vezirköpr

Yeni Parti, Eski Kadrolar: Böyle mi Olmalıydı?

Gündem (SHA) - Samsun Haber Ajansı | 08.08.2026 - 11:25, Güncelleme: 08.08.2026 - 11:25
 

Yeni Parti, Eski Kadrolar: Böyle mi Olmalıydı?

Yeni Parti, Eski Kadrolar: Böyle mi Olmalıydı?
Samsun’da siyasi dengeler yeniden şekilleniyor... CHP’den istifa ederek yeni partiye geçen isimler, yeni partinin kuruluşunda önemli görevler üstlendi.  İl başkanlığına, kurucu başkanlığa ve ilçe başkanlıklarına getirilen isimlerle birlikte yeni bir siyasi yapı oluşturuldu. Ancak ortada cevap bekleyen önemli bir soru var: Yeni bir parti kuruluyorsa, neden bu kadar çok eski kadroyla yola devam ediliyor? Samsun’da 16 ilçenin ilçe başkanlarının büyük ölçüde aynı kaldığı, yalnızca bir-iki ilçede değişiklik yapıldığı görülüyor. Elbette bunun hukuki veya siyasi açıdan yanlış olduğunu söylemek mümkün değil. Ama mesele sadece “doğru mu, yanlış mı?” meselesi de değil. Mesele, yeni partinin topluma hangi mesajı verdiği… Çünkü seçmen yeni bir parti gördüğünde doğal olarak yeni yüzler, yeni anlayış, yeni heyecan ve yeni bir siyaset dili görmek istiyor. Eğer kadroların büyük bölümü eski partiden olduğu gibi taşınıyorsa, seçmenin aklına şu soru gelmez mi? “Parti mi değişti, siyaset anlayışı mı?” Normal seçim neden yapılmadı? İşte burada daha önemli bir tartışma başlıyor. Eğer amaç gerçekten yeni bir siyasi yapı oluşturmaksa, ilçe teşkilatlarının oluşumunda daha geniş katılımlı, demokratik ve mümkün olduğunca seçimli bir yöntem tercih edilemez miydi? İlçe başkanları üyelerin ve delegelerin önünde yarışsaydı… Yeni isimler aday olsaydı… Eski isimler de kendilerine güveniyorsa yeniden aday olup sandıktan çıksaydı… Bunun siyasi açıdan çok daha güçlü bir görüntü oluşturacağı kanaatindeyim. Çünkü sandıkla gelen teşkilatın özgüveni başka olur. Atamayla gelen teşkilatın üzerinde ise her zaman “Acaba?” sorusu bulunur. Yeni bir partinin ilk sınavı da tam burada başlıyor. Atakum’daki seçimler bir endişe mi yarattı? Samsun siyasetinde Atakum ayrı bir yere sahip. Daha önce CHP içerisinde yaşanan ilçe kongresi sürecinde gerilimlerin, tartışmaların ve olayların kamuoyuna yansıdığı bir dönem yaşandı. Şimdi insan ister istemez soruyor: Acaba yeni parti yönetimi, benzer görüntülerin yeniden yaşanmasından mı çekiniyor? Eğer böyle bir endişe varsa, bu anlaşılabilir bir siyasi refleks olabilir. Ancak siyasette tartışmadan kaçınarak demokrasi inşa edemezsiniz. Seçimden korkarak seçimi ertelemek, kısa vadede huzur sağlayabilir. Ama uzun vadede teşkilatın tabanla bağını zayıflatabilir. Çünkü demokrasi sadece kazananın belli olması değildir. Demokrasi, insanların aday olabilmesidir. Konuşabilmesidir. Eleştirebilmesidir. Ve sonunda sandığın kararına herkesin saygı göstermesidir. Yeni parti eski kırgınlıkları da mı taşıyacak? Bir başka önemli konu ise şu: CHP’den ayrılanların önemli bir bölümü yeni partiye geçti. Peki geçmişte CHP içerisinde yaşanan kırgınlıklar, küskünlükler ve kişisel hesaplaşmalar yeni partiye taşınacak mı? Yoksa gerçekten yeni bir sayfa mı açılacak? Çünkü yeni parti, eski partinin devamı görüntüsüne düşerse, toplumdaki karşılığı da sınırlı kalabilir. Yeni bir siyasi hareketin en büyük sermayesi yeni heyecanıdır. İnsanlar “Bunlar eskiden de vardı” demek yerine, “Bunlar yeni bir şey söylüyor” diyebilmelidir. Eski isimlerin tamamı yanlış mı? Hayır. Bunu da özellikle belirtmek gerekir. Bir insanın geçmişte CHP’de görev yapmış olması, yeni partide görev yapmasına engel değildir. Siyaset tecrübesi değerlidir. Teşkilat deneyimi değerlidir. Sandık tecrübesi değerlidir. Sahayı bilen insanların yeni yapılanmada görev alması son derece normaldir. Ama mesele, tecrübenin yeni isimlere alan bırakıp bırakmadığıdır. Eğer 16 ilçenin neredeyse tamamında aynı kadrolarla devam ediliyorsa, burada yeni partinin kendi insan kaynağını oluşturup oluşturmadığı tartışılmalıdır. Çünkü yeni parti sadece eski partiden istifa edenlerin sığındığı yeni bir adres olmamalıdır. Yeni parti, yeni insanlara da kapı açmalıdır. İlk sınav teşkilatta verilecek Bugün yeni partinin önünde çok önemli bir fırsat var. Eski alışkanlıkları tekrar etmek yerine, farklı bir teşkilat modeli ortaya koyabilir. İlçelerde seçim yapabilir. Üyelerin önünü açabilir. Gençlere görev verebilir. Kadınların ve toplumun farklı kesimlerinin temsilini artırabilir. Ve en önemlisi, “Bizde de demokrasi var” diyebilir. Bunun yolu da sandıktan geçer. Çünkü siyasi partiler sadece liderleriyle değil, teşkilatlarıyla büyür. Teşkilatın tabanı ne kadar güçlü olursa, seçim günü sahadaki mücadele de o kadar güçlü olur. Bugün 16 ilçenin büyük bölümünde aynı isimlerle devam edilmesi belki kısa vadede teşkilatın dağılmasını önleyebilir. Ama uzun vadede yeni partinin büyümesi için bunun yeterli olup olmayacağını zaman gösterecek. Son söz Yeni partiye bir şans vermek gerekiyor. Ama bu şans, eleştiriden uzak durmak anlamına gelmemeli. Tam tersine, yeni partinin daha ilk günden kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: “Biz gerçekten yeni miyiz, yoksa sadece tabelayı mı değiştirdik?” Samsun’da 16 ilçenin büyük bölümünde eski kadrolarla devam edilmesi bu soruyu daha da önemli hale getiriyor. Atakum’da geçmişte yaşanan olaylı seçimler, yeni yönetimde “yeniden aynı tablo yaşanmasın” düşüncesi oluşturmuş olabilir. Ama siyaset, korkular üzerinden değil, cesaret üzerinden yapılır. Seçimden çekinerek demokrasi kurulmaz. Tartışmadan kaçınarak güçlü teşkilat oluşturulmaz. Yeni bir parti, eski kırgınlıkları ve eski yöntemleri taşıyarak değil; yeni yüzleri, yeni fikirleri ve yeni bir siyaset kültürünü ortaya koyarak gerçek anlamda yeni olabilir. Çünkü seçmen artık sadece parti tabelasına bakmıyor. Kadrosuna bakıyor. Yöntemine bakıyor. Demokrasisine bakıyor. Ve en önemlisi şunu soruyor: “Gerçekten yeni misiniz?” Yeni partinin ilk büyük sınavı da tam burada başlıyor. Yeni parti, eski kadrolar… Peki ya yeni siyaset?
Yeni Parti, Eski Kadrolar: Böyle mi Olmalıydı?

Samsun’da siyasi dengeler yeniden şekilleniyor...

CHP’den istifa ederek yeni partiye geçen isimler, yeni partinin kuruluşunda önemli görevler üstlendi. 

İl başkanlığına, kurucu başkanlığa ve ilçe başkanlıklarına getirilen isimlerle birlikte yeni bir siyasi yapı oluşturuldu.

Ancak ortada cevap bekleyen önemli bir soru var:
Yeni bir parti kuruluyorsa, neden bu kadar çok eski kadroyla yola devam ediliyor?

Samsun’da 16 ilçenin ilçe başkanlarının büyük ölçüde aynı kaldığı, yalnızca bir-iki ilçede değişiklik yapıldığı görülüyor.

Elbette bunun hukuki veya siyasi açıdan yanlış olduğunu söylemek mümkün değil.

Ama mesele sadece “doğru mu, yanlış mı?” meselesi de değil.
Mesele, yeni partinin topluma hangi mesajı verdiği…

Çünkü seçmen yeni bir parti gördüğünde doğal olarak yeni yüzler, yeni anlayış, yeni heyecan ve yeni bir siyaset dili görmek istiyor.

Eğer kadroların büyük bölümü eski partiden olduğu gibi taşınıyorsa, seçmenin aklına şu soru gelmez mi?

“Parti mi değişti, siyaset anlayışı mı?”

Normal seçim neden yapılmadı?

İşte burada daha önemli bir tartışma başlıyor.

Eğer amaç gerçekten yeni bir siyasi yapı oluşturmaksa, ilçe teşkilatlarının oluşumunda daha geniş katılımlı, demokratik ve mümkün olduğunca seçimli bir yöntem tercih edilemez miydi?

İlçe başkanları üyelerin ve delegelerin önünde yarışsaydı…

Yeni isimler aday olsaydı…

Eski isimler de kendilerine güveniyorsa yeniden aday olup sandıktan çıksaydı…

Bunun siyasi açıdan çok daha güçlü bir görüntü oluşturacağı kanaatindeyim.

Çünkü sandıkla gelen teşkilatın özgüveni başka olur.

Atamayla gelen teşkilatın üzerinde ise her zaman “Acaba?” sorusu bulunur.

Yeni bir partinin ilk sınavı da tam burada başlıyor.

Atakum’daki seçimler bir endişe mi yarattı?

Samsun siyasetinde Atakum ayrı bir yere sahip.

Daha önce CHP içerisinde yaşanan ilçe kongresi sürecinde gerilimlerin, tartışmaların ve olayların kamuoyuna yansıdığı bir dönem yaşandı.

Şimdi insan ister istemez soruyor:
Acaba yeni parti yönetimi, benzer görüntülerin yeniden yaşanmasından mı çekiniyor?

Eğer böyle bir endişe varsa, bu anlaşılabilir bir siyasi refleks olabilir.

Ancak siyasette tartışmadan kaçınarak demokrasi inşa edemezsiniz.

Seçimden korkarak seçimi ertelemek, kısa vadede huzur sağlayabilir.

Ama uzun vadede teşkilatın tabanla bağını zayıflatabilir.
Çünkü demokrasi sadece kazananın belli olması değildir.
Demokrasi, insanların aday olabilmesidir.
Konuşabilmesidir.
Eleştirebilmesidir.

Ve sonunda sandığın kararına herkesin saygı göstermesidir.

Yeni parti eski kırgınlıkları da mı taşıyacak?

Bir başka önemli konu ise şu: CHP’den ayrılanların önemli bir bölümü yeni partiye geçti.

Peki geçmişte CHP içerisinde yaşanan kırgınlıklar, küskünlükler ve kişisel hesaplaşmalar yeni partiye taşınacak mı?

Yoksa gerçekten yeni bir sayfa mı açılacak?

Çünkü yeni parti, eski partinin devamı görüntüsüne düşerse, toplumdaki karşılığı da sınırlı kalabilir.

Yeni bir siyasi hareketin en büyük sermayesi yeni heyecanıdır.

İnsanlar “Bunlar eskiden de vardı” demek yerine,
“Bunlar yeni bir şey söylüyor”
diyebilmelidir.

Eski isimlerin tamamı yanlış mı?

Hayır.

Bunu da özellikle belirtmek gerekir.

Bir insanın geçmişte CHP’de görev yapmış olması, yeni partide görev yapmasına engel değildir.

Siyaset tecrübesi değerlidir.
Teşkilat deneyimi değerlidir.
Sandık tecrübesi değerlidir.
Sahayı bilen insanların yeni yapılanmada görev alması son derece normaldir.

Ama mesele, tecrübenin yeni isimlere alan bırakıp bırakmadığıdır.

Eğer 16 ilçenin neredeyse tamamında aynı kadrolarla devam ediliyorsa, burada yeni partinin kendi insan kaynağını oluşturup oluşturmadığı tartışılmalıdır.

Çünkü yeni parti sadece eski partiden istifa edenlerin sığındığı yeni bir adres olmamalıdır.
Yeni parti, yeni insanlara da kapı açmalıdır.
İlk sınav teşkilatta verilecek
Bugün yeni partinin önünde çok önemli bir fırsat var.
Eski alışkanlıkları tekrar etmek yerine, farklı bir teşkilat modeli ortaya koyabilir.
İlçelerde seçim yapabilir.
Üyelerin önünü açabilir.
Gençlere görev verebilir.
Kadınların ve toplumun farklı kesimlerinin temsilini artırabilir.
Ve en önemlisi, “Bizde de demokrasi var” diyebilir.
Bunun yolu da sandıktan geçer.
Çünkü siyasi partiler sadece liderleriyle değil, teşkilatlarıyla büyür.
Teşkilatın tabanı ne kadar güçlü olursa, seçim günü sahadaki mücadele de o kadar güçlü olur.
Bugün 16 ilçenin büyük bölümünde aynı isimlerle devam edilmesi belki kısa vadede teşkilatın dağılmasını önleyebilir.
Ama uzun vadede yeni partinin büyümesi için bunun yeterli olup olmayacağını zaman gösterecek.
Son söz
Yeni partiye bir şans vermek gerekiyor.
Ama bu şans, eleştiriden uzak durmak anlamına gelmemeli.
Tam tersine, yeni partinin daha ilk günden kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Biz gerçekten yeni miyiz, yoksa sadece tabelayı mı değiştirdik?”
Samsun’da 16 ilçenin büyük bölümünde eski kadrolarla devam edilmesi bu soruyu daha da önemli hale getiriyor.
Atakum’da geçmişte yaşanan olaylı seçimler, yeni yönetimde “yeniden aynı tablo yaşanmasın” düşüncesi oluşturmuş olabilir.
Ama siyaset, korkular üzerinden değil, cesaret üzerinden yapılır.
Seçimden çekinerek demokrasi kurulmaz.
Tartışmadan kaçınarak güçlü teşkilat oluşturulmaz.
Yeni bir parti, eski kırgınlıkları ve eski yöntemleri taşıyarak değil; yeni yüzleri, yeni fikirleri ve yeni bir siyaset kültürünü ortaya koyarak gerçek anlamda yeni olabilir.
Çünkü seçmen artık sadece parti tabelasına bakmıyor.
Kadrosuna bakıyor.
Yöntemine bakıyor.
Demokrasisine bakıyor.
Ve en önemlisi şunu soruyor:
“Gerçekten yeni misiniz?”
Yeni partinin ilk büyük sınavı da tam burada başlıyor.
Yeni parti, eski kadrolar… Peki ya yeni siyaset?

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.