PARTİLERİN DEĞİL, İSİMLERİN DÖNEMİ Mİ BAŞLIYOR?

Gündem 03.09.2026 - 13:27, Güncelleme: 03.09.2026 - 14:19
 

PARTİLERİN DEĞİL, İSİMLERİN DÖNEMİ Mİ BAŞLIYOR?

Çağatay Durmuş Yazdı.
Türk siyasetinde yıllardır değişmeyen bir ezber vardı. Parti güçlüydü, aday çoğu zaman ikinci plandaydı. Seçmen sandığa giderken kişinin isminden önce partinin amblemine bakar, bazı bölgelerde kimin aday gösterildiği bile çok fazla tartışılmazdı. Nasıl olsa parti güçlüydü. Nasıl olsa belli bir seçmen kitlesi vardı. Nasıl olsa oy gelecekti... Ama bana kalırsa bu dönem yavaş yavaş geride kalıyor. Çünkü seçmen değişiyor. Siyaseti takip etme biçimi değişiyor. Ve en önemlisi, seçmenin siyasetçiye bakışı değişiyor. Artık insanların önünde yalnızca bir parti rozeti yok. Adayın geçmişi var. Söyledikleri var. Yaptıkları var. İnsanlarla kurduğu ilişki var. Bulunduğu şehir için ortaya koyduğu mücadele var. Ve bütün bunların sonunda seçmenin kafasında çok önemli bir soru oluşuyor: “Ben bu isme güveniyor muyum?” İşte önümüzdeki dönemin siyasetini bana göre bu soru şekillendirecek. Çünkü güçlü bir parti, toplumda karşılık bulmayan bir adayla beklediği sonucu alamayabilir. Buna karşılık güven veren, sevilen ve farklı kesimlerle ilişki kurabilen bir isim, partisinin doğal sınırlarının dışına çıkabilir. Siyasetin yeni matematiği de tam burada başlıyor. Artık siyasi partilerin aday belirlerken yalnızca, “Bizim seçmenimiz bu isme oy verir mi?” diye sorması yeterli değil. Asıl soru şu olmalı: “Bu isim kendi seçmenimizin dışında kimlere ulaşabilir?” Çünkü kendi mahallenizden alkış almak kolaydır. Asıl mesele karşı mahallede de güven oluşturabilmektir. Bugün siyasetin önündeki yanılgılardan biri de sosyal medya. Birkaç kalabalık fotoğraf, yüzlerce beğeni, güzel yorumlar ve etrafınızdaki insanların alkışları insana büyük bir siyasi güç görüntüsü verebilir. Ama sosyal medya kalabalığıyla sandık kalabalığı aynı şey değildir. Seçim günü kabine giren insan yalnızdır. Yanında il başkanı yoktur. İlçe başkanı yoktur. Milletvekili yoktur. Belediye başkanı yoktur. Alkışlayan kalabalık da yoktur. Bir pusula vardır. Bir mühür vardır. Bir de kendi kararı... Siyasetin gerçek karşılığı işte orada ortaya çıkar. Ve gelelim Bafra'ya... Bence bütün bu anlattıklarımız Bafra açısından çok daha önemli. Çünkü artık Bafra'nın yalnızca seçim kazanacak isimlere değil, Bafra'ya kazandıracak isimlere de ihtiyacı var. Aradaki fark büyük. Bu şehir yıllardır daha fazla yatırım konuşuyor. Daha fazla istihdam istiyor. Gençlerinin memleketinde kalabileceği iş alanları istiyor. Altyapısıyla, ekonomisiyle, tarımıyla, sanayisiyle hak ettiği noktaya gelmek istiyor. Dolayısıyla Bafra'da bir aday değerlendirilirken artık sadece, “Kaç oy alır?” sorusuna bakılmamalı. Bir soru daha sorulmalı: “Bafra için ne yapabilir?” Gerektiğinde Bafra'nın hakkını savunabilecek mi? Şehrin sorunlarını Ankara'nın gündemine taşıyabilecek mi? Yatırımın peşinden koşabilecek mi? Kapı kapı dolaşması gerekiyorsa dolaşabilecek mi? Bafra'nın ihtiyacı olduğunda siyasi hesabı bir kenara bırakıp bu şehir için sesini yükseltebilecek mi? Çünkü Bafra'nın kaybedecek zamanı yok. Çevremizdeki şehirler ve ilçeler yatırım, sanayi ve istihdam konusunda yarışırken Bafra'nın da bu yarışta daha güçlü olması gerekiyor. İşte bu nedenle önümüzdeki dönemde Bafra siyasetinde adayın yalnızca partisindeki konumu değil, Bafra için ortaya koyabileceği irade de konuşulmalı. Öyle bir isim olmalı ki kendi partisinin seçmeni desteklerken, başka siyasi görüşteki bir vatandaş da çıkıp: “Partisine oy vermem ama bu isme oy verebilirim.” diyebilsin. Ama bana göre bunun da ötesinde bir şey gerekiyor. Seçim bittikten sonra o isim Bafra'nın önüne düşebilmeli. Yatırım gerektiğinde yatırımın... İstihdam gerektiğinde istihdamın... Bir kamu hizmeti gerektiğinde o hizmetin peşinden koşabilmeli. Çünkü Bafra açısından mesele yalnızca kimin seçileceği değildir. Asıl mesele, seçilen kişinin Bafra'ya ne kazandıracağıdır. O yüzden önümüzdeki süreçte Bafra siyasetini izlerken sadece partilere bakmayın. İsimlere de bakın. Ama yalnızca ne kadar oy alabileceklerine değil... Bu şehir için ne kadar mücadele edebileceklerine de bakın. Kim Bafra'nın sesini daha güçlü duyurabilir? Kim bu şehrin hakkını gerektiği yerde daha güçlü savunabilir? Kim seçimden seçime değil, seçimden sonra da Bafra'nın yanında durabilir? Belki de önümüzdeki dönemin asıl siyasi sorusu budur. Hangi parti? Elbette önemli. Hangi isim? O da önemli. Ama Bafra açısından artık üçüncü bir soru daha sormanın zamanı geldi: Bafra'ya ne kazandıracak? Bence sandığa giderken asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru da budur.
Çağatay Durmuş Yazdı.

Türk siyasetinde yıllardır değişmeyen bir ezber vardı.

Parti güçlüydü, aday çoğu zaman ikinci plandaydı.

Seçmen sandığa giderken kişinin isminden önce partinin amblemine bakar, bazı bölgelerde kimin aday gösterildiği bile çok fazla tartışılmazdı.

Nasıl olsa parti güçlüydü.

Nasıl olsa belli bir seçmen kitlesi vardı.

Nasıl olsa oy gelecekti...

Ama bana kalırsa bu dönem yavaş yavaş geride kalıyor.

Çünkü seçmen değişiyor.

Siyaseti takip etme biçimi değişiyor.

Ve en önemlisi, seçmenin siyasetçiye bakışı değişiyor.

Artık insanların önünde yalnızca bir parti rozeti yok.

Adayın geçmişi var.

Söyledikleri var.

Yaptıkları var.

İnsanlarla kurduğu ilişki var.

Bulunduğu şehir için ortaya koyduğu mücadele var.

Ve bütün bunların sonunda seçmenin kafasında çok önemli bir soru oluşuyor:

“Ben bu isme güveniyor muyum?”

İşte önümüzdeki dönemin siyasetini bana göre bu soru şekillendirecek.

Çünkü güçlü bir parti, toplumda karşılık bulmayan bir adayla beklediği sonucu alamayabilir.

Buna karşılık güven veren, sevilen ve farklı kesimlerle ilişki kurabilen bir isim, partisinin doğal sınırlarının dışına çıkabilir.

Siyasetin yeni matematiği de tam burada başlıyor.

Artık siyasi partilerin aday belirlerken yalnızca,

“Bizim seçmenimiz bu isme oy verir mi?”

diye sorması yeterli değil.

Asıl soru şu olmalı:

“Bu isim kendi seçmenimizin dışında kimlere ulaşabilir?”

Çünkü kendi mahallenizden alkış almak kolaydır.

Asıl mesele karşı mahallede de güven oluşturabilmektir.

Bugün siyasetin önündeki yanılgılardan biri de sosyal medya.

Birkaç kalabalık fotoğraf, yüzlerce beğeni, güzel yorumlar ve etrafınızdaki insanların alkışları insana büyük bir siyasi güç görüntüsü verebilir.

Ama sosyal medya kalabalığıyla sandık kalabalığı aynı şey değildir.

Seçim günü kabine giren insan yalnızdır.

Yanında il başkanı yoktur.

İlçe başkanı yoktur.

Milletvekili yoktur.

Belediye başkanı yoktur.

Alkışlayan kalabalık da yoktur.

Bir pusula vardır.

Bir mühür vardır.

Bir de kendi kararı...

Siyasetin gerçek karşılığı işte orada ortaya çıkar.

Ve gelelim Bafra'ya...

Bence bütün bu anlattıklarımız Bafra açısından çok daha önemli.

Çünkü artık Bafra'nın yalnızca seçim kazanacak isimlere değil, Bafra'ya kazandıracak isimlere de ihtiyacı var.

Aradaki fark büyük.

Bu şehir yıllardır daha fazla yatırım konuşuyor.

Daha fazla istihdam istiyor.

Gençlerinin memleketinde kalabileceği iş alanları istiyor.

Altyapısıyla, ekonomisiyle, tarımıyla, sanayisiyle hak ettiği noktaya gelmek istiyor.

Dolayısıyla Bafra'da bir aday değerlendirilirken artık sadece,

“Kaç oy alır?”

sorusuna bakılmamalı.

Bir soru daha sorulmalı:

“Bafra için ne yapabilir?”

Gerektiğinde Bafra'nın hakkını savunabilecek mi?

Şehrin sorunlarını Ankara'nın gündemine taşıyabilecek mi?

Yatırımın peşinden koşabilecek mi?

Kapı kapı dolaşması gerekiyorsa dolaşabilecek mi?

Bafra'nın ihtiyacı olduğunda siyasi hesabı bir kenara bırakıp bu şehir için sesini yükseltebilecek mi?

Çünkü Bafra'nın kaybedecek zamanı yok.

Çevremizdeki şehirler ve ilçeler yatırım, sanayi ve istihdam konusunda yarışırken Bafra'nın da bu yarışta daha güçlü olması gerekiyor.

İşte bu nedenle önümüzdeki dönemde Bafra siyasetinde adayın yalnızca partisindeki konumu değil, Bafra için ortaya koyabileceği irade de konuşulmalı.

Öyle bir isim olmalı ki kendi partisinin seçmeni desteklerken, başka siyasi görüşteki bir vatandaş da çıkıp:

“Partisine oy vermem ama bu isme oy verebilirim.”

diyebilsin.

Ama bana göre bunun da ötesinde bir şey gerekiyor.

Seçim bittikten sonra o isim Bafra'nın önüne düşebilmeli.

Yatırım gerektiğinde yatırımın...

İstihdam gerektiğinde istihdamın...

Bir kamu hizmeti gerektiğinde o hizmetin peşinden koşabilmeli.

Çünkü Bafra açısından mesele yalnızca kimin seçileceği değildir.

Asıl mesele, seçilen kişinin Bafra'ya ne kazandıracağıdır.

O yüzden önümüzdeki süreçte Bafra siyasetini izlerken sadece partilere bakmayın.

İsimlere de bakın.

Ama yalnızca ne kadar oy alabileceklerine değil...

Bu şehir için ne kadar mücadele edebileceklerine de bakın.

Kim Bafra'nın sesini daha güçlü duyurabilir?

Kim bu şehrin hakkını gerektiği yerde daha güçlü savunabilir?

Kim seçimden seçime değil, seçimden sonra da Bafra'nın yanında durabilir?

Belki de önümüzdeki dönemin asıl siyasi sorusu budur.

Hangi parti?

Elbette önemli.

Hangi isim?

O da önemli.

Ama Bafra açısından artık üçüncü bir soru daha sormanın zamanı geldi:

Bafra'ya ne kazandıracak?

Bence sandığa giderken asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru da budur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.