vezirköpr

Ne Oldu Bize? Neden Bu Kadar Öfkeliyiz?

Gündem 08.08.2026 - 11:59, Güncelleme: 08.08.2026 - 12:10
 

Ne Oldu Bize? Neden Bu Kadar Öfkeliyiz?

Çağatay Durmuş Yazdı..
Son zamanlarda çevrenize dikkatlice bakın... Herkes biraz gergin. Herkes biraz kızgın. Herkes sanki patlamaya hazır. Trafikte küçücük bir korna sesi kavgaya dönüşebiliyor. Markette sıra yüzünden insanlar birbirine bağırabiliyor. Sosyal medyada farklı bir düşünce yazıyorsunuz, daha cümleniz bitmeden hakaret başlayabiliyor. Komşuluk ilişkilerinde bile eski sıcaklığı bulmak giderek zorlaşıyor. Peki bize ne oldu? Biz ne zaman bu kadar öfkeli olduk? Eskiden insanlar tartışırdı. Farklı düşünürdü. Bazen sesler de yükselirdi. Ama çoğu zaman tartışma bittiğinde hayat kaldığı yerden devam ederdi. Bugün ise küçücük bir anlaşmazlık bile insanların birbirine kin duymasına yetebiliyor. Kimse geri adım atmak istemiyor. Kimse "Belki ben de yanlış düşünüyor olabilirim" demiyor. Herkes haklı. Herkesin doğrusu kendisine göre tartışılmaz. Ve galiba sorun tam da burada başlıyor. Çünkü artık anlamak için değil, cevap vermek için dinliyoruz. Elbette hayat kolay değil. İnsanların geçim derdi var. Borcu var. Kirası var. Çocuğunun geleceğiyle ilgili endişesi var. Esnafın ayrı derdi... Emeklinin ayrı... İşçinin ayrı... Çiftçinin ayrı... Sabah evinden çıkan insanın kafasında onlarca sorun var. Trafik, faturalar, iş stresi, yetişmesi gereken işler, ödenmesi gereken borçlar... Bütün bunlar üst üste geldiğinde insanın sabrı da azalıyor. Ama her şeyi hayat şartlarıyla açıklayabilir miyiz? Bence açıklayamayız. Çünkü başka bir şeyi daha kaybediyoruz: Tahammülü. Bir de sosyal medya var. Belki de öfkenin en kolay yayıldığı yer artık orası. İnsanlar yüz yüze söylemeyeceği sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor. Bir haberin altına bakıyorsunuz... Kavga. Bir futbol paylaşımının altına bakıyorsunuz... Kavga. Bir sanatçı hakkında iki farklı görüş ortaya çıkıyor... Yine kavga. Hatta bazen yemek fotoğrafının altında bile tartışacak bir şey bulabiliyoruz. Sanki herkes karşısındakini ikna etmek zorundaymış gibi davranıyor. Oysa herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil.   Belki de asıl mesele haklı olmak değil. Karşımızdakini anlamaya çalışmak. Bugün trafikte tartıştığımız insanın nasıl bir gün geçirdiğini bilmiyoruz. Markette bize ters cevap veren kişinin evinde hangi sorunlarla uğraştığını bilmiyoruz. Sosyal medyada tek bir cümlesi nedeniyle yargıladığımız insanın hayatını hiç bilmiyoruz. Herkesin görünmeyen bir hikayesi var. Herkesin kimseye anlatmadığı bir derdi... Herkesin taşıdığı bir yük... Belki biraz daha anlayışlı olabilsek birçok kavga daha başlamadan bitecek. Eskiden kapılarımız birbirine daha açıktı. Komşunun çocuğu da bizim çocuğumuz gibiydi. Birinin evinde cenaze varsa sokak sessizleşirdi. Birinin düğünü varsa mahalle birlikte sevinirdi. Şimdi teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde konuşabiliyoruz. Ama bazen yan komşumuzun adını bilmiyoruz. İletişim imkanlarımız arttı... Ama birbirimizi dinlememiz azaldı. Belki de kaybettiğimiz şey tam olarak bu. Birbirimize karşı tahammülümüz. Hayat zaten yeterince zor. Bir de biz birbirimizin hayatını zorlaştırmayalım. Her konuda aynı düşünmek zorunda değiliz. Aynı şeyleri sevmek zorunda değiliz. Aynı hayatı yaşamak zorunda hiç değiliz. Ama birbirimize saygı gösterebiliriz. Bazen susabiliriz. Bazen "Sen de haklı olabilirsin" diyebiliriz. Bazen bir tartışmayı kazanmak yerine bir insanı kaybetmemeyi tercih edebiliriz. Çünkü hayat gerçekten çok kısa. Bugün kızdığımız insan yarın hayatımızda olmayabilir. Bugün söylemediğimiz güzel bir söz için yarın geç olabilir. Belki biraz daha sakin olmaya... Biraz daha sabırlı davranmaya... Biraz daha birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Çünkü bu dünyada herkesin yükü kendine ağır. Birbirimizin yükünü artırmak yerine biraz hafifletebilsek, belki birçok şey değişecek. Şimdi soruyu size bırakıyorum: Ne oldu bize? Neden bu kadar öfkeliyiz? Hayat şartları mı bizi değiştirdi? Sosyal medya mı? İnsanların birbirine olan güveni mi azaldı? Yoksa en basit şeyi... Birbirimizi anlamaya çalışmayı mı unuttuk?
Çağatay Durmuş Yazdı..

Son zamanlarda çevrenize dikkatlice bakın...

Herkes biraz gergin.

Herkes biraz kızgın.

Herkes sanki patlamaya hazır.

Trafikte küçücük bir korna sesi kavgaya dönüşebiliyor.

Markette sıra yüzünden insanlar birbirine bağırabiliyor.

Sosyal medyada farklı bir düşünce yazıyorsunuz, daha cümleniz bitmeden hakaret başlayabiliyor.

Komşuluk ilişkilerinde bile eski sıcaklığı bulmak giderek zorlaşıyor.

Peki bize ne oldu?

Biz ne zaman bu kadar öfkeli olduk?

Eskiden insanlar tartışırdı.

Farklı düşünürdü.

Bazen sesler de yükselirdi.

Ama çoğu zaman tartışma bittiğinde hayat kaldığı yerden devam ederdi.

Bugün ise küçücük bir anlaşmazlık bile insanların birbirine kin duymasına yetebiliyor.

Kimse geri adım atmak istemiyor.

Kimse "Belki ben de yanlış düşünüyor olabilirim" demiyor.

Herkes haklı.

Herkesin doğrusu kendisine göre tartışılmaz.

Ve galiba sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü artık anlamak için değil, cevap vermek için dinliyoruz.

Elbette hayat kolay değil.

İnsanların geçim derdi var.

Borcu var.

Kirası var.

Çocuğunun geleceğiyle ilgili endişesi var.

Esnafın ayrı derdi...

Emeklinin ayrı...

İşçinin ayrı...

Çiftçinin ayrı...

Sabah evinden çıkan insanın kafasında onlarca sorun var.

Trafik, faturalar, iş stresi, yetişmesi gereken işler, ödenmesi gereken borçlar...

Bütün bunlar üst üste geldiğinde insanın sabrı da azalıyor.

Ama her şeyi hayat şartlarıyla açıklayabilir miyiz?

Bence açıklayamayız.

Çünkü başka bir şeyi daha kaybediyoruz:

Tahammülü.

Bir de sosyal medya var.

Belki de öfkenin en kolay yayıldığı yer artık orası.

İnsanlar yüz yüze söylemeyeceği sözleri ekranın arkasından rahatlıkla yazabiliyor.

Bir haberin altına bakıyorsunuz...

Kavga.

Bir futbol paylaşımının altına bakıyorsunuz...

Kavga.

Bir sanatçı hakkında iki farklı görüş ortaya çıkıyor...

Yine kavga.

Hatta bazen yemek fotoğrafının altında bile tartışacak bir şey bulabiliyoruz.

Sanki herkes karşısındakini ikna etmek zorundaymış gibi davranıyor.

Oysa herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil.

 

Belki de asıl mesele haklı olmak değil.

Karşımızdakini anlamaya çalışmak.

Bugün trafikte tartıştığımız insanın nasıl bir gün geçirdiğini bilmiyoruz.

Markette bize ters cevap veren kişinin evinde hangi sorunlarla uğraştığını bilmiyoruz.

Sosyal medyada tek bir cümlesi nedeniyle yargıladığımız insanın hayatını hiç bilmiyoruz.

Herkesin görünmeyen bir hikayesi var.

Herkesin kimseye anlatmadığı bir derdi...

Herkesin taşıdığı bir yük...

Belki biraz daha anlayışlı olabilsek birçok kavga daha başlamadan bitecek.

Eskiden kapılarımız birbirine daha açıktı.

Komşunun çocuğu da bizim çocuğumuz gibiydi.

Birinin evinde cenaze varsa sokak sessizleşirdi.

Birinin düğünü varsa mahalle birlikte sevinirdi.

Şimdi teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanla saniyeler içinde konuşabiliyoruz.

Ama bazen yan komşumuzun adını bilmiyoruz.

İletişim imkanlarımız arttı...

Ama birbirimizi dinlememiz azaldı.

Belki de kaybettiğimiz şey tam olarak bu.

Birbirimize karşı tahammülümüz.

Hayat zaten yeterince zor.

Bir de biz birbirimizin hayatını zorlaştırmayalım.

Her konuda aynı düşünmek zorunda değiliz.

Aynı şeyleri sevmek zorunda değiliz.

Aynı hayatı yaşamak zorunda hiç değiliz.

Ama birbirimize saygı gösterebiliriz.

Bazen susabiliriz.

Bazen "Sen de haklı olabilirsin" diyebiliriz.

Bazen bir tartışmayı kazanmak yerine bir insanı kaybetmemeyi tercih edebiliriz.

Çünkü hayat gerçekten çok kısa.

Bugün kızdığımız insan yarın hayatımızda olmayabilir.

Bugün söylemediğimiz güzel bir söz için yarın geç olabilir.

Belki biraz daha sakin olmaya...

Biraz daha sabırlı davranmaya...

Biraz daha birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var.

Çünkü bu dünyada herkesin yükü kendine ağır.

Birbirimizin yükünü artırmak yerine biraz hafifletebilsek, belki birçok şey değişecek.

Şimdi soruyu size bırakıyorum:

Ne oldu bize? Neden bu kadar öfkeliyiz?

Hayat şartları mı bizi değiştirdi?

Sosyal medya mı?

İnsanların birbirine olan güveni mi azaldı?

Yoksa en basit şeyi...

Birbirimizi anlamaya çalışmayı mı unuttuk?

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.