Ankara’da Gazete Aradım, Hafızamı Aradım
Ankara’da Gazete Aradım, Hafızamı Aradım
Ünsal Tonyaloğlu Kaleminden....
İşim gereği birkaç gündür başkentteydim.
Adres Ankara.
Bir sabah dedim ki, “Bir gazete alayım.”
Dolaştım. Yürüdüm. Sordum.
Bir tane gazete bayisi göremedim.
Birkaç kişiye sordum, bilmiyorlar. En sonunda bir büfeye girdim.
“Gazete bayi var mı?” dedim.
“Var abi” dedi.
“Nerede?”
“Ben satıyorum.”
Ama ortada gazete yok. Ne vitrinde, ne askıda.
“Neden koymuyorsun?” dedim.
“Abi kimse gazete almıyor ki…”
O cümle sadece bir esnafın cevabı değildi.
O cümle bir dönemin itirafıydı.
Bir zamanlar sabahın en erken saatinde matbaa kokusu yayılırdı şehre. Dağıtım kamyonları karanlığı yarardı. Bayiler manşetleri asardı. İnsanlar başlıkları tartışırdı.
Şimdi haber parmağın ucunda.
Kaydır, geç.
Beğen, unut.
Ama unutulan bir toplum güçlü kalamaz.
Yazılı basın sadece kâğıt değildir.
Arşivdir.
Belgedir.
Hafızadır.
Bunu en iyi sarı basın kartı başvurumda anladım.
Yıllar önce yazdığım yazıları, kupürlerimi bulmam gerekti. Sokakta gazete kalmamıştı ama benim yıllar önce yazdığım yazılar Ondokuz Mayıs Üniversitesi arşivinde duruyordu.
Demek ki gazete ölmemişti.
Gazete saklanmıştı.
Sosyal medya paylaşımı bir günde kaybolur.
Algoritma değişir, görünmez olur.
Platform kapanır, iz kalmaz.
Ama gazete kalır.
Arşiv konuşur.
Tarih susmaz.
Ben o gazetelerin basımında bulundum.
Dağıtımında koştum.
Askıya gazete astım.
Şimdi askılar boş.
Binlerce insan bu sektörden ekmek yiyor. Muhabiri, editörü, matbaa işçisi, dağıtıcısı…
Hepsinin emeği “kimse almıyor” cümlesine mi teslim edilecek?
Sorun sadece tiraj değil.
Sorun bilinçtir.
Sorun sahip çıkmamaktır.
Sorun hafızayı değersiz görmektir.
Ankara’da gazete aradım.
Bulamadım.
Ama asıl korkutucu olan şu:
Biz gazeteyi kaybetmedik.
Biz hafızamızı terk ettik.
Ve şunu herkes bilsin:
Hafızasını kaybeden toplum gerçeği savunamaz.
Gerçeği savunamayan toplum sorgulayamaz.
Sorgulamayan toplum ise yönetilmez…
Yönlendirilir.