SEÇMEN ARTIK ESKİ SEÇMEN DEĞİL
SEÇMEN ARTIK ESKİ SEÇMEN DEĞİL
Ünsal Tonyaloğlu Yazdı ..
Türkiye'de siyaseti değerlendirirken üzerinde yeterince durmadığımız önemli bir değişim var.
Partiler değişiyor, liderler değişiyor, siyasi dengeler değişiyor ama bütün bunların yanında seçmen de değişiyor.
Hatta bana göre son yıllarda siyasette yaşanan en önemli değişimlerden biri tam olarak burada.
Seçmen artık eskisi kadar kolay ikna olmuyor.
Geçmişte bir partiye gönül vermek, çoğu zaman uzun yıllar aynı siyasi tercihin arkasında durmak anlamına gelirdi. Aileden gelen siyasi gelenekler vardı. Mahallenin, çevrenin, hatta arkadaş grubunun bile insanın siyasi tercihinde belirleyici olduğu dönemlerden geçtik.
Bugün ise önümüzde daha farklı bir seçmen profili var.
İnsanlar hala siyasi görüşlerine, değerlerine ve dünya görüşlerine önem veriyor. Ancak bunların yanına çok daha güçlü bir unsur eklendi:
Kendi hayatı.
Vatandaş artık siyasete biraz da evinin penceresinden bakıyor.
Aldığı maaşla nasıl yaşadığına, çocuğunun nasıl bir geleceğe sahip olacağına, iş bulup bulamayacağına, ödediği kiraya, yaptığı alışverişe, çiftçiyse ürününün karşılığını alıp alamadığına, esnafsa günün sonunda kasasında ne kaldığına bakıyor.
Dolayısıyla siyasi partilerin yalnızca kendi seçmenlerine konuşarak geniş kitlelere ulaşabildiği dönem giderek geride kalıyor.
Bu değişimi doğru okumak gerekiyor.
Çünkü bugünün seçmeni yalnızca iktidarı değerlendirmiyor.
Muhalefeti de değerlendiriyor.
İktidara "Ne yaptın?" diye sorarken muhalefete de "Sen ne yapacaksın?" diye soruyor.
Bir belediye başkanına hizmetini, bir milletvekiline temsil gücünü, bir siyasi partiye kadrolarını, söylediklerini ve yapabileceklerini birlikte değerlendiriyor.
Bence siyasetin bundan sonraki dönemini de büyük ölçüde bu seçmen davranışı belirleyecek.
Artık yalnızca güçlü konuşmak yeterli değil.
Meydanda kalabalık toplamak da tek başına ölçü değil.
Sosyal medyada gündem olmak ise hiç değil.
Vatandaş bütün bunları görüyor, dinliyor, hatta zaman zaman alkışlıyor.
Ama sandığın başına geçtiğinde başka bir hesap yapabiliyor.
İşte siyasetin üzerinde düşünmesi gereken nokta burasıdır.
Türkiye'de seçmenin önemli bir bölümü artık kendisini hiçbir siyasi partinin cebinde görmek istemiyor.
Bir seçimde desteklediğine başka bir seçimde mesafe koyabiliyor. Yerel seçimde başka, genel seçimde başka ölçülerle hareket edebiliyor. Adaya bakıyor, yapılan işe bakıyor, ekonomik şartlara bakıyor.
Bunun siyasete aslında önemli bir mesaj verdiğini düşünüyorum.
Seçmeni küçümsemeyeceksiniz.
Nasıl olsa bize oy verir demeyeceksiniz.
Vatandaşın hafızasını kısa görmeyeceksiniz.
En önemlisi de insanların yaşadığı sorunları yalnızca seçim yaklaşınca hatırlamayacaksınız.
Bu durum bütün siyasi partiler için geçerli.
İktidarıyla muhalefetiyle herkesin önünde artık daha sorgulayıcı bir seçmen var.
Belki de bu kötü bir şey değil.
Tam tersine, demokrasinin gelişmesi açısından kıymetli bir değişim olarak görmek gerekir.
Çünkü siyasi partilerin daha fazla çalışmasını, daha nitelikli adaylar çıkarmasını, toplumun beklentilerini daha dikkatli dinlemesini sağlayacak olan yine seçmendir.
Siyasetin kalitesini yalnızca siyasetçiler belirlemez.
Seçmenin beklentisi yükseldikçe siyasetin çıtası da yükselmek zorunda kalır.
Önümüzdeki seçimlerin sonucunu bugünden kestirmek mümkün değil.
Kimin kazanacağını, kimin kaybedeceğini zaman gösterecek.
Ancak bugünden söyleyebileceğimiz bir şey var:
Sandık önümüze geldiğinde siyasi partiler yalnızca birbirleriyle yarışmayacak.
Değişen seçmeni anlayabilmek için de yarışacaklar.
Bu gerçeği erken fark edenler avantaj sağlayacaktır.
Fark edemeyenler ise seçim gecesi rakamlara bakıp nerede hata yaptıklarını düşünmek zorunda kalabilirler.
Çünkü Türkiye değişirken seçmen de değişti.
Ve galiba siyasetin artık kabul etmesi gereken gerçek şu:
Seçmen artık eski seçmen değil.