MEMLEKETİ SEYREDİYORUM GÖZLERİM KAPALI
MEMLEKETİ SEYREDİYORUM GÖZLERİM KAPALI
MEMLEKETİ SEYREDİYORUM GÖZLERİM KAPALI
Son bir buçuk yıldır Türkiye'de yaşananları, kamuoyuna yansıyan tartışmaları, ortaya atılan iddiaları ve birbirini takip eden gelişmeleri izledikçe insanın içi daralıyor...
İnsan düşünmeden edemiyor…
Bu ülke gerçekten bu kadar ucuz mu?
Yolsuzluk iddiaları, çıkar tartışmaları, partizanlık eleştirileri, liyakat sorunları ve bitmek bilmeyen siyasi polemikler…
Nereye dönsek başka bir tartışma, hangi gündeme baksak cevap bekleyen başka sorular!..
Mesele artık kimin hangi siyasi görüşe mensup olduğu da değil...
Çünkü kamu vicdanını rahatsız eden her olay, hangi çevreden kaynaklanırsa kaynaklansın, yalnızca ilgili kişileri değil, toplumun siyasete, siyasetçiye ve kurumlara duyduğu güveni de etkiliyor...
İşin düşündürücü tarafı ise kamuoyunda gündeme gelen ciddi iddiaların zaman zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kalması...
Oysa toplumun beklentisi son derece açık:
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeni...
Para hırsı, makam tutkusu, güç gösterisi, zevküsefa ve gösterişli hayatlara duyulan merak…
Bütün bunlar insanın değer yargılarını sorgulamasına neden oluyor...
Hele bir de alın teriyle geçinmeye çalışan insanların yaşadığı ekonomik sıkıntılar düşünüldüğünde, toplumdaki adalet duygusunun ne kadar hassas olduğu daha iyi anlaşılıyor...
Bir ülkede dürüst insanların emeğinin karşılığını alamadığına, fırsatların herkese eşit sunulmadığına ve ayrıcalıklı ilişkilerin öne çıktığına dair bir kanaat yaygınlaşmaya başlamışsa, bunun üzerinde ciddiyetle düşünmek gerekir...
Allah korkusu, kul hakkı, helal ve haram…
Dillerimizden düşürmediğimiz bu kavramların hayatımızda ne kadar karşılık bulduğunu da sorgulamak zorundayız...
Hepimizin bildiği bir hakikat var:
*Her nefis ölümü tadacaktır.*
Ne makam kalıcıdır ne servet…
Ne gösterişli hayatlar ne de ihtişamlı sofralar…
İnsan geride bıraktığı mal varlığıyla değil, karakteriyle, vicdanıyla ve yaptıklarıyla hatırlanır...
Hırs aklın, menfaat vicdanın önüne geçtiğinde toplumsal değerlerin aşınması da kaçınılmaz hâle gelir...
Ve biz bütün bunları seyrediyoruz…
Kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman öfkeyle, kimi zaman da derin bir üzüntüyle...
Asıl endişe verici olan ise toplumun yaşanan tartışmalara alışması, yanlış olduğuna inandığı davranışları zamanla normal karşılamaya başlamasıdır...
Çünkü bir toplumda adalet duygusu zayıflarsa güven sarsılır, güven sarsılırsa birlikte yaşama iradesi zarar görür...
Bugün ekonomik sorunlar kadar üzerinde düşünmemiz gereken bir başka mesele de ahlaki değerlerin ve toplumsal güvenin korunmasıdır...
Unutmayalım…
Bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca ekonomisi, kanunları ve kurumları değildir...
O ülkenin insanlarının vicdanı, ahlakı ve birbirine duyduğu güvendir...
Bunlar zedelendiğinde geriye ne kalır?
KOCA BİR HİÇ...