SORUNLARI DEĞİL, ÇÖZÜMLERİ KONUŞALIM

Gündem 03.10.2026 - 12:41, Güncelleme: 03.10.2026 - 12:41
 

SORUNLARI DEĞİL, ÇÖZÜMLERİ KONUŞALIM

Serdar Yerişkin Yazdı
Yıllardır kronikleşmiş sorunlarımızı konuşmaktan artık yorulduk.   Ne zaman şikâyet etmekten vazgeçip çözüme yönelik söylemlere, projelere ve somut eylemlere geçeceğiz?   Yıllardır bütün siyasi partilerin seçim meydanlarında farklı cümlelerle anlattığı sorunlar belli:   Hırsızlık… Yolsuzluk… Arsızlık… Namussuzluk… İstihdam… Eğitim… Din ve vicdan özgürlüğü… Sosyal politikalar… Ulaşım… Sanayi… Tarım… Ekonomi… Uluslararası ilişkiler… Anayasa… Darbeler… Cemaatler ve tarikatlar… Millîlik ve yerli üretim…   Liste değişmiyor.   Yıllardır siyaset sahnesinde aynı başlıklar konuşuluyor, aynı şikâyetler dile getiriliyor, aynı vaatler sıralanıyor.   Sanki siyasetin ezberlenmiş bir notası var.   Herkes aynı türküyü söylüyor. Ama sıra çözüm üretmeye gelince ortada kimse yok!   Peki, yeter artık!   Dün de aynıydı. Bugün de aynı. Yarın da aynı olmak zorunda değil.   Değişmesi gereken artık sadece iktidarlar değil; siyaset yapma biçimidir.   Biz sorunları dinlemekten bıktık.   Siz değil misiniz, “Bu sorunları çözeceğiz” diyerek milletin karşısına çıkanlar?   Siz değil misiniz, devleti daha iyi yöneteceğinizi, milletin refahını yükselteceğinizi, adaleti sağlayacağınızı, yolsuzlukla mücadele edeceğinizi, işsizliği bitireceğinizi söyleyenler?   Peki yıllardır anlattığınız bu sorunların kaçı gerçekten çözüldü?   Millet hâlâ aynı sorunlarla boğuşuyorsa, aynı şikâyetler hâlâ seçim meydanlarının değişmez malzemesiyse, o zaman artık sormanın zamanı gelmedi mi?   Sorunları kim çözecek?   Milletin emeğiyle, vergisiyle, alın teriyle var olan devletin imkânlarından yararlananlar zaman içinde kendi hayat standartlarını yükseltti.   Peki ya millet?   Millet hâlâ ince hesaplarla yaşamaya çalışıyor.   Birileri konforun en üst seviyesinde yaşarken, milyonlarca insan geçim hesabı yapıyor.   Birileri geleceğini güvence altına alırken, insanlar çocuklarının geleceğini düşünüyor.   Birileri imkânlarını büyütürken, vatandaş hâlâ “Bu ayı nasıl çıkaracağım?” diye hesap yapıyor.   İşte asıl mesele budur.   Siyaset; kişisel zenginleşmenin, makamın, şöhretin ve ikbalin aracı değil, millete hizmetin emaneti olmalıdır.   Allah rızası için…   Devletin imkânlarını kişisel ego, ihtiras ve heveslerinize göre kullanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?   Bu ülkenin bütün vatandaşlarına eşit, adil ve hakkaniyetli hizmet anlayışını ne zaman hâkim kılacaksınız?   Ne zaman makamı bir ayrıcalık değil, sorumluluk olarak göreceksiniz?   Ne zaman gerçek anlamda devlet adamı olmanın; milletin önünde yürümek değil, milletin yükünü omuzlamak olduğunu anlayacaksınız?   Ne zaman bu aziz milletin bekası, çocuklarımızın geleceği, gençlerimizin umudu ve toplumumuzun huzuru için gerçekten ter dökeceksiniz?   Ne zaman kardeşliği, birlik ve beraberliği, adaleti ve birlikte yaşama kültürünü bu millete daha güçlü şekilde yaşatacaksınız?   Ne zaman bu ülkenin asli değerlerine sahip çıkıp onları korumakla yetinmeyerek, gelecek nesillere daha güçlü şekilde taşımanın mücadelesini vereceksiniz?   Ve en önemlisi…   Ne zaman insanı merkeze koyacaksınız?   Ne zaman siyaseti birbirinizi suçlama yarışından çıkarıp, milletin hayatını değiştirme yarışına dönüştüreceksiniz?   Artık yeter!   Millet sizden yeni bahaneler değil, yeni çözümler bekliyor.   Yeni sloganlar değil, somut projeler bekliyor.   Yeni vaatler değil, sonuç görmek istiyor.   Çünkü bu millet yıllardır sorunları dinliyor.   Artık çözüm görmek istiyor.   Dün aynıydı. Bugün aynı. Ama yarın aynı olmak zorunda değil.   Yeter artık bu kısır, ezberlenmiş ve samimiyetten uzak siyaset anlayışı!   Bu ülkenin insanı daha adil, daha huzurlu, daha güvenli ve daha müreffeh bir hayatı hak ediyor.   Siyasetin gerçek başarısı; kaç seçim kazanıldığıyla değil, kaç insanın hayatının iyileştirildiğiyle ölçülmelidir.   Allah kötülükte ısrar edenleri ıslah etsin, iyilerin sayısını artırsın.   Ve bu güzel ülkeye, milletini gerçekten seven, devletine sadakatle hizmet eden, adaleti üstün tutan ve makamı emanet bilen insanların çoğalmasını nasip etsin.
Serdar Yerişkin Yazdı
Yıllardır kronikleşmiş sorunlarımızı konuşmaktan artık yorulduk.
 
Ne zaman şikâyet etmekten vazgeçip çözüme yönelik söylemlere, projelere ve somut eylemlere geçeceğiz?
 
Yıllardır bütün siyasi partilerin seçim meydanlarında farklı cümlelerle anlattığı sorunlar belli:
 
Hırsızlık…
Yolsuzluk…
Arsızlık…
Namussuzluk…
İstihdam…
Eğitim…
Din ve vicdan özgürlüğü…
Sosyal politikalar…
Ulaşım…
Sanayi…
Tarım…
Ekonomi…
Uluslararası ilişkiler…
Anayasa…
Darbeler…
Cemaatler ve tarikatlar…
Millîlik ve yerli üretim…
 
Liste değişmiyor.
 
Yıllardır siyaset sahnesinde aynı başlıklar konuşuluyor, aynı şikâyetler dile getiriliyor, aynı vaatler sıralanıyor.
 
Sanki siyasetin ezberlenmiş bir notası var.
 
Herkes aynı türküyü söylüyor.
Ama sıra çözüm üretmeye gelince ortada kimse yok!
 
Peki, yeter artık!
 
Dün de aynıydı.
Bugün de aynı.
Yarın da aynı olmak zorunda değil.
 
Değişmesi gereken artık sadece iktidarlar değil; siyaset yapma biçimidir.
 
Biz sorunları dinlemekten bıktık.
 
Siz değil misiniz,
“Bu sorunları çözeceğiz” diyerek milletin karşısına çıkanlar?
 
Siz değil misiniz,
devleti daha iyi yöneteceğinizi,
milletin refahını yükselteceğinizi,
adaleti sağlayacağınızı,
yolsuzlukla mücadele edeceğinizi,
işsizliği bitireceğinizi söyleyenler?
 
Peki yıllardır anlattığınız bu sorunların kaçı gerçekten çözüldü?
 
Millet hâlâ aynı sorunlarla boğuşuyorsa,
aynı şikâyetler hâlâ seçim meydanlarının değişmez malzemesiyse,
o zaman artık sormanın zamanı gelmedi mi?
 
Sorunları kim çözecek?
 
Milletin emeğiyle, vergisiyle, alın teriyle var olan devletin imkânlarından yararlananlar zaman içinde kendi hayat standartlarını yükseltti.
 
Peki ya millet?
 
Millet hâlâ ince hesaplarla yaşamaya çalışıyor.
 
Birileri konforun en üst seviyesinde yaşarken, milyonlarca insan geçim hesabı yapıyor.
 
Birileri geleceğini güvence altına alırken, insanlar çocuklarının geleceğini düşünüyor.
 
Birileri imkânlarını büyütürken, vatandaş hâlâ “Bu ayı nasıl çıkaracağım?” diye hesap yapıyor.
 
İşte asıl mesele budur.
 
Siyaset;
kişisel zenginleşmenin, makamın, şöhretin ve ikbalin aracı değil, millete hizmetin emaneti olmalıdır.
 
Allah rızası için…
 
Devletin imkânlarını kişisel ego, ihtiras ve heveslerinize göre kullanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?
 
Bu ülkenin bütün vatandaşlarına eşit, adil ve hakkaniyetli hizmet anlayışını ne zaman hâkim kılacaksınız?
 
Ne zaman makamı bir ayrıcalık değil, sorumluluk olarak göreceksiniz?
 
Ne zaman gerçek anlamda devlet adamı olmanın;
milletin önünde yürümek değil,
milletin yükünü omuzlamak olduğunu anlayacaksınız?
 
Ne zaman bu aziz milletin bekası, çocuklarımızın geleceği, gençlerimizin umudu ve toplumumuzun huzuru için gerçekten ter dökeceksiniz?
 
Ne zaman kardeşliği, birlik ve beraberliği, adaleti ve birlikte yaşama kültürünü bu millete daha güçlü şekilde yaşatacaksınız?
 
Ne zaman bu ülkenin asli değerlerine sahip çıkıp onları korumakla yetinmeyerek, gelecek nesillere daha güçlü şekilde taşımanın mücadelesini vereceksiniz?
 
Ve en önemlisi…
 
Ne zaman insanı merkeze koyacaksınız?
 
Ne zaman siyaseti birbirinizi suçlama yarışından çıkarıp,
milletin hayatını değiştirme yarışına dönüştüreceksiniz?
 
Artık yeter!
 
Millet sizden yeni bahaneler değil, yeni çözümler bekliyor.
 
Yeni sloganlar değil, somut projeler bekliyor.
 
Yeni vaatler değil, sonuç görmek istiyor.
 
Çünkü bu millet yıllardır sorunları dinliyor.
 
Artık çözüm görmek istiyor.
 
Dün aynıydı.
Bugün aynı.
Ama yarın aynı olmak zorunda değil.
 
Yeter artık bu kısır, ezberlenmiş ve samimiyetten uzak siyaset anlayışı!
 
Bu ülkenin insanı daha adil, daha huzurlu, daha güvenli ve daha müreffeh bir hayatı hak ediyor.
 
Siyasetin gerçek başarısı;
kaç seçim kazanıldığıyla değil,
kaç insanın hayatının iyileştirildiğiyle ölçülmelidir.
 
Allah kötülükte ısrar edenleri ıslah etsin,
iyilerin sayısını artırsın.
 
Ve bu güzel ülkeye,
milletini gerçekten seven, devletine sadakatle hizmet eden, adaleti üstün tutan ve makamı emanet bilen insanların çoğalmasını nasip etsin.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.