BAHÇELİ HEDEFİ BÜYÜTTÜ, PEKİ TEŞKİLATLAR HAZIR MI?
BAHÇELİ HEDEFİ BÜYÜTTÜ, PEKİ TEŞKİLATLAR HAZIR MI?
Çağatay Durmuş Yazdı...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2028 seçimleri için öyle bir hedef ortaya koydu ki, bu açıklamayı yalnızca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığı üzerinden okumak, asıl siyasi mesajı gözden kaçırmak olur.
Çünkü Bahçeli, Cumhurbaşkanlığında Erdoğan'ı işaret ederken Milliyetçi Hareket Partisi'nin teşkilatlarına ve ülkücü tabanına da önemli bir hedef gösterdi.
Türkiye'nin birinci partisi olmak!
Evet, yanlış okumadınız...
Bahçeli, yalnızca mevcut siyasi gücü korumaktan ya da milletvekili sayısını artırmaktan söz etmiyor.
Çıtayı yükseltiyor!
Üstelik 2028'in siyasi formülünü de açıkça ortaya koyuyor:
“Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı.”
Bana göre bu sözler, MHP'nin önümüzdeki dönemde izleyeceği siyasi yol haritasının en önemli işaretlerinden biri.
Cumhurbaşkanlığında Erdoğan'a destek devam ederken, yasamada çok daha güçlü, Türkiye siyasetinde daha belirleyici bir MHP hedefleniyor.
Ancak asıl mesele, bu büyük hedefin teşkilatlar tarafından ne kadar doğru anlaşıldığı!
Çünkü Bahçeli'nin ortaya koyduğu siyasi iddia, yalnızca genel merkezin değil, il ve ilçe teşkilatlarının da omuzlarına önemli sorumluluklar yüklüyor.
Artık bazı gerçekleri açıkça konuşmak gerekiyor!
Genel Başkan böylesine büyük bir siyasi hedef ortaya koymuşken, iki düğüne, üç cenazeye katılıp sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaşarak, dostlar alışverişte görsün anlayışıyla bu hedefe ulaşılamaz.
Elbette vatandaşın iyi gününde de kötü gününde de yanında olunacak.
Bu, ülkücü hareketin milletle kurduğu gönül bağının bir gereğidir.
Ancak teşkilatçılık yalnızca görünür olmak değil, temsil edilen davanın fikrini, hedefini ve siyasi iradesini de topluma anlatabilmektir.
Hele ki söz konusu, köklü bir siyasi geleneğe ve güçlü bir teşkilat kültürüne sahip Milliyetçi Hareket Partisi ise...
Asıl mesele, MHP'nin siyasi duruşunun, Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu hedeflerin ve partinin Türkiye'nin geleceğine ilişkin vizyonunun topluma ne kadar anlatılabildiğidir.
Bugün kaç teşkilat yöneticisi Genel Başkanının açıklamalarını bütün yönleriyle değerlendiriyor?
Kaçı bu açıklamaların satır aralarındaki siyasi mesajları doğru okuyabiliyor?
Kaçı partinin yalnızca bugünkü politikalarını değil, geleceğe yönelik hedeflerini de vatandaşlara anlatabiliyor?
Çünkü teşkilatçılık, genel merkezden gelen açıklamaları sosyal medya hesaplarında paylaşmaktan çok daha fazlasıdır.
O açıklamaların taşıdığı siyasi anlamı kavramak, partinin politikalarına hakim olmak ve milletle kurulan bağı canlı tutabilmektir.
MHP'nin siyasi geleneğinde teşkilat, yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir yapı değildir.
Sahada varlığını sürdüren, milletin nabzını tutan ve partisiyle vatandaş arasında köprü kuran bir anlayışı temsil eder.
Hele ki hedef Türkiye'nin birinci partisi olmaksa...
Bu büyük iddianın, teşkilatların çalışma anlayışına da yansıması gerekir.
Mevcut seçmenle bağları korumak kadar toplumun farklı kesimleriyle kurulan iletişim de önemlidir.
Partinin siyasi duruşunu doğru anlatmak, Genel Başkanın ortaya koyduğu vizyonu iyi kavramak ve yereldeki gelişmelere hakim olmak, bu sorumluluğun önemli parçalarıdır.
Özellikle Samsun'da il ve ilçe teşkilatlarının bu yeni hedef doğrultusunda nasıl bir çalışma ortaya koyacağını merak ediyorum.
Çünkü Türkiye'nin birinci partisi olma iddiası, yalnızca Ankara'da yapılan açıklamalarla hayata geçmez.
O iddianın Anadolu'da, ilçelerde, mahallelerde ve köylerde de karşılık bulması gerekir.
Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın geleceğine ilişkin siyasi çerçeveyi ortaya koyarken MHP'nin kendi hedeflerini de açıkça ifade etti.
Bu açıklamalar, teşkilatlar açısından alışılmış çalışma anlayışlarını yeniden değerlendirmek için önemli bir dönüm noktasıdır.
Genel Başkan hedefi büyüttü.
2028'in siyasi yol haritasını çizdi.
MHP'nin Meclis'te daha güçlü, Türkiye siyasetinde daha belirleyici bir konumda olmasını istediğini ortaya koydu.
Şimdi mesele, bu vizyonun teşkilatlar tarafından ne kadar doğru anlaşıldığı ve sahaya ne ölçüde yansıtılacağıdır.
Zira büyük hedefler ortaya koymak kadar, o hedeflerin gerektirdiği sorumluluğu taşımak da önemlidir.