CHP’li Olmak...
CHP’li Olmak...
Ünsal Tonyaloğlu yazdı..
Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş milyonlarca insan var.
CHP’li olmak, kimsenin körü körüne savunucusu olmak anlamına gelmez.
Bugün birçok kişi, "CHP benim partimdir ama kimsenin tapulu malı değildir. Bu parti, birkaç kişinin değil, bu ülkenin demokrasi mücadelesine inanan milyonların ortak değeridir." diyerek düşüncelerini dile getirmeye çalışıyor.
Yaşanan tartışmalar, görüş ayrılıkları ve yargıya taşınan süreçlerin CHP üzerinde çeşitli etkiler oluşturduğu da bir gerçektir.
Ancak unutulmamalıdır ki hukuk varsa herkes için vardır. Parti kurallarına aykırı hareket edildiğine ilişkin iddialar varsa, bunların hukuk ve parti tüzüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Kişilere göre değil, adalete ve hukuk kurallarına göre hareket edilmelidir.
Parti içinde farklı görüşler olabilir. Farklı adaylar çıkabilir. Seçimler kazanılır ya da kaybedilir. Bunlar siyasetin doğasında vardır. Ancak asıl mesele, bu süreçlerin sonunda CHP’nin güçlenerek mi yoksa yıpranarak mı çıkacağıdır.
Bugün yaşanan tartışmaların gelecekte partinin siyasi performansına ve seçmen nezdindeki algısına çeşitli etkileri olabileceği değerlendirilmektedir.
Kimsenin unutmaması gereken bir gerçek var; CHP seçmeni sağduyuludur. CHP seçmeni günü geldiğinde partiye katkı sunanları, farklı yaklaşımlar sergileyen isimleri ve ortaya konulan çalışmaları kendi değerlendirmesi doğrultusunda sandıkta takdir edecektir.
Tarih boyunca böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır.
Gönül ister ki bu süreçler mahkeme salonlarında değil, parti kültürüne yakışan uzlaşma zeminlerinde çözülsün. Gönül ister ki kırgınlıklar büyümeden ortak akıl devreye girsin. Çünkü CHP’nin bugün birbirini yıpratmaya değil, ülkenin sorunlarına çözüm üretmeye ihtiyacı vardır.
Bu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kişilerin gelip geçici olduğu, kurumların ise kalıcı olduğu unutulmamalıdır.
Hiç kimse CHP’den büyük değildir. Makamlar ve görevler geçicidir; kalıcı olan CHP’nin değerleri ve toplumun beklentileridir.
Bugün yapılması gereken, tarafları daha da keskinleştirmek değil, ortak paydada buluşturmaktır. Çünkü zarar gören yalnızca kişiler değil, partinin kurumsal yapısı ve toplumsal beklentiler de olabilir.
Dileğimiz odur ki aklıselim galip gelsin, uzlaşma kapıları açılsın ve Cumhuriyet Halk Partisi kendi içindeki meseleleri büyütmeden, Türkiye’nin gerçek gündemine odaklansın.