Dijital Kanal-İ-Zasyon
Dijital Kanal-İ-Zasyon
2009 yapımı Kanal-İ-Zasyon filmini hatırlayanlar, televizyon dünyasının reyting uğruna nasıl yozlaştığını, kalitenin yerini lümpenliğin alışını ve kitlelerin bu çürümeyi nasıl bir hipnoz halinde izlediğini acı bir tebessümle anımsayacaktır.
O günlerde televizyon ekranlarında eleştirdiğimiz bu kültürel erozyon, bugün cebimizdeki ekranlarda çok daha yıkıcı, çok daha kontrolsüz bir biçimde yaşanıyor. Sosyal medya yönetimi ve dijital içerik üreticiliği, nitelikli bir iletişim stratejisi olmaktan çıkıp, algoritmaların kölesi haline gelmiş koca bir "dijital panayır"a dönüşmüş durumda.
İçerik Üretiminde "Varoşlaşma" ve Kopya Kültürü
Bugün sosyal medya platformlarına baktığımızda, özgünlüğün can çekiştiğine şahit oluyoruz. Birbirinin kopyası, estetikten yoksun, hiçbir katma değer sunmayan kalitesiz içerikler; sığ bir "eğlence" anlayışıyla milyonlara ulaşıyor. Akademik literatürde "Dikkat Ekonomisi" olarak adlandırılan bu sistem, kullanıcının ekranda kalma süresini artırmak için en ilkel dürtülere hitap etmeyi seçiyor. Hal böyle olunca, nitelikli içerik üretimi yerini, eğitimsizliğin ve vasatlığın yüceltildiği "varoş editlere" bırakıyor.
Şöhret Yanılsaması ve Mahremiyetin İflası
TikTok ve Instagram gibi platformlar, "fenomen olma" arzusuyla yanıp tutuşan bir kitle yarattı. Bu uğurda sınır tanımayanlar, en mahrem anlarını, hatta kendi çocuklarını ve eşlerini birer "etkileşim aracına" dönüştürmekten çekinmiyor. Sabah uyanışından akşam yatışına kadar her anını fütursuzca sergileyen bu kitle, popüler kültürün yarattığı "sosyal medya maymunluğunun" en net yansımasıdır. Popüler kültürün bu dayatması, hayat tarzlarına da sahte bir şekilde sirayet ediyor. Örneğin; hayatında sporu bir disiplin olarak benimsememiş, denizin veya doğanın kültürüne uzak insanların, sırf trend olduğu için SUP (Stand Up Paddle) board üzerine çıkıp poz vermesi, bu yozlaşmanın trajikomik bir özetidir. Eylem, deneyimin kendisi için değil, sadece "sergilenmek" için yapılmaktadır.
Sosyal medya yönetimi; markaları, kurumları ve bireyleri doğru kitlelerle buluşturan profesyonel ve saygın bir disiplindir. Ancak mevcut tablo, bu disiplinin içinin boşaltılarak devasa bir dijital çöplüğe dönüştürüldüğünü gösteriyor.
Sahi, sosyal medya içerikleri sadece eğlence amaçlı mı ?
Bir kurgu yalnızca duygu sömürüsü ya da sığ bir mizah üzerine mi inşa edilmeli?
Bu "Dijital Kanal-İ-Zasyon" yozlaşmasının başını çeken kurumlara baktığımızda, ne yazık ki belediyelerin ön saflarda yer aldığını görüyoruz. Vatandaşı bilgilendirmek, icraatleri şeffaf bir biçimde sunmak yerine; kopyala-yapıştır içeriklerle ve "medya maymunluğu" ile adeta bir göz boyama sanatı icra ediliyor.
Ortada gerçek bir iş var mı, yok mu belli değil. İşin daha acı tarafı ise şu: Sanırım bu popülizmde haksız da sayılmazlar, demek ki vatandaş da tam olarak bunu istiyor!
Yine de bu yozlaşmaya tamamen teslim olmamak gerekiyor. Bu karanlık tablodan kurtulmanın yolu, hem içerik üreticilerinin hem de tüketicilerin "nitelik" talebinde ısrarcı olmasından geçiyor.