ESKİDEN EVLER KÜÇÜKTÜ, GÖNÜLLER BÜYÜKTÜ
ESKİDEN EVLER KÜÇÜKTÜ, GÖNÜLLER BÜYÜKTÜ
Sabır Yolcusu Yazdı
Eskiden evler küçüktü.
Ama o küçücük evlere herkes sığardı.
Anne, baba, çocuklar, dede, nine… Misafir geldiğinde “Yerimiz yok” denmezdi. Bir sandalye daha çekilir, sofraya bir tabak daha konurdu.
Çünkü sofradaki yemek az olsa da bereket çoktu.
Bugün evlerimiz büyüdü.
Odalar çoğaldı, eşyalar güzelleşti, teknoloji hayatımızın her köşesine girdi.
Ama nedense birbirimize ayırdığımız yer küçüldü.
Aynı evin içinde herkes başka bir ekrana bakıyor. Çocuk odasında, baba televizyonda, anne telefonda…
Aynı çatı altındayız ama bazen birbirimizden kilometrelerce uzaktayız.
Eskiden komşunun kapısı çalınırdı.
Bir tabak yemek gönderilir, hasta olanın hatırı sorulur, cenazede acı paylaşılır, düğünde mutluluk çoğalırdı.
Çocuk sadece kendi anne babasının değil, mahallenin çocuğuydu.
Büyüğün yanında ses yükseltilmezdi.
Küçüğe merhamet edilirdi.
Ekmeğin kıymeti bilinirdi.
Belki cebimizde bugünkü kadar para yoktu ama birbirimize verecek selamımız vardı.
Elbette geçmişin her şeyi güzel değildi.
Hayat daha zordu, imkanlar daha sınırlıydı. Bugünün bize kazandırdığı çok şey var.
Mesele geçmişe dönmek de değil zaten.
Mesele, ilerlerken neyi geride bıraktığımızı unutmamak.
Çünkü bir toplum sadece yollarla, binalarla, teknolojiyle büyümez.
Aile güçlü olacak.
Komşuluk yaşayacak.
Büyüğe hürmet, küçüğe sevgi olacak.
Merhamet olacak.
Vicdan olacak.
Ve insan, insana yeniden vakit ayıracak.
Belki yeniden küçücük evlerde yaşamayacağız.
Ama o evlerdeki gönülleri yeniden bulabiliriz.
Çünkü eskiden evler küçüktü…
Ama gönüller gerçekten büyüktü.