SAMSUN'U AĞLATAN DOKTOR...

Samsun-Haber 22.05.2026 - 16:14, Güncelleme: 22.05.2026 - 16:25
 

SAMSUN'U AĞLATAN DOKTOR...

Ünal Yavuz'un Kaleminden ...
SAMSUN'U AĞLATAN DOKTOR... Çocukluğunu bilirdim... Şahsiyetli, mert ve delikanlı bir babanın oğluydu... Helal lokmalarla büyütüldüler..  Babası OMÜ gibi büyük bir üniversitenin inşaat daire başkanıydı... İhaleler onun elinden geçer, dev bütçeleri o yönetirdi... Recep Durmuş ağabey... 2000 li yıllarda "devletin demirleri çürüyor" diye haber yapmıştım... Beni aradı... Yanıma gelip "Ben sizin bildiğiniz, düşündüğünüz adamlardan değilim. Devletin parasını Kimseye peşkeş çekmediğim için iftira atıyorlar" dedi. Öyle güven veren bir kişilik karşıma çıkmıştı  ki... Olayın doğrusunu araştırıp dönemin genel sekreterinin daire başkanını görevden alabilmek için kumpas kurduğunu öğrendim... Sonra Recep ağabeyle bu köhne yönetimle birlikte mücadele ettik... Adamları aylarca yatağa hiç ayık yatırmadık... Rabbim öylesine büyük ki; Recep Durmuş'a kumpas kuran dönemin rektörü fetönün kumpasıyla hapis cezalarıyla boğuşurken, Recep Durmuş eski görevine yıllar sonra geri döndü... Bunlar kelaynak kuşları gibi bir elin avuçlarını geçmeyen devletin tertemiz adamları oldular hep... Makamının verdiği  onlarca imkan olmasına rağmen kendi evinin yazlığını sırtında kum çuvalları taşıyarak yaptı Recep ağabey... Söyleyin bu bürokratlardan kaldı mı memlekette... Bu arada yazdığım yazılardan dolayı kaç mahkeme gördüğümü hatırlamıyorum bile... Vallahi hakim karşısına çıkmadan ceza bile aldım... O dönemin dürüst ve temiz hocaları bizi sever ve sayarlar... Biz de onlara saygımızda sevgimizde kusur etmeyiz... Sait Bilgiç rektörümüz bunlardan biriydi mesela... Gelelim bizi acıya boğan ölüm haberine... Recep Durmuş dün 37 yaşında cerrah oğlunu kaybetti... Kalp krizine yenik düştü benim canım doktorum... Aynı babası gibi yiğit, duruşlu, yakışıklı ve çalışkandı.. Dün bütün gün gözyaşlarıma hakim olamadım... Gazetecinin kaderi bu! Haber önünüze düşüyor... En sevdiklerinizden biri bilgisayar karşısında... Ve siz onun ölüm haberini veriyorsunuz... Yunus Emre'm... Sen bize nasıl bir sürpriz yaptın... Rabbimin insanoğluna sunduğu kaderden kaçamasakta ateş düştüğü yeri yakarken bizi de yaktı geçti... Recep ağabey bilirim ki dik adamdır... Oğluyla cennette buluşacaklarını bilip gözyaşlarını içine akıtır... Çok ağladım, çok dertlendim canım ağabeyim... Karşına çıkacak cesareti kendimde bulamadım... Kendimi yazıya vurdum... Sabır ve zaman... Ama gelecem dürüst adam... Bana Yunus Emremizi o zaman anlatırsın.. Epeydir görüşmedik ya... Yaran biraz iyileşsin ben yine yanında olacağım... Hani söz vermiştik ya; MEZARA KADAR...
Ünal Yavuz'un Kaleminden ...

SAMSUN'U AĞLATAN DOKTOR...

Çocukluğunu bilirdim...

Şahsiyetli, mert ve delikanlı bir babanın oğluydu...

Helal lokmalarla büyütüldüler.. 

Babası OMÜ gibi büyük bir üniversitenin inşaat daire başkanıydı...

İhaleler onun elinden geçer, dev bütçeleri o yönetirdi...

Recep Durmuş ağabey...

2000 li yıllarda "devletin demirleri çürüyor" diye haber yapmıştım...

Beni aradı...

Yanıma gelip "Ben sizin bildiğiniz, düşündüğünüz adamlardan değilim. Devletin parasını Kimseye peşkeş çekmediğim için iftira atıyorlar" dedi.

Öyle güven veren bir kişilik karşıma çıkmıştı  ki...

Olayın doğrusunu araştırıp dönemin genel sekreterinin daire başkanını görevden alabilmek için kumpas kurduğunu öğrendim...

Sonra Recep ağabeyle bu köhne yönetimle birlikte mücadele ettik...

Adamları aylarca yatağa hiç ayık yatırmadık...

Rabbim öylesine büyük ki; Recep Durmuş'a kumpas kuran dönemin rektörü fetönün kumpasıyla hapis cezalarıyla boğuşurken, Recep Durmuş eski görevine yıllar sonra geri döndü...

Bunlar kelaynak kuşları gibi bir elin avuçlarını geçmeyen devletin tertemiz adamları oldular hep...

Makamının verdiği  onlarca imkan olmasına rağmen kendi evinin yazlığını sırtında kum çuvalları taşıyarak yaptı Recep ağabey...

Söyleyin bu bürokratlardan kaldı mı memlekette...

Bu arada yazdığım yazılardan dolayı kaç mahkeme gördüğümü hatırlamıyorum bile...

Vallahi hakim karşısına çıkmadan ceza bile aldım...

O dönemin dürüst ve temiz hocaları bizi sever ve sayarlar...

Biz de onlara saygımızda sevgimizde kusur etmeyiz...

Sait Bilgiç rektörümüz bunlardan biriydi mesela...

Gelelim bizi acıya boğan ölüm haberine...

Recep Durmuş dün 37 yaşında cerrah oğlunu kaybetti...

Kalp krizine yenik düştü benim canım doktorum...

Aynı babası gibi yiğit, duruşlu, yakışıklı ve çalışkandı..

Dün bütün gün gözyaşlarıma hakim olamadım...

Gazetecinin kaderi bu!

Haber önünüze düşüyor...

En sevdiklerinizden biri bilgisayar karşısında...

Ve siz onun ölüm haberini veriyorsunuz...

Yunus Emre'm...

Sen bize nasıl bir sürpriz yaptın...

Rabbimin insanoğluna sunduğu kaderden kaçamasakta ateş düştüğü yeri yakarken bizi de yaktı geçti...

Recep ağabey bilirim ki dik adamdır...

Oğluyla cennette buluşacaklarını bilip gözyaşlarını içine akıtır...

Çok ağladım, çok dertlendim canım ağabeyim...

Karşına çıkacak cesareti kendimde bulamadım...

Kendimi yazıya vurdum...

Sabır ve zaman...

Ama gelecem dürüst adam...

Bana Yunus Emremizi o zaman anlatırsın..

Epeydir görüşmedik ya...

Yaran biraz iyileşsin ben yine yanında olacağım...

Hani söz vermiştik ya;

MEZARA KADAR...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.