“Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı…”

Gündem (SHA) - Samsun Haber Ajansı | 12.04.2026 - 18:14, Güncelleme: 12.04.2026 - 18:14
 

“Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı…”

Çağatay Durmuş'un Kaleminden...
Bazı cümleler vardır; insanın içine düşer, orada sessizce büyür. Gürültü yapmaz ama yer değiştirir. İşte bu söz de onlardan biri… Bir hayatın, bir vazgeçişin, bir yeniden başlayışın tam ortasına bırakılmış gibi. İnsan, çoğu zaman kitabı yanlış yerde kapatır. Bir kırgınlıkta… Bir ihanette… Bir yorgunluk anında… Oysa hayat, en çok da tam o vazgeçtiğimiz yerde devam etmek ister. Çünkü hikâyeler, en güzel yerinde değil; en zor yerinde anlam kazanır. Bir sayfa daha çevirebilenler, hayatın sırrına biraz daha yaklaşır. Ömer Hayyam’ın o serin, derin bakışıyla düşünelim: Belki de hayat, bizim sandığımız kadar ciddi değildir… Ama vazgeçmek, sandığımızdan çok daha büyük bir ciddiyettir. Çünkü vazgeçmek, sadece bir durumu değil; ihtimalleri de öldürür. Bir düşün… Bugüne kadar “bitti” dediğin kaç şey, aslında biraz daha sabır istiyordu? Kaç insan, tam sen vazgeçtiğinde sana yaklaşacaktı? Kaç kapı, sen arkanı döndüğün için kapalı kaldı? İnsan en çok, henüz olmamış şeylerin yasını tutar. Olabilecek ama yarım bırakılmış ihtimallerin… O yüzden bu cümle bir teselli değil, bir uyarıdır: Henüz son sayfada değilsin. Hayat bazen sayfayı sert çevirir, bazen yırtar, bazen mürekkebi dağıtır. Ama hiçbir zaman tek bir sayfadan ibaret değildir. Karanlık bir bölüm, kitabın tamamı değildir. Acı bir paragraf, hikâyenin özü değildir. Ve en önemlisi… Hiçbir gece, kitabın sonu değildir. İnsan, umudu çoğu zaman büyük şeylerde arar. Oysa umut, küçük bir detaydır bazen… Bir cümlede, bir bakışta, bir sabah ışığında saklıdır. Görmek için acele etmemek gerekir. Çünkü umut bağırmaz. Fısıldar. Ve o fısıltıyı sadece kitabı kapatmayanlar duyar. Bugün yorgunsan, dinlen. Kırıldıysan, sus. Yorulduysan, dur. Ama sakın kitabı kapatma. Çünkü belki de gerçekten… Umut, bir sonraki sayfada seni bekliyordur.  
Çağatay Durmuş'un Kaleminden...

Bazı cümleler vardır; insanın içine düşer, orada sessizce büyür. Gürültü yapmaz ama yer değiştirir. İşte bu söz de onlardan biri… Bir hayatın, bir vazgeçişin, bir yeniden başlayışın tam ortasına bırakılmış gibi.

İnsan, çoğu zaman kitabı yanlış yerde kapatır.

Bir kırgınlıkta…
Bir ihanette…
Bir yorgunluk anında…

Oysa hayat, en çok da tam o vazgeçtiğimiz yerde devam etmek ister. Çünkü hikâyeler, en güzel yerinde değil; en zor yerinde anlam kazanır. Bir sayfa daha çevirebilenler, hayatın sırrına biraz daha yaklaşır.

Ömer Hayyam’ın o serin, derin bakışıyla düşünelim:
Belki de hayat, bizim sandığımız kadar ciddi değildir… Ama vazgeçmek, sandığımızdan çok daha büyük bir ciddiyettir.

Çünkü vazgeçmek, sadece bir durumu değil; ihtimalleri de öldürür.

Bir düşün…
Bugüne kadar “bitti” dediğin kaç şey, aslında biraz daha sabır istiyordu?
Kaç insan, tam sen vazgeçtiğinde sana yaklaşacaktı?
Kaç kapı, sen arkanı döndüğün için kapalı kaldı?

İnsan en çok, henüz olmamış şeylerin yasını tutar.
Olabilecek ama yarım bırakılmış ihtimallerin…

O yüzden bu cümle bir teselli değil, bir uyarıdır:
Henüz son sayfada değilsin.

Hayat bazen sayfayı sert çevirir, bazen yırtar, bazen mürekkebi dağıtır. Ama hiçbir zaman tek bir sayfadan ibaret değildir. Karanlık bir bölüm, kitabın tamamı değildir. Acı bir paragraf, hikâyenin özü değildir.

Ve en önemlisi…
Hiçbir gece, kitabın sonu değildir.

İnsan, umudu çoğu zaman büyük şeylerde arar. Oysa umut, küçük bir detaydır bazen… Bir cümlede, bir bakışta, bir sabah ışığında saklıdır. Görmek için acele etmemek gerekir.

Çünkü umut bağırmaz.
Fısıldar.

Ve o fısıltıyı sadece kitabı kapatmayanlar duyar.

Bugün yorgunsan, dinlen.
Kırıldıysan, sus.
Yorulduysan, dur.

Ama sakın kitabı kapatma.

Çünkü belki de gerçekten…
Umut, bir sonraki sayfada seni bekliyordur.

 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.