Omurgayı Söküp Bilançodan Medet Ummak
Spor
27.10.2026 - 18:49, Güncelleme:
27.10.2026 - 18:49
Omurgayı Söküp Bilançodan Medet Ummak
Çağdaş Yıldırım Yazdı
Futbol kulüpleri şirket gibi yönetilebilir ama unutmayın; sahada tabelayı değiştiremiyorsanız, muhasebe defterindeki hiçbir kar sizi ayakta tutamaz.
Amedspor maçında sahada çok tuhaf, futbolun doğasına aykırı bir sekans izledik.
Tartışmalı penaltılar, havada uçuşan kırmızı kartlar derken biz on kişi kaldığımızda sahada ne yaptığını bilen, direnen, oyunu dengede tutan bir Samsunspor vardı.
Ne zaman ki rakip de on kişi kaldı, sayılar eşitlendi; işte o an bizim takımın şalteri indi!
Eksikken kafa tuttuğumuz maçta, şartlar eşitlenince oyunun kontrolünü tamamen kaybedip iki gol birden yedik ve maçı ellerimizle teslim ettik.
Üstelik bu ligde henüz dış sahada yüzü gülmemiş Amedspor’a, ilk deplasman galibiyetini kendi evimizde hediye ederek!
Beşli savunma kurgusu, kadrodaki yeni arayışlar elbette bir çabanın ürünüydü ve özellikle zorlu deplasmanlar için doğru bir direnç reçetesi olabilir.
Fakat sistem kağıt üzerinde ne kadar doğru olursa olsun, uygulayıcılar hata makinesine dönüşmüşse eliniz kolunuz bağlanıyor.
Rakamlar yalan söylemez, gelin şu acı tabloyla bir yüzleşelim:
Dokuz maç geride kalmış, hanemizde sadece dört puan var.
Yedi haftadır galibiyet yüzü görmemişiz, kendi sahamızda taraftarımıza tek bir üç puan sevinci yaşatamamışız.
Son beş maçta kalemizde onbeş gol görürken, rakip fileleri sadece üç kez havalandırabilmişiz.
Savunmada her an saatli bomba gibi patlamaya hazır bir stoper hattı, ileride ise topu içeri dürtecek gerçek bir santrfor eksikliği kabak gibi ortada duruyor.
Peki biz bu noktaya durup dururken mi geldik?
Elbette hayır!
Sezon başında kulağa çok hoş gelen bir ticari strateji anlatıldı bize: Ucuza alacağız, parlatacağız, pahalıya satacağız...
Kağıt üzerinde harika bir vizyon.
Ama futbol sadece bir ticaret borsası değildir!
Başarılı geçmiş bir sezonun ardından tam on dört oyuncuyu gönderip işleyen çarkın, takımın ana omurgasını kökünden sökmek hangi futbol aklının ürünüydü?
Omurgası dağılmış bir takımda hangi oyuncuyu parlatıp kime satacaksınız?
Bugün dönüp kulübeye ve sahaya bakalım; mevcut kadrodaki futbolcuları aldığımız fiyata bile satabilir miyiz?
Üzerine değer koyup piyasaya sürebileceğimiz kaç tane isim sayabilirsiniz?
Sahada sportif başarı yoksa, takım her hafta eriyorsa ticari vizyonun tek başına hiçbir hükmü kalmaz.
Şimdi önümüzde ateşten bir gömlek var.
Başakşehir, Konyaspor ve Galatasaray virajlarına giriyoruz.
Açık konuşalım;
mevcut kadro kalitesi ve bu kırılgan yapıyla Eyüpspor maçı dışındaki her doksan dakika bizim için ağır bir sınav olacak.
Tek bir hedefimiz kalmıştır: Devre arasına kadar dişimizle, tırnağımızla koparabileceğimiz her puanı cebimize koymak ve o viraja en az hasarla girmek.
Ocak ayında ise macera aramayı bırakıp; bu takımın kanayan yaralarına, özellikle stoper ve santrfor hattına tartışmasız, doğrudan katkı verecek nokta atışı takviyeler yapmak zorundayız.
Aksi halde bilanço hesapları yaparken, elimizdeki en büyük değeri yani ligdeki varlığımızı kaybedeceğiz.
"Temeli sağlam olmayan bir binanın çatısını altınla kaplasanız da ilk fırtınada yıkılmasını önleyemezsiniz"
Çağdaş Yıldırım Yazdı
Futbol kulüpleri şirket gibi yönetilebilir ama unutmayın; sahada tabelayı değiştiremiyorsanız, muhasebe defterindeki hiçbir kar sizi ayakta tutamaz.
Amedspor maçında sahada çok tuhaf, futbolun doğasına aykırı bir sekans izledik.
Tartışmalı penaltılar, havada uçuşan kırmızı kartlar derken biz on kişi kaldığımızda sahada ne yaptığını bilen, direnen, oyunu dengede tutan bir Samsunspor vardı.
Ne zaman ki rakip de on kişi kaldı, sayılar eşitlendi; işte o an bizim takımın şalteri indi!
Eksikken kafa tuttuğumuz maçta, şartlar eşitlenince oyunun kontrolünü tamamen kaybedip iki gol birden yedik ve maçı ellerimizle teslim ettik.
Üstelik bu ligde henüz dış sahada yüzü gülmemiş Amedspor’a, ilk deplasman galibiyetini kendi evimizde hediye ederek!
Beşli savunma kurgusu, kadrodaki yeni arayışlar elbette bir çabanın ürünüydü ve özellikle zorlu deplasmanlar için doğru bir direnç reçetesi olabilir.
Fakat sistem kağıt üzerinde ne kadar doğru olursa olsun, uygulayıcılar hata makinesine dönüşmüşse eliniz kolunuz bağlanıyor.
Rakamlar yalan söylemez, gelin şu acı tabloyla bir yüzleşelim:
Dokuz maç geride kalmış, hanemizde sadece dört puan var.
Yedi haftadır galibiyet yüzü görmemişiz, kendi sahamızda taraftarımıza tek bir üç puan sevinci yaşatamamışız.
Son beş maçta kalemizde onbeş gol görürken, rakip fileleri sadece üç kez havalandırabilmişiz.
Savunmada her an saatli bomba gibi patlamaya hazır bir stoper hattı, ileride ise topu içeri dürtecek gerçek bir santrfor eksikliği kabak gibi ortada duruyor.
Peki biz bu noktaya durup dururken mi geldik?
Elbette hayır!
Sezon başında kulağa çok hoş gelen bir ticari strateji anlatıldı bize: Ucuza alacağız, parlatacağız, pahalıya satacağız...
Kağıt üzerinde harika bir vizyon.
Ama futbol sadece bir ticaret borsası değildir!
Başarılı geçmiş bir sezonun ardından tam on dört oyuncuyu gönderip işleyen çarkın, takımın ana omurgasını kökünden sökmek hangi futbol aklının ürünüydü?
Omurgası dağılmış bir takımda hangi oyuncuyu parlatıp kime satacaksınız?
Bugün dönüp kulübeye ve sahaya bakalım; mevcut kadrodaki futbolcuları aldığımız fiyata bile satabilir miyiz?
Üzerine değer koyup piyasaya sürebileceğimiz kaç tane isim sayabilirsiniz?
Sahada sportif başarı yoksa, takım her hafta eriyorsa ticari vizyonun tek başına hiçbir hükmü kalmaz.
Şimdi önümüzde ateşten bir gömlek var.
Başakşehir, Konyaspor ve Galatasaray virajlarına giriyoruz.
Açık konuşalım;
mevcut kadro kalitesi ve bu kırılgan yapıyla Eyüpspor maçı dışındaki her doksan dakika bizim için ağır bir sınav olacak.
Tek bir hedefimiz kalmıştır: Devre arasına kadar dişimizle, tırnağımızla koparabileceğimiz her puanı cebimize koymak ve o viraja en az hasarla girmek.
Ocak ayında ise macera aramayı bırakıp; bu takımın kanayan yaralarına, özellikle stoper ve santrfor hattına tartışmasız, doğrudan katkı verecek nokta atışı takviyeler yapmak zorundayız.
Aksi halde bilanço hesapları yaparken, elimizdeki en büyük değeri yani ligdeki varlığımızı kaybedeceğiz.
"Temeli sağlam olmayan bir binanın çatısını altınla kaplasanız da ilk fırtınada yıkılmasını önleyemezsiniz"
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.