Ekran Bağımlılığı! Çocuklar Ekranda Büyürken Biz Ne Yapıyoruz?

Gündem (SHA) - Samsun Haber Ajansı | 01.02.2026 - 14:33, Güncelleme: 02.02.2026 - 11:28
 

Ekran Bağımlılığı! Çocuklar Ekranda Büyürken Biz Ne Yapıyoruz?

Çağdaş Yıldırım Yazdı
Bir çocuğun elinden oyuncağını aldığınızda ağlar. Telefonunu aldığınızda ise öfkelenir. Bu fark, artık basit bir alışkanlık meselesi değil. Bu ekran bağımlılığının sessiz ama derin bir göstergesi. Telefonlar, tabletler... hayatımızı kolaylaştırdı, doğru. Ama çocuklar için bu kolaylık, kontrolsüz bırakıldığında ciddi bir riske dönüştü. Uyku düzeninden dikkat süresine, sosyal ilişkilerden ruh sağlığına kadar geniş bir alan etkileniyor. Ve biz hala “zamanla geçer” diyerek izliyoruz. Avrupa bu konuda artık izlemiyor, müdahale ediyor. Fransa, yakın zamanda önemli bir karar aldı. Ulusal Meclis, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarını kullanmasını yasaklayan yasa tasarısını kabul etti. Gerekçe açık, ekran bağımlılığı, zararlı içerikler ve dijital güvenlik tehditleri. Bu karar "yasakçı" olduğu için değil, "koruyucu" olduğu için tartışılıyor. Sadece Fransa'da değil. Avustralya, 16 yaş altına sosyal medya yasağı getiriyor. Danimarka, okullarda cep telefonunu sınırlıyor. Yunanistan, ailelere çocuklarının dijital kullanımını takip edebilecekleri devlet destekli uygulamalar sunuyor. Avrupa Parlamentosu, yaş doğrulama ve algoritmik bağımlılık risklerini artık resmi gündemine almış durumda. Çünkü mesele net: Bu konu bireysel tercih değil, kamusal sağlık meselesi. Peki Türkiye’de durum ne? Türkiye’de çocuklar ekranla çok erken tanışıyor. Denetim zayıf, yaş doğrulama neredeyse yok. Sosyal medya platformları “13 yaş” diyor ama kimin umurunda? Tartışmalar var, evet. 15 yaş altı için kısıtlama önerileri konuşuluyor. Ama konuşmak yetmiyor. Çünkü sorun sadece yasak koymak değil. Sorun, nasıl koruyacağımızı bilmek. Ekran bağımlılığı; – çocuğu susturmak için verilen telefonla, – sofrada oyalansın diye açılan video ile, – “zararsız” denilen birkaç saatle başlıyor. Sonrası alışkanlık. Sonrası bağımlılık. Sonrası ise geri dönüşü zor bir tablo. O yüzden çözüm de tek başına yasak olamaz. Ne yapılabilir? Önce kabul edelim. Çocuklar ekranla büyüyor ama onları ekran büyütmemeli. Okullarda medya okuryazarlığı artık lüks değil, zorunluluk. Ebeveynlere dijital rehberlik şart. Platformlar için yaş doğrulama gerçek anlamda uygulanmalı. Algoritmaların çocukları ekrana kilitleyen tasarımları sınırlandırılmalı. Ve en önemlisi: Ekranı tamamen düşman ilan etmek yerine, kontrol altına almak gerek. Avrupa’nın yaptığı tam olarak bu. “Geç kalmadan sınır çizmek” Türkiye de aynı eşiğin eşiğinde. Daha evvel mi yazılarımda da belirttim.  Ya bugün ciddiye alacağız ya yarın çok daha ağır bedellerle karşılaşacağız. Çocuklarımızı, gençlerimizi ekranlara teslim etmeyelim. Asıl sorumluluk en başta biz büyüklerde...
Çağdaş Yıldırım Yazdı

Bir çocuğun elinden oyuncağını aldığınızda ağlar.

Telefonunu aldığınızda ise öfkelenir.

Bu fark, artık basit bir alışkanlık meselesi değil.

Bu ekran bağımlılığının sessiz ama derin bir göstergesi.

Telefonlar, tabletler... hayatımızı kolaylaştırdı, doğru.

Ama çocuklar için bu kolaylık, kontrolsüz bırakıldığında ciddi bir riske dönüştü.

Uyku düzeninden dikkat süresine, sosyal ilişkilerden ruh sağlığına kadar geniş bir alan etkileniyor.

Ve biz hala “zamanla geçer” diyerek izliyoruz.

Avrupa bu konuda artık izlemiyor, müdahale ediyor.

Fransa, yakın zamanda önemli bir karar aldı.

Ulusal Meclis, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarını kullanmasını yasaklayan yasa tasarısını kabul etti.

Gerekçe açık, ekran bağımlılığı, zararlı içerikler ve dijital güvenlik tehditleri.

Bu karar "yasakçı" olduğu için değil,
"koruyucu" olduğu için tartışılıyor.

Sadece Fransa'da değil.

Avustralya, 16 yaş altına sosyal medya yasağı getiriyor.

Danimarka, okullarda cep telefonunu sınırlıyor.

Yunanistan, ailelere çocuklarının dijital kullanımını takip edebilecekleri devlet destekli uygulamalar sunuyor.

Avrupa Parlamentosu, yaş doğrulama ve algoritmik bağımlılık risklerini artık resmi gündemine almış durumda.

Çünkü mesele net:
Bu konu bireysel tercih değil, kamusal sağlık meselesi.

Peki Türkiye’de durum ne?

Türkiye’de çocuklar ekranla çok erken tanışıyor.

Denetim zayıf, yaş doğrulama neredeyse yok.

Sosyal medya platformları “13 yaş” diyor ama kimin umurunda?

Tartışmalar var, evet. 15 yaş altı için kısıtlama önerileri konuşuluyor.
Ama konuşmak yetmiyor.

Çünkü sorun sadece yasak koymak değil.
Sorun, nasıl koruyacağımızı bilmek.

Ekran bağımlılığı;

– çocuğu susturmak için verilen telefonla,
– sofrada oyalansın diye açılan video ile,
– “zararsız” denilen birkaç saatle başlıyor.

Sonrası alışkanlık.
Sonrası bağımlılık.
Sonrası ise geri dönüşü zor bir tablo.

O yüzden çözüm de tek başına yasak olamaz.

Ne yapılabilir?

Önce kabul edelim. Çocuklar ekranla büyüyor ama onları ekran büyütmemeli.
Okullarda medya okuryazarlığı artık lüks değil, zorunluluk.

Ebeveynlere dijital rehberlik şart.

Platformlar için yaş doğrulama gerçek anlamda uygulanmalı.
Algoritmaların çocukları ekrana kilitleyen tasarımları sınırlandırılmalı.

Ve en önemlisi:
Ekranı tamamen düşman ilan etmek yerine, kontrol altına almak gerek.

Avrupa’nın yaptığı tam olarak bu.

“Geç kalmadan sınır çizmek”

Türkiye de aynı eşiğin eşiğinde.

Daha evvel mi yazılarımda da belirttim. 

Ya bugün ciddiye alacağız ya yarın çok daha ağır bedellerle karşılaşacağız.

Çocuklarımızı, gençlerimizi ekranlara teslim etmeyelim. Asıl sorumluluk en başta biz büyüklerde...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.