BİR VATANDAŞ OLARAK SORUYORUM: TOPLANAN YARDIMLARIN AKIBETİ NEDİR?

Gündem (SHA) - Samsun Haber Ajansı | 27.09.2026 - 10:56, Güncelleme: 27.09.2026 - 10:56
 

BİR VATANDAŞ OLARAK SORUYORUM: TOPLANAN YARDIMLARIN AKIBETİ NEDİR?

BİR VATANDAŞ OLARAK SORUYORUM: TOPLANAN YARDIMLARIN AKIBETİ NEDİR?
Türkiye genelinde, tüm cami ve mescitlerde cuma namazları çıkışında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye genelinde faaliyet gösteren Kur’an kursları ile yapımı devam eden camilere yardım talepleri kapsamında toplanan paraların akıbetini, Diyanet İşleri Başkanlığının resmî web sitesinden araştırdım. Netice olarak; 25 Eylül 2026 tarihli yardımın niteliğiyle ilgili, Diyanet teşkilatının il ve ilçe müftülüklerinde “25.09.2026 tarihli yardım yazısı” yayımlanmış durumda. Ve şimdi ben, bir vatandaş olarak yetkililere soruyorum: Toplanan paraların nereye, nasıl ve ne şekilde aktarıldığını vatandaşın bilme hakkı yok mu? Diyanet İşleri Başkanlığı, gerçekleştirdiği yardım faaliyetlerini resmî belgelerle ve resmî internet sayfalarında kamuoyuyla paylaşsa ne kaybeder? BENCE ASIL ÖNEMLİ NOKTA Amacım; ülkesi ve milleti için dertlenen, sorumluluk hissiyatı taşıyan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, “kanun devleti” olduğuna inanmak istediğim ülkemde, kamu faaliyetlerinin ne kadar ciddiyet ve ne kadar hakkaniyetle yürütüldüğüne dair inancımı sağlamlaştırmaktır. En basit hâliyle soruyorum: 25 Eylül 2026 tarihinde Türkiye’deki bütün camilerde ne kadar para toplandı ve bu paranın kuruşu kuruşuna nereye gitti? Diyanet İşleri Başkanlığının resmî sayfalarında, aşağıda belirtilen 6 kalemin, her vatandaşın anlayabileceği ve cevap alabileceği şekilde yayımlanması gerektiğine inanıyorum: 1. 25.09.2026 tarihinde Türkiye genelinde yardım toplanan cami ve mescit sayısı. 2. Türkiye genelinde toplanan toplam yardım tutarı. 3. İl ve ilçe bazında toplanan yardım tutarları. 4. Toplanan paraların yatırıldığı banka hesapları. 5. Yardımın hangi kişi, kurum, vakıf, proje veya bölgelere aktarılacağı ya da aktarıldığı. 6. Aktarılan tutarların dekont ve muhasebe kayıtlarıyla birlikte toplam dökümü. Ben yaptığım araştırmalarda, bu verilerin yayımlandığını gösteren herhangi bir belge veya resmî sayfaya rastlamadım. Belki son hafta olması nedeniyle ilgili belgelerin yüklenmesi henüz tamamlanmamış olabilir diye düşündüm. Bu nedenle daha önceki haftaları da araştırdım. Maalesef, bu bilgilerin de kamuoyuyla düzenli ve ayrıntılı şekilde paylaşılmadığını gördüm. Şimdi bir vatandaş olarak tekrar soruyorum: Dini ve manevi kimliğimizin temsil edildiği Diyanet İşleri Başkanlığı bile şeffaf olmayı kendisine bir yük olarak görüyorsa, diğer devlet kurumlarımızın durumunu nasıl düşünmeyelim? İster istemez insanın aklına şu soru geliyor: BİZ NEREYE GİDİYORUZ? Biz vatandaş olarak, devlet kurumlarına Allah rızası için yaptığımız nakdi yardımların bari nereye ulaştığını bilmek istemekte haksız mıyız? Bu paraları veren vatandaşın, yardımın akıbetini sormaya hakkı yok mu? Ve belki de en temel soru: BİZ VATANDAŞ OLARAK DEVLET YETKİLİLERİ İÇİN NEYİZ? Benim talebim ne bir suçlama ne de bir ithamdır. Sadece şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu vicdanının rahatlatılmasıdır. Çünkü vatandaşın devlete olan güveni, yalnızca yapılan hizmetlerle değil; o hizmetlerin nasıl yapıldığının açıkça gösterilmesiyle de güçlenir. Devlet kurumlarının vatandaşına hesap verebilir olması, devletin gücünü azaltmaz. Tam tersine, vatandaşın devlete olan güvenini güçlendirir. Şeffaflık devlete yük değil, devletin vatandaşına karşı sorumluluğudur. ÜLKEMİ SEVİYORUM  Serdar YERİŞKİN
BİR VATANDAŞ OLARAK SORUYORUM: TOPLANAN YARDIMLARIN AKIBETİ NEDİR?

Türkiye genelinde, tüm cami ve mescitlerde cuma namazları çıkışında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye genelinde faaliyet gösteren Kur’an kursları ile yapımı devam eden camilere yardım talepleri kapsamında toplanan paraların akıbetini, Diyanet İşleri Başkanlığının resmî web sitesinden araştırdım.

Netice olarak;

25 Eylül 2026 tarihli yardımın niteliğiyle ilgili, Diyanet teşkilatının il ve ilçe müftülüklerinde “25.09.2026 tarihli yardım yazısı” yayımlanmış durumda.

Ve şimdi ben, bir vatandaş olarak yetkililere soruyorum:

Toplanan paraların nereye, nasıl ve ne şekilde aktarıldığını vatandaşın bilme hakkı yok mu?

Diyanet İşleri Başkanlığı, gerçekleştirdiği yardım faaliyetlerini resmî belgelerle ve resmî internet sayfalarında kamuoyuyla paylaşsa ne kaybeder?

BENCE ASIL ÖNEMLİ NOKTA

Amacım; ülkesi ve milleti için dertlenen, sorumluluk hissiyatı taşıyan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, “kanun devleti” olduğuna inanmak istediğim ülkemde, kamu faaliyetlerinin ne kadar ciddiyet ve ne kadar hakkaniyetle yürütüldüğüne dair inancımı sağlamlaştırmaktır.

En basit hâliyle soruyorum:

25 Eylül 2026 tarihinde Türkiye’deki bütün camilerde ne kadar para toplandı ve bu paranın kuruşu kuruşuna nereye gitti?

Diyanet İşleri Başkanlığının resmî sayfalarında, aşağıda belirtilen 6 kalemin, her vatandaşın anlayabileceği ve cevap alabileceği şekilde yayımlanması gerektiğine inanıyorum:

1. 25.09.2026 tarihinde Türkiye genelinde yardım toplanan cami ve mescit sayısı.

2. Türkiye genelinde toplanan toplam yardım tutarı.

3. İl ve ilçe bazında toplanan yardım tutarları.

4. Toplanan paraların yatırıldığı banka hesapları.

5. Yardımın hangi kişi, kurum, vakıf, proje veya bölgelere aktarılacağı ya da aktarıldığı.

6. Aktarılan tutarların dekont ve muhasebe kayıtlarıyla birlikte toplam dökümü.

Ben yaptığım araştırmalarda, bu verilerin yayımlandığını gösteren herhangi bir belge veya resmî sayfaya rastlamadım.

Belki son hafta olması nedeniyle ilgili belgelerin yüklenmesi henüz tamamlanmamış olabilir diye düşündüm. Bu nedenle daha önceki haftaları da araştırdım.

Maalesef, bu bilgilerin de kamuoyuyla düzenli ve ayrıntılı şekilde paylaşılmadığını gördüm.

Şimdi bir vatandaş olarak tekrar soruyorum:

Dini ve manevi kimliğimizin temsil edildiği Diyanet İşleri Başkanlığı bile şeffaf olmayı kendisine bir yük olarak görüyorsa, diğer devlet kurumlarımızın durumunu nasıl düşünmeyelim?

İster istemez insanın aklına şu soru geliyor:

BİZ NEREYE GİDİYORUZ?

Biz vatandaş olarak, devlet kurumlarına Allah rızası için yaptığımız nakdi yardımların bari nereye ulaştığını bilmek istemekte haksız mıyız?

Bu paraları veren vatandaşın, yardımın akıbetini sormaya hakkı yok mu?

Ve belki de en temel soru:

BİZ VATANDAŞ OLARAK DEVLET YETKİLİLERİ İÇİN NEYİZ?

Benim talebim ne bir suçlama ne de bir ithamdır.

Sadece şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu vicdanının rahatlatılmasıdır.

Çünkü vatandaşın devlete olan güveni, yalnızca yapılan hizmetlerle değil; o hizmetlerin nasıl yapıldığının açıkça gösterilmesiyle de güçlenir.

Devlet kurumlarının vatandaşına hesap verebilir olması, devletin gücünü azaltmaz.

Tam tersine, vatandaşın devlete olan güvenini güçlendirir.

Şeffaflık devlete yük değil, devletin vatandaşına karşı sorumluluğudur.

ÜLKEMİ SEVİYORUM 
Serdar YERİŞKİN

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.