Ne gariptir, bu durumu eleştiren, ancak kendini siyasetin içinde bulan şikayetçilerde aynı sistemin bir parçası olup sövdüklerini yaşamaya hatta savunmaya dahil oluyorlar.
Haliyle bu sistemde kaybeden yada yerinde saymaya aynı kaderi yaşamaya mahkum edilen ülke ve millet oluyor.
Artık kronik bir hastalık haline gelen kemikleşmiş ideolojik saplantı merkezli, reelden uzak hakkı ve hukuğu gözetmeyen kişiye endeksli saçma düşünceden arınmanın vakti gelmedi mi?
Bizler ne zaman insan odaklı,faydalı amaca uygun hizmet eden düşünceye ve bu düşünceye sahip olan liyakatlı kişilere değer verecek ve değer göreceğiz.
Güce teslim olan, düşünmeyen konuşmayan, çalışıp üretmeyen kolaya bel bağlamış, paraya endeksli hayat yaşayan, dedikodu ve gıybetten öte yol alamayan toplumlar nasıl muasır medeniyet seviyesine ulaşabilir ki?
Kulu kurtarıcı olarak gören,yetmedi her şartta biat eden, vekâletini verip her şeyi kıldan bekleyen kendinden başkasına fayda sağlama niyetinden uzak sadece menfaati için yaşayan kişiler nasıl bir kimlik ibrazına gidebilir ki? Ya da kimin kimliğini kişiliğini sorgulamayı kendinde hak görebilir.
Sahipken köle olan millet
Aklı kiraya vermiş
Kendini değersizleştirirken
Eli kendine idol yapmış
Millet yalan
Sistem yalan
Haydi durma biraz daha oyalan
Bitmez bu entrika
Bitmez yalan ve dolan
Millete olur olacak olan