AMBALAJ DEĞİŞTİ, İÇECEK AYNI
AMBALAJ DEĞİŞTİ, İÇECEK AYNI
Ünal Yavuz'un Kaleminden...
Tüketici algısını yönetmek kolaydır; fakat siyaset masasında formülü değiştirmeden etiketi yenilemek her zaman beklenen tadı vermez...
Yıllar önce pazarlama dünyası ilginç bir tespit ve algı kriziyle sarsılmıştı...
Kadınlar diyet yaparken "Light" ibareli içeceklere rahatça yönelirken, erkekler ellerinde o kutuyla görünmekten çekiniyordu...
Masaya gelen "Light" kelimesi, onlar için adeta karizmayı çizdiren bir detay gibiydi...
Pazarlama dehaları oturdu ve düşündü...
İçeceğin içeriğini veya özünü değiştirmek zor ve riskliydi...
Bunun yerine kestirme bir yol buldular: Kutu siyaha boyandı, adı da “Zero” yapıldı...
Siyah ambalaj, sert hatlar, "maskülen" bir isim…
Sonuç?
Algı bir anda değişti...
Oysa bardağa döküp içtiğinizde aldığınız tat aynı tat, formül aynı formüldü...
Gelelim siyaset sahnesine…
Bugünlerde Ankara koridorlarında da benzer bir “pazarlama hamlesi” izliyoruz...
İçerideki krizleri çözmek, vizyonu tazelemek veya tabana gerçek bir alternatif sunmak yerine en kolay yola başvuruluyor..
Ambalajı değiştirmek...
CHP’den ayrılanlar toplanıyor, büyük laflar ediliyor ve basının karşısına geçilip gururla duyuruluyor:
“Yeni parti kurduk!”
Adı yeni, logosu yeni...
Genel merkez binasının tabelası henüz dün takılmış, camları pırıl pırıl...
Peki ya kadrolar?
Ya o kadroların geçmişte altına imza attığı kararlar, dün söyledikleriyle bugün savundukları arasındaki tezatlar?
Hepsi aynı...
Yıllarca aynı mutfakta pişen, aynı siyasi hatalara ortak olan isimler; üzerlerine “yeni” etiketi yapıştırılınca bir anda bambaşka aktörlere dönüşeceklerini sanıyorlar...
İşin asıl acı tarafı ise şu: Karşılarında son çeyrek asrın en kurt, rakibinin her hamlesini önceden okuyan ve siyasetin tüm enstrümanlarını usta bir orkestra şefi gibi kullanan bir Recep Tayyip Erdoğan gerçeği var.
Erdoğan’ın kurduğu oyun tahtasında, sadece tabelayı değiştirerek sonuç alabileceğini sanmak tam bir siyasi acemilik...
Oysa sokaktaki vatandaşın ve seçmenin gözünde durum hiç de lansmanda anlatıldığı gibi görünmüyor...
Ambalajı ne kadar siyah yaparsanız yapın, kapağı açtığınızda çıkan asit aynı asit...
Tüketici artık sadece kutunun rengine değil, bardağına doldurduğu içeceğin tadına bakıyor...
Siyasette başarı; eski isimlerle yeni cümleler kuruyormuş gibi yapmaktan geçmez...
Masadaki taşları yerinden oynatmadan, sadece oturduğunuz sandalyelerin yerini değiştirmek de bir "değişim" sayılmaz...
Gerçek bir yenilik; isim değişikliğiyle değil, köklü bir zihniyet ve kadro devrimiyle başlar...
Aksi takdirde yapılan iş, raflardaki eski şişelerin etiketini yenileyip "yeni lezzet" diye sunmaktan ibaret kalır...
Ve unutmayalım; o ilk yudum alındığında gerçek hemen ortaya çıkar, sonrası ise sadece düş kırıklığıdır...
Tam da bu noktada, Albert Einstein’ın o zamansız uyarısını hatırlamakta fayda var:
“Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuçlar beklemek, deliliktir”