AĞIRALİOĞLU BÜYÜK ÇIKIŞI SAMSUN'DAN YAPTI.

Samsun-Haber 03.11.2026 - 13:28, Güncelleme: 03.11.2026 - 13:28
 

AĞIRALİOĞLU BÜYÜK ÇIKIŞI SAMSUN'DAN YAPTI.

Ünal Yavuz Yazdı..
Türk siyasetinin son kırk yılına baktığımızda karşımıza çıkan önemli bir gerçek var..    Millet, siyasetten yorulduğunda, mevcut kadrolara güvenini kaybettiğinde ve geleceğe dair umutları zayıfladığında yeni bir siyasi adres aramaya başlıyor...   Bazen bu arayış bir lideri, bazen de yeni kurulmuş bir siyasi partiyi ülkenin gündemine taşıyor...   Fazla geriye gitmeye gerek yok...   12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1983 yılında yapılan seçimlerde Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi iktidara geldi...   Özal, 1987 seçimlerinden de birinci parti çıkarak başbakanlığını sürdürdü...    1989 yılında ise TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçildi...   Aradan yıllar geçti...   1990'lı yılların siyasi istikrarsızlıkları, ekonomik krizleri ve koalisyon tartışmaları Türkiye'yi başka bir arayışa sürükledi...   Ve 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, kuruluşundan kısa süre sonra tek başına iktidar oldu...   O günden bugüne neredeyse çeyrek asır geçti...   Bu süre içerisinde Türkiye'de önemli yatırımlar yapıldı, büyük projeler hayata geçirildi...   Elbette tartışılan politikalar, ekonomik sıkıntılar ve eleştirilen uygulamalar da oldu...   Ancak kabul edilmesi gereken bir gerçek var...   Erdoğan, Türk siyasetinde uzun yıllar boyunca seçmen desteğini koruyabilmiş, siyasi dengeleri belirlemiş bir lider...   Muhalefetin bütün çabalarına rağmen bu siyasi tabloyu değiştirmek kolay olmadı...   Üstelik Erdoğan'a karşı siyaset yapan partilerin kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar, bölünmeler ve liderlik tartışmaları da muhalefetin önündeki önemli engellerden biri haline geldi...   CHP'de yaşanan gelişmeler ve Özgür Özel öncülüğünde Yeni Parti'nin kurulması, muhalefet cephesindeki yeniden yapılanmanın son örneklerinden biri oldu...   Meral Akşener liderliğinde kurulan İYİ Parti ise 2018 seçimlerinde yüzde 9,96 oy alarak kısa sürede milyonlarca seçmene ulaşmıştı...   Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:   Türkiye'de yeni bir siyasi hareketin karşılık bulması mümkün...   Ancak ilgi görmekle kalıcı bir siyasi başarı elde etmek aynı şey değil...   Şimdi gelelim asıl meseleye...   YAVUZ AĞIRALİOĞLU!   Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, son dönemde siyasi gündemde daha fazla yer bulmaya başladı...   Özellikle Samsun ziyareti dikkatle değerlendirilmesi gereken bir siyasi hareketliliği ortaya koydu...   Ağıralioğlu, 2 Kasım'da Samsun'da düzenlenen basın toplantısında bugünün siyasi ve ekonomik şartlarını 2002 yılıyla karşılaştırdı...   O dönem vatandaşın yaşadığı sıkıntıların AK Parti'nin önünü açtığını hatırlatarak benzer bir toplumsal arayışın bugün de yaşandığını savundu...   Bu benzetme tesadüf değildi...   Çünkü Ağıralioğlu, yalnızca mevcut iktidarı eleştirmekle kalmıyor, geçmişte AK Parti'yi iktidara taşıyan toplumsal değişim arzusuna da dikkat çekiyor...   Samsun'daki programında esnafla, vatandaşlarla, sivil toplum temsilcileriyle buluşması ve ilçelere uzanan ziyaret takvimi, Anahtar Parti'nin sahada görünür olma çabasını ortaya koyuyor...   Toplantılardaki ilgi, siyasi heyecan ve teşkilatların hareketliliği elbette önemlidir...   Ancak meydanlardaki kalabalığın sandığa ne ölçüde yansıyacağını bugünden söylemek mümkün değil...   Benim asıl dikkat çekmek istediğim başka bir nokta var...   Ağıralioğlu'nun siyasi söylemi, özellikle milliyetçi ve merkez sağ seçmenin alışık olduğu kavramlar üzerinden şekilleniyor...   Devlet, millet, vatan, liyakat, adalet, ekonomi ve toplumsal birliktelik...   Bu kavramlar Türk siyasetinde yeni değil...   Ancak önemli olan, bu kavramların hangi politikalarla ve nasıl bir yönetim anlayışıyla destekleneceğidir...   Yıllardır Türk siyasetini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi yolculuğunu takip eden bir gazeteci olarak şu soruyu önemsiyorum:   Anahtar Parti'nin yükselen görünürlüğü, AK Parti ve MHP açısından nasıl bir siyasi karşılık bulacak?   Çünkü milliyetçi ve muhafazakar seçmen kitlesine hitap eden yeni bir partinin ortaya çıkışı, doğal olarak bu alandaki siyasi rekabeti de gündeme getirir...   Bunun AK Parti ve MHP'nin oylarına ne ölçüde yansıyacağı ise ancak güvenilir kamuoyu araştırmaları ve seçim sonuçlarıyla anlaşılabilir...   Ağıralioğlu'nun üslubunda dikkat çeken özelliklerden biri de sert siyasi eleştirilerini nezaket vurgusuyla birlikte sunmaya çalışması...   Fakat siyasette yalnızca etkili konuşmak yeterli değildir...   Bir liderin siyasi başarısını belirleyecek olan; kadroları, ortaya koyduğu program, sorunlara sunduğu çözümler ve toplumda oluşturabildiği kalıcı güvendir...   Bugün Türkiye'nin gündeminde geçim sıkıntısı var...   Emeklinin, işçinin, çiftçinin, esnafın sorunları var. Adalet beklentisi, liyakat tartışmaları, kamu yönetiminde şeffaflık talepleri var...   Yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının hem iktidar hem de muhalefet açısından ciddi biçimde sorgulanması gerektiği bir dönemdeyiz...   Vatandaş artık yalnızca kimin kimi eleştirdiğine değil, kimin hangi soruna nasıl çözüm üreteceğine de bakmak istiyor...   İşte Anahtar Parti'nin önündeki asıl sınav da burada başlıyor...   Samsun'daki hareketlilik bir siyasi başlangıcın işareti olabilir...   Ancak bunun ülke genelinde nasıl bir karşılık bulacağını zaman gösterecek...   Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ağıralioğlu'nu nasıl değerlendirdiğini bilmiyoruz...   Fakat Türk siyasetinde sağ ve milliyetçi seçmen tabanındaki değişimlerin iktidar açısından önem taşıdığı açık...   Çünkü siyasette rekabet yalnızca karşıt görüşler arasında yaşanmaz...   Bazen asıl rekabet, benzer değerlere sahip seçmenlerin farklı siyasi adresler arasında yapacağı tercihlerde ortaya çıkar...   Bugün Ağıralioğlu açısından sorulması gereken soru, Erdoğan'ın karşısında nasıl bir siyasi söylem geliştirdiği kadar, Türkiye'ye nasıl bir yönetim alternatifi sunduğudur...   Ağıralioğlu'nun artıları epeyce fazla...   Genç ve dinamik...   Siyasette nezaketi elden bırakmıyor...   Halkla iletişimi güçlü...   Liderlik vasıfları var...   Dürüst, çalışkan ve geçmişten gelen bir defosu yok...   Benim Anahtar Partiyle ilgili son tezim şudur;   Bu partinin Samsun'daki görünümü ve gücü diğer illerde de aynı ise baraǰın çok üzerinde seçimleri tamamlar...   Aha da buraya yazıyorum...   Söz uçar yazı kalır...
Ünal Yavuz Yazdı..
Türk siyasetinin son kırk yılına baktığımızda karşımıza çıkan önemli bir gerçek var.. 
 
Millet, siyasetten yorulduğunda, mevcut kadrolara güvenini kaybettiğinde ve geleceğe dair umutları zayıfladığında yeni bir siyasi adres aramaya başlıyor...
 
Bazen bu arayış bir lideri, bazen de yeni kurulmuş bir siyasi partiyi ülkenin gündemine taşıyor...
 
Fazla geriye gitmeye gerek yok...
 
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1983 yılında yapılan seçimlerde Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi iktidara geldi...
 
Özal, 1987 seçimlerinden de birinci parti çıkarak başbakanlığını sürdürdü... 
 
1989 yılında ise TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçildi...
 
Aradan yıllar geçti...
 
1990'lı yılların siyasi istikrarsızlıkları, ekonomik krizleri ve koalisyon tartışmaları Türkiye'yi başka bir arayışa sürükledi...
 
Ve 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, kuruluşundan kısa süre sonra tek başına iktidar oldu...
 
O günden bugüne neredeyse çeyrek asır geçti...
 
Bu süre içerisinde Türkiye'de önemli yatırımlar yapıldı, büyük projeler hayata geçirildi...
 
Elbette tartışılan politikalar, ekonomik sıkıntılar ve eleştirilen uygulamalar da oldu...
 
Ancak kabul edilmesi gereken bir gerçek var...
 
Erdoğan, Türk siyasetinde uzun yıllar boyunca seçmen desteğini koruyabilmiş, siyasi dengeleri belirlemiş bir lider...
 
Muhalefetin bütün çabalarına rağmen bu siyasi tabloyu değiştirmek kolay olmadı...
 
Üstelik Erdoğan'a karşı siyaset yapan partilerin kendi içlerinde yaşadıkları sorunlar, bölünmeler ve liderlik tartışmaları da muhalefetin önündeki önemli engellerden biri haline geldi...
 
CHP'de yaşanan gelişmeler ve Özgür Özel öncülüğünde Yeni Parti'nin kurulması, muhalefet cephesindeki yeniden yapılanmanın son örneklerinden biri oldu...
 
Meral Akşener liderliğinde kurulan İYİ Parti ise 2018 seçimlerinde yüzde 9,96 oy alarak kısa sürede milyonlarca seçmene ulaşmıştı...
 
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:
 
Türkiye'de yeni bir siyasi hareketin karşılık bulması mümkün...
 
Ancak ilgi görmekle kalıcı bir siyasi başarı elde etmek aynı şey değil...
 
Şimdi gelelim asıl meseleye...
 
YAVUZ AĞIRALİOĞLU!
 
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, son dönemde siyasi gündemde daha fazla yer bulmaya başladı...
 
Özellikle Samsun ziyareti dikkatle değerlendirilmesi gereken bir siyasi hareketliliği ortaya koydu...
 
Ağıralioğlu, 2 Kasım'da Samsun'da düzenlenen basın toplantısında bugünün siyasi ve ekonomik şartlarını 2002 yılıyla karşılaştırdı...
 
O dönem vatandaşın yaşadığı sıkıntıların AK Parti'nin önünü açtığını hatırlatarak benzer bir toplumsal arayışın bugün de yaşandığını savundu...
 
Bu benzetme tesadüf değildi...
 
Çünkü Ağıralioğlu, yalnızca mevcut iktidarı eleştirmekle kalmıyor, geçmişte AK Parti'yi iktidara taşıyan toplumsal değişim arzusuna da dikkat çekiyor...
 
Samsun'daki programında esnafla, vatandaşlarla, sivil toplum temsilcileriyle buluşması ve ilçelere uzanan ziyaret takvimi, Anahtar Parti'nin sahada görünür olma çabasını ortaya koyuyor...
 
Toplantılardaki ilgi, siyasi heyecan ve teşkilatların hareketliliği elbette önemlidir...
 
Ancak meydanlardaki kalabalığın sandığa ne ölçüde yansıyacağını bugünden söylemek mümkün değil...
 
Benim asıl dikkat çekmek istediğim başka bir nokta var...
 
Ağıralioğlu'nun siyasi söylemi, özellikle milliyetçi ve merkez sağ seçmenin alışık olduğu kavramlar üzerinden şekilleniyor...
 
Devlet, millet, vatan, liyakat, adalet, ekonomi ve toplumsal birliktelik...
 
Bu kavramlar Türk siyasetinde yeni değil...
 
Ancak önemli olan, bu kavramların hangi politikalarla ve nasıl bir yönetim anlayışıyla destekleneceğidir...
 
Yıllardır Türk siyasetini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi yolculuğunu takip eden bir gazeteci olarak şu soruyu önemsiyorum:
 
Anahtar Parti'nin yükselen görünürlüğü, AK Parti ve MHP açısından nasıl bir siyasi karşılık bulacak?
 
Çünkü milliyetçi ve muhafazakar seçmen kitlesine hitap eden yeni bir partinin ortaya çıkışı, doğal olarak bu alandaki siyasi rekabeti de gündeme getirir...
 
Bunun AK Parti ve MHP'nin oylarına ne ölçüde yansıyacağı ise ancak güvenilir kamuoyu araştırmaları ve seçim sonuçlarıyla anlaşılabilir...
 
Ağıralioğlu'nun üslubunda dikkat çeken özelliklerden biri de sert siyasi eleştirilerini nezaket vurgusuyla birlikte sunmaya çalışması...
 
Fakat siyasette yalnızca etkili konuşmak yeterli değildir...
 
Bir liderin siyasi başarısını belirleyecek olan; kadroları, ortaya koyduğu program, sorunlara sunduğu çözümler ve toplumda oluşturabildiği kalıcı güvendir...
 
Bugün Türkiye'nin gündeminde geçim sıkıntısı var...
 
Emeklinin, işçinin, çiftçinin, esnafın sorunları var.
Adalet beklentisi, liyakat tartışmaları, kamu yönetiminde şeffaflık talepleri var...
 
Yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının hem iktidar hem de muhalefet açısından ciddi biçimde sorgulanması gerektiği bir dönemdeyiz...
 
Vatandaş artık yalnızca kimin kimi eleştirdiğine değil, kimin hangi soruna nasıl çözüm üreteceğine de bakmak istiyor...
 
İşte Anahtar Parti'nin önündeki asıl sınav da burada başlıyor...
 
Samsun'daki hareketlilik bir siyasi başlangıcın işareti olabilir...
 
Ancak bunun ülke genelinde nasıl bir karşılık bulacağını zaman gösterecek...
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ağıralioğlu'nu nasıl değerlendirdiğini bilmiyoruz...
 
Fakat Türk siyasetinde sağ ve milliyetçi seçmen tabanındaki değişimlerin iktidar açısından önem taşıdığı açık...
 
Çünkü siyasette rekabet yalnızca karşıt görüşler arasında yaşanmaz...
 
Bazen asıl rekabet, benzer değerlere sahip seçmenlerin farklı siyasi adresler arasında yapacağı tercihlerde ortaya çıkar...
 
Bugün Ağıralioğlu açısından sorulması gereken soru, Erdoğan'ın karşısında nasıl bir siyasi söylem geliştirdiği kadar, Türkiye'ye nasıl bir yönetim alternatifi sunduğudur...
 
Ağıralioğlu'nun artıları epeyce fazla...
 
Genç ve dinamik...
 
Siyasette nezaketi elden bırakmıyor...
 
Halkla iletişimi güçlü...
 
Liderlik vasıfları var...
 
Dürüst, çalışkan ve geçmişten gelen bir defosu yok...
 
Benim Anahtar Partiyle ilgili son tezim şudur;
 
Bu partinin Samsun'daki görünümü ve gücü diğer illerde de aynı ise baraǰın çok üzerinde seçimleri tamamlar...
 
Aha da buraya yazıyorum...
 
Söz uçar yazı kalır...
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.