır oldu. Bu hastaları acil servise geldiğinde hemen müdahil olup diyalize aldık. Diyalize almamıza rağmen ikinci gün genel durumları kötüleşmeye devam etti. Karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, nakile kadar ulaşabiliyor. Bu hastalarımızda da öyle oldu. Ciddi karaciğer yetmezliğine girdiler. Hastalardan biri genç 22 yaşındaydı. Onu herhangi bir durumda ciddi karaciğer yetmezliği olduğunda nakil olabileceği Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne yönlendirdik. Diğer hastamızı da aileyi, babasını da Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yönlendirdik. Kadın hastayı da biz takip ettik. Çünkü; yoğun imkanlar seferber etmek gereken hastalardı. Diğer hastanelerden bu amanita türüne özgün ama toksin ismindeki toksine antidot olarak üretilen bir ilaç var. Legalon isminde onu temin ettik. Açıkçası tüm tuşlara bastık bu hastaları kurtarabilmek için. Hastalarımızı sonra tabii tekrarlayan diyalizlere de aldık. Hastalarımız tedavilere yanıt verdiler. Geçtiğimiz bir ay içinde 50 ila 60 hasta diyebilirim. Bunların hemen hepsini diyalize aldık. Bazılarını tek diyaliz, bazılarını iki diyalizle kurtardık. Bazıları işte geçtiğimiz hafta yaşadığımız hastalar gibi biraz ağır seyretti. Birçoğu aslında tedaviye yanıt verdi. Ama şu bir gerçek ki bu hastalar tedaviye ulaşamasaydı hayati risk mutlaka yaşayacaklardı" diye konuştu.

&nbsp;

'SEPETTE AÇIKTAN SATILAN MANTARLARIN TÜKETİLMEMESİ LAZIM'

Güngör Sitar, "Özellikle açık hava pazarlarında aldığımız mantarlarda da eğer tezgahın üzerine yığılı vaziyette ise üzerinde bir paketlenme, etiket, ürünle ilgili bir bilgi yoksa ya da direkt sepette açıktan satılmış kişilerin bizzat topladığı mantarlarda bunların kesinlikle tüketilmemesi lazım. Kendimiz bizzat da kesinlikle tüketmemeliyiz. Bu mantarlar çok karışabiliyor diğerleriyle. İyi bir mikolog (mantar uzmanı) sadece görünüşüyle değil, dokusuyla, kokusuyla, hatta kırılganlığıyla ancak bunları ayırt edebilir. Eğer bizden biri ya da toplayanlardan biri böyle biri değilse bu işe hiç girmemekte fayda. Anadolu yakasında Taşdelen, Aydos Ormanı, Beykoz ve Şile'de ormanlarda özellikle insanların çok çok toplayarak geldiğini görüyorum. Bu bölgede şimdi mevsimde özellikle şu an biraz daha ılıman seyrettiği için mantar popülasyonunda artış var. Dolayısıyla zehirlenme vakalarında da artış görüldü. Zaten geçtiğimiz haftalarda ciddi sıkıntılar yaşayan çeşitli haberler de duyduk. O yüzden bu konuda koruyucu olmak adına kültür mantarı dışında, kesinlikle açık havadan toplanmış, toplanma şüphesi olan bir mantarı tüketmememiz gerekiyor" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[60 KİŞİ MANTAR ZEHİRLENMESİYLE HASTANEYE KALDIRILDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 10:02:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/60-kisi-mantar-zehirlenmesiyle-hastaneye-kaldirildi-130500-20251205.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/60-kisi-mantar-zehirlenmesiyle-hastaneye-kaldirildi-130500-20251205.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/60-kisi-mantar-zehirlenmesiyle-hastaneye-kaldirildi-130500-20251205.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Tevfik Özlü: H3N2 Kaynaklı Grip Salgını İçin Türkiye’de Yakın Risk Uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-tevfik-ozlu-h3n2-kaynakli-grip-salgini-icin-turkiyede-yakin-risk-uyarisi-28203.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-tevfik-ozlu-h3n2-kaynakli-grip-salgini-icin-turkiyede-yakin-risk-uyarisi-28203.html</link>
                    <description><![CDATA[GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Avustralya’da ortaya çıkıp hızla yayılan ve 7 mutasyon geçirdiği doğrulanan yeni ‘H3N2’ grip virüsüne ilişkin, “Ülkemizde influenza salgını başlamış değil ama Avrupa’da çok sık görülüyor. Önümüzdeki günlerde böyle bir salgın ülkemizde de başlayacak" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avustralya’da ortaya çıkarak influenza A alt tiplerinden biri olan ‘H3N2’ virüsü, dünya genelinde vaka artışıyla gündeme geldi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, klasik gribe göre daha hızlı yayılabilen ve bazı risk gruplarında daha ağır semptomlara yol açabilen virüse ilişkin uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Özlü, “H3N2 virüsü aslında bizim bildiğimiz ve influenza A dediğimiz tipik grip virüsüdür. Bu sene Güney Yarım Küre’de başlayan bir salgın var. Avustralya’da bu salgına neden olan virüsün alt tiplemesi yapıldığında farklı noktalarda 7’ye yakın mutasyon geçirdiği anlaşıldı. Buna bağlı olarak virüsün bulaştırıcılık hızının normal grip virüsüne göre daha fazla olduğu tespit edildi. Bu virüs Kuzey Yarım Küre’ye geçti. Japonya’da ve İngiltere’de vakaların büyük bir kısmının H3N2 virüsüne bağlı olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Bu salgının normal grip virüsüne göre daha hızlı yayılarak daha fazla kişiye yayılacağı konusunda öngörüler var. Henüz ağır bir hastalık tablosuna yön açtığı konusunda bilgi yok ama bulaşma hızının arttığı yönünde bilgiler var” ifadelerini kullandı.

‘ÜLKEMİZE GELMESİ ZAMAN ALMAYACAK’

Risk gruplarının aşılanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özlü, 'H3N2' virüsünün yakın zamanda Türkiye’de de görülme olasılığının yüksek olduğunu kaydederek, "Özellikle 5 yaş altında ve 50 yaş üzerinde grip virüslerinin ağır seyrettiğini komplike ve ölümcül olabildiğini zaten biliyoruz. Özellikle yaşlı, kronik rahatsızlığı olanlar, bebek ve çocukların bu açıdan iyi korunması gerekiyor. Elimizde var olan grip aşıları bu virüse karşı da kısmen koruyor. Bu geçirdiği mutasyonlar aşıların etkisini de kısmen zayıflattı. Mevcut aşılara rağmen hasta olma potansiyeli yine var. Grip aşısı olanların ağır bir hastalık geçirmediği yönünde de bilgiler var. Aşılanmış olanlar yine daha iyi korunmuş olacaklar. Risk gruplarından hala aşılanmamış olanlar varsa aşılanabilirler. Ülkemizde influenza salgını başlamış değil ama Avrupa’da sık görülüyor. Ülkemize gelmesi çok zaman almayacak. Önümüzdeki günlerde böyle bir salgın ülkemizde de başlayacak" diye konuştu.

‘HASTA KİŞİLERLE TEMASI KESİN’

Prof. Dr. Özlü, virüsün gribal enfeksiyon belirtileriyle benzer olduğunu ifade ederek, "Aşılanma dışında da bu tür bir salgın riskini yönetmek için hasta olan kişilerin sosyal alanlara çıkmaması, evde istirahat etmesi, hasta olan kişilerin maske kullanmasını, hijyene dikkat etmesini tavsiye ediyoruz. Avrupa’da izole edilen vakaların büyük bir çoğunluğu ‘H3N2’ virüsü. Ülkemizin Avrupa ile olan iletişiminin çok yoğun olduğunu düşünürsek, önümüzdeki günlerde Türkiye’de böyle bir virüsün izole olasılığı çok yüksek. Virüse karşı korunmak, solunum yolu viral enfeksiyonlarına karşı korunmakla benzerdir. Sağlam kişilerin kendisini koruması için hasta kişilerle teması kesmesi gerekiyor. Çevrenizdekiler gribal bir enfeksiyon geçiriyorsa ateşi varsa burnu akıyorsa ve öksürüyorsa mesafeyi korumanı gerekir. Belirtileri de aslında diğer viral enfeksiyonlarla benzerdir. Ateş, burun akıntısı, hapşırma, geniz akıntısı, vücutta halsizlik, kırgınlık ve baş ağrıları gibi belirtiler seyrediyor” diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Tevfik Özlü: H3N2 Kaynaklı Grip Salgını İçin Türkiye’de Yakın Risk Uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 09:09:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-tevfik-ozlu-h3n2-kaynakli-grip-salgini-icin-turkiyede-yakin-risk-uyarisi-121222-20251202.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-tevfik-ozlu-h3n2-kaynakli-grip-salgini-icin-turkiyede-yakin-risk-uyarisi-121222-20251202.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-tevfik-ozlu-h3n2-kaynakli-grip-salgini-icin-turkiyede-yakin-risk-uyarisi-121222-20251202.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[112 Acil Sağlık Çalışanı Karahan, İleri Sürüş ve Acil Müdahale Yetkinliğiyle Hizmet Veriyor”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-112-acil-saglik-calisani-karahan-ileri-surus-ve-acil-mudahale-yetkinligiyle-hizmet-veriyor-28191.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-112-acil-saglik-calisani-karahan-ileri-surus-ve-acil-mudahale-yetkinligiyle-hizmet-veriyor-28191.html</link>
                    <description><![CDATA[Üç yıldır hem ambulans sürücüsü hem de acil müdahale personeli olarak görev yapan Karahan, acil sağlık hizmetlerinde zaman yönetiminin ve koordinasyonun önemine dikkat çekiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;ANKARA'da 3 yıldır 112 acil sağlık hizmetleri istasyonunda paramedik ambulans şoförü olarak görev yapan Müzeyyen Karahan (29), acil durumlarda vakaya da müdahale ediyor. Karahan, en kritik anlarda hayat kurtarmak için zamanla yarışarak vakalara müdahale ettiklerini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Paramedik Bölümü'nden 2016 yılında mezun olan Müzeyyen Karahan, Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde göreve başladı. Ankara’nın Altındağ ilçesindeki 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda önce paramedik olarak görev yapan ve ambulansta vakalara müdahale eden Müzeyyen Karahan, daha sonra ileri sürüş teknikleri eğitimi alarak paramedik ambulans şoförü oldu. Karahan, 3 yıldır Ankara'nın yoğun trafiğinde 112 ambulansında hem şoförlük yapıyor hem de acil durumlarda arka kabine geçip, vakalara ilk müdahalede bulunuyor. Başkent'te hayat kurtarmak için saniyelerle yarışan Karahan, bazen olay yerinde de vakaya müdahale ediyor.

'ZAMANLA YARIŞIYORSUNUZ'

1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nda DHA’ya konuşan Müzeyyen Karahan, yardım etme içgüdüsü, en acil anlarda hem fiziksel hem psikolojik ve mental olarak insanlara yardım etme güdüsü, yanında olma hissinin mesleğe iten şey olduğunu söyledi. Karahan, her an acil yardıma hazır durumda bulunduklarını anlatarak, "Vaka düştüğünde 90 saniye içinde aracı hareket ettirmek zorundasınız. Bir insana ulaşmak için zamanla yarışıyorsunuz. Bu, adrenalin seviyorsanız sizi yükselten bir şey; ama sürekli tetikteymiş hissi veriyor. Ondan dolayı dinlenirken bile tetikte oluyorsunuz. Bazen çok uzak mesafelere gidiyoruz. Oralara hızlı ulaşma çabası oluyor. Vaka çok acilse telefon üzerinden ilk yardım uygulamasını konferans şeklinde yaptığımız oluyor" dedi.

'HELAL OLSUN KIZLAR DİYORLAR'

Karahan, trafikte gerçekten duyarlı olan kadar olmayan da olduğunu söyleyerek, "Her durumda siren açılmıyor, çok acil vakalarda kullanıyoruz. Çünkü siren kullanmamız insanların odaklanamayıp kazaya sebep olmasına yol açabiliyor. Her vakaya giderken insan veya ırk ayırt etmeksizin kendi yakınımızdan biri olabilecek gibi aynı özveri ile gitmeye çalışıyoruz. 'Kadın ambulans sürücüsü olur mu?', 'Bakanlık neden kadın çalıştırıyor?’ gibi çok duyuyoruz; ama hastayı güvenli şekilde teslim edince ‘Helal olsun kızlar, hastamız size emanetti, sağ salim getirdiniz’ gibi çok teşekkür alıyoruz. Ayrıca trafik kurallarına da riayet etmek zorundayız. Geçiş üstünlüğümüz var; ama geçiş önceliğimiz yok. Acil durumlarda bu geçiş üstünlüğünü kullanıyoruz. Acil olmayan durumlarda kullanmıyoruz zaten" diye konuştu.

'AMBULANSTA DOĞUM YAPTIRDIM'

Karahan, meslek hayatının en zor döneminin 6 Şubat depremleri olduğunu da belirterek, "Orada ne kadar çok hastaya dokunurum ne kadar çok hayat kurtarırım mantığıyla ilerliyorsunuz. Bir tarafta doğum, bir tarafta ölüm vardı. Ambulans içinde bir gebeye doğum yaptırmak zorunda kalmıştım. Sancıları çok sıktı, hastane yolunu bulmaya çalışıyorduk. Güneşin doğuşu ve batışına göre çadır hastanesini bulmaya çalışıyorduk. Bebeğin kordonu dolanmıştı. Doğumu yaptırdım, bebeğin cinsiyetine bile bakmamışım. Tek şükrettiğim şey, anne ve bebek aynı yerdeydi, ayrılmadılar birbirinden. Sınır dışı görevlerimde ise Suriye sınır hattında Antep, Hatay, Urfa sınır kapılarında çalıştım. Çadır kentlerdeki hastaların Türkiye’ye naklinde görev yaptım. Ne kadar yorucu ve uykusuz bırakan bir iş olsa da mesleğimden çok mutluyum. Beni hem duygusal hem fiziksel anlamda tatmin eden bir mesleğin içindeyim. Şükrediyorum. Ailem genel olarak destekliyor, sınır dışı görevlerde tedirgin olsalar da gurur duyuyorlar" ifadelerini kullandı. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[112 Acil Sağlık Çalışanı Karahan, İleri Sürüş ve Acil Müdahale Yetkinliğiyle Hizmet Veriyor” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 09:49:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/112-acil-saglik-calisani-karahan-ileri-surus-ve-acil-mudahale-yetkinligiyle-hizmet-veriyor-125508-20251201.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/112-acil-saglik-calisani-karahan-ileri-surus-ve-acil-mudahale-yetkinligiyle-hizmet-veriyor-125508-20251201.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/112-acil-saglik-calisani-karahan-ileri-surus-ve-acil-mudahale-yetkinligiyle-hizmet-veriyor-125508-20251201.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KOAH, Her Yıl 3 Milyon Can Alıyor: Sigara En Büyük Risk]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-koah-her-yil-3-milyon-can-aliyor-sigara-en-buyuk-risk-28095.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-koah-her-yil-3-milyon-can-aliyor-sigara-en-buyuk-risk-28095.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya KOAH Günü’nde uzmanlar uyarıyor: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, özellikle sigara kullanıcılarında nefes yollarında kalıcı daralmaya yol açıyor. Erken tanı, solunum testleri ve sigarayı bırakmak hayati önem taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Dünyada her yıl 3 milyona yakın insanın ölümüne yol açan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), özellikle sigara kullanımının yaygın olduğu ülkelerde en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alıyor. Dünya KOAH Günü kapsamında hastalığa dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Kansu, KOAH'ın nefes yollarında kalıcı daralmaya yol açarak hastaları hayattan koparan ciddi bir tabloya dönüştüğünü söyledi. Dr. Kansu, "KOAH hastalarında özellikle kış aylarında risk daha da artıyor" dedi.

Her yıl milyonlarca sessiz ölüme neden olan KOAH, en büyük tetikleyicisi sigara ile yayılmaya devam ediyor. Dünya KOAH Günü kapsamında konuşan Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Kansu, hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekti. Birçok hastanın belirtileri önemsemediği için geç tanı aldığını vurgulayan Dr. Kansu, özellikle kış aylarında artan riske karşı hayati uyarılarda bulundu.

'KOAH, AKCİĞERİN KRONİK VE GERİ DÖNÜŞSÜZ DARALMASIDIR'

Hastalığın temel tanımını yapan Dr. Kansu, “KOAH kronik obstrüktif akciğer hastalığıdır Akciğerin daralmasını gösterir. Hastalarda nefes darlığı, öksürük, balgam ve günlük aktiviteleri bile kısıtlayan ciddi solunum güçlüğü ortaya çıkar" dedi. KOAH'ın dört evresi bulunduğunu belirten Dr. Kansu, ileri evrelerde hastaların evlerinden çıkamaz hale geldiğini, hatta oksijen desteği olmadan yürüyemediğini ifade etti.

SİGARA EN BÜYÜK RİSK FAKTÖRÜ

KOAH hastalarının büyük bölümünde belirgin sigara öyküsü olduğunu söyleyen Dr. Kansu, “Uzun süreli sigara kullanımı KOAH'ın en yaygın ve en bilinen sebebidir. Kirli hava, mesleki maruziyetler ve enfeksiyonlar da hastalığı tetikleyebilir ancak temel neden sigaradır" diye konuştu.

Dünya genelinde 300 milyon KOAH hastası bulunduğunu aktaran Dr. Kansu, “Her yıl sigaraya bağlı KOAH nedeniyle 3 milyon insan hayatını kaybediyor. KOAH kaynaklı ölümler artık üçüncü sıraya yükseldi. Bu çok korkutucu bir tablo" ifadelerini kullandı.

TANIDA SOLUNUM TESTİ ÖNEMLİ

KOAH şüphesinde muayenenin yanı sıra akciğer filmi ve solunum testlerinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Kansu, “Nefes testiyle hava yolu darlığını net şekilde görebiliyoruz. Özellikle yıllarca sigara içmiş, kırklı yaşlardan sonra öksürük ve nefes darlığı yaşayan hastalarda KOAH ihtimali yüksektir" dedi.

KOAH'ın tamamen önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Kansu, “Birinci aşama mutlaka sigaranın bırakılmasıdır. Sigara bırakılmadığında hastalık ilerlemeye devam eder. İkinci aşamada inhaler yani nefes yoluyla alınan ilaçlar kullanıyoruz. Ancak hastaların kontrolsüz biçimde ilaç kullanması sık bir hata. KOAH hastalarının 6 ayda bir mutlaka kontrol edilmesi gerekir" uyarısında bulundu.

&nbsp;

EGZERSİZ VE BESLENME TEDAVİYİ DESTEKLİYOR

Pulmoner rehabilitasyonun KOAH'ta büyük fayda sağladığını belirten Dr. Kansu, “Diyafram solunumu, nefes egzersizleri, kas güçlendirme hareketleri ve düzenli yürüyüş hastalara ciddi katkı sağlar. Ayrıca aşırı kilo veya kas kaybı hastalığı kötüleştirir. Beslenme düzeni bu yüzden önemlidir" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[KOAH, Her Yıl 3 Milyon Can Alıyor: Sigara En Büyük Risk - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 10:02:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/koah-her-yil-3-milyon-can-aliyor-sigara-en-buyuk-risk-130417-20251119.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/koah-her-yil-3-milyon-can-aliyor-sigara-en-buyuk-risk-130417-20251119.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/koah-her-yil-3-milyon-can-aliyor-sigara-en-buyuk-risk-130417-20251119.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEREBRAL PALSİ VE SMA HASTALIKLARINA ERKEN TEŞHİSTE YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-serebral-palsi-ve-sma-hastaliklarina-erken-teshiste-yapay-zeka-teknolojisi-28091.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-serebral-palsi-ve-sma-hastaliklarina-erken-teshiste-yapay-zeka-teknolojisi-28091.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Doktor Sema Gül, 6 yıldır, bebeklere yönelik yapılan çalışmalarında 'BabySensAI' teknolojisini geliştirdiklerine değinerek, "Özellikle Serebral palsi ve Spinal müsküler atrofi (SMA) gibi nörogelişimsel bozukluklar ile genetik hastalıkların daha erken tespit edilmesini amaçlıyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi, Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Doktor Sema Gül, geliştirdikleri BabySensAI teknolojisiyle bebeklerdeki hareket bozukluklarını analiz ettiklerini, bebeklerin 2-3 dakikalık videolarını iskelet formunda işleyerek inceleyip risk grubunda olup olmadıklarını belirlediklerini söyledi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da yapılan ‘Riskli Bebeklerde Yapay Zeka İle Erken Tanı ve Müdahale Sempozyumu’nda konuşan doktor Sema Gül, "Bu teknolojimiz sayesinde şu ana kadar yaklaşık 300 bebeği taradık. Bu bebeklerin yüzde 18’inin riskli grupta olduğu tespit edilerek erken tanı sayesinde erken rehabilitasyona erişmeleri sağlandı. Böylece hedeflediğimiz yüzde 40’lık engel oranını azaltma elde etmiş, yani engel oranını yüzde 40 oranında azaltabildiğimizi de somut olarak görmüş olduk" diye konuştu.

‘2020 YILINDAN BERİ BEBEKLERİN UZAKTAN TANILANMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ’

Nörogelişimsel bozukluklarla genetik hastalıkların erken teşhisi için yapılan bu teknolojinin önem taşıdığını belirten doktor Gül, "2020 yılından bu yana bebeklerin uzaktan tanılanmasına yönelik süreçleri takip ediyoruz. Son dönemde yapay zeka modelleri popüler hale gelse de biz yaklaşık 6 yıldır bebeklerin erken tanılanması için bir model üzerinde çalışıyoruz. Bu model, özellikle serebral palsi ve SMA gibi nörogelişimsel bozukluklar ile genetik hastalıkların daha erken tespit edilmesini amaçlıyor. Hareket bozukluklarının analiz edildiği bu sistemde, 'BabySensAI' adını verdiğimiz teknolojiyle bebeklerin 2-3 dakikalık videoları iskelet formunda analiz edilerek risk grubunda olup olmadıkları belirleniyor. Şu anda Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Büyükşehir ve 17 ilçe belediyesinde riskli bebeklere yönelik taramalar başlatmış durumdayız. Dün 17 Kasım Prematüre Günü’ydü. Bu vesileyle bugün sempozyumumuzu gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. (DHA)







&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SEREBRAL PALSİ VE SMA HASTALIKLARINA ERKEN TEŞHİSTE YAPAY ZEKÂ TEKNOLOJİSİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/serebral-palsi-ve-sma-hastaliklarina-erken-teshiste-yapay-zeka-teknolojisi-190514-20251118.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/serebral-palsi-ve-sma-hastaliklarina-erken-teshiste-yapay-zeka-teknolojisi-190514-20251118.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/serebral-palsi-ve-sma-hastaliklarina-erken-teshiste-yapay-zeka-teknolojisi-190514-20251118.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ÇÖREK OTU YAĞI: DOĞANIN MUCİZESEL ŞİFA KAYNAĞI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-corek-otu-yagi-doganin-mucizesel-sifa-kaynagi-27924.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-corek-otu-yagi-doganin-mucizesel-sifa-kaynagi-27924.html</link>
                    <description><![CDATA[Asırlardır kullanılan çörek otu yağı, modern araştırmalarla da destekleniyor. Hücre yenilenmesinden sindirim sağlığına kadar birçok alanda fayda sağlıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Asırlardır şifa kaynağı olarak bilinen çörek otu yağı, son yıllarda bilim dünyasının da ilgisini çekiyor. Geleneksel tıpta önemli bir yere sahip olan bu doğal yağ, modern araştırmalarda da destekleyici tedavi unsuru olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre çörek otu yağı, içerdiği thymoquinone, omega yağ asitleri ve antioksidan bileşenler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücuttaki iltihaplanmayı azaltıyor ve hücre yenilenmesini destekliyor. Düzenli kullanımın; solunum yolu rahatsızlıklarından sindirim sorunlarına, cilt problemlerinden kronik yorgunluğa kadar pek çok alanda olumlu etkiler sağladığı bilimsel olarak gözlemleniyor.

Doğal formülüyle dikkat çeken çörek otu yağı, aynı zamanda cilt ve saç sağlığını destekliyor, stresin azaltılmasına katkı sağlıyor. Bitkisel içeriğiyle enerji artışı ve genel vücut direncinde iyileşme gözlenebiliyor.

Uzmanlar, çörek otu yağının günde bir çay kaşığı veya kapsül formunda önerilen dozda tüketilmesini tavsiye ediyor. Fazla kullanımın faydadan çok zarar getirebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, ürünün serin, kuru ve güneş almayan bir ortamda muhafaza edilmesini öneriyor.

Doğal yöntemlerle sağlığını korumak isteyenler için çörek otu yağı, modern yaşamın stresine karşı güçlü bir destek olarak öne çıkıyor. Ancak her doğal ürün gibi, çörek otu yağının da bilinçsiz kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor.

Uyarı: Herhangi bir hastalığın tedavisi amacıyla kullanmadan önce mutlaka bir uzman doktora veya diyetisyene danışılması önerilir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ÇÖREK OTU YAĞI: DOĞANIN MUCİZESEL ŞİFA KAYNAĞI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 09:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/corek-otu-yagi-doganin-mucizesel-sifa-kaynagi-123432-20251030.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/corek-otu-yagi-doganin-mucizesel-sifa-kaynagi-123432-20251030.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/corek-otu-yagi-doganin-mucizesel-sifa-kaynagi-123432-20251030.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HER PEMBE TON SAĞLIĞI GÜÇLENDİRİYOR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-her-pembe-ton-sagligi-guclendiriyor-27917.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-her-pembe-ton-sagligi-guclendiriyor-27917.html</link>
                    <description><![CDATA[Diyetisyen Elif Öksüz Odabaşı, pembe besinlerin meme kanserine karşı koruyucu etkisine dikkat çekti.
“Çilek, nar, pancar, mor lahana, somon… Tabağınıza ekleyeceğiniz her pembe ton farkındalığı artırdığı kadar sağlığı da güçlendiriyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ EKİM ayı boyunca meme kanseri farkındalığının simgesi haline gelen pembe renge vurgu yapılırken, Diyetisyen Elif Öksüz Odabaşı, pembe besinlerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Odabaşı, “Çilek, ahududu, kiraz, yaban mersini, nar, pancar, mor lahana, kırmızı üzüm, domates, kırmızıbiber ve somon. Tabağınıza ekleyeceğiniz her pembe ton sağlığınızı güçlendiriyor” dedi.

Türkiye’de akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci, kadınlarda ise, ilk sırada yer alan kanser türü meme kanseri, her yıl binlerce kadını etkiliyor. Bu hastalığın görülme sıklığı artarken farkındalık çalışmaları da pembe kurdelelerle düzenlenen yürüyüşler ve toplumsal kampanyalarla giderek yaygınlaşıyor. Farkındalığın yalnızca pembe dış görünümle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Birimi Yönetici Diyetisyeni Elif Öksüz Odabaşı, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Odabaşı, “Yapılan araştırmalar, sebze, meyve, tam tahıllar, zeytinyağı ve kuruyemişlerle zenginleştirilmiş diyetlerin kanser riskini azaltabileceğini gösteriyor. Özellikle pembe, kırmızı ve mor renkli besinler; içeriklerindeki antioksidanlar ve fitobesinlerle adeta doğanın ‘koruyucu zırhı’ gibi davranıyor. Çilek, ahududu, kiraz, yaban mersini, nar, pancar, mor lahana, kırmızı üzüm, domates, kırmızıbiber ve somon. Bu besinlerin her biri hücre hasarını azaltarak, iltihaplanmayı baskılayarak ve bağışıklığı destekleyerek meme kanserine karşı koruyucu etki gösterebiliyor. Tabağınıza ekleyeceğiniz her pembe ton farkındalığınızı görünür kıldığı kadar sağlığınızı da güçlendiriyor” diye konuştu.

OBEZİTE KANSERİN TEKRARLAMA RİSKİNİ ARTIRIYOR

Bilimsel verilerin, obezitenin yalnızca meme kanseri gelişimiyle değil, tedavi sonrası nüks, tekrarlama riskiyle de yakından ilişkili olduğunu belirten Odabaşı, “Vücutta biriken fazla yağ dokusu, iltihaplanmayı artırarak ve hücreler arası iletişimi bozarak tümörlerin yeniden oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle sağlıklı bir kiloyu korumak, hastalığın tekrarlama riskini azaltmanın yani sıra yaşam süresini ve kalitesini de olumlu yönde etkileyen önemli bir strateji haline geliyor” dedi. Diyetisyen Odabaşı şu önerileri de hatırlattı, “Tabağınızı her gün sebze, meyve ve tam tahıl ve kuru baklagillerle renklendirin. Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın, zeytinyağını ana yağ kaynağınız yapın. Haftada en az 150 dakika yürüyüş veya fiziksel aktiviteye yer verin. Alkolden uzak durun, su tüketiminizi artırın” dedi. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[HER PEMBE TON SAĞLIĞI GÜÇLENDİRİYOR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 14:12:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/her-pembe-ton-sagligi-guclendiriyor-171345-20251029.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/her-pembe-ton-sagligi-guclendiriyor-171345-20251029.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/her-pembe-ton-sagligi-guclendiriyor-171345-20251029.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Yontar: Genetik yatkınlık erken teşhisle kontrol altına alınabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-yontar-genetik-yatkinlik-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir-27813.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-yontar-genetik-yatkinlik-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir-27813.html</link>
                    <description><![CDATA[ SAMSUN Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Can Yontar, kalp hastalıklarında genetik yatkınlığın göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Yontar, özellikle aile bireylerinden birinde kalp hastalığı teşhisi konulması durumunda, diğer aile fertlerinin de vakit kaybetmeden kardiyolojik kontrollerini yaptırmalarının önemine vurgu yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemiz Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Can Yontar, genetik kalp hastalıklarının ailedeki diğer bireylerde de görülebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Ancak her kalp hastalığının aynı oranda genetik aktarım göstermediğini söyleyen Prof. Dr. Osman Can Yontar, “Ailede görülen kalp hastalıklarının, diğer bireylere genetik olarak aktarılma ihtimali bulunan bir durumdur. Ancak bu aktarım oranı her kalp hastalığı için aynı değildir; hastalığın türüne, genetik yapıya ve bireylerin yaşam alışkanlıklarına göre değişiklik göstermektedir. Bazı kalp hastalıklarında genetik geçiş riski oldukça yüksekken, bazılarında bu oran daha düşük olabilmektedir. Bu nedenle aile geçmişinde kalp rahatsızlığı bulunan bireylerin, özellikle de anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarında kalp hastalığı görülen kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerekir” diye konuştu.

‘ERKEN TEŞHİS, KALP HASTALIKLARINDA HAYAT KURTARICIDIR’

Kalp hastalıklarından korunmak için genetik yatkınlığın yanı sıra tüm tütün ürünleri ve stresten uzak durulması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yontar, “Ailede herhangi bir bireyde kalp hastalığı teşhis edilmesi durumunda, diğer aile üyelerinin bu durumu göz ardı etmemesi büyük önem taşır. Çünkü bu kişilerde de benzer bir genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Bu nedenle, risk grubunda bulunan bireylerin en kısa sürede bir kardiyoloji uzmanına başvurarak gerekli kontrolleri yaptırmaları gerekir. Yapılacak genetik testler, detaylı kalp muayeneleri ve düzenli takipler sayesinde olası bir kalp hastalığı erken dönemde tespit edilebilir. Erken teşhisin, kalp hastalıklarında hayat kurtarıcı olduğunun altını çizmek gerekir. Genetik yatkınlığı bulunan kişilerin, düzenli kontrollerin yanı sıra yaşam tarzlarına da özen göstermeleri gerekmektedir. Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, düzenli egzersiz ve stresten mümkün olduğunca kaçınma gibi faktörler, genetik riskin yol açabileceği olumsuzlukların önüne geçmede oldukça etkilidir. Bu nedenle aile öyküsünde kalp hastalığı bulunan her bireyin, kendi sağlığını koruma adına bu kontrolleri aksatmaması, doktor önerilerine uyması ve yaşam tarzını kalp sağlığını destekleyecek şekilde düzenlemesi son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yontar: Genetik yatkınlık erken teşhisle kontrol altına alınabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:03:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-yontar-genetik-yatkinlik-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir-120559-20251020.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-yontar-genetik-yatkinlik-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir-120559-20251020.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-yontar-genetik-yatkinlik-erken-teshisle-kontrol-altina-alinabilir-120559-20251020.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İspanya’dan Türkiye’ye getirilen 'altın kan' anne ve bebeğini hayata bağladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ispanyadan-turkiyeye-getirilen-altin-kan-anne-ve-bebegini-hayata-bagladi-27632.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ispanyadan-turkiyeye-getirilen-altin-kan-anne-ve-bebegini-hayata-bagladi-27632.html</link>
                    <description><![CDATA[GAZİANTEP’te yaşayan 30 yaşındaki Naide Soylu, üçüncü gebeliğinde nadir kan grubuna sahip olduğunu öğrendi. Literatürde Rh Null olarak geçen ve 6 milyonda 1 kişide rastlanan 'altın kan' İspanya'da bulundu. Soylu’nun, doğum öncesi kan ihtiyacı hayati hale gelince Türk Kızılay, İspanya’dan özel koşullarda getirilen 3 ünite kanı, soğuk zincirle Gaziantep’e ulaştırdı. Gerçekleştirilen operasyon sonrası, anne sağlıklı bir doğum yaparak bebeğine kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İlk iki gebeliğinde sorun yaşamayan 30 yaşındaki Naide Soylu, üçüncü gebeliğinde yapılan rutin testlerde kan uyuşmazlığı tespit edilince yakın takibe alındı. Talasemi hastalığı nedeniyle hamileliğinin 7’nci ayında kan nakline ihtiyaç duyulan hastaya Türk Kızılay aracılığıyla üç kez kan temin edildi ancak uyum sağlanamadı. Aile bireylerinin kanları da uyuşmayınca süreç kritik bir aşamaya geldi. Gaziantep Üniversitesi’nde yapılan ileri taramalar ve ABD’den gelen test sonuçları, Soylu’nun Rh Null kan grubuna sahip olduğunu kesinleştirdi.

ALTIN KAN İSPANYA’DAN GETİRİLDİ

Doğumu yaklaşan Soylu için Gaziantep Üniversitesi’nden gelen talep üzerine Türk Kızılay hızla harekete geçti. İspanya’da bulunan iki ünite dondurulmuş Rh Null kanı ile aktif bir bağışçıdan alınan bir ünite, özel taşıma koşullarında soğuk zincir korunarak önce İstanbul’a, ardından Gaziantep’e ulaştırıldı. Yapılan nakil sayesinde anne sağlıklı bir doğum yaptı ve bebeğini kucağına aldı.

‘BİR DAMLASINA MUHTAÇMIŞIZ’

Naide Soylu, yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“İlk kez Altın Kan’ı duydum, belki doğurabilirim ama çocuğumu kucağıma alamam diye korktum. Umudum kalmamıştı, ailem ve eşim teselli ediyordu. Doğum zamanı yaklaşırken İspanya’dan gelen güzel haberle hayata tutundum. İlk verildiği anda kalbim çarptı, bir şey oluyor diye korktum ama sonra rahatladım. Ameliyatım zor geçti, sonrasında kanı yine verince toparlandım çok şükür. Kan bağışının ne kadar önemli olduğunu anladım. Bir damlasına muhtaçmışız.”

Baba Hilmi Tunahan Soylu ise duygularını şu sözlerle ifade etti:

“Altın Kan diye bir şeyin varlığını bilmiyordum. Eşimin ‘belki tekrar gelemeyebilirim’ diyerek ağlamasıyla bende de korku oluştu. Ameliyattan çıkana kadar tedirgin bekledik. En sonunda kanın İspanya’dan bulunduğunu söylediklerinde ailecek çok sevindik. Sağ olsun hem hocalarımız hem de Kızılay sayesinde çok şükür iyiler.”

‘KIZILAY’IN HIZLI MÜDAHALESİ GÜVEN VERİYOR’

Naide Soylu’nun doktoru Prof. Dr. Vahap Okan, Altın Kan grubunun herkese kan verebildiğini ancak sadece aynı gruptan alabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Bu nedenle ‘altın kan’ olarak biliniyor. Doğum öncesinde ciddi risk vardı, çünkü kan bulunmazsa hem anne hem bebek hayati tehlike altındaydı. Neyse ki Kızılay süreci hızla organize etti, kan temin edildi ve ameliyat güvenle gerçekleştirildi. Bu olayda da gördük ki Kızılay’ın hızlı müdahalesi ve devletimizin desteği hem hekimlere hem hastaya çok büyük güven verdi.”

‘TÜRKİYE’DE İLK KEZ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ’

Türk Kızılay Kan Hizmetleri Ar-Ge ve İş Geliştirme Müdürü Nazlı Sözmen ise süreci şöyle özetledi:

“Uluslararası Nadir Kan Bağışçısı Paneli ile iletişime geçtik ve İspanya’dan olumlu yanıt aldık. Kayıtlı bir Rh Null kan grubuna sahip bağışçılarının olduğu ve kendi bankalarında da iki ünite dondurulmuş kan bileşeni olduğu bilgisi ulaştı. Doğumla ilgili tarihi netleştirdik bu çok önemliydi çünkü dondurulmuş üniteler çözüldükten sonra transfer edilmesi gerekiyordu ve çözüldükten sonra kullanılması için maksimum 72 saat ömürleri bulunmaktaydı. Soğuk zincir garanti edilerek İstanbul’a, oradan da Gaziantep’e ulaştırılmasını sağladık. Bu süreci Türk Kızılay olarak ülkemizde ilk defa gerçekleştiriyoruz. Bu vaka, Kızılay’ın hayat kurtaran müdahalelerinin uluslararası boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Dünyanın en nadir kan gruplarından biri için yürütülen bu operasyon, gönüllü kan bağışının ve küresel iş birliğinin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne serdi.”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İspanya’dan Türkiye’ye getirilen 'altın kan' anne ve bebeğini hayata bağladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 08:22:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ispanyadan-turkiyeye-getirilen-altin-kan-anne-ve-bebegini-hayata-bagladi-112345-20250929.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ispanyadan-turkiyeye-getirilen-altin-kan-anne-ve-bebegini-hayata-bagladi-112345-20250929.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ispanyadan-turkiyeye-getirilen-altin-kan-anne-ve-bebegini-hayata-bagladi-112345-20250929.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı Dr. Kılıç: Halsizlik ve yorgunluk, vücudun sessiz çığlığıdır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-27572.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-27572.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özgür Kılıç, “Halsizlik ve yorgunluk, çoğu zaman basit gibi görünse de vücudun sessiz çığlığıdır. Bu şikayetler vitamin ve mineral eksikliklerinden ciddi hastalıklara kadar geniş bir yelpazede hastalıkların habercisi olabilir” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzun yıllardır görev yaptığı iç hastalıkları anabilim dalında, tedavi olmak için gelen hastaların büyük bir çoğunluğunun halsizlik ve yorgunluktan şikayetçi olduklarını belirten OMÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, halsizlik ve yorgunluğun tek başına ya da başka semptomlarla birlikte de görülebileceğini söyledi. Genç ve kronik hastalığı olmayan bireylerde halsizlik ve yorgunluğun en sık nedeninin vitamin ve mineral eksiklikleri olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, “Özellikle B12, D vitamini ve folat eksikliği laboratuvar testlerinde yaygın olarak karşımıza çıkıyor. Et tüketiminin az olduğu bireylerde ve genç kadınlarda demir eksikliğine bağlı kansızlık sık görülüyor. Düzensiz beslenme, yoğun yaşam temposu ve stres de bu eksikliklerin ortaya çıkmasında önemli rol oynuyor” diye konuştu.

‘STRESLİ YAPIYA SAHİP KİŞİLERDE, SABAHLARI KAS AĞRILARIYLA UYANMA VAKALARI GÖRÜLÜYOR’

Yaşı ilerlemiş veya kronik hastalığı olan bireylerde halsizlik ve yorgunluğun farklı sebeplerden kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Özgür Kılıç, “Polifarmasi dediğimiz çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yan etkiler yoluyla tabloyu ağırlaştırabiliyor. Örneğin hipertansiyon hastalarında tansiyonun aşırı düşmesiyle birlikte baş dönmesi, halsizlik ve denge bozuklukları görülebiliyor. Bu gibi durumlarda ilacın dozunu düşürmek ya da geçici olarak kesmek şikayetlerde iyileşme sağlıyor. Ancak kan şekeri yüksekliği, tansiyonun kontrolsüz seyretmesi ya da kalp yetmezliği bulgularının artması halinde tedaviyi yeniden düzenlemek gerekebiliyor. Sabahları kas ağrılarıyla uyanan ve tahlillerde romatizmal belirti bulunmayan kişilerde de fibromyaljinin öne çıkmaktadır. Bu durum özellikle mükemmeliyetçi ve stresli yapıya sahip kişilerde sık görülüyor. Halk arasında kas romatizması veya sinirsel romatizma olarak da biliniyor” ifadelerini kullandı.

Halsizlik ve yorgunluğa unutkanlık, çabuk üşüme, kalp çarpıntısı ve kas zayıflığı gibi belirtiler eşlik ettiğinde farklı nedenlerin araştırılması gerektiğini söyleyen Dr. Özgür Kılıç, şöyle konuştu:

“Anksiyete bozuklukları, tiroid ve böbrek üstü bezinin işlev bozuklukları, vitamin ve mineral eksiklikleri ile kansızlık mutlaka ayırıcı tanıda düşünülmelidir. Ayrıca elektrolit dengesizlikleri de bu şikayetlere yol açabilir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Kilo kaybı, gece terlemesi, karın ağrısı ve karında şişlik gibi bulgularla birlikte görülen halsizlik ve yorgunluk durumlarında ise ciddi hastalıkların araştırılması gerekir. Kanser, enfeksiyon, iltihabi hastalıklar ve siroz gibi durumlar da bu tabloya eşlik edebilir. Hekim önerisi olmadan vitamin, omega 3 veya kolajen gibi takviyelerin kullanılması çoğu zaman asıl nedeni maskeler ve tanıyı geciktirir. Takviye kullanımı mutlaka doktor kontrolünde ve laboratuvar sonuçlarına göre yapılmalıdır. Basit gibi görünen bu şikayetler aslında vücudun bize gönderdiği bir alarm olabilir. Halsizlik ve yorgunluk, çoğu zaman basit gibi görünse de vücudun sessiz çığlığıdır. Bu şikayetler vitamin ve mineral eksikliklerinden ciddi hastalıklara kadar geniş bir yelpazede hastalıkların habercisi olabilir.”&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İç hastalıkları uzmanı Dr. Kılıç: Halsizlik ve yorgunluk, vücudun sessiz çığlığıdır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 08:12:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-111310-20250922.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-111310-20250922.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/ic-hastaliklari-uzmani-dr-kilic-halsizlik-ve-yorgunluk-vucudun-sessiz-cigligidir-111310-20250922.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Gündüz: 2 haftadan uzun süren ağız yaraları için diş hekimine başvurulmalı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-gunduz-2-haftadan-uzun-suren-agiz-yaralari-icin-dis-hekimine-basvurulmali-27520.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-gunduz-2-haftadan-uzun-suren-agiz-yaralari-icin-dis-hekimine-basvurulmali-27520.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaan Gündüz, “Oral kanserler dediğimiz şey aslında başlangıçları çok hızlı ve sinsi gelişen durumlar. Bundan dolayı mutlaka hastaların 2 haftadan uzun süren ağızdaki yaraları eğer mevcutsa en yakın diş hekimlerine başvurmaları gerekmekte. En son yapılan, 2022 yılında Sağlık Bakanlığı yapmış oldu araştırmada 2 bin 246 tane ağız kanserine rastlanmış. Bu vakaların 551 tanesi ölümle sonuçlanmış” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ OMÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaan Gündüz, vatandaşların ağız içi yaraları çoğu zaman önemsemediğini, tütün kullanımı, yetersiz ağız bakımı, güneş maruziyeti ve HPV virüsünün ağız kanserlerinin artışında etkili olduğunu ifade etti. Ağızda 2 haftadan uzun süren yaralar, sebepsiz diş sallanması, uyuşukluk ve çene ağrıları mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gündüz, ağız kanserinden korunma yolları arasında tütün ve alkol kullanımını azaltmak olduğunu belirtti. Prof. Dr. Gündüz, “Oral kanserler dediğimiz şey aslında başlangıçları çok hızlı ve sinsi gelişen durumlar. Bundan dolayı mutlaka hastaların 2 haftadan uzun süren ağızdaki yaraları eğer mevcutsa en yakın diş hekimlerine başvurmaları gerekmekte. En son yapılan, 2022 yılında Sağlık Bakanlığı yapmış oldu araştırmada 2 bin 246 tane ağız kanserine rastlanmış. Bu vakaların 551 tanesi ölümle sonuçlanmış. Bu da Türkiye kanser görülme olasılığını yüzde 1'ine tekabül ediyor ama şimdi şöyle bir durum var. Şimdi bizim insanlarımız kulağından bir damla kan gelince hemen işte gerekli doktora gider iken ağzından kan gelme durumunda çok fazla önemsemiyor. Yani ağız, dişler çok fazla önemsemiyor ne yazık ki. Ancak Özellikle son yıllarda artan tütün kullanımı ki bunun formasyonları var biliyorsunuz işte ne bileyim nargilesinden, piposundan, purosundan artmasından dolayı oral hijyenin, ağız bakımının eksikliğinden dolayı ve son yıllarda özellikle sizlerin de televizyonlarda veya işte bazı haber kanallarına duyduğunuz Human Papilloma Virüsü dediğimiz HPV'nin yaygınlaşmasından dolayı güneşe maruziyetinden dolayı insanlarda özellikle oral kanserler çok daha fazla sıklıkla görülüyor” diye konuştu.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Ağız kanserinde erken tanı gerçekleşirse hastaların ölümle sonuçlanmasının önüne geçilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Gündüz, “Biz kurum olarak Karadeniz'in en büyük üniversitesiyiz ve de fakülte olarak da Karadeniz'de büyük bir hizmet vermekteyiz. Ortalama yaklaşık günde 500 hasta, aylıkta 10 bine yakın hasta bakıyoruz. Biz yapmış olduğumuz seminerlerde hem öğrencilerimizi hem asistanlarımızı hem de halkımızı bu konuda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Erken tanı eğer gerçekleşirse bu hastalıkların ölümle sonuçlanmasının nispeten önüne geçmiş oluyoruz. Çünkü erken tanı biliyorsunuz her kanser vakasında çok önemli bir yer tutmakta. Herhangi birisi ağzında eğer 2 haftanın üzerine geçmeyen bir yara varsa mutlaka en yakın diş hekimine başvurması gerekmekte. Sebepsiz yere dişlerin sallanması, uyuşukluk olması, yüzde sebepsiz ağrıların, çene bölgesinde sebepsiz ağrıların oluşması kanserlerin başlangıç bulguları arasındadır. Zaten kanserlerin en fazla oluştuğu yerler ağız içerisinde dilin özellikle arka kenarlarıdır. Bunlar ne yazık ki başlangıçları da ağrısız olduğu için bir kısmının gözden kaçabilmekte. O yüzden insanlarımızdan, halkımızdan bu konuda dikkat etmeleri, eğer böyle bir lezyonla muhatap olurlarsa mesela bir yakınından ağız içerisindeki görüntüsünü çekmesini talep etmeli. 2 hafta sonra da aynı şekilde bu görüntü duruyorsa veya daha da büyümüşse en yakın merkeze gitmesini önermekteyiz” ifadelerini kullandı.

KANSERE YAKALANMAMAK İÇİN TÜTÜN VE ALKOLDEN UZAK DURULMALI

Ağız kanserinden korunmanın en kısa yolunun tütün ve alkolden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gündüz, “Ağız kanserinden korunmanın en kısa çözümü tütünden uzak kalmak ve alkolden uzak kalmaktır. Şimdi tabii tütün bağımlılığı da ülkemizde büyük bir sorun teşkil ediyor. En azından bunu azaltmak, işte bu nargile, puro, pipo gibi çok daha yoğun nikotin ve tütün olan ürünlerden mümkün olduğu kadar azaltmakla geçmekte. Bir de alkolü mümkün olduğu kadar azaltırsanız bu tip problemler daha az bilimsel olarak da görülmekte. Son yıllarda Human Papilloma Virüsü (HPV) dediğimiz virüsün hem rahim kanserlerinde hem de ağız kanserlerinde rolü olduğu görüldü. Şimdi yapılan uygun yaşlarda aşılamalar bunlara karşı nispeten koruyuculuk sağlamakta. Ancak en önemlisi cinsel birlikteliğinizi yaşayacağınız partnerinizle güvenli cinsel birliktelik yaşamak ve de bu aşıları yaptırmak olarak düşünmekteyiz” dedi.

AĞIZ KANSERİ BULAŞICI DEĞİL

Ağız kanserinin bulaşıcı olmadığını belirten Gündüz, “Bir kere insanlar şöyle de düşünüyor, diş kanseri var mı? Şimdi diş kanseri diye bir şey yok. Oral kanserler dediğimiz şey, dudaklar değil, diş eti, yumuşak damak, sert damak dediğimiz bölgeyi kapsar. Oral kanserlerin, tüberküloz gibi, bir hepatit gibi bulaşma şansı bulunmamaktadır. Yani bireyin kendisinde olur, kaybolur veya hastayı ne yazık ki ölüme götürür. Yani bulaşmaz” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Gündüz: 2 haftadan uzun süren ağız yaraları için diş hekimine başvurulmalı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 21:16:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-gunduz-2-haftadan-uzun-suren-agiz-yaralari-icin-dis-hekimine-basvurulmali-001741-20250916.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-gunduz-2-haftadan-uzun-suren-agiz-yaralari-icin-dis-hekimine-basvurulmali-001741-20250916.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-gunduz-2-haftadan-uzun-suren-agiz-yaralari-icin-dis-hekimine-basvurulmali-001741-20250916.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakan Memişoğlu Samsun'da açıkladı: 17 bin sağlık çalışanı daha alınacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bakan-memisoglu-samsunda-acikladi-17-bin-saglik-calisani-daha-alinacak-27514.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bakan-memisoglu-samsunda-acikladi-17-bin-saglik-calisani-daha-alinacak-27514.html</link>
                    <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, “Atamayla ilgili bekleyen arkadaşlarımız var. Biz eylül ayında ikinci bir atama programı gerçekleştiriyoruz. İlk atamamızı toplam 2025 yılında 37 bin hekim dışı sağlık personeli alacaktık. 18 bini sene ortasında aldık. 17 binin de planlamasını yaptık. Bu ay itibarıyla Cumhurbaşkanlığına ilettik. En kısa zamanda bunların ilanları yapılacak. Planlamalarımızla yeni arkadaşlarımız 17 bin sağlık çalışanımızla 2026'da inşallah çok daha iyi sağlık hizmeti vereceğiz” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Samsun’a geldi. Bakan Memişoğlu, ilk olarak Samsun Valisi Orhan Tavlı’yı ziyaret etti. Ziyarete TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, MHP İl Başkanı Burhan Mucur da katıldı. Şeref defterini imzalayan Bakan Memişoğlu, ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı kapsamında 58’inci il olarak Samsun'da olduklarını söyleyen Memişoğlu, “Biz eylül ayında ikinci bir atama programı gerçekleştiriyoruz. İlk atamamızı toplam 2025 yılında 37 bin hekim dışı sağlık personeli alacaktık. 18 bini sene ortasında aldık. 17 binin de planlamasını yaptık. Bu ay itibarıyla Cumhurbaşkanlığına ilettik. En kısa zamanda bunların ilanları yapılacak. Planlamalarımızla yeni arkadaşlarımız 17 bin sağlık çalışanımızla 2026'da inşallah çok daha iyi sağlık hizmeti vereceğiz” diye konuştu.



‘HER TÜRLÜ YARDIMA HAZIRIZ’

Toplumu tehdit eden sigara, alkol gibi maddelerden uzak durmalarını ve hareket ederek, iyi beslenerek korunmalarını istediklerin dile getiren Bakan Memişoğlu, “Biz aynı zamanda biliyorsunuz sağlığın sadece hizmet tarafını veya koruyucu sağlığı değil üreten sağlığı da hedeflemiş durumdayız. Bununla ilgili de yurt dışı gezilerimizi yaptık. Daha da yapacağız. Moğolistan'ı, Çin'i ziyaret ettik. İnşallah yakın zamanda, önümüzdeki sene başında Amerika Birleşik Devletleri'ni, İngiltere'yi, Avrupa'yı da sağlığın üretimi konusunda ziyaret edeceğiz. Türkiye, bu kadar iyi sağlık çalışanının, bu kadar iyi sağlık altyapısının olduğu bir ülke, aynı zamanda sağlıkta yeni şeyler söyleyecek kapasitesi olan, insan gücü olan ve dirayeti olan bir ülke. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi koruyan, geliştiren ve üreten sağlık vizyonumuzla inşallah çok daha iyi sağlıklı günler yaşayacağız. Ben toplumdan her zaman bir şeyi ifade ederek istiyorum. Lütfen toplumumuzu tehdit eden, bağımlılıklardan, sigara gibi, kötü alışkanlıklar gibi, alkol gibi maddelerden uzak kalmalarını bedenlerini hareket ederek, egzersiz ederek ve iyi beslenerek korumalarını istiyor. Bunun için de her türlü yardıma hazırız. Özellikle sigarayla ilgili lütfen bizlerle beraber bu kötü alışkanlıklardan toplumumuzu kurtaralım. Sigara içen arkadaşlarımızın hepsi sigarayı bırakmak istiyor. Bırakmak için iradelerini ortaya koysunlar. Biz sağlıkçı olarak her türlü onlara yardıma hazırız” dedi.

Bakan Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından Canik Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’ toplantısına katıldı.

TÜRKİYE YÜZYILI BULUŞMALARI’NA KATILDI

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Samsun'da ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’na katıldı. Programda konuşan Bakan Memişoğlu, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak, "Siyaseti millete hizmet etmenin, Allah rızasını kazanmanın en kısa yolu, en kolay yolu olarak görüyoruz. Onun için gelip geçici olan bu dünya hayatında hoş seda bırakıp bu millete nasıl daha çok hizmet ederiz, bu milletin daha iyi yaşaması, daha mutlu olması için nasıl çabalarız, ne yaparız diye dertlenen insanlarız. Esasında bu dava, 954 yıllık dava. Bu topraklar 1071 yılından itibaren Türk milletinin, bu medeniyetin toprakları. Bunu 1919’da buraya ilk adımını atarak ispatlayan ve bu topraklardan hiç çıkmayacağımızın göstergesi olan İstiklal mücadelemizle gösterdik. Bu topraklarda bir ve birlikte hareket etmemiz lazım. Çok çalışmamız, üretmemiz lazım" dedi.

‘MİLLETE HİZMET İÇİN KOŞUYORUZ’

Dünyada adil bir düzenin kurulması gerektiğini dile getiren Bakan Memişoğlu, “Bizler şu iddianın peşindeyiz artık. Dünya beşten büyüktür iddiasının peşindeyiz. O iddia nedir? O iddia baktığınız zaman maalesef insanları sömürerek, insanları, kardeşleri birbirine kırdırarak hatta 60 bin insanı katlederek çoluk çocuk demeden açlığa terk ederek, onları katlederek kendisine çıkar elde eden maalesef kötü bir kapitalist sömürgeci bir medeniyet hakim. Bunu değiştirmenin yolu bizler iyilik tarafı olarak bir arada çalışıp, çok daha üretip koşmamız gerekiyor. Bu iddia budur esasında. Bu iddia, dünya beşten büyüktür iddiası bizim artık bu düzenin değişmesi gerektiğinin söylemidir. Onun için bugünkü nesil, bugünkü bizler sadece kendi vebalimizi değil gelecekteki çocuklarımızın da vebalini taşıyoruz. Ayrıştırıcı taraflarımızı değil birleştirici taraflarımızı ve birbirimizin açıklarını kapatacak, birbirimize sarılacak, birlikte hareket edecek zamandır. Bugün kişisel menfaatlerin değil, ülkenin ve milletin menfaatlerinin ön tarafta tutulacağı yeniden ayağa kalkacak bu medeniyetin öncüleri olarak bizlere büyük sorumluluk düşüyor. Onun için biz buradayız. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımız gece gündüz çalışıyor. Onun için bizler gece gündüz çalışıyoruz. Onun için biz koşuyoruz. Biz millete hizmet için koşuyoruz. Biz Allah rızası için koşuyoruz” diye konuştu.

'BARIŞIN TARAFINDAYIZ'

Bakan Memişoğlu, “Bu ülkede artık koşanların kazandığı, tutanların kaybettiği bir zaman yaşıyoruz. Onun için iftiradan, yalandan, dolandan birbirinizle uğraşmaktan değil, biz bu milleti yeniden ayağa kaldırmakla uğraşıyoruz. Onun için buradayız. Biz kavganın değil barışın, birbiriyle uğraşan, birbirinin kuyusunu kazan değil, birbirine sarılarak bir yere ulaşmak, o yerde bu medeniyetin yerine ayağa kalkması olduğunu bilen bir davanın insanıyız. Bugün Samsun'dayız. Yarın Adana'dayız. Öteki gün Tekirdağ'dayız. Bu vatanın her bir toprağında AK Parti neferleri Türkiye'yi, gelecek Türkiye'nin yüz yılını başarmak ve o vizyonu gerçekleştirmek için görevli. Kavganın değil, birbirini hataya sürükleyenin değil, birbirini dava edenlerin değil birbirine sarılan gönül birliği olan bir partiyiz” dedi.



'DÜNYANIN EN İYİ SAĞLIK HİZMETİNİ VERİYORUZ'

Türk milletinin bu topraklarda kalıcı olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, “Biliyoruz ki bir hayatın başlangıcı var, sonu var. Dünya geçici ama biliyoruz ki bu millet bu topraklarda kalıcı. Herkes de bunu bilmesi lazım. Bugün savunma sanayisinde birçok başarı elde etmiş bir toplumuz. Daha da edeceğiz, daha da üreteceğiz. Sağlıkta da aynı şekilde daha da üreteceğiz, yeni şeyler yapacağız. Dünyanın en iyi sağlık hizmetini veriyoruz. Bunu iddiayla söylüyorum ama teknolojisini aynı zamanda bilimini üreteceğiz. Yeni şeyler söyleyeceğiz dünyaya. Biz buna gücümüz yeten, irademizi ortaya koyan bir iktidarız. Onun için Samsun'da da şehir hastanesiyle, yeni hastaneleriyle sağlık hizmeti en iyi şekilde sunacak. Ama şunu unutmayın, ne yaparsanız yapın, insanlar şunu bilsinler ki biz bu vatan için, bu millet için gecemizi gündüzümüze kattık, çalışıyoruz. Onun için de Türkiye'nin Yüzyılı olması için, Türkiye'nin dünyada etkin güç olması için yeniden medeniyetimizin iyilik ve barış medeniyetimizin hakim olması için çalışıyoruz. Tabii ki buna engel olmak isteyenler, bununla mücadele edip de bizi birbirimize düşürmeye çalışacaklar var, olacaktır. Bu 1071’de de vardı. 1453’te de vardı. 1919’da da vardı ama bu millet hepsinin üzerinden geçti. Hepsinin üstünden geldi. Şimdi de Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bunu başaracağız. Bu medeniyetimizi yine dünyada hakim medeniyet haline getireceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biz daha evvel olması için daha çabuk gerçekleşmesi için çabalıyoruz. Ben bundan eminim. Gelecek nesillerimiz, gençlerimiz bunu başaracaklardır ama biz başlangıcını yaptık. Bundan sonra daha çok çalışacağız. Onlara daha iyi ülke, daha iyi gelişmiş ülke, herkese barış, huzur getiren bir millet olarak onların yolunu açacağız" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bakan Memişoğlu Samsun'da açıkladı: 17 bin sağlık çalışanı daha alınacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 20:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-samsunda-acikladi-17-bin-saglik-calisani-daha-alinacak-231948-20250913.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-samsunda-acikladi-17-bin-saglik-calisani-daha-alinacak-231948-20250913.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bakan-memisoglu-samsunda-acikladi-17-bin-saglik-calisani-daha-alinacak-231948-20250913.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Aksu: Nadir görülen interstisyel akciğer hastalıkları, kanserden daha fazla ölüme yol açabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-dr-aksu-nadir-gorulen-interstisyel-akciger-hastaliklari-kanserden-daha-fazla-olume-yol-acabilir-27505.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-dr-aksu-nadir-gorulen-interstisyel-akciger-hastaliklari-kanserden-daha-fazla-olume-yol-acabilir-27505.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, son 1 yılda İdiyopatik Pulmoner Fibrozis ve İnterstisyel Akciğer hastalığı tanısı konulan 188 hastaya toplam 197 işlem yapıldı. Türk Toraks Derneği Orta Karadeniz Şubesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Esra Arslan Aksu, “Bu hastalıkların önemli olmasının sebebi, nadir görülmelerine rağmen ilerleyici olmaları ve birçok kanser türünden daha fazla ölüme yol açabilmeleridir. Halk arasında çok bilinmemekle birlikte hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, son 1 yıl içerisinde İdiyopatik Pulmoner Fibrozis ve İnterstisyel Akciğer hastalığı tanısı konulan 188 hastaya toplam 197 işlem gerçekleştirildi. Toplumun bu hastalık konusunda bilinçlenmesi gerektiğini söyleyen Türk Toraks Derneği Orta Karadeniz Şubesi Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Esra Arslan Aksu, “Her yıl eylül ayının üçüncü haftası, idiopatik pulmoner fibrozis ve interstisyel akciğer hastalıkları farkındalık etkinlikleri kapsamında çeşitli aktivitelerle anılmaktadır. Bu hastalık grubu, akciğerin süngerimsi yapısının bozulup daha sert hale gelmesiyle ortaya çıkar. İçerisinde birçok alt tip bulunur. Bir kısmının nedeni henüz bilinmemekle birlikte bazıları sigara, bazıları bağ dokusu hastalıkları, bazıları ise çevresel faktörlerle tetiklenmektedir” diye konuştu.

‘HASTALIĞIN EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLERİ ÖKSÜRÜK, NEFES DARLIĞI VE GÖĞÜS AĞRISIDIR’

Hastalığın belirtileri hakkında konuşan Dr. Aksu, “Bu hastalıkların en sık görülen belirtileri öksürük, ilerleyici nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Bu şikayetlerle başvuran hastaların fizik muayenelerinde, akciğerlerde farklı sesler, ‘ince raller’ olarak adlandırdığımız sesler ve parmaklarda çomaklaşma gibi bulgularla karşılaşabiliyoruz. Direkt grafi ve bilgisayarlı tomografi sonuçlarıyla bu hastalıktan şüphelendiğimizde, ek olarak spirometrik tetkiklerle tanıya doğru ilerliyoruz. Bunlar arasında en önemlilerinden biri karbonmonoksit difüzyon testidir. Bu test, vücuttaki gazların difüze olma kapasitesinin ne kadar değiştiğini gösterir. Akciğer sertleştiği için bu kapasitenin azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HASTALIK İLERLEDİĞİNDE ÖLÜME YOL AÇABİLİYOR’

Belirtileri gösteren hastaların erken tanı için göğüs hastalıkları uzmanına başvurmaları gerektiğini söyleyen Aksu, “Tanı sürecinde bazı hastalarda bronkoskopik incelemelere ihtiyaç duyulurken, bazılarında ise sadece anamnez, fizik muayene, radyolojik ve spirometrik bulgularla tanıya ulaşabiliyoruz. Bu hastalıkların önemli olmasının sebebi, nadir görülmelerine rağmen ilerleyici olmaları ve birçok kanser türünden daha fazla ölüme yol açabilmeleridir. Halk arasında çok bilinmemekle birlikte hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. İleri evrelerde erken tanı konulmazsa, hastalar oksijene bağımlı hale gelebilmektedir. Bu nedenle hem hastaların hem de toplumun bu konuda bilinçlenmesi büyük önem taşır. Özellikle saydığımız şikayetlere sahip kişilerin, erken tanı için bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir” dedi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Aksu: Nadir görülen interstisyel akciğer hastalıkları, kanserden daha fazla ölüme yol açabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 07:36:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/dr-aksu-nadir-gorulen-interstisyel-akciger-hastaliklari-kanserden-daha-fazla-olume-yol-acabilir-103724-20250913.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/dr-aksu-nadir-gorulen-interstisyel-akciger-hastaliklari-kanserden-daha-fazla-olume-yol-acabilir-103724-20250913.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/dr-aksu-nadir-gorulen-interstisyel-akciger-hastaliklari-kanserden-daha-fazla-olume-yol-acabilir-103724-20250913.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Türkiye’de inme ve felçten dolayı her yıl 45 bin insan ölüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-turkiyede-inme-ve-felcten-dolayi-her-yil-45-bin-insan-oluyor-27459.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-turkiyede-inme-ve-felcten-dolayi-her-yil-45-bin-insan-oluyor-27459.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, inme ve felç hastalığının Türkiye’de de en sık görülen nörolojik rahatsızlıklardan biri olduğunu belirterek, “Kalp hastalıklarından sonra ikinci ölüm nedeni olan bu hastalıklar, Türkiye’de her yıl yaklaşık 45 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ OMÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, inme ve beyin hastalıklarında dengesiz beslenmenin de ciddi sağlık problemleri oluşturabileceğini belirterek, “Bu kadar ölümcül ve engellilik yaratan bir hastalık aslında önlenebilir. Yaş veya genetik yatkınlık gibi önleyemediğimiz faktörler elbette var. Ancak kontrol altına alabileceğimiz risk faktörleri de mevcut. Bunların başında beslenme geliyor. Tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durmak, sebze ve meyve ağırlıklı Akdeniz tipi beslenmeyi tercih etmek özellikle 60 yaş ve sonrasında çok daha önemli hale geliyor. Düzenli egzersiz de kritik bir koruyucu unsur. Haftada iki-üç gün yürüyüş yapmak veya fiziksel aktivitede bulunmak inme riskini ciddi oranda azaltabiliyor. Bunun yanında sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor” diye konuştu.

‘ARAŞTIRLAMAR HER 6 KİŞİDEN BİRİNİN İNME GEÇİRME RİSKİ TAŞIDIĞINI GÖSTERİYOR’

İnme ve felç hastalıklarında risk faktörlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Terzi, “Beyin damar hastalıkları, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en sık görülen nörolojik rahatsızlıklardan biri. Bu hastalıklar önemli bir özürlülük ve ölüm nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Genel olarak beyin damar hastalıklarını iki grupta değerlendiriyoruz; Beyin damar tıkanıklıkları ve beyin kanamaları. En sık rastladığımız durum ise beyin damar tıkanıklıkları. Bunlara halk arasında inme ya da felç diyoruz. Kalp hastalıklarından sonra ikinci ölüm nedeni olan bu hastalıklar, Türkiye’de her yıl yaklaşık 45 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor. Kontrol altına alınabilen diğer risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet yer alıyor. Bunların tedavi edilmesi, inmeyi önlemede büyük rol oynuyor. Araştırmalar, özellikle belli bir yaş grubunda her 6 kişiden birinin inme geçirme riski taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle risk faktörlerinin mutlaka kontrol altına alınması şart” ifadelerini kullandı.

‘HIZLI ŞEKİLDE HASTANEYE ULAŞMAK ÇOK KRİTİK’

Felç durumunda ilk 6-8 saatin hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Terzi, şöyle konuştu:

“Türkiye’de sağlık sistemi bu konuda önemli bir entegrasyona sahip. 112 Acil hattı, acil servisler ve nöroloji klinikleri sayesinde hastaların hızlı bir şekilde uygun merkezlere yönlendirilmesi sağlanıyor. İlk 6-8 saat hayati önem taşıyor. Erken dönemde damardan verilen ilaçlar ya da anjiyo yöntemleriyle tıkalı damarın açılması hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde etkileyebiliyor. Bu yüzden hızlı bir şekilde hastaneye ulaşmak çok kritik. Bununla birlikte hastalara kan sulandırıcılar, kolesterol düşürücüler, tansiyon ve diyabet ilaçları da veriliyor. Ayrıca felce yol açan nedenlerin araştırılması için beyin tomografisi, şah damarlarının görüntülenmesi ve kalp incelemeleri yapılıyor. Eğer kalpte ritim bozukluğu ya da farklı bir sorun varsa bunun da tedavi edilmesi gerekiyor. Beyne giden damarlarda ciddi bir tıkanıklık varsa, stent takma ya da cerrahi müdahaleler de söz konusu olabiliyor. İnme sonrası süreçte ise rehabilitasyon büyük önem taşıyor. Hastalarda güçsüzlük, dengesizlik, konuşma bozuklukları gibi tablolar gelişebiliyor. Bu noktada fizik tedavi, rehabilitasyon ve dil-konuşma terapileriyle hem fiziksel hem de bilişsel fonksiyonların iyileştirilmesi hedefleniyor.”&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Türkiye’de inme ve felçten dolayı her yıl 45 bin insan ölüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 07:45:51 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-turkiyede-inme-ve-felcten-dolayi-her-yil-45-bin-insan-oluyor-105138-20250908.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-turkiyede-inme-ve-felcten-dolayi-her-yil-45-bin-insan-oluyor-105138-20250908.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-turkiyede-inme-ve-felcten-dolayi-her-yil-45-bin-insan-oluyor-105138-20250908.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erken yaşta telefon kullanımı çocukların gelişimini tehdit ediyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-erken-yasta-telefon-kullanimi-cocuklarin-gelisimini-tehdit-ediyor-27444.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-erken-yasta-telefon-kullanimi-cocuklarin-gelisimini-tehdit-ediyor-27444.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden (OMÜ) Doç. Dr. Yaşar Barut, çocukların erken yaşta dijital cihazlarla tanışmasının, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinde olumsuz etkilere neden olduğunu belirterek, "Çocukların sağlıklı gelişimi için ekran süresi sınırlanmalı, deneyimsel öğrenmeye ve yüz yüze iletişime öncelik verilmelidir" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşar Barut, telefon, tablet gibi dijital cihazların uzun süreli kullanımının çocuklarda dikkat eksikliği, uyku problemleri, sosyal becerilerde zayıflık ve duygusal düzenleme sorunlarına yol açabildiğini ifade etti. Özellikle 0-6 yaş grubundaki çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin artmasının gelişimsel riskleri beraberinde getirdiğini belirten Doç. Dr. Barut, dijital cihazların uzun süreli kullanımının çocuklardaki etkilerini anlatarak, "Bilimsel araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite belirtileri, uyku problemleri ve sosyal etkileşimlerde zayıflık ile ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Özellikle hızlı görsel geçişler içeren dijital içerikler, çocukların dikkat sürelerini kısaltabiliyor. Ayrıca mavi ışık, uyku hormonlarını baskılayarak çocukların uykuya geçişini zorlaştırabiliyor. Sosyal gelişim açısından da yüz yüze etkileşimlerin yerini ekranın alması, empati gelişimini ve sosyal ipuçlarını okuma becerilerini olumsuz etkiliyor" diye konuştu.

‘DUYGUSAL DÜZENLEME BECERİLERİNİN GELİŞMESİNİ ENGELLEYEBİLİR’

Birçok ebeveynin çocuklarını sakinleştirmek ya da oyalamak için dijital cihazlara başvurduğunu belirten Doç. Dr. Barut, "Bu yaklaşım, uzun vadede duygusal düzenleme sorunlarına yol açabilir. Telefonun bir sakinleştirici ya da ödül-ceza aracı olarak kullanılması, çocukların duygusal düzenleme becerilerinin gelişmesini engelleyebilir. Çocuklar zorlayıcı duygularla başa çıkmayı öğrenmek yerine, bu duyguları bastırmak için dışsal araçlara bağımlı hale gelebilirler. Telefonun bir sakinleştirici olarak kullanılması ilerleyen yaşlarda stres, kaygı veya öfke gibi duygularla başa çıkmakta zorluk yaşamalarına neden olabilir” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUKLARINIZA ROL MODEL OLUN’

Doç. Dr. Barut, çocukların teknolojiyle sağlıklı ilişki kurabilmeleri için ailelere ve öğretmenlere sorumluluk düştüğünü ifade ederek, "Çocuklarınıza teknoloji kullanımı konusunda mutlaka rol model olun. Ebeveynler ve öğretmenler kendi davranışlarıyla çocuklara örnek olmalı, sınırsız ve dikkatsizce ekran kullanan bir yetişkinin, çocuğa sınır koyması pek mümkün değildir. Özellikle çocuğunuzun okul öncesi dönemde ekran süresinin günde 1 saati geçmemesine dikkat edilmelidir. Bunun yerine çocukları kitap okumaya, açık havada oyun oynamaya ve yaratıcı etkinliklerle meşgul olmaya teşvik etmek çok daha faydalı olacaktır. Çocuğunuzla birlikte dijital içerikleri izlemek ve sonrasında bu içerikler hakkında konuşmak, onun dijital dünyayı anlamasını ve medya okuryazarlığını geliştirmesini sağlar. Ayrıca, günlük yaşamda ekranlardan uzak kalınacak zaman dilimleri planlamak; örneğin yemek saatlerinde ya da yatmadan önce dijital molalar vermek, sağlıklı bir kullanım alışkanlığı kazandırmada oldukça etkilidir" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Erken yaşta telefon kullanımı çocukların gelişimini tehdit ediyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 06 Sep 2025 07:13:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/erken-yasta-telefon-kullanimi-cocuklarin-gelisimini-tehdit-ediyor-103047-20250906.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/erken-yasta-telefon-kullanimi-cocuklarin-gelisimini-tehdit-ediyor-103047-20250906.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/erken-yasta-telefon-kullanimi-cocuklarin-gelisimini-tehdit-ediyor-103047-20250906.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Her unutkanlık Alzheimer hastalığı değildir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-her-unutkanlik-alzheimer-hastaligi-degildir-27439.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-her-unutkanlik-alzheimer-hastaligi-degildir-27439.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, Türkiye’de yaşlı nüfusun artmasıyla, bu döneme özgü bazı sağlık sorunlarının daha belirgin hale geldiğini belirterek, "Geriatrik hastalarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri demans, yani unutkanlık tablolarıdır. Alzheimer başta olmak üzere farklı nedenlerle unutkanlık görülebiliyor fakat her unutkanlık Alzheimer hastalığı değildir" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, Türkiye'de yaşlı nüfusun artmasıyla yapılan düzenlemeleri değerlendirdi. Çevre düzenlemeleri, park ve sosyal alanların yaşlılara uygun hale getirilmesi, bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin yaygınlaştırılması yönünde adımlar atıldığını belirten Prof. Dr. Terzi, "Yaş ilerledikçe beyin damar hastalıkları, damar tıkanıklıkları, Parkinson ve benzeri nörolojik rahatsızlıkların sıklığı da artıyor. Biz genellikle 65 yaş üzerini geriatrik dönem olarak kabul ediyoruz. Bu dönemde diyabet, hipertansiyon gibi ek risk faktörleri de tabloya ekleniyor. Dolayısıyla bu yaş grubuna yönelik özel sağlık politikalarının geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’de de bu kapsamda hem çevre düzenlemeleri hem park ve sosyal alanların yaşlılara uygun hale getirilmesi hem de bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin yaygınlaştırılması yönünde adımlar atılıyor. Bugün hemen hemen her ilde bu tür merkezlerin bulunduğunu biliyoruz" diye konuştu.

'YAŞ İLERLEDİKÇE KAS-İSKELET SİSTEMİ PROBLEMLERİ YAŞANIYOR'

Geriatik hastalıklarda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin demans olduğunu söyleyen Prof. Dr. Terzi, sözlerine şöyle devam etti:

"Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaşlı nüfus, her geçen gün artıyor. İnsan ömrü uzadıkça yaşam süresi de uzuyor ve bunun doğal sonucu olarak yaş ortalaması yükseliyor. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte, bu döneme özgü bazı sağlık sorunları daha belirgin hale geliyor. Öncelikle kas-iskelet sistemi ile ilgili yürüme güçlüğü, dengesizlik gibi fiziksel problemler yaşanıyor. Bunun yanında yaşlanmayla birlikte beynin bilişsel fonksiyonlarında da etkilenmeler ortaya çıkıyor. Geriatrik hastalarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri demans, yani unutkanlık tablolarıdır. Alzheimer başta olmak üzere farklı nedenlerle unutkanlık görülebiliyor fakat her unutkanlık Alzheimer hastalığı değildir. Yaşlı bireylerin düzenli aralıklarla nörolojik kontrol yaptırması gerekiyor. Özellikle beyin damar tıkanıklığı veya beyin kanamasına yol açabilecek risk faktörleri erken dönemde tespit edilirse önlem almak mümkün oluyor. Aynı şekilde unutkanlık şikayetleri de erken dönemde belirlenmeli ki kişi hem ailesi içinde hem de toplumda daha etkin bir yaşam sürdürebilsin. Elbette yaş ilerledikçe belli ölçüde unutkanlık normaldir. Burada önemli olan, bu durumun günlük yaşam aktivitelerini ne kadar etkilediğidir. Bunun yanında Parkinson veya beyin damar hastalıkları gibi sorunlar varsa bunların da düzenli nöroloji kontrolleriyle yönetilmesi gerekiyor."

'YAŞLI NÜFUSU KONUŞURKEN, AİLELERİNİ DE DÜŞÜNMELİ'

Prof. Dr. Murat Terzi, açıklamasında, "Yaşlılık sürecinde yaklaşımımız sadece nörolojiyle sınırlı değil; multidisipliner bir bakış açısı benimsiyoruz. Bu çerçevede beslenme düzenlemeleri için diyetisyen desteği, fiziksel açıdan rehabilitasyon ihtiyacı varsa fizik tedavi desteği, psikolojik sorunlar için psikolog ve psikiyatri uzmanlarının katkısı önem taşıyor. Depresyon, halüsinasyon gibi durumlar bu yaş grubunda sık görülebiliyor. Ayrıca giderek gelişen bir uzmanlık alanı olan geriatri de yaşlı bireylerin toplumda daha konforlu ve aktif bir şekilde yer alması için danışmanlık hizmeti sağlıyor. Yaşlı nüfusu konuşurken sadece bireyleri değil, onların ailelerini de düşünmek gerekiyor. Çocukları, yakınları ve bakıcıları da bu sürecin önemli bir parçası. Bu nedenle yaşlı bireylerin aile, şehir ve toplum içinde sosyal hayata katılabilmesi için ulaşım, park, tiyatro, sinema gibi alanlarda özel düzenlemeler yapılması şart. Biz nörologlar da hem hastalara hem de hasta yakınlarına yönelik uygulamalarımızda bu yaklaşımı benimsiyor ve yaşlıların daha sağlıklı, daha aktif bir yaşam sürebilmesi için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Her unutkanlık Alzheimer hastalığı değildir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 08:09:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-her-unutkanlik-alzheimer-hastaligi-degildir-111119-20250905.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-her-unutkanlik-alzheimer-hastaligi-degildir-111119-20250905.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-her-unutkanlik-alzheimer-hastaligi-degildir-111119-20250905.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Güneş Hasarı Cilt Kanseri Riskini Artırıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-gunes-hasari-cilt-kanseri-riskini-artiriyor-27330.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-gunes-hasari-cilt-kanseri-riskini-artiriyor-27330.html</link>
                    <description><![CDATA[Yıllar içinde biriken güneş hasarının, cilt kanseri, lekeler ve erken yaşlanmaya yol açabileceği açıklandı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ GÜNEŞİN PRİZMA ETKİSİ CİLDE RENK DEĞİŞİKLİĞİ YAPTIRABİLİYOR

AKDENİZ Üniversitesi'nden (AÜ) Prof. Dr. Ayşe Akman, "Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saatlerde denizden çıktıktan sonra vücutta kalan su damlacıkları, güneşin prizma etkisiyle deride renk değişikliklerine yol açabiliyor. Denize 14.00'ten sonra girilmesini ve kurulanmayı ihmal etmemelerini öneriyoruz" dedi.

DENİZDEN ÇIKARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

AÜ Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman, güneş ışınlarının dik açıyla geldiği günlerde denize girerken dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saatlerde denizden çıktıktan sonra vücutta kalan su damlacıklarının güneşin prizma etkisiyle deride renk değişikliklerine yol açabileceğini aktaran Prof. Dr. Akman, "Bunun oluşturduğu reaksiyonla deride birtakım renk değişiklikleri olabiliyor. Denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almak, nemlendirici sürmek ve güneş koruyucuyu tazelemek çok önemli. Suya dirençli olsa bile güneş koruyucuyu tekrarlamak gerekiyor" dedi.

GÜNEŞ KORUYUCU VE KORUYUCU KIYAFETLER ÖNEMLİ

Güneşe çıkmadan 20 dakika önce koruyucu sürülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akman, "Şapka, güneş gözlüğü ve gerekirse koruyucu kıyafetler kullanılmalı. Öğle saatleri D vitamini sentezi için etkili bir zaman olsa da tatilde uzun süre güneşte kalan kişiler için bu riskli. Denize 14.00'ten sonra girilmesini ve kurulanmayı ihmal etmemelerini öneriyoruz. Öğle saatlerinde ayrıca sıcak çarpması riski de var" diye konuştu.

GÜNEŞ HASARI CİLT KANSERİ RİSKİNİ ARTIRIYOR

Güneş nedeniyle yıllar içinde biriken hasarlarının deri kanseri riskini artırdığına dikkati çeken Prof. Dr. Akman, "Bir anda su toplayacak şekilde güneş yanığı oluşması ya da uzun vadede DNA hasarı, cilt kanserine yol açabiliyor. Bunun dışında ciltte lekeler, yaşlanma, kızarıklıklar veya güneşin tetiklediği başka cilt hastalıkları da görülebiliyor.

KUMDA OTURURKEN YANSIYAN IŞIK BİLE ETKİLİ OLABİLİYOR

Hatta kumda otururken yansıyan ışık bile etkili olabiliyor. Bu nedenle tüm bunları dikkate almak gerekiyor" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Güneş Hasarı Cilt Kanseri Riskini Artırıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 07:04:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/gunes-hasari-cilt-kanseri-riskini-artiriyor-102822-20250826.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/gunes-hasari-cilt-kanseri-riskini-artiriyor-102822-20250826.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/gunes-hasari-cilt-kanseri-riskini-artiriyor-102822-20250826.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sıcak Havada İshal Riskine Karşı Uzmandan Hayati Öneriler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sicak-havada-ishal-riskine-karsi-uzmandan-hayati-oneriler-27320.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sicak-havada-ishal-riskine-karsi-uzmandan-hayati-oneriler-27320.html</link>
                    <description><![CDATA[“Bol sıvı ve mineralli içecekler tüketilmeli, yağlı ve lifli gıdalardan uzak durulmalı” diyen Prof. Dr. Özlü, yaz ishallerine karşı ‘ishal diyeti’ önerdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarına karşı uyarlarda bulunarak, “Özellikle bebeklerde, çocuklarda ve yaşlı hastalarda bu ishallerin sıvı kaybına bağlı olarak daha hayati risklere neden olabileceğini söylememiz lazım. Risk grubundakilerin hastaneye ve hekime başvurmaları gerek. Diğer kişiler içinse ishal olunduğunda bol sıvı alınması önemlidir” dedi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava sıcaklıklarının artmasıyla ‘yaz ishali’ olarak adlandırılan rahatsızlıklarda artış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu. Yaz mevsiminde ve seyahat dönemlerinde ishalin daha sık görüldüğünü kaydeden Özlü, “Yaz mevsiminde ishaller sık rastladığımız bir durum. Özellikle seyahat sırasında ishal durumuna daha sık rastlıyoruz. Çeşitli nedenleri var. Yeme içme alışkanlığı kişiye göre değişiyor. Seyahat esnasında kendi düzeniniz bozuluyor. Farklı yerlerde alıştığınızın dışındaki gıdalarla beslenmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da sizin mide-bağırsak sisteminizi etkiliyor. İshallerin bir kısmı beslenmeyle ilgili olarak ortaya çıkar. Bir kısmı ise virüsler ve bakterilere bağlı hastalıklara bağlı olur. Günde 2-3 kereden fazla sulu dışkılama ile kendini belli eder” ifadelerini kullandı.

‘İSHAL DİYETİ ÖNERİYORUZ’

İshal belirtilerine ve bol sıvı tüketiminin önemine değinen Özlü, “Vücutta halsizlik, kırgınlık, ateş kas ağrıları, baş ve karın ağrısı yapabilir. Bulantı ve kusmaya da neden olabilir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda ve yaşlı hastalarda bu ishallerin sıvı kaybına bağlı olarak daha hayati risklere neden olabileceğini söylememiz lazım. Risk grubundakilerin hastaneye ve hekime başvurmaları gerek. Diğer kişiler içinse ishal olunduğunda bol sıvı alınması önemlidir. Sadece sıvı alınması yeterli değil. Minarel kaybı da oluyor. Doğal maden sodası dediğimiz mineralli su tüketilmesini öneriyoruz. Böbrek hastalığı yok ise bol miktarda içilebilir. Tuzlu ayran tüketilmeli ve bol sıvılı gıdalar alınmalıdır. İshal sırasında lifli ve yağlı gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle ishal durumlarında 24-48 saat aralığına ishal diyeti öneriyoruz. Patates püresi, pirinç lapası, yoğurt, ayran, çay, beyaz ekmek içi, muz, şeftali, beyaz peynir ve meyve suları içilebilir. Bu şekilde ishalin olumsuz etkilerinden korunmak mümkündür" diye konuştu.

‘AÇIKTA SATILAN GIDALARA DİKKAT EDİLMELİ’

Prof. Dr. Özlü, ishale neden olan faktörlere dikkat çekerek, “İshale neden olan virüsler, bakteriler ve parazitler açıkta satılan gıdalar ile bulaşıyor. Salata barlar, pişirilmemiş gıdalar, süt ve süt ürünleri, dondurmalar, pastanedeki pastalar bulaş açısından hijyene dikkat edilmemiş, uygun koşullarda saklanmamışsa bu tür hastalıklara neden olma riski en yüksek gıdalar oluyor. Bunlara dikkat etmek lazım. Yaz ishalleri; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarda ciddi sorunlara yol açabilir” diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sıcak Havada İshal Riskine Karşı Uzmandan Hayati Öneriler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 10:08:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sicak-havada-ishal-riskine-karsi-uzmandan-hayati-oneriler-131532-20250825.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sicak-havada-ishal-riskine-karsi-uzmandan-hayati-oneriler-131532-20250825.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sicak-havada-ishal-riskine-karsi-uzmandan-hayati-oneriler-131532-20250825.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Özlü: ‘Chikungunya’ virüsü için yakın bir tehdit söz konusu değil]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-ozlu-chikungunya-virusu-icin-yakin-bir-tehdit-soz-konusu-degil-27136.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-ozlu-chikungunya-virusu-icin-yakin-bir-tehdit-soz-konusu-degil-27136.html</link>
                    <description><![CDATA[ GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sivrisinekler yoluyla bulaşıp, son dönemde Avrupa’da da vakaları görülmeye başlanan 'Chikungunya' virüsüne ilişkin, "Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı. Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil. Bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinek yoluyla bulaşan Chikungunya virüsünün önümüzdeki yıllarda küresel bir salgına dönüşebileceği uyarısında bulundu. Türkiye’de henüz vaka görülmediğini ancak yaz aylarında sivrisineklere karşı önlem alınması gerektiği vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, tropikal ve subtropikal bölgelerde uzun süredir endemik olarak görülen virüsün, artık farklı sinek türleriyle de bulaşabildiğine dikkati çekerek, “Chikungunya' virüsü, tropikal ve subtropikal bölgede uzun zamandan beri endemik olarak görülen ve sinekler yoluyla bulaşan bir virüstür. Bu virüs sineğin ısırması ile insana ve hayvanlara geçerek hastalık yapabiliyor. Bu virüs romatizmaya, kas ve eklem ağrılarına, ateşe, deri döküntülerine, bazen de uzun sürebilen bir enfeksiyona yol açabiliyor. Ölümcüllük oranı da çok yüksek değildir” ifadelerini kullandı.

‘SALGINLARA YOL AÇABİLECEĞİ UYARISI YAPILDI’

Virüsün başlangıçta Afrika ve Hindistan gibi bölgelerde daha sık görüldüğünü ancak son dönemde Avrupa’da da vakalar bildirilmesiyle mutasyon geçirdiğinin anlaşıldığını ifade eden Özlü, “Afrika’da Hindistan’da daha çok görülürken son dönemde Avrupa ülkelerinde de vakalar görülünce bu virüste bir mutasyon olduğu anlaşıldı. Bu virüsün farklı cins sineklere de yerleştiğine dair bilgiler elde edildi. Bu durum endişeye yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önümüzdeki dönem için Chikungunya virüsünün sadece Ekvator bölgesinde görülmeyip, Avrupa ülkeleri ve diğer ülkelerde de görülebileceğini ve sinekler yoluyla da salgınlara yol açabileceği uyarısı yapıldı” dedi.

‘YAKIN BİR TEHDİT SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’

Türkiye’de Chikungunya virüsüne karşın yakın bir tehdidin olmadığını ifade eden Özlü, sineklerle mücadelede bireysel ve toplumsal önlemlerin önemine değinerek, “Ülkemizde de sivrisinek var. Dikkat etmek gerekiyor. Chikungunya virüsü, sivrisinekler yolu ile bulaştığı için, sineklerin çoğalması ve üremesiyle ilgili ortamların ıslah edilmesi lazım. İlaçlama çalışmaları yapılmalı. Bireysel olarak da sivrisineklere karşı kendimizi korumamız gerekiyor. Sinekle bulaşan başka hastalıklarda var. Yaz aylarında havaların sıcak olmasıyla beraber birikinti sularında üreyen sineklerin bu tür hastalıklara yol açtığını da bilmemiz gerekiyor. Henüz Türkiye’de böyle bir vaka bildirilmiş değil bu yüzden yakın bir tehdit söz konusu değildir. Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri uyarıyor” diye konuştu
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Özlü: ‘Chikungunya’ virüsü için yakın bir tehdit söz konusu değil - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 08:30:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ozlu-chikungunya-virusu-icin-yakin-bir-tehdit-soz-konusu-degil-113121-20250729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ozlu-chikungunya-virusu-icin-yakin-bir-tehdit-soz-konusu-degil-113121-20250729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ozlu-chikungunya-virusu-icin-yakin-bir-tehdit-soz-konusu-degil-113121-20250729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Yaz sıcakları burun kanamalarını tetikleyebilir']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-yaz-sicaklari-burun-kanamalarini-tetikleyebilir-27135.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-yaz-sicaklari-burun-kanamalarini-tetikleyebilir-27135.html</link>
                    <description><![CDATA[TOPLUMDA sık görülen burun kanamasının sıcak havalarda tetiklenebileceğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ulkar Mammadova, “Hava sıcaklığı arttıkça ortam havası kuruyarak burun içindeki mukozanın nemini kaybetmesine yol açar. Kuruyan mukoza çatlar, yüzeye yakın damarlar daha kolay yırtılır ve burun kanaması meydana gelir. Yaz aylarında terleme yoluyla vücutta sıvı kaybı artar. Bu durum burun içindeki mukozal salgıların azalmasına, mukozanın elastikiyetini kaybedip kırılgan hale gelmesine neden olur. Bu yüzden burun kanamaları yazın daha sık görülür” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ VM Medical Park Pendik Hastanesi'nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ulkar Mammadova, burun kanaması hakkında açıklamalarda bulundu.

Burun kanamasının (epistaksis), burun içindeki hassas damarların zedelenmesi sonucu geliştiğini belirten Op. Dr. Mammadova, “Epistaksis, toplumda sık görülen bir hastalıktır. Toplumdaki kişilerin yüzde 60’ı yaşamı boyunca en az bir kez burun kanaması geçirir ve bunların ancak yüzde 6’sı tedavi gerektirir. Burun kanamaları ilk 10 yaşta ve 50 yaşından sonra artış gösterir. Kış aylarında, düşük nemli, sıcak ve kuru iklimlerde daha sık görülür. Genellikle kuru hava, burun karıştırma, alerji, enfeksiyon veya yüksek tansiyon, alkol ve sigara gibi nedenlerle ortaya çıkar” diye konuştu.

‘BURUN İÇİNE KAÇAN CİSİMLERE VE PIHTILAŞMA BOZUKLUKLARINA DİKKAT’

Hangi hastalıkların burun kanamasına yol açabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Mammadova, şu bilgileri paylaştı:

“Çocuklarda burun içine kaçan yabancı cisimler genellikle tek taraflı kötü kokulu burun akıntısı ve beraberinde kanamaya yol açabilir. Burun içindeki kıkırdak eğrilikleri (nazal septum deviasyonu) ise burun içerisindeki hava akışını bozarak, burun mukozasının kurumasına ve kabuklanmasına sebep olur, bu da burun kanamalarının en sık rastlanan nedenlerinden biridir. Kanama genellikle burun eğriliğinin olduğu ön bölgelerde başlar. Tüberküloz, Wegener granulomatozis ve sarkoidoz gibi granülomatöz hastalıklar da burun mukozasında kabuklanma, iltihaplı akıntı ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olabilir. Özellikle tekrarlayan burun kanamalarıyla başvuran genç erkek hastalarda burun ve geniz bölgesinde kitle tespit edilirse, nazofarengeal anjiofibrom ihtimali akla gelmelidir. Bu gibi durumlarda, burun ve geniz bölgesini (nazofarenks) ve sinüsleri değerlendirmek için bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemlerine başvurmak gerekir. Yaygın burun kanamalarında ise mutlaka pıhtılaşma bozuklukları araştırılmalıdır. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalar ile K vitamini eksikliği yaşayan kişiler de burun kanaması açısından risk altındadır. Bunun yanı sıra, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve damar sertliği (ateroskleroz) de burun kanamalarına yol açabilir. Burun spreylerinin yanlış ve uzun süreli kullanımı da burun mukozasında tahriş ve kuruluk oluşturarak kanamaya neden olabilir. Rinit (burun iltihabı) ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları da burun kanamasının sebepleri arasında yer alır.”

‘SICAK HAVALAR NEDEN OLABİLİR’

Yaz aylarında burun kanamalarında artış olabileceğini söyleyen Op. Dr. Mammadova, “Burun, vücudun en yoğun damar ağına sahip organlarından biridir. Burun içindeki damar yapıları, mukozanın hemen altında yer aldığı için bu bölge sıcaklık, basınç ve nem değişikliklerinden kolayca etkilenir. Bu yüzden burun, kanama açısından oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Hava sıcaklığı arttıkça ortam havası kurur ve bu durum burun içindeki mukozanın nemini kaybetmesine yol açar. Kuruyan mukoza çatlar, yüzeye yakın damarlar daha kolay yırtılır ve burun kanaması meydana gelir. Klima kullanımı ise ortam havasını soğuturken aynı zamanda havadaki nem oranını düşürür. Bu da burun mukozasının kurumasına sebep olur. Yaz aylarında terleme yoluyla vücutta sıvı kaybı artar. Bu durum burun içindeki mukozal salgıların azalmasına, mukozanın elastikiyetini kaybedip kırılgan hale gelmesine neden olur. Böylece, burun kanamaları yaz aylarında daha sık görülür” dedi.

BURUN KANAMASI SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

Burun kanaması sırasında ne yapılması gerekildiğini anlatan Op. Dr. Mammadova, “Kanamanın yarattığı sıkıntı nedeniyle başlangıçta tüm hastalarda kan basıncı yükselebilir. Bu nedenle hasta sakinleştirilmeli, rahatlatılmalıdır. Tansiyon yüksekliği varsa, düşürüldüğünde kanama azalır. Önce hasta oturur durumda burun kanatları sıktırılarak (Hipokrat manevrası) kanamanın durması için bir süre beklenmelidir. 20 dakikadan uzun süren burun kanamaları, yüksek tansiyon ve kan sulandırıcı ilaç kullanımı varsa, sık tekrarlayan, kafa travması sonrası gelişmişse, çocuklarda sık tekrarlayan tek taraflı kanamalarda doktora başvurulmalıdır. Şiddetli burun kanamalarında aspirasyon, hipoksi gelişebileceğinden hastalar yakından izlenmelidir. Burun temizlenip ilaç emdirilmiş tamponlar, hafif kanamalarda gümüş nitrat, kromik asit ve ya elektroketer kullanılabilir. İnatçı ve durdurulamayan kanamalarda ise son başvurulacak yöntem damarların bağlanmasıdır” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Yaz sıcakları burun kanamalarını tetikleyebilir' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 08:14:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yaz-sicaklari-burun-kanamalarini-tetikleyebilir-111525-20250729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yaz-sicaklari-burun-kanamalarini-tetikleyebilir-111525-20250729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/yaz-sicaklari-burun-kanamalarini-tetikleyebilir-111525-20250729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Kaya: İhtiyacımızdan fazla su tüketirsek su zehirlenmesi meydana gelir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-kaya-ihtiyacimizdan-fazla-su-tuketirsek-su-zehirlenmesi-meydana-gelir-27011.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-kaya-ihtiyacimizdan-fazla-su-tuketirsek-su-zehirlenmesi-meydana-gelir-27011.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, “Su tüketimini ihtiyacımızdan fazla tüketirsek su zehirlenmesi dediğimiz olaylar vücutta meydana gelir. Ona dikkat etmemiz gerekiyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, yaz sıcaklarında su tüketiminin önemine dikkat çekerek, aşırı su içmenin de sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bir insanın günde ortalama 2- 2,5 litre su tüketmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, “Vücudumuzun su ihtiyacının olduğunu idrarımızdan anlayabiliriz. İdrarımızın rengi koyu sarıya doğru gidiyorsa vücudumuz susuz kalmış demektir. Bizim günlük su gereksinimimiz şu şekilde belirliyoruz, biz sağlık profesyonelleri olarak. Ne kadar enerji harcıyorsak o kadar su tüketmeliyiz. Ne daha fazlası ne de daha azı örneğin sağlıklı bir yetişkin 2 bin- 2 bin 500 kalori günlük enerji gereksinimi vardır. 2- 2,5 litrede su tüketmesi gerekiyor ama sporcular için daha farklı 5 bin- 6 bin kalori tüketiyorsa, bu kalori başına bu suyu karşılaması gerekiyor. Yani o bireyler için daha fazla tabi. Onların da daha bu suyu tüketemediklerinde farklı işte limonata gibi serinletici maden suyu gibi içeceklerle bunu karşılayabilir. Şekerli sıvılarla komposto sularıyla bunu karşılayabilirler. Enerji ihtiyacımız arttıkça su ihtiyacımız artıyor, azaldıkça da azalıyor. Bunun da kişiye göre olması gerekiyor. Su tüketimini ihtiyacımızdan fazla tüketirsek de su zehirlenmesi dediğimiz olaylar vücutta meydana gelir. Ona da dikkat etmemiz gerekiyor” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Kaya: İhtiyacımızdan fazla su tüketirsek su zehirlenmesi meydana gelir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 13 Jul 2025 07:28:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-kaya-ihtiyacimizdan-fazla-su-tuketirsek-su-zehirlenmesi-meydana-gelir-103337-20250713.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-kaya-ihtiyacimizdan-fazla-su-tuketirsek-su-zehirlenmesi-meydana-gelir-103337-20250713.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-kaya-ihtiyacimizdan-fazla-su-tuketirsek-su-zehirlenmesi-meydana-gelir-103337-20250713.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vücuttaki aşırı kasılmaların nedeni serebral palsi olabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-vucuttaki-asiri-kasilmalarin-nedeni-serebral-palsi-olabilir-26977.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-vucuttaki-asiri-kasilmalarin-nedeni-serebral-palsi-olabilir-26977.html</link>
                    <description><![CDATA[- SEREBRAL palsi hastalığının her bin doğumda iki bebeği etkileyen nörolojik bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Yavuz Samancı, “Serebral palsi hastalığında en çok karşılaşılan sorunlardan biri, çocukların bacaklarında meydana gelen aşırı kasılmalardır (spastisite). Bu hastalıkta beyin ve sinir sistemi kaynaklı olarak hareket kabiliyeti bozuluyor” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hareket ve kas kontrolü bozukluklarıyla seyreden serebralpalsi (beyin felci), genellikle doğum öncesi, sırası veya sonrası komplikasyonlarla ilişkilidir. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Yavuz Samancı, serebral palsili çocukların tedavisindeki cerrahi yöntemleri anlattı. Doç. Dr. Samancı “Özellikle yürüme güçlüğü çeken veya yatağa bağımlı çocuklara yönelik bu özel cerrahi teknik, fizik tedaviyle birleştiğinde hastaların yaşam kalitesinde dönüştürücü bir etki oluşturuyor” diye konuştu.

‘SEREBRAL PALSİ HASTALIĞI FARKLI KLİNİK TABLOLARLA KARŞIMIZA ÇIKABİLİYOR’

Serebral palsi hastalığında en çok karşılaşılan sorunlardan birinin, çocukların bacaklarında meydana gelen aşırı kasılmalar (spastisite) olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Samancı, “Bu hastalıkta beyin ve sinir sistemi kaynaklı olarak hareket kabiliyeti bozuluyor. Hafif yürüme bozukluklarından, tamamen yatağa bağımlı yaşamaya kadar farklı klinik tablolarla karşımıza çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.

‘KASILMALARI AZALTAN ÖZEL CERRAHİ YÖNTEM’

Fizik tedavi ve botulinum toksin enjeksiyonlarının çoğu zaman etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Samancı, “Beyindeki ve omurilikteki kas hareketlerini kontrol eden mekanizmalarda oluşan bozulmayı düzeltmek amacıyla, selektif dorsal rizotomiadını verdiğimiz cerrahi yöntemde bacaklardan gelen duyusal sinir liflerinde belirli oranlarda mikrokesiler yapıyoruz. Bu sayede çocuğun aşırı kasılmalarını azaltarak hareket kabiliyetini arttırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

‘GENEL ANESTEZİ ALTINDA GERÇEKLEŞİYOR’

Cerrahinin genel anestezi altında yapıldığını belirten Doç. Dr. Samancı, “Bel bölgesinde yaklaşık 2-3 cm’lik küçük bir kesi yapıyoruz. EMG (elektromiyografi) yöntemiyle sorumlu sinir liflerini tespit ediyor, bunların yaklaşık yüzde 50’sine mikro düzeyde seçici kesiler yapıyoruz” dedi. Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin genellikle 5-6 gün olduğunu belirten Doç. Dr. Samancı, bu sürecin ardından fizik tedaviye hızlıca başlandığını ifade ederek “Cerrahiden sonra kas hafızası zamanla yeniden yapılandığı için uzun süreli ve yoğun fizik tedavi süreci şart” dedi.

‘HASTALIĞIN NEDENİ GENETİK DEĞİL, DOĞUM ÖNCESİ FAKTÖRLER’

Serebral palsinin çoğunlukla genetik geçişli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Samancı, “Anne adayının gebelik sırasında enfeksiyon geçirmesi, erken doğum, düşük doğum ağırlığı veya doğum sırasında yaşanan oksijen yetersizliği gibi faktörler risk oluşturuyor. Ancak her çocuk bu durumdan aynı şiddette etkilenmez. Bu nedenle serebral palsi, geniş bir klinik yelpazeye sahiptir” diye konuştu.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Vücuttaki aşırı kasılmaların nedeni serebral palsi olabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 07:15:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucuttaki-asiri-kasilmalarin-nedeni-serebral-palsi-olabilir-102058-20250710.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucuttaki-asiri-kasilmalarin-nedeni-serebral-palsi-olabilir-102058-20250710.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucuttaki-asiri-kasilmalarin-nedeni-serebral-palsi-olabilir-102058-20250710.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan sıcak hava uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-saglik-bakanligindan-sicak-hava-uyarisi-26945.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-saglik-bakanligindan-sicak-hava-uyarisi-26945.html</link>
                    <description><![CDATA[ SAĞLIK Bakanlığı, son günlerde artan hava sıcaklığı nedeniyle vatandaşlara uyarıda bulanarak, "Günde en az 2,5-3 litre su içilmeli; çay, kahve ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalı bunun yerine ayran ve maden suyu gibi mineral desteği sağlayan içecekler tercih edilmelidir. Güneş ışınlarının etkisinin en güçlü olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalıdır" açıklamasını yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yükselen nem oranlarının, özellikle yaşlılar, hamileler, çocuklar ve kronik hastalığı olan kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtildi. Bu sebeple; özellikle risk grubundakilerin, aşırı sıcaklara karşı dikkatli olmasının hayati önem taşıdığı vurgulanarak, "Sıvı kaybının önlenmesi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve serin ortamlarda bulunma gibi bazı basit önlemlerle riski büyük ölçüde azaltmak mümkündür. Sıcak çarpması, yaz aylarında en sık karşılaşılan sağlık problemlerinden biridir. Aşırı sıcak ve yüksek nem, vücudun ısı dengesini bozarak su/mineral kaybına (dehidrasyon) ve sıcak çarpmalarına neden olabilmektedir. Yüksek ateş, baş ağrısı, sersemlik, bilinç kaybı, mide bulantısı, kusma, hızlı kalp atışı ve nefes darlığı gibi belirtiler görüldüğünde kişinin ivedilikle serin bir alana taşınması ve sonrasında bir sağlık kuruluşuna başvurulması, erken müdahale açısından büyük önem taşımaktadır" denildi.

'ODA SICAKLIĞI 24-27 DERECE ARASINDA TUTULMALI'

Sıcak havalarda vücudun, terleme yoluyla fazla miktarda su ve mineral kaybettiği hatırlatılarak, "Bu durum dehidrasyona yol açarak halsizlik, baş dönmesi ve bayılma gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle aşırı sıcak havalarda kaybedilen su ve mineralleri dengelemek için günde en az 2,5-3 litre su içilmeli; çay, kahve ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalı bunun yerine ayran ve maden suyu gibi mineral desteği sağlayan içecekler tercih edilmelidir. Güneş ışınlarının etkisinin en güçlü olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa, geniş kenarlı şapka takılmalı, UV (ultraviyole) korumalı güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanılmalıdır. Açık renkli, pamuklu ve bol giysiler tercih edilmeli; güneş altında uzun süre kalmaktan kaçınılmalıdır. Vücut ısısını dengelemek için ortam sıcaklığı kontrol edilmelidir. Evler ve iş yerleri sabah ve akşam saatlerinde havalandırılmalı, oda sıcaklığı 24-27 derece arasında tutulmalıdır" ifadelerine yer verildi.

'SU ORANI YÜKSEK BESİNLER TERCİH EDİLMELİ'

Ayrıca sıcak havalarda sindirim sisteminin daha yavaş çalıştığı ve bu nedenle beslenme alışkanlıklarının hava sıcaklıklarına göre düzenlenmesi gerektiği işaret edilerek, "Aşırı sıcak havalarda ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden uzak durulmalı; taze sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır. Öğünler, küçük porsiyonlar halinde ve sık aralıklarla tüketilmelidir. Salatalar ile karpuz, kavun gibi su oranı yüksek besinler özellikle tercih edilmelidir. Aşırı sıcak ve nemli havalarda yapılan egzersizler vücudu zorlayabilmekte ve kalp üzerinde aşırı yük oluşturabilmektedir. Bu nedenle yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Fiziksel aktiviteler sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapılmalı; egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketilmelidir" denildi. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan sıcak hava uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 10:33:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sicak-hava-uyarisi-133419-20250708.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sicak-hava-uyarisi-133419-20250708.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/saglik-bakanligindan-sicak-hava-uyarisi-133419-20250708.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vücudundaki kırıklarla hastaneye gitti, lösemi olduğu ortaya çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-vucudundaki-kiriklarla-hastaneye-gitti-losemi-oldugu-ortaya-cikti-26933.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-vucudundaki-kiriklarla-hastaneye-gitti-losemi-oldugu-ortaya-cikti-26933.html</link>
                    <description><![CDATA[ORDU’da yaşayan Muhammet Emin Taşlı’ya (6), vücudundaki kırıklar nedeniyle götürüldüğü hastanede lösemi teşhisi kondu. Geçen yıl ekim ayında başlayan tedavi süreci başarıyla tamamlandı. Anne Saliha Taşlı (39), “Biz buraya oğlumun vücudundaki kırıklar nedeniyle gelmiştik. Kırıklarının sebebi de kan hastalıklarıymış. Önceden düştüğü zaman bir yeri kırılacak diye korkuyordum. Ama şimdi düştüğü zaman korkmuyorum” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fatsa’da yaşayan Taşlı ailesi, oğulları Muhammet Emin’in sık sık kemik kırıkları yaşaması nedeniyle Fatsa’daki hastanelere başvurdu. Sağ ve sol ayaklarında, bileklerinde ve omurgasında oluşan toplam 6 kırık sonrası Samsun’a gelen Taşlı ailesi, buradaki özel bir hastanede yapılan tetkiklerde, kemik zayıflığının altında yatan nedenin lösemi olduğunu öğrendi. 15 Ekim 2024 tarihinde konulan teşhisin ardından Muhammet Emin Taşlı için tedavi süreci başladı. Annesi ile birlikte Samsun Lösemili ve Kan Hastalıklı Çocuklar Derneği’nin (LÖSAM) Nakil Aileleri Destekleme Projesi (NADEP) konuk evinde kalan Taşlı, 8 ay sonra sağlığına kavuştu. Taşlı, hastalığın nüksetme ihtimaline karşı 5 yıl boyunca düzenli olarak takip edilecek.

Tedavinin güzel geçtiğini ve oğlunun sağlığına kavuştuğunu belirten 2 çocuk annesi Saliha Taşlı, “Oğlum lösemi hastalığına yakalandı. Burada tanısı konuldu. Tedavimiz çok güzel bir şekilde ilerledi. Şu an oğlum iyileşti. Ama 5 yıl takipte olacak. Çok şükür bu duruma kadar geldik” diye konuştu.

‘OĞLUM ÖNCEDEN DÜŞTÜĞÜ ZAMAN KORKUYORDUM ŞİMDİ KORKMUYORUM’

Oğlunun lösemi olduğunu ilk etapta anlamadıklarını ifade eden Saliha Taşlı, “İlk duyduğumda çok üzülmüştüm. Dünya başıma yıkılmıştı. Ama ‘mücadeleyi bırakmamalıyız’ dedim. Oğluma da hiçbir şey hissettirmedim. Lösemi hastası olduğunu ilk zamanlar anlamamıştık. Biz buraya oğlumun vücudundaki kırıklar nedeniyle gelmiştik. Sağ ve sol ayağı, bilekleri kırılıyordu. En son omurgasında 2 tane kırık çıktı. Biz buraya 6 tane kırıkla geldik. Kırıklarının sebebi de kan hastalıklarıymış. Yani lösemiymiş. Şu anda oğlum çok iyi. Düştüğü zaman bir yeri kırılmıyor. Önceden düştüğü zaman bir yeri kırılacak diye korkuyordum. Ama şimdi düştüğü zaman korkmuyorum” dedi.

Ana sınıfına sadece bir gün giden Muhammet Emin Taşlı ise iyileştiğini ve mutlu olduğunu söyledi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Vücudundaki kırıklarla hastaneye gitti, lösemi olduğu ortaya çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 07 Jul 2025 08:12:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucudundaki-kiriklarla-hastaneye-gitti-losemi-oldugu-ortaya-cikti-111346-20250707.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucudundaki-kiriklarla-hastaneye-gitti-losemi-oldugu-ortaya-cikti-111346-20250707.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/vucudundaki-kiriklarla-hastaneye-gitti-losemi-oldugu-ortaya-cikti-111346-20250707.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[5 yılda 3’üncü kez lösemiye yakalanan Kadir, umudunu yitirmedi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-5-yilda-3uncu-kez-losemiye-yakalanan-kadir-umudunu-yitirmedi-26888.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-5-yilda-3uncu-kez-losemiye-yakalanan-kadir-umudunu-yitirmedi-26888.html</link>
                    <description><![CDATA[SİNOP’ta yaşayan Kadir Gümüş (21), 2020 yılından bu yana mücadele ettiği lösemi hastalığına 5 yılda üçüncü kez yakalandı. Şu anda yeniden kök hücre nakli için hazırlanan Gümüş, zorlu sürece rağmen umudunu koruyor. OMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bölümü’nde tedavisi devam eden Kadir Gümüş, “Lösemi olduğumda üzüldüm. Sonradan zamanla alıştım. Üçüncüye de tekrarlayınca bu yolun sürecini zaten biliyorum. Tekrardan iyi olmak için elimden geleni yapıyorum. Üniversiteyi okuyordum. Dondurdum. Sonra da kaydımı sildirmek zorunda kaldım. İyi olduktan sonra inşallah zamanla tekrardan başlayacağım” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Boyabat ilçesinde yaşayan Ünzile (45) ve Dursun Gümüş (50) çiftinin oğulları Kadir Gümüş’e, 2020 yılında Akut Myeloid Lösemi (AML) tanısı konuldu. Tedavisinin ardından sağlığına kavuşup eğitimine devam eden Gümüş, Sinop Üniversitesi Boyabat Meslek Yüksekokulu İnşaat Teknoloji Bölümü’nü kazandı. Ancak hastalık 2023 yılında tekrar nüksetti ve bu kez Kadir Gümüş’e Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı kondu. Gümüş, hastalık nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı. İkinci nakilden sonra sağlığına kavuşan Gümüş, bu yıl yine aynı hastalığa yakalandı. Gümüş’ün tedavisi Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bölümü’nde devam ediyor.

Oğlunun üçüncü kez lösemi hastalığına yakalandığını belirten Ünzile Gümüş, “Oğlum burada lösemi tedavisi görüyor. 2020'den beri görüyoruz. Bu üçüncü tekrarlamamız. Şu an nakil olacağız. Şu an Allah'a şükür iyi gidiyor sürecimiz. Nasıl anlatayım o duyguyu hani yaşamayınca insan bilmez derler ya. Yani o durumdaydık biz de. Lösemi nedir onu bilmiyorduk. Duyduğumuzda şok olduk. Sürecimiz uzun. İnşallah Allah'ın izniyle bunu da başaracağız. Hocalarımızın sayesiyle, Allah'ın izniyle” diye konuştu.

‘BUNU DA BAŞARACAĞIZ’

Lösemiyi bir kez daha atlatacaklarını ifade eden Gümüş, “2020'den sonra okulunla tekrar başlamıştık nakilden sonra. Çok güzel gidiyordu her şeyimiz. Tekrar üniversiteye başlamıştı. Yarı dönem gitti, tekrar nüksetti. Gidemedi ama Allah'ın izniyle tedavisini yine bitirince okulun da bitirecek, her şeyini bitirecek. Mesleğini de alacak, inanıyoruz yani. İlk tanımız 2020'deydi. Ondan sonra 2023'te tekrar nüksetti ikinci tanımız. Şu an üçüncüye tekrar nüksetti. Bunda da nakil olacağız tekrar. Allah'ın izniyle bunu da atlatacağız. Bunu da başaracağız. Sağlığına, sıhhatine kavuşunca okuluna da gidecek Allah'ın izniyle” dedi.

‘NAKLE HAZIRLANIYORUZ’

Gözyaşlarına hakim olamayan Dursun Gümüş ise “2020'den beri oğlum lösemi tedavisi görüyor. Burada uzun bir sürecimiz var. Üçüncü sefere nüksetti. Nakil olduk. İlk naklimizde çok güzel başarılı geçirdik. İkincisi de Ağustos 2023 yılında oldu. Ağustos 2024 yılına kadar yine bir sürecimiz geçti. İki ay bir süreçte tedavimiz düzgün gitti. Üçüncü kez tekrarladı. Burada dernek adına herkese çok teşekkür ediyorum. Herkesten Allah razı olsun. Buralar olmasa bizim işlerimiz çok zordu. Bu süreç içerisinde fazla çocuğumla ilgilenemedim. Maddi ve manevi durumlar üzerine dernek olmasa işlerimiz daha çok zordu. Şu anda nakle hazırlanıyoruz. Hocalarımızdan Allah razı olsun. Bizlerle çok güzel ilgileniyorlar” dedi.

‘HEDEFİM SPORCU OLMAK’

Hedefinin sporcu olmak olduğunu ifade eden Kadir Gümüş, “Üçüncü defa tekrarladı. İlki AML idi, sonra ALL oldu. Şu anda tekrardan ALL tedavisi görüyorum. Lösemi olduğumda biraz üzücüydü. Sonradan zamanla alıştım. Üçüncüye de tekrarlayınca bu yolun sürecini zaten biliyorum. Tekrardan iyi olmak için elimden geleni yapıyorum. Üniversiteyi okuyordum. Dondurdum. Sonra da kaydımı sildirmek zorunda kaldım. İyi olduktan sonra inşallah zamanla tekrardan başlayacağım. Lösemiyi yendikten sonra üniversiteye kaldığım yerden tekrardan devam edeceğim. İlaçları yeni almaya başladığım için süreç şu anda zor geçiyor. Tekrardan zaten nakil olacağım. Onun için süreç 2 katı daha zorluyor. Şu anda nakil aşamasındayım” diye konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[5 yılda 3’üncü kez lösemiye yakalanan Kadir, umudunu yitirmedi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 08:21:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/5-yilda-3uncu-kez-losemiye-yakalanan-kadir-umudunu-yitirmedi-112254-20250702.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/5-yilda-3uncu-kez-losemiye-yakalanan-kadir-umudunu-yitirmedi-112254-20250702.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/5-yilda-3uncu-kez-losemiye-yakalanan-kadir-umudunu-yitirmedi-112254-20250702.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Yapay zekayı eğiterek nörolojik hastalıklarda hızlı teşhisi hedefliyoruz]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-yapay-zekayi-egiterek-norolojik-hastaliklarda-hizli-teshisi-hedefliyoruz-26784.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-terzi-yapay-zekayi-egiterek-norolojik-hastaliklarda-hizli-teshisi-hedefliyoruz-26784.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, nörobilim lisansüstü öğrencileri ve mühendislik fakültesiyle birlikte yapay zekayı eğitmeyi amaçladıklarını söyledi. Prof. Dr. Terzi, "Yapay zeka, MR veya kan testleri gibi tanı araçlarımızın yanında doktorların karar verme sürecini destekleyerek, erken ve doğru tanı konmasına olanak tanıyor. Böylece her hastanın tedavi sürecini kendi özel durumuna göre planlayabiliyoruz" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tıp alanında yapay zeka, makine öğrenimi ve dijital teknolojilerin gelişimine büyük önem verdiklerini belirten Prof. Dr. Murat Terzi, "Son yıllarda bu alandaki çalışmalar hızla artarken, biz de OMÜ'de özellikle nörobilim ve nöroloji alanında yapay zeka uygulamaları üzerinde yoğunlaşıyoruz. Amacımız, hastalıkların erken tanısını koymak ve hastalığın seyrini bireyselleştirerek, kişiye özel tanı ve tedavi yöntemleri geliştirmek. Bu doğrultuda hastaların beyin MR’ları ve omurilik MR’larının görüntü analizlerini yapıyoruz. Görüntüleme yöntemleri sayesinde beyin damar tıkanıklığı mı, multiple skleroz (MS) gibi hastalıklar mı olduğu gibi teşhisleri daha hızlı ve doğru koymayı hedefliyoruz" diye konuştu.

'HASTAYA ÖZEL TEDAVİ STRATEJİLERİ GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ'

Hastalara uygulanan tedavi süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Terzi, "Çalışmalarımız sadece görüntüleme analizleriyle sınırlı kalmıyor. Hastaların yürüme hareketlerini detaylı şekilde inceleyerek, hangi sinir sistemlerinin etkilendiğini belirlemeye çalışıyoruz. Bu sayede hastalığın etkilediği alanları daha iyi tespit edebiliyoruz. Ayrıca hastalığın tanısı ve takibi için sadece görüntüye değil, kan ve bel suyu örnekleri gibi biyolojik verilere de önem veriyoruz. Bunun yanında hastaların konuşma ve ses kayıtlarını analiz ederek nörolojik durumları hakkında ek veriler elde ediyoruz. Tüm bu farklı veri kaynaklarını bir araya getirerek kapsamlı bir değerlendirme yapıyor, hastaya özel hassas tıp ve bireyselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi.

HEDEFE YÖNELİK, KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK HİZMETİ

Yapay zeka ile nöroloji bilimini entegre ederek, hastalık teşhisinde hızlanmayı hedeflediklerini söyleyen Terzi, "Bu çalışmalar multidisipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Nöroloji alanındaki uzmanlarımızın yanı sıra nörobilim bölümlerinde eğitim gören lisansüstü öğrencilerimiz, mühendislik fakültesinden destek veren mühendis arkadaşlarımızla birlikte yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Ekip olarak amaçladığımız, gelişmekte olan yapay zekayı doğru ve güvenilir bilgilerle eğitmek, bu teknolojinin nörolojik hastalıkların tanısında doktorlara etkin şekilde destek vermesini sağlamaktır. Yapay zeka, MR veya kan testleri gibi tanı araçlarımızın yanında doktorların karar verme sürecini destekleyerek, erken ve doğru tanı konmasına olanak tanıyor. Böylece her hastanın tedavi sürecini kendi özel durumuna göre planlayabiliyoruz. Bu sayede daha etkili, hedefe yönelik ve kişiye özel sağlık hizmetleri sunabiliyoruz" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Terzi: Yapay zekayı eğiterek nörolojik hastalıklarda hızlı teşhisi hedefliyoruz - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 08:15:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-yapay-zekayi-egiterek-norolojik-hastaliklarda-hizli-teshisi-hedefliyoruz-111823-20250621.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-yapay-zekayi-egiterek-norolojik-hastaliklarda-hizli-teshisi-hedefliyoruz-111823-20250621.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-terzi-yapay-zekayi-egiterek-norolojik-hastaliklarda-hizli-teshisi-hedefliyoruz-111823-20250621.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun'da 100'üncü donör onuruna pasta kesildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-100uncu-donor-onuruna-pasta-kesildi-26763.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-100uncu-donor-onuruna-pasta-kesildi-26763.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Eğitim ve Araştırma Hastanesi Terapötik Aferez Merkezi'nde kök hücre bağışında bulunan 100'üncü gönüllü donör onuruna pasta kesildi. Kasım 2023'ten beri kök hücre toplayan merkez, gönüllü vericilerin bağışlarıyla bugüne kadar 100 hastaya umut oldu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) ile yapılan protokol kapsamında Orta Karadeniz Bölge sorumluluğunu üstlenen merkez, Kızılay aracılığıyla eşleşen gönüllü vericileri kabul ediyor. Sağlık kontrollerinden geçen vericilerden uygun bulunanların kök hücreleri aferez yöntemiyle toplanıyor. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Bölümü, bugün 100'üncü bağışçısı olan Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Cumali Demir (29) için pasta keserek kutlama yaptı.

'HAYAT KURTARICI BİR İŞLEM'

Bugün 100'üncü vericilerinin bağışını gerçekleştirdiklerini belirten Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Öznur Aydın, "Bugün bizim için anlamlı bir gün. Merkezimizin 100'üncü bağışçısının toplandığı ve vericimizin olduğu bir gün. Bu bağışlar bizim için çok anlamlı. Çünkü hayat kurtarıcı bir işlem. Kök hücre nakli için donör olmak ve bu bağışta bulunmak gerçekten çok değerli, kıymetli bir işlem. Ben tüm vericilerimize buradan tekrar teşekkür ediyorum. Daha birçok hayata dokunabilmek için sayıların artmasını diliyorum. Özellikle lösemi hastalarının tedavisinde hayat kurtarıcı bir işlem. Hastalarımız daha önce gönüllü olarak Kızılay'a bağışta bulunuyor. Daha sonra eşleşenler verici adayı olabiliyorlar. Ama öncelikle biz gelip, onları değerlendiriyoruz, sağlık taramasından geçiriyoruz. Uygun olan hastalarımız daha sonra bir ihtiyaç olduğunda hastamıza ulaşıyoruz, çağırıyoruz ve burada gördüğümüz işlem gibi bir işlemle, aferez sistemiyle hücrelerini toplayarak hücre ihtiyacı olan hastaya bunu ulaştırıyoruz" dedi.

'BU İŞLEM 3-4 SAAT SÜRÜYOR'

Burada yapılan işlemi daha çok lösemi hastaların tedavilerinde kullandıklarını ifade eden Aydın, "Akut Miyeloid Lösemi (AML), Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) gibi özellikle lösemi hastalarına kullanıyoruz. Ama onun dışında aplastik anemi gibi hastalarda da kür sağlayıcı, yine birçok hematolojik malignitede de tedavi edemediğimiz hastalarda kür amaçlı uygulayabildiğimiz bir yöntem. Vericinin ve donörün uyumlu olması gerekiyor ve bunun dışında da bu işlem 3-4 saat sürüyor ama öncesi bir hazırlığı var. Hastalar gelip tetkik ediliyorlar. Nakil için uygunlar mı değerlendiriyorlar. Uygunsa bir 5 gün öncesinde kan yükseltici iğnelerle, Granülosit Koloni Uyarıcı Faktör (G-CSF) dediğimiz ilaçlarla kan değerlerini yükselterek daha sonra periferden tedavi amaçlı hücrelerini topluyoruz. Bu şekilde bir işlem. Çok zor bir işlem değil aslında. Hayatlarını kısıtlayıcı bir işlem değil. 1-2 gün ağrı olabilir. Ama onun dışında zorluğu yok hastalar için" diye konuştu.

'HERKESİ BAĞIŞÇI OLMAYA DAVET EDİYORUM'

Donör vererek bağışçı olan Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne görevli Cumali Demir, "Ben bu süreç başladığında, beni bilgilendirdiklerinde işin doğrusu bu kadar önemli bir durum olduğunu idrak edememiştim. Daha sonradan kendim araştırarak ya da Kızılay'daki abilerimiz sağ olsun beni bilgilendirerek, bu konunun bu kadar önemli olduğunu idrak edebildim. Benim söyleyeceğim tek bir şey var; herkesi bağışçı olmaya davet ediyorum. Kesinlikle bir insanın hayatını kurtarabilme ihtimalimizin olması bile çok güzel bir şey. Tekrar söylüyorum. Herkes bağışçı olsun, korkmasın. Acı çekme durumu yok. Korkulacak hiçbir şey yok" dedi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun'da 100'üncü donör onuruna pasta kesildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 09:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-100uncu-donor-onuruna-pasta-kesildi-124526-20250618.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-100uncu-donor-onuruna-pasta-kesildi-124526-20250618.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-100uncu-donor-onuruna-pasta-kesildi-124526-20250618.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayramda Et ve Tatlı Tüketimi Nasıl Olmalı? Uzmanından Altın Tavsiyeler]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bayramda-et-ve-tatli-tuketimi-nasil-olmali-uzmanindan-altin-tavsiyeler-26661.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-bayramda-et-ve-tatli-tuketimi-nasil-olmali-uzmanindan-altin-tavsiyeler-26661.html</link>
                    <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, bayram sofralarında aşırı et, tatlı ve hamur işi tüketiminin sindirim sorunlarından kilo alımına, tansiyon yükselmesinden kan şekeri dengesizliğine kadar pek çok sağlık sorununa yol açabileceği uyarısında bulundu. Etin doğru pişirilmesi ve porsiyon kontrolü büyük önem taşıyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KURBAN Bayramı'nda geleneksel sofra alışkanlıkları nedeniyle sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, artan et, tatlı ve hamur işi tüketiminin birçok kişide sindirim sorunlarından kilo artışına, tansiyon yükselmesinden kan şekeri dengesizliğine kadar pek çok sağlık sorununa neden olabileceğini söyleyerek uyarılarda bulundu.

Bayram sofralarının vazgeçilmezi olan kırmızı et, içeriğindeki yüksek protein ve demir ile sağlıklı bir besin olmasına rağmen, pişirme yöntemi nedeniyle sağlıksız bir hale gelebiliyor. Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Yıldız Melek Aksoylu, eti özellikle kızartma veya kavurma gibi yüksek sıcaklıkta uzun süreli işlemler yerine haşlama, fırınlama veya ızgara yöntemleriyle pişirmenin daha sağlıklı olduğunu belirterek, “Kızartma işlemi etin içerisindeki yağın doymuş yağ oranını artırır ve sindirimi zorlaştırır. Aynı zamanda bazı zararlı bileşiklerin oluşmasına yol açabilir. Etin yanında bol yeşillikli salatalara ve limonla tatlandırılmış sebze garnitürlerine de yer verilmesi gerekir" diye konuştu.

'SİNDİRİM SORUNLARINA KARŞI ÖNLEM ALIN'

Bayramda değişen yemek düzeni ve artan kalori alımının, sindirim sistemi üzerinde stres yaratabileceğine değinen Dyt. Aksoylu, “Bu yüzden yavaş yemek, lokmaları iyice çiğnemek ve porsiyonları küçültmek, sindirim sürecini kolaylaştırmak adına oldukça etkili yöntemlerdir. Ayrıca öğünleri gün boyu dengeli bir şekilde yayarak mideye aşırı yüklenmemek, sindirim sistemini rahatlatır. Birkaç küçük yürüyüş yapmak da hem sindirim için faydalı olur hem de bayramın yoğunluğundan kaynaklanan yorgunluğu atmaya yardımcı olur. Bu basit ama etkili alışkanlıklar, bayramda rahat bir şekilde yemek yemeyi ve bayram sonrasında da iyi hissetmeyi sağlar" dedi.

'TATLI VE HAMUR İŞİ TÜKETİMİNDE DENGE ŞART'

Dyt. Aksoylu, tatlı tüketimi konusunda da şunları söyledi:

“Tatlılar bayramların vazgeçilmezi olsa da, kontrolsüzce tüketildiğinde sağlığımıza zarar verebilir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve içerikli tatlılar kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur ve kilo alımını engeller. Özellikle şerbetli tatlıların yoğun şeker içeriği, insülin seviyesini hızla yükseltip ardından ani düşüşlere neden olabilir. Bu da hem yorgunluk yaratabilir hem de metabolizmayı olumsuz etkileyebilir. Günde bir porsiyon tatlı yeterlidir ve bu tatlıyı ana yemekten en az 2 saat sonra yemek, sindirimi daha verimli hale getirebilir. Bayramda tatlı tüketimi keyifli olsa da, her şeyde olduğu gibi dengeli olmak önemlidir."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bayramda Et ve Tatlı Tüketimi Nasıl Olmalı? Uzmanından Altın Tavsiyeler - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 09:10:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bayramda-et-ve-tatli-tuketimi-nasil-olmali-uzmanindan-altin-tavsiyeler-121319-20250603.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bayramda-et-ve-tatli-tuketimi-nasil-olmali-uzmanindan-altin-tavsiyeler-121319-20250603.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/bayramda-et-ve-tatli-tuketimi-nasil-olmali-uzmanindan-altin-tavsiyeler-121319-20250603.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gençlerde spor kaynaklı kalp ölümleri düzenli muayene ile önlenebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-genclerde-spor-kaynakli-kalp-olumleri-duzenli-muayene-ile-onlenebilir-26618.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-genclerde-spor-kaynakli-kalp-olumleri-duzenli-muayene-ile-onlenebilir-26618.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Prof. Dr. Ahmet Karagöz, “Gençlerde halı sahalarda ya da spor aktiviteleri sırasında gerçekleşen ani kardiyak ölümlerle ilgili yapılabilecek en önemli şey, tanısı olmuş bir kalp hastalığı varsa kardiyoloji doktorundan yarışmalı spor yapıp yapamayacağıyla ilgili öneri almasıdır. Gençlerde spor kaynaklı kalp ölümleri düzenli muayene ile önlenebilir” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Ahmet Karagöz, halı sahalarda ve sportif aktiviteler sırasında genç yaşta yaşanan ani kalp ölümlerine dikkat çekti. Gençlerin kalp hastalıklarının önlenmesi için yapılabilecekler arasında en önemlisinin 40 yaşını geçmiş insanların düzenli olarak en az yılda 1 kez kalp kontrollerini yaptırması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Karagöz, “Kan vererek kolesterol düzeyine, şeker düzeyine kalp hastalıkları açısından risk faktörü olabilecek bu durumların tespiti açısından dikkat etmesi gerekmektedir. Onun dışında eğer bir bireyin aile öyküsü varsa belki bu kontroller 40 yaşından da daha erkene 30’lu yaşlara çekilebilir. Ama onun dışında aile öyküsü olmasa bile herkesin 40 yaşından sonra kardiyolojik açıdan bir kez muayene olmasını, elektrokardiyografi, ekokardiyografi yapılmasını, kan tahlillerine bakılarak kan kolesterol düzeyinin, şeker düzeyinin ölçülmesini özellikle öneriyoruz" diye konuştu.

'DOKTOR ONAYI ALMASI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR'

Gençlerde maçlarda yaşanan ani kalp ölümlerine dikkat çeken Prof. Dr. Karagöz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gençlerde halı sahalarda ya da spor aktiviteleri sırasında gerçekleşen ani kardiyak ölümlerle ilgili yapılabilecek en önemli şey yine özellikle tanısı olmuş bir kalp hastalığı varsa kardiyoloji doktorundan yarışmalı spor yapıp yapamayacağıyla ilgili bir öneri almasıdır. Çünkü bazı kalp hastalıklarında biz yarışmalı sporları kısıtlıyoruz. Tabii ki her hastamıza ve kalp hastalarına ve normal sağlıklı bireylere de spor yapmasını öneriyoruz. Ancak bu önerdiğimiz spor genellikle günde 30 dakika, hafta da 5 gün yarışmalı olmayan hafif tempolu yürüme şeklindeki sporlardır. Onun dışında vücut geliştirme ve yarışmalı sporlar için özellikle de belirtilmiş bir kalp hastalığı varsa doktor tavsiyesinin alınması uygun olacaktır. Gençlerde spor kaynaklı kalp ölümleri düzenli muayene ile önlenebilir."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gençlerde spor kaynaklı kalp ölümleri düzenli muayene ile önlenebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 31 May 2025 07:33:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/genclerde-spor-kaynakli-kalp-olumleri-duzenli-muayene-ile-onlenebilir-103645-20250531.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/genclerde-spor-kaynakli-kalp-olumleri-duzenli-muayene-ile-onlenebilir-103645-20250531.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/genclerde-spor-kaynakli-kalp-olumleri-duzenli-muayene-ile-onlenebilir-103645-20250531.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye'de bir ilk; her iki şah damarı tıkalı Moyamoya hastasına baypas ameliyatı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-turkiyede-bir-ilk-her-iki-sah-damari-tikali-moyamoya-hastasina-baypas-ameliyati-26588.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-turkiyede-bir-ilk-her-iki-sah-damari-tikali-moyamoya-hastasina-baypas-ameliyati-26588.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde nadir görülen Moyamoya hastalığı tanısı bulunan ve her iki şah damarı tamamen tıkalı olan Murat Şanlıer'e (52), çalışan kalpte pompa destekli 3 damar koroner baypas ameliyatı uygulandı. Operasyonu gerçekleştiren doktorlardan Kalp ve Damar Cerrahi Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, "Bu tarz bir hasta bizim literatür incelememize göre dünyada 3'üncü, Türkiye'de ilk hasta olarak literatüre geçecek" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Evli ve 1 çocuk babası Murat Şanlıer, yaklaşık 1 ay önce kalp rahatsızlığı şikayetiyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Nadir görülen Moyamoya hastalığı tanısı olan ve 2 yıl önce de beyin cerrahisi tarafından ameliyat edilen hastanın her iki şah damarının da tamamen tıkalı olduğu belirlendi. Şanlıer'e, 14 Mayıs'ta Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren ve Op. Dr. Hüseyin Ağırbaş tarafından çalışan kalpte pompa destekli 3 damar koroner baypas ameliyatı uygulandı. Yaklaşık 5 saat süren yüksek riskli operasyonun ardından hasta, 9 gün yoğun bakımda takip edildi. Hasta, bugünkü kontrollerinin ardından taburcu edildi.

'1 MİLYON 3 KİŞİDE GÖZÜKÜYOR'

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Doç. Dr. Vaner Köksal, "Murat Bey'in Moyamoya isimli bir rahatsızlığı var. Bir Japon tarafından verilmiş bir isim, çok nadir bir hastalık. Özellikle beynin ana şah damarını etkileyen, o ana damarın tıkanıklığına sebep olan bir hastalık ve bu tıkanıklıktan dolayı beyinde bazı kanamalar olabiliyor. Beyini beslenememek gibi durumlar olabiliyor. Felç geçirebiliyor hasta. Ama bunlar henüz oluşmadan fark edilmiş. Murat Bey de fark edilmişti. Ve ben yaklaşık 2,5 yıl önce bunu yenebilmek için beynin beslenemeyen kısmı için 'indirect bypass' dediğimiz bir ameliyat metodunu uygulayarak, beynin beslenemeyen kısmını beslemesi için bir ameliyat gerçekleştirmiştim. Bu süreç içerisinde, takiplerde, bu beynin o kısmında, yeni damarların oluştuğunu fark etmiştim. Bu hastalık 300 binde 1 gözüken bir hastalık. 1 milyonda 3 kişide gözüküyor" dedi.

'AMELİYAT SIRASINDA KALBİ HİÇ DURDURMADIK'

Kalp ve Damar Cerrahi Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, "Kalp ve Damar Cerrahisi kliniği olarak hastamızın ameliyatını gerçekleştirdik. Moyamoya Sendromu olmasının yanında aslında her iki şah damarı yüzde 100 tıkalıydı. 2-3 sene önce yapılan bir beyin cerrahisi operasyonuyla, Vaner Hoca'nın yaptığı ameliyatla beyin damarlarına indirekt bir baypas uygulanmış. Bu kan akımını bir miktar arttırmıştı zaten. Ama yine de bu tarz bir hasta bizim literatür incelememize göre dünyada 3'üncü, Türkiye'de ilk hasta olarak literatüre geçecek. Bu konuyla ilgili zaten şu anda literatür yazı çalışması devam ediyor. Ameliyattan sonra en çok korktuğumuz şey, hocalarımın da bahsettiği gibi hastanın bir felç durumu geçirmesiydi. Bunlara engel olmak için, kalp akciğer makinesini çalışan kalpte baypas tekniğiyle 3 damarına baypas yaptık. Kalbi hiç durdurmadık bu ameliyat esnasında. Tansiyonunu 100'ün üzerinde tutmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Ameliyatın diğer hastanelerden de fikri alınmıştı daha önce ve her tarafta da aynı riski verildi. Çok şükür şu anda durumu gayet iyi" diye konuştu.

'HİÇBİR NEFES PROBLEMİ YAŞAMADIK'

Hastanın eşi Gülsüm Şanlıer (47) ise "Çok zor, çok tehlikeli. Riskli bir ameliyatımız oldu ama çok şükür. Her türlü şey, risk de söylendi bize; ama hiçbiri olmadı. Bunun söylenme sebebi, şu anda Türkiye'de bu ameliyat hiç olmamış. Çünkü ilk defa yapılmış. İlk defa yapıldığı için normal bir açık baypas ameliyatı yapılırken kalp dışarı çıktığı için bunu kalbi dışarı çıkarmadan yaptılar. 'Çünkü o şekil yapmamız gerekiyor' dediler. Öbür türlü çok tehlikeli. 'Kalp durabilir' dendi. Şu anda çok şükür, çok iyiyiz. Şu anda bütün koridoru gezdik. Baştan sona hiçbir nefes problemi yaşamadık. Ama haliyle 9 gün yoğun bakımda kaldı. Hala onun verdiği bir psikolojik durum var" dedi.

'YENİDE DOĞMUŞ GİBİ EVE GİDİYORUM'

Murat Şanlıer de "Hastalık geldi beni buldu. Şimdi yeniden doğmuş gibi bu akşam eve gidiyorum. Şimdi buradan çıktığımda doğru evime gidiyorum. Tam 1 aydır yokum. Evimi, yatağımı özledim. Evimi özledim. Çocuğumu özledim. Eşimi özledim" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye'de bir ilk; her iki şah damarı tıkalı Moyamoya hastasına baypas ameliyatı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 28 May 2025 08:19:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/turkiyede-bir-ilk-her-iki-sah-damari-tikali-moyamoya-hastasina-baypas-ameliyati-124308-20250528.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/turkiyede-bir-ilk-her-iki-sah-damari-tikali-moyamoya-hastasina-baypas-ameliyati-124308-20250528.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/turkiyede-bir-ilk-her-iki-sah-damari-tikali-moyamoya-hastasina-baypas-ameliyati-124308-20250528.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Karadeniz’de kalp hastalarına 'yüksek rakım' uyarısı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-karadenizde-kalp-hastalarina-yuksek-rakim-uyarisi-26560.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-karadenizde-kalp-hastalarina-yuksek-rakim-uyarisi-26560.html</link>
                    <description><![CDATA[GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sıcak havalardan kaçmak için Karadeniz’in yüksek kesimlerine çıkan kalp hastalarını uyararak, “Rakım yükseldikçe, havadaki oksijen basıncı düşüyor. Kronik rahatsızlığı olan özellikle kalp hastaları kandaki oksijen seviyesi sınırda seyrediyorsa, oksijen eksikliğine bağlı sorunlar yaşayabilirler" dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Karadeniz Bölgesi’nin yüksek rakımlı yaylaları, hava sıcaklıklarının arttığı dönemlerde ziyaretçilerine düşük nem ve serin ortamda gezinti imkanı sunuyor. Sıcak havalardan kaçmak isteyen pek çok kişi ilkbaharın son günlerinde yüksek kesimlere yöneliyor. Uzmanlar, kronik solunum ve kalp hastalarında yüksek rakıma aniden çıkmanın tehlikeli olduğunu söyleyerek, uyarılarda bulunuyor.

'RAKIM YÜKSELDİKÇE, OKSİJEN BASINCI DÜŞÜYOR'

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Karadeniz’de yayla kültürünün yaygın olduğunu hatırlatarak, bu alışkanlığın kronik rahatsızlığı olan hastalar açısından tehlikeli olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Özlü, "Yazın sıcak havalarda insanlar sahil kesiminden yukarıdaki yaylalara çıkıyorlar. Bu doğru bir tercih, yaylalarda hava daha serin ve kuru. Temiz havada daha rahat hareket ederek, yazı daha kolay geçiriyorlar. Ancak hastalar açısından yaylaya çıkmanın artıları yanında bazı riskleri de olabiliyor. Her hasta için geçerli olmamakla birlikte, KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), akciğer sertleşmesi, kalp yetmezliği ve solunum sıkıntısı yaşayan, kanındaki oksijen seviyesinin düşük olduğu hastaların, yaylaya çıkması riskli olabilir. Ağır hastalar, hekimlere danışmalıdır. Yaylalardaki rakım yükseldikçe, havadaki oksijen basıncı düşüyor. Kronik rahatsızlığı olan hastaların, kandaki oksijen seviyesi sınırda seyrediyorsa oksijen eksikliğine bağlı sorunlar yaşayabilirler” diye konuştu.

Yüksek rakımda şikayetlerin artabileceğini belirterek tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Nefes darlığı, tıkanıklık, hırıltı ve öksürük gibi şikayetler artabilir. Hastalar bu durumu tarif ederken, ‘Yükseğe çıktığımda tıkanıyorum, nefes alamıyorum, boğuluyorum’ diyorlar. Oksijen cihazıyla yaylaya çıkmak mümkün olabilir fakat elektrik kesintisi olabilir, cihaz çalışmayabilir. Sorunu olan hastaların yüksek rakımlı yaylalarda kalması sorun olabilir. Hasta farkına varmadan ve hazırlık yapmadan yaylaya çıkarak, bu sorunlarla karşılaşırsa; 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak, hasta düşük rakımlı bir yere indirilmelidir” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Karadeniz’de kalp hastalarına 'yüksek rakım' uyarısı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 25 May 2025 08:05:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/karadenizde-kalp-hastalarina-yuksek-rakim-uyarisi-110825-20250525.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/karadenizde-kalp-hastalarina-yuksek-rakim-uyarisi-110825-20250525.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/karadenizde-kalp-hastalarina-yuksek-rakim-uyarisi-110825-20250525.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hipertansiyon Gençleri de Tehdit Ediyor: ‘Bana Bir Şey Olmaz’ Demeyin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-hipertansiyon-gencleri-de-tehdit-ediyor-bana-bir-sey-olmaz-demeyin-26479.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-hipertansiyon-gencleri-de-tehdit-ediyor-bana-bir-sey-olmaz-demeyin-26479.html</link>
                    <description><![CDATA[“Hipertansiyon genç yaşta sessizce ilerliyor, fark edilmediğinde kalbe ve damarlara ciddi hasar veriyor. Uzmanlar, düzenli tansiyon ölçümünün hayat kurtarabileceği uyarısında bulunuyor.”]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 


HİPERTANSİYONUN kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olarak öne çıktığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan, bu hastalığa karşı farkındalık çağrısı yaparak, “Genç bireyler genellikle ‘Bana bir şey olmaz’ düşüncesiyle tansiyon kontrolünü ihmal ediyor. Oysa hipertansiyon yavaş yavaş geliştiği için baş ağrısı, ense ağrısı veya çarpıntı gibi şikayetler yaratmadığında kolayca gözden kaçabiliyor” uyarısında bulundu.

Hipertansiyonun dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp damar hastalıklarında en önemli risk faktörlerinden biri olarak dikkat çektiğini belirten Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan, Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun küresel ölçekte büyük bir sağlık sorunu olduğunu aktaran Prof. Dr. Okuyan, özellikle kontrolsüz hipertansiyonun kalp damar sağlığını etkileyen gizli bir düşman olduğunu ifade ederek, hipertansiyon farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çekti.

‘HİPERTANSİYON: GİZLİ DÜŞMAN’

Hipertansiyonun kolay gözden kaçabilen ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Okuyan, “Kalp damar sistemini yavaş yavaş kemirerek ciddi komplikasyonlara neden olan hipertansiyon, toplumda oldukça yaygın olarak görülüyor. Erişkin popülasyonda, yani 18 yaş ve üzerindeki bireylerde hipertansiyon oranı yaklaşık yüzde 20 civarındadır. Ancak yaş ilerledikçe bu oran önemli ölçüde artmaktadır. Özellikle 50 yaşını geçen her iki kişiden biri, 60 yaş sonrasında ise her üç kişiden ikisi yüksek tansiyon riski altındadır” dedi.

Prof. Dr. Okuyan, hipertansiyonun sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayarak, genç yaşlarda da bu sorunun görülmesine rağmen çoğu kişinin farkında olmadığını belirtti. Prof. Dr. Okuyan, “Genç bireyler genellikle ‘Bana bir şey olmaz’ düşüncesiyle tansiyon kontrolünü ihmal ediyor. Oysa hipertansiyon yavaş yavaş geliştiği için baş ağrısı, ense ağrısı veya çarpıntı gibi şikayetler yaratmadığında kolayca gözden kaçabiliyor” diye konuştu.

HİPERTANSİYONDAN KORUNMA YOLLARI

Yüksek tansiyondan korunmanın temelinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yer aldığını belirten Prof. Dr. Okuyan, “Öncelikle tuz tüketimini kısıtlamak büyük önem taşıyor. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak ve sigaradan uzak durmak hipertansiyon riskini önemli ölçüde azaltmaktadır” dedi. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının ilaç tedavisi kadar etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Okuyan, “İlaç kullanımının yanı sıra yaşam tarzında yapılan değişiklikler hipertansiyonu kontrol altına almada büyük rol oynar. Özellikle tuzdan kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak, tansiyon değerlerini düşürmekte önemli katkılar sağlar” diye konuştu.

‘FARKINDALIK HAYAT KURTARIR’

Bu hastalığa karşı farkındalığın artırılmasının tedavi başarısında kilit rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Okuyan, “Hipertansiyonu kontrol altına aldığımızda, kalp damar sistemi hastalıklarına bağlı ölümler de ciddi oranda azalır. Bu nedenle her bireyin, yaşa bakılmaksızın, düzenli olarak kan basıncını ölçtürmesi büyük önem taşıyor” dedi. Prof. Dr. Okuyan, toplumda hipertansiyon farkındalığının düşük olduğunu belirterek, “Özellikle gençlerde bu sorunun sıkça gözden kaçtığını görüyoruz. Hipertansiyona bağlı hasarlar genellikle ileri dönemde ortaya çıkıyor ve tedavi edilmediğinde kalp kası kalınlaşması veya damar yapısında bozulmalar gibi komplikasyonlar gelişebiliyor” ifadelerini kullandı.

DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ’NDE UYARI

Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Okuyan, “Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin en sık nedeni hipertansiyondur. Bu nedenle tansiyon takibinin düzenli olarak yapılması, hastalığın erken dönemde fark edilmesini ve kontrol altına alınmasını sağlar” dedi.

&nbsp;



&nbsp;






&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hipertansiyon Gençleri de Tehdit Ediyor: ‘Bana Bir Şey Olmaz’ Demeyin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 17 May 2025 07:28:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/hipertansiyon-gencleri-de-tehdit-ediyor-bana-bir-sey-olmaz-demeyin-103218-20250517.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/hipertansiyon-gencleri-de-tehdit-ediyor-bana-bir-sey-olmaz-demeyin-103218-20250517.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/hipertansiyon-gencleri-de-tehdit-ediyor-bana-bir-sey-olmaz-demeyin-103218-20250517.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Ekmekci Uyarıyor: “Hipertansiyon ‘Sessiz Katil’ ve Ciddi Risklere Yol Açıyor”]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-ahmet-ekmekci-uyariyor-hipertansiyon-sessiz-katil-ve-ciddi-risklere-yol-aciyor-26473.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-prof-dr-ahmet-ekmekci-uyariyor-hipertansiyon-sessiz-katil-ve-ciddi-risklere-yol-aciyor-26473.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya Hipertansiyon Günü’nde VM Medical Park Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekci, Türkiye’de 20 milyon hipertansiyon hastasının yarısının hastalığını bilmediğini vurguladı. Kontrolsüz yüksek tansiyonun kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ KONTROL altına alınmayan hipertansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekci, “Hipertansiyon kalp krizi, kalp yetmezliği ve kalp büyümesi riskini artırır. Yüksek basınç atardamarlara zarar verebilir ve felce yol açabilir. Zamanla böbrek fonksiyonunu da zayıflatır ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Kalp sağlığına uygun bir diyet uygulamak ve akıllı yaşam tarzı seçimleri yapmak hipertansiyon risklerini önemli ölçüde azaltır” dedi.

VM Medical Park Pendik Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekci, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla, yüksek tansiyonu olan birçok kişinin, tehlikeli seviyelere ulaşana kadar semptomlar yaşamaması nedeniyle halk arasında ‘sessiz katil’ olarak tanınan hipertansiyon hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu.

Hipertansiyonun ne olduğundan bahseden Prof. Dr. Ekmekci, “Hipertansiyon, yaygın olarak yüksek tansiyon olarak bilinir, kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin sürekli olarak çok yüksek olduğu bir durumdur. Zamanla, bu artan basınç kalp ve damar hastalıkları, felç, erken bunama ve böbrek sorunları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Oysa hipertansiyon, dünyada önlenebilir ancak tedavi edilmeyen ölüm nedenleri içerisinde bir numaralı risk faktörüdür” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE 20 MİLYON KİŞİDE HİPERTANSİYON VAR’

Türkiye’de yaklaşık 20 milyon hipertansiyon hastası olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Ekmekci, “Bu kişilerin yarısı tansiyon hastası olduğunu bilmemektedir. Kalan kişilerin yarısı ise tansiyon sorunu olduğunu bilmesine rağmen çoğunlukla ‘’bir şey hissetmedikleri’’ için tedavi olmamaktadır. Kalanların da yarısı ilaç tedavileri kullanmalarına rağmen hedef tansiyon değerlerine ulaşamamaktadır. Bu da tüm tansiyon hastaları içinde yalnızca yüzde 10-15 civarı hastanın yeteri kadar tedavi olduğunu göstermektedir. Tedavi edilebilen bir hastalık için bu çok acı bir tablo olarak karşımızda durmaktadır” diye konuştu.

‘GENETİK YATKINLIK RİSKİ ARTIRABİLİR’

Prof. Dr. Ekmekci, hipertansiyonun en yaygın nedenlerini şu şekilde sıraladı:

“Genetik etki: Ailenizde yüksek tansiyon varsa, riskiniz daha yüksektir.

“Sağlıksız beslenme: Aşırı tuz, işlenmiş gıdalar ve doymuş yağlar hipertansiyona katkıda bulunur.

“Fiziksel aktivite eksikliği: Hareketsiz bir yaşam tarzı kalbi ve kan damarlarını zayıflatır.

“Aşırı kilo: Aşırı kilolu olmak kalbe ekstra yük bindirir.

“Sigara ve alkol: Tütün ve aşırı alkol alımı kan damarlarını daraltır ve kan basıncını yükseltir.

“Kronik stres: Uzun süreli stres yüksek kan basıncına yol açabilir.

“Tıbbi durumlar: Diyabet, böbrek hastalığı ve hormonal bozukluklar ikincil hipertansiyona neden olabilir.”

‘BAŞ DÖNMESİ VE SERSEMLİK GÖRÜLEBİLİR’

Prof. Dr. Ekmekci, yüksek tansiyonu olan birçok kişinin, tehlikeli seviyelere ulaşana kadar semptomlar yaşamadığını belirtti. Prof. Dr. Ekmekci, semptomlar ortaya çıktığında görülecek şikâyetleri şöyle sıraladı:

“Baş ağrıları, özellikle sabahları,

“Baş dönmesi veya sersemlik,

“Bulanık görme veya görme zorluğu,

“Göğüs ağrısı veya düzensiz kalp atışları,

“Nefes darlığı,

“Burun kanamaları (şiddetli vakalarda),

“Yorgunluk veya kafa karışıklığı.”

’CİDDİ HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR’

Prof. Dr. Ekmekci, kontrol altına alınmayan hipertansiyonun tetikleyebileceği hastalıkları ise şöyle paylaştı:

“Kalp hastalığı: Kalp krizi, kalp yetmezliği ve kalp büyümesi riskini artırır.

“İnme: Yüksek basınç atardamarlara zarar verebilir ve felce yol açabilir.

“Böbrek hastalığı: Zamanla böbrek fonksiyonunu zayıflatır ve böbrek yetmezliğine neden olabilir.

“Göz hasarı: Retinadaki kan damarlarına zarar vererek görme sorunlarına yol açabilir.

“Demans ve bilişsel gerileme: Beyne giden kan akışını azaltarak demans riskini artırabilir.

“Anevrizma ve aort diseksiyonu: Zayıflamış atardamarlar şişebilir ve potansiyel olarak yırtılabilir.

“Periferik arter hastalığı: Dolaşımı azaltır ve bacak ağrısına veya komplikasyonlara yol açabilir.”

HİPERTANSİYONDAN KORUNMA YOLLARI

Hipertansiyondan korunma yollarını anlatan Prof. Dr. Ekmekci, “Hipertansiyon tedavi edilebilir bir hastalıktır, genellikle yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir veya yönetilebilir. Sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Besin açısından zengin yiyecekler tüketmek ve aşırı tuz ve sağlıksız yağlardan kaçınmak gerekir. Düzenli egzersiz uygulanabilir. Aktif kalmak kalbi güçlendirir ve dolaşımı iyileştirir. Sağlıklı bir kiloyu korumak kalp üzerindeki baskıyı azaltır. Stres yönetimi önemlidir. Meditasyon ve derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Aşırı içki ve sigara içmek kan damarlarını daraltır ve kan basıncını yükseltir. Kan basıncını düzenli olarak izlemek hipertansiyonun erken belirtilerini yakalayabilir” ifadelerini kullandı.

‘KAN BASINCI SEVİYELERİ DÜZENLİ TAKİP EDİLMELİ’

Tedavi yollarına değinen Prof. Dr. Ekmekci, “Tedavi, şiddete ve altta yatan nedenlere bağlıdır. Yaşam tarzı değişikliklerine gidilebilir. Dengeli beslenme, egzersiz, stres yönetimi ve sağlıklı alışkanlıklar uygulanabilir. Kan basıncı seviyelerinin kontrol edilmesi tedavinin etkinliğini garanti eder. İlaç tedavisi tercih edilebilir” dedi.

FAYDALI BESİNLER

Prof. Dr. Ekmekci, hipertansiyon olan bireylere iyi gelen besinleri şöyle sıraladı:

“Yapraklı yeşillikler (ıspanak, kıvırcık lahana, karalahana): Kan damarlarını gevşetmeye yardımcı olan nitrat bakımından zengindir.

“Meyveler (yaban mersini, çilek, ahududu): Kan akışını iyileştiren antioksidanlar içerir.

“Pancar: Kan basıncını önemli ölçüde düşürebilen nitrat bakımından zengindir.

“Yulaf: Kolesterolü düşürmeye ve kan basıncını dengelemeye yardımcı olan liflerle doludur.

“Muz: Sodyum seviyelerini düzenlemeye yardımcı olan harika bir potasyum kaynağıdır.

“Bitter çikolata (en az yüzde 70 kakao): Kan damarı işlevini destekleyen flavonoidler içerir.

“Sarımsak: Kan damarlarını gevşetmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olur.

“Mercimek ve fasulye: Lif ve potasyum açısından zengindir, her ikisi de kan basıncı için faydalıdır.

“Antep fıstığı: Kan damarı fonksiyonunu iyileştirerek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur.

“Nar: Kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar açısından zengindir.

“Zeytinyağı: Kan basıncına fayda sağlayan sağlıklı yağlar içerir.

“Havuç: Potasyum ve lif açısından zengindir, kan basıncı için faydalıdır.

“Kereviz: Kan damarlarını gevşeten bileşikler içerir.

“Kabak çekirdeği: Kan basıncı kontrolü için gerekli olan iyi bir magnezyum ve potasyum kaynağıdır.”

‘AŞIRI TUZ TÜKETİLMEMELİ’

Son olarak uzak durulması gereken besinlere değinen Prof. Dr. Ekmekci, “Aşırı tuz, işlenmiş gıdalar, şekerli atıştırmalıklar ve içecekler, aşırı kafein ve alkolden kaçınmak gerekir. Kalp sağlığına uygun bir diyet uygulamak ve akıllı yaşam tarzı seçimleri yapmak hipertansiyon risklerini önemli ölçüde azaltır” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Ekmekci Uyarıyor: “Hipertansiyon ‘Sessiz Katil’ ve Ciddi Risklere Yol Açıyor” - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 16 May 2025 07:03:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ahmet-ekmekci-uyariyor-hipertansiyon-sessiz-katil-ve-ciddi-risklere-yol-aciyor-101014-20250516.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ahmet-ekmekci-uyariyor-hipertansiyon-sessiz-katil-ve-ciddi-risklere-yol-aciyor-101014-20250516.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/prof-dr-ahmet-ekmekci-uyariyor-hipertansiyon-sessiz-katil-ve-ciddi-risklere-yol-aciyor-101014-20250516.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun'da beyin ölümü gerçekleşen Iraklı Elias'ın organları umut oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-beyin-olumu-gerceklesen-irakli-eliasin-organlari-umut-oldu-26396.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-beyin-olumu-gerceklesen-irakli-eliasin-organlari-umut-oldu-26396.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN’da kazada yaralanıp, kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen Iraklı Elias Naif Elias Nasır’ın (16) 2 böbrek, 2 kornea, kalp ve karaciğeri, 6 kişiye umut oldu. Nasır’ın dayısı Meşal Gaip Huseyin Nasır, “Biz 9 senedir Samsun’dayız. Vatandaşların bize çok iyilikleri oldu. Biz de buna bir karşılık göstermek istedik” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bafra ilçesinde 27 Nisan’da motosiklet kazası geçiren Iraklı Elias Naif Elias Nasır, ambulansla Bafra Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, buradan da Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. 28 Nisan’da yoğun bakıma alınan Nasır’ın dün akşam beyin ölümü gerçekleşti. Bunun üzerine, Samsun Organ Nakli Birimi yetkilileri, hasta yakınlarıyla irtibat kurdu. Yapılan görüşmeler sonucunda hastanın ailesi organlarını bağışlama kararı aldı. Ekipler, Nasır’ın 2 böbrek, 2 kornea, kalp ve karaciğerini aldı. Kalp, Ankara Bilkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürülürken, 2 böbrek, 2 kornea ve karaciğer de Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) hastalara nakledilecek.

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Recep Erik, “Vakamız bize 27 Nisan’da motosiklet kazasıyla geldi. Kafa travması geçirmişti. 28 Nisan’da yoğun bakıma aldıktan sonra dün de beyin ölümü gerçekleşti. Beyin ölümü sonrası aile görüşmesinden çıkan izinle de organlarını çıkartıp bugün naklediyoruz. 2 böbrek, 2 kornea, kalp ve kornea çıkarttık. İnşallah alıcılara da şifa olur. Bu yüce gönüllülük için de yakınlarına çok teşekkür ediyoruz” dedi.

BİZE YAPILAN İYİLİKLERE KARŞI ORGANLARI BAĞIŞLADIK

9 senedir Samsun’da olduklarını, Türk vatandaşların kendilerine çok iyi davrandıklarını buna karşılık olarak da yeğeninin organlarını başladıklarını ifade eden Elias Naif Elias Nasır’ın dayısı Meşal Gaip Huseyin Nasır (37), “Organ bağışı için karar verdik. Biz de 9 senedir Samsun’dayız. Vatandaşların bize çok iyilikleri oldu. Biz de buna bir karşılık göstermek istedik. Bir de çocuğumuza hayır olsun istedik” diye konuştu.&nbsp;


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun'da beyin ölümü gerçekleşen Iraklı Elias'ın organları umut oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 May 2025 10:27:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-beyin-olumu-gerceklesen-irakli-eliasin-organlari-umut-oldu-133422-20250507.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-beyin-olumu-gerceklesen-irakli-eliasin-organlari-umut-oldu-133422-20250507.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-beyin-olumu-gerceklesen-irakli-eliasin-organlari-umut-oldu-133422-20250507.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun'da depresyondan bilinci kapanan hasta 56 gün sonra uyandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-depresyondan-bilinci-kapanan-hasta-56-gun-sonra-uyandi-26393.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-depresyondan-bilinci-kapanan-hasta-56-gun-sonra-uyandi-26393.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özgür Kılıç, depresyon tanısı ile 56 gündür bilinci kapalı olan hastayı EKT (Elektrokonvülsif terapi) tedavisi ile uyandırdıklarını belirterek, “Bu vaka, depresyonun yalnızca bir üzüntü hali olmadığını, kimi zaman insanı tamamen susturup hayattan alıkoyabilecek kadar derin bir etki yaratabileceğini göstermiştir” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kentte ismi açıklanmayan 26 yaşında bir kadın hasta, depresyon tanısı ile yakınları tarafından OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi. Bilinci kapalı olan ve durumu ağırlaşan hasta için doktorlar seferber oldu. Hastanın 56’ncı günde EKT tedavisi ile uyandığını söyleyen OMÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özgür Kılıç, “Bize sevk edildiğinde yoğun bakımda izlemeye başladık. Hasta gözlerini açmıyor, ağrılı uyaranlara dahi yanıt vermiyor, adeta kaskatı kesilmiş şekilde yatıyordu. Tüm nörolojik, metabolik, enfeksiyöz, toksik ve endokrin tetkikler normaldi. Sayısız olasılığı dışladık ama hala bir neden bulamamıştık. Organik bir bozukluk görünmüyordu. Buna rağmen hasta adeta donmuş gibiydi. Bu noktada, durumun psikiyatrik kökenli olabileceğini düşündük. Durumu psikiyatri, nöroloji ve yoğun bakım uzmanlarının yer aldığı bir konseyde değerlendirdik. Tüm bulguları birlikte gözden geçirdik ve bunun katatoni olabileceğine karar verdik” diye konuştu.

‘BU KADAR AĞIR VE TEDAVİNİN GECİKTİĞİ OLGULAR OLDUKÇA NADİRDİR’

Hastanın uyandırılma sürecini anlatan Dr. Öğretim Üyesi Kılıç, “Bilinci kapalı şekilde getirilmişti. O ana kadar bilinen başka bir hastalığı yoktu. Ancak bu kez tablo çok daha ağırdı. Sayısız tetkik yapılmış ama neden uyanmadığı, gözlerini açmadığı, konuşmadığı bir türlü anlaşılamamış. Biz de hastanın hiçbir müdahaleye tepki vermemesinin ardından konsey ile toplanıp katatoni tanısı koyduk. Katatoni, bazı ağır psikiyatrik hastalıklarda görülebilen, kişinin konuşmadığı, hareket etmediği ve çevresiyle tüm bağını kopardığı bir tablodur. Özellikle ağır depresyonlarda bu durum ortaya çıkabilir. Dışarıdan bakıldığında bilinci kapalı gibi görünür ama aslında içeride bir tür donma hali yaşanır. Literatürde bu kadar uzun süren katatoni vakaları bildirilmiştir. Ancak bu kadar ağır ve tedavinin geciktiği olgular oldukça nadirdir. Biz de bu tabloya zamanında müdahale ettik. EKT tedavisine başladık. 56’ncı günün sabahında, 5’inci seansın ardından hasta gözlerini açtı. Bize baktı, yemek yedi. O anı tarif etmek gerçekten zor. Bu vaka, depresyonun yalnızca bir üzüntü hali olmadığını, kimi zaman insanı tamamen susturup hayattan alıkoyabilecek kadar derin bir etki yaratabileceğini göstermiştir. Bu yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda insani bir umut hikayesiydi. Bilimin, ekip çalışmasının ve sabrın zaferiydi” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun'da depresyondan bilinci kapanan hasta 56 gün sonra uyandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 May 2025 09:39:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-depresyondan-bilinci-kapanan-hasta-56-gun-sonra-uyandi-125519-20250507.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-depresyondan-bilinci-kapanan-hasta-56-gun-sonra-uyandi-125519-20250507.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-depresyondan-bilinci-kapanan-hasta-56-gun-sonra-uyandi-125519-20250507.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsun'da yeni doğan bebeklerde 6 binde bir görülen vaka başarıyla tedavi edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-yeni-dogan-bebeklerde-6-binde-bir-gorulen-vaka-basariyla-tedavi-edildi-26387.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-samsunda-yeni-dogan-bebeklerde-6-binde-bir-gorulen-vaka-basariyla-tedavi-edildi-26387.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, yeni doğan bebeklerde 6 binde bir görülen ve tıp literatüründe oldukça ender rastlanan Distal Trakeoözefageal Fistül (TÖF), Özefagus Atrezisi ve Anal Atrezi tanısı konulan bebek, çok aşamalı cerrahi müdahalelerle sağlığına kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yenidoğan döneminde nadir görülen üçlü doğumsal anomalili bir bebek, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başarıyla tedavi edildi. Doğumun ardından yapılan değerlendirmelerde, bebeğin yemek borusunun alt ucunun soluk borusuna açıldığı, yemek borusunun tam gelişmediği ve makat açıklığının bulunmadığı belirlendi. Tanının konulmasının ardından bebek, Çocuk Cerrahisi Kliniği ekipleri tarafından hemen ameliyata alındı. İlk operasyonda yemek borusunun soluk borusuna olan bağlantısı kapatıldı, bağırsak geçişini sağlamak amacıyla kolostomi işlemi yapıldı. Ancak yemek borusunun iki ucu arasındaki mesafenin uzun olması nedeniyle doğrudan birleştirme mümkün olmadı ve ikinci operasyon için 16 hafta beklendi.

Bu sürenin sonunda, Çocuk Cerrahisi Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Serap Samut Bülbül ve Op. Dr. Ahmet Saraç tarafından gerçekleştirilen başarılı bir ameliyatla yemek borusunun iki ucu birleştirildi. Operasyon sonrası takipleri yapılan bebek, kısa süre önce ağızdan beslenmeye başlayarak sağlığına kavuştu. Hekimler, bu sürecin başarılı bir ekip çalışmasının ürünü olduğunu belirterek, nadir görülen vakaların tedavisinde erken tanı ve multidisipliner yaklaşımın hayati önem taşıdığını vurguladı.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Samsun'da yeni doğan bebeklerde 6 binde bir görülen vaka başarıyla tedavi edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 May 2025 10:42:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-yeni-dogan-bebeklerde-6-binde-bir-gorulen-vaka-basariyla-tedavi-edildi-140900-20250506.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-yeni-dogan-bebeklerde-6-binde-bir-gorulen-vaka-basariyla-tedavi-edildi-140900-20250506.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/samsunda-yeni-dogan-bebeklerde-6-binde-bir-gorulen-vaka-basariyla-tedavi-edildi-140900-20250506.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ESKİŞEHİR’de Bir Hastanın , 6 ay içinde 2 kez aort damarı yırtıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-eskisehirde-bir-hastanin-6-ay-icinde-2-kez-aort-damari-yirtildi-26305.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-eskisehirde-bir-hastanin-6-ay-icinde-2-kez-aort-damari-yirtildi-26305.html</link>
                    <description><![CDATA[ESKİŞEHİR’de İhsan Arıkan’ın (50), 6 ay içinde 2 kez aort damarı yırtıldı. Arıkan, yaklaşık 8,5 saat süren zorlu ameliyatın ardından sağlığına kavuşurken, doktorlar aort damarında 2 kez yırtık tespit edilmesinin çok nadir görülen bir durum olduğunu ifade etti.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Fabrika işçisi 2 çocuk babası İhsan Arıkan, 2024 yılının Kasım ayında kasığındaki ağrı şikayetiyle kentteki bir hastaneye başvurdu. Doktorların kontrolünde, kalpten çıkan ve vücudun tamamına kan dağıtan ana atardamar olan aort damarının yırtıldığı belirlendi. İhsan Arıkan, buradan Eskişehir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Burada tedavi altına alınan Arıkan, ameliyat edildi ve yırtık onarıldıktan sonra hastaneden taburcu oldu. İhsan Arıkan düzenli olarak kontrollere devam ederken, ilk ameliyatından 6 ay sonra bu kez beyin ve kolları besleyen aort damarında yırtık tespit edildi. Çok nadir görülen bu durumun üzerine Eskişehir Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Doç. Dr. İbrahim Çağrı Kaya, Arıkan’ın ‘redo’ olarak bilinen ikinci kez kalp ameliyat olması gerektiğini belirledi. Doç. Dr. Kaya ile birlikte Doç. Dr. Yıldırım Gültekin, Uzm. Dr. Abdurrahman Demirel ve yaklaşık 15 kişilik ameliyat ekibi 8,5 saat süren başarılı ameliyat ile Arıkan’ı sağlığına kavuşturdu.

‘AMELİYATI ZİHNİMİZDE ONLARCA KEZ YAPTIK’

Doç. Dr. İbrahim Çağrı Kaya, operasyonun başarılı olması için ekibi ile birlikte günlerce planlama yaptıklarını söyledi. Yoğun bir çaba sonucunda hastanın sağlığına kavuşturulduğunu ifade eden Kaya, “İlk ameliyatın ardından 6 aylık takip süresi geçirdik. Bu hasta grubu bizim kalp damar cerrahisinin en tehlikeli ağını oluşturuyor. Aort damarı yırtılmaları ilk ameliyat ne kadar zorluyorsa, hiç istemediğimiz en kötü senaryo olan durumda ameliyattan sonra ikinci kez bir yırtık gelişmesi oluyor. Bu damarda takipleri gayet iyi giderken, sonraki kontrollerinde aort damarından beynini ve kollarını besleyen tam da hayati dalların çıktığı kısımdan ciddi bir yeni yırtık geliştiğini tespit ettik. Aort kapağında da yetmezlik vardı. Kalp ameliyatı olmuştu. Zaten çok zor bir ameliyatken, iman tahtasından göğsü ikinci kez açtığımız için risk belki 2-3 katına çıkmaktadır. Bu ameliyatların ilkinin yapıldığı birçok merkezde bile bu ‘redo’ kalp ameliyatları maalesef yapılamıyor. Biz birkaç gün boyunca ameliyatı zihnimizde onlarca kez tekrar tekrar yaptık. Tüm hamleleri tekrar tekrar planladık, sıralamaları yaptık, notları aldık ve ameliyata öyle girdik. Bu ikinci yırtık ‘redo cerrahi’ yapılan hasta çok çok daha nadir görülür. Ameliyata alınması ve bundan sağ çıkma olasılığı çok düşüktü. Yaklaşık 10-15 kişilik bir ekibin emeği var” dedi.

‘ŞÜKÜR BUGÜNLERİ GÖRDÜM’

Ameliyatın ardından servise alınan İhsan Arıkan, kendisini çok iyi hissettiğini söyledi. İki kez ölümden döndüğünü anlatan Arıkan, “2004 yılı Kasım ayında, sabah kalktım rahatsızlandım. İlk olarak kasığıma ağrı girdi. Ben apandisit diye düşünüp, kentteki bir hastaneye gittim. Orada bana, ‘Bu apandiste değil. Aort damarın yırtılmak üzere, iç kanama var. Yarım saat ya da 1 saat içerisinde seni ameliyat masasına yatırmazsak, yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Tabi bu durum zarfında iç kanama geçirmezsen’ dediler. Ondan sonra ambulansla Eskişehir Şehir Hastanesi’ne sevk edildim. Gerek Çağrı Bey gerek ekibi gerekse de ameliyathaneden, yoğun bakımdan ve burada servise bakan bütün sağlık ekiplerinden Allah razı olsun. Geldikten sonra gözümü ameliyat bittiğinde açtım. İkinci kez ameliyat edildim ve hayata tutundum. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Ne diyebilirim, her şeyi göze aldım. Burada yatıyordum, hocam durumu anlattı. Hocam, ‘Bayramı geçireyim, bayramdan sonra geleyim. Ne olacaksa olsun’ dedim. Doktorlar bana, ‘Hayati tehliken var, masada kalma ihtimalin var’ dedi. Ben, ‘Gerek size gerek ekibinize güveniyorum. Vadem geldiyse ölürüm ama vadem gelmediyse yaşarım. Ben önce Allah’a, sonra sizlere güveniyorum. Ne olacaksa olsun’ dedim. Onlar da sağ olsunlar gerekeni yaptılar. Şükür Allah’a ki bugünleri gördüm” diye konuştu. (DHA)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ESKİŞEHİR’de Bir Hastanın , 6 ay içinde 2 kez aort damarı yırtıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/eskisehirde-ilginc-olay-6-ay-icinde-2-kez-aort-damari-yirtildi-110947-20250428.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/eskisehirde-ilginc-olay-6-ay-icinde-2-kez-aort-damari-yirtildi-110947-20250428.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/eskisehirde-ilginc-olay-6-ay-icinde-2-kez-aort-damari-yirtildi-110947-20250428.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA['Sezaryen bir doğum tercihi değil, ameliyattır']]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sezaryen-bir-dogum-tercihi-degil-ameliyattir-26242.html</guid>
                    <link>https://www.samsunhaberajansi.com/haber-sezaryen-bir-dogum-tercihi-degil-ameliyattir-26242.html</link>
                    <description><![CDATA[SAMSUN Sağlık Müdürü Mustafa Uras, “Sezaryen bir doğum tercihi değildir, bir nevi ameliyattır. Anne ve bebek sağlığı açısından bir tehdit olduğu zaman doktor tarafından verilen bir karardı. Maalesef son yıllarda gerek anne adaylarımızın kararı olsun gerek toplum tarafından farklı açıdan gösterilmesi kaynaklı insanlar artık bir doğum tercihi olarak görmeye başladı” dedi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi olarak zorunlu olmadığı sürece sezaryen oranlarının azaltılması ve nüfus artış hızının sürdürülebilir seviyede tutulması amacıyla ‘Normal Doğum Eylem Planı’ hazırlandı ve uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, Samsun Sağlık Müdürlüğü öncülüğünde, kadın sağlığının ve normal doğumun önemini vurgulamak amacıyla ‘Doğal Olan Normal Doğum Sempozyumu’ düzenlendi. Sempozyumda, alanında uzman hekim ve akademisyenler tarafından, doğum tercihlerini etkileyen faktörlerden normal doğumun anne ve bebek üzerindeki etkilerine kadar pek çok konu ele alındı. Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salonu’nda düzenlenen sempozyuma, Vali Yardımcısı Şeref Aydın, İl Sağlık Müdürü Uzman Doktor Mustafa Uras, Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Eyüp Çakır, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzman Doktor Bekir Şahin, akademisyenler, sağlık çalışanları ve anne adayları katıldı. Sempozyum, 2 oturum halinde uzman hekimlerin sunumlarının ardından sona erdi.

‘DOKTOR TARAFINDAN VERİLEN BİR KARARDI’

Sempozyumun açılışında konuşan İl Sağlık Müdürü Uzman Doktor Mustafa Uras, "Normal doğum, anne ve bebek sağlığına olan katkılarıyla birlikte sağlık sistemimizin sürdürülebilirliği açısından da büyük bir değere sahiptir. Bu konuda atılan her adım hem annelerimizin hem de toplumumuzun geleceğine yapılan bir yatırımdır. Bilindiği üzere aslında sezaryen, bir doğum tercihi değildir. Sezaryen, bir ameliyattır. Anne ve bebek sağlığı açısından bir tehdit olduğu zaman doktor tarafından verilen bir karardı. Maalesef son yıllarda gerek anne adaylarımızın kararı olsun gerek toplum tarafından farklı açıdan gösterilmesi kaynaklı, maalesef insanlar artık bir doğum tercihi olarak görmeye başladı” diye konuştu.



‘KOMPLİKASYONLAR OLUŞABİLİYOR’

Giderek artan sezaryen tercihinin anne ve bebek sağlığı üzerinde olumsuz etkiler doğurabileceğini ifade eden Uras, "Sezaryen sonuçta ameliyat. Bağırsak yapışıklığı ve buna benzer, ameliyatta oluşabilecek çeşitli komplikasyonlar oluşabiliyor. Aynı zamanda doğumdan sonra çocuk, yaşaması gereken fizyolojik ritmi yaşamadığı zaman bir anda anne karnından dış dünyayla karşılaştırıyoruz. Tabii bunun da bir sürü sıkıntıları oluyor, yenidoğan yoğun bakımında yatması süreci gibi" dedi.

Konuşmaların ardından Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Canan Soyer Çalışkan ‘Doğumun evrimi, kadının doğum şekli tercihini etkileyen faktörler’, Uzm. Dr. Bahtiyar Çiftçi ‘Normal ve sezaryen doğumun kadın üzerindeki etkileri’, Uzm. Dr. Aylin Kul Türköz de ‘Normal ve sezaryen doğumun çocuk üzerindeki etkileri’ konulu konferans verdi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.samsunhaberajansi.com/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA['Sezaryen bir doğum tercihi değil, ameliyattır' - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Apr 2025 09:17:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sezaryen-bir-dogum-tercihi-degil-ameliyattir-122535-20250423.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sezaryen-bir-dogum-tercihi-degil-ameliyattir-122535-20250423.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.samsunhaberajansi.com/images/haber/sezaryen-bir-dogum-tercihi-degil-ameliyattir-122535-20250423.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>