Ünsal Tonyaloğlu
Köşe Yazarı
Ünsal Tonyaloğlu
 

CHP’deki Bölünme Kime Yaradı?

CHP kendi içinde kavga ettikçe, iktidar mücadelesi yerine iç hesaplaşmalara gömüldükçe bundan kim kazançlı çıkıyor? Cevap açık: AK Parti. Çünkü siyasette en büyük avantaj bazen rakibin başarısı değil, karşı tarafın kendi içindeki dağınıklığıdır. Bugün CHP’de yaşanan bölünme ve ayrışmaların artık sadece parti içi mesele olarak görülmesi büyük bir hata olur.  Çünkü önümüzde 2028 gibi kritik bir seçim var. İktidar olmak isteyen bir partinin enerjisini kendi içinde tüketmesi, seçmende ciddi soru işaretleri oluşturur. Peki Samsun’da durum farklı mı? Ne yazık ki değil. Samsun’da CHP’nin yıllardır istediği başarıyı yakalayamadığı ortada. Milletvekili sayısını artıramayan, Samsun’un ilçelerinde beklenen sonucu alamayan bir siyasi yapının, başarısını yeniden sorgulaması gerekmez mi? Elbette gerekir. Çünkü başarı sözle değil, sandıkta ölçülür. Atakum meselesini ayrıca değerlendirmek gerekiyor.  Atakum zaten CHP’nin güçlü olduğu, yıllardır önemli ölçüde CHP’ye oy veren bir ilçesi. Dolayısıyla Atakum’u kazanmak elbette önemlidir ama bunu Samsun genelindeki başarının göstergesi olarak sunmak doğru değildir. Asıl soru şudur: Atakum’un dışında ne oldu? Hangi ilçeler kazanıldı? Milletvekili sayısı neden artırılamadı? CHP neden Samsun genelinde beklenen yükselişi gerçekleştiremedi? İşte bu soruların cevabı verilmeden, aynı kadrolarla yola devam etmek ne kadar doğru? Ben yaklaşık 30 yıllık gazetecilik deneyimimle söylüyorum: Sandıkta başarı sağlayamayan kadroları yeniden aynı görevlerde tutup sonra da “değişim” demek, seçmeni ikna etmeye yetmez. Üstelik mesele artık yalnızca CHP ile sınırlı da değil. Samsun’da “yeni parti” iddiasıyla ortaya çıkan yapının da kendisini sorgulaması gerekiyor. Çünkü CHP’de yıllarca siyaset yapan, çeşitli dönemlerde görev alan ve seçimlerde beklenen başarıyı ortaya koyamayan bazı isimlerin şimdi başka bir parti çatısı altında yine aynı görevlere devam etmesi, doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Neresi yeni? Tabela mı değişti? Partinin adı mı değişti? Yoksa gerçekten anlayış mı değişti? Daha da önemlisi… Başarısız olduğu tartışılan kadrolar yeniden aynı görevlerdeyse, yarın farklı bir sonuç beklemek ne kadar gerçekçi? Samsun seçmeni bunu mutlaka sorgulayacaktır. Hem CHP Genel Merkezi hem de yeni parti yönetimi bu hesabı vermek zorunda. Çünkü ikisinin de Samsun halkına karşı siyasi sorumluluğu var. “Biz yeniyiz” demek yeterli değil. Seçmen şunu soracak: “Bugüne kadar başaramayan kadrolar, yarın neyi başaracak?” Bu sorunun cevabı sloganla değil, sandık sonucu ile verilir. İşte CHP Genel Merkezi’nin de burada ciddi bir sorumluluğu bulunuyor. Özgür Özel ve Genel Merkez artık Samsun gibi illerde yaşanan tabloyu sadece seyretmemeli.  Örgütler, kadrolar, üyelik yapısı, delege sistemi ve seçim sonuçları ciddi biçimde masaya yatırılmalı. Çünkü aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek siyasette yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Bir de şu gerçeği unutmayalım: CHP’deki her bölünme, her iç kavga ve her küskünlük AK Parti’nin işine yarıyor. CHP’nin kendi içinde kaybettiği her enerji, AK Parti’nin karşısındaki siyasi mücadelenin zayıflaması anlamına geliyor. Bu nedenle bugün CHP’de yaşanan bölünmeler yalnızca CHP’nin problemi değildir. Muhalefetin ve dolayısıyla Türkiye siyasetinin problemidir. 2028 hayalleri gerçekten suya düşmesin isteniyorsa, bugünden ciddi bir muhasebe yapılmalıdır. Kimin koltuğu korunacak? Kimin görevi değişecek? Hangi örgüt başarısız oldu? Hangi kadro başarılı oldu? Bunların hepsi açıkça konuşulmalıdır. Kimse geçmişteki başarısızlıkların üzerini örtüp yeni bir isim, yeni bir tabela veya yeni bir siyasi oluşumla her şeyin değişeceğini sanmasın. Seçmen hafızası güçlüdür. Sandık sonuçları da ortadadır. Ve sandık, siyasi söylemlerin değil, gerçeklerin hesabını sorar. Bugün CHP’nin de yeni parti iddiasındaki yapıların da kendilerine sorması gereken soru çok basit: “Biz gerçekten değiştik mi, yoksa sadece yerimizi mi değiştirdik?” Çünkü isimler değişebilir. Partiler değişebilir. Tabelalar değişebilir. Ama anlayış değişmiyorsa, sonuç da değişmeyebilir. Son söz: Rakibiniz bazen sizi yenmek için çok çalışmak zorunda kalmaz. Sizin kendi içinizde bölünmenizi bekler. Siz birbirinizle mücadele ederken o büyür. Siz birbirinizi tüketirken o güçlenir. İşte CHP’de bugün yaşanan tehlike tam da budur. Bu bölünme kime yarıyor? AK Parti’ye. Peki 2028’de kim kaybedebilir? Sadece CHP değil. Değişim bekleyen milyonlar da. Ve o gün sandık geldiğinde seçmenin soracağı soru çok net olacak: “Bunca yıl siyaset yaptınız, peki sonuç ne?” İşte o gün, bütün sözler susacak. Sandık konuşacak.
Ekleme Tarihi: 14 Eylül 2026 -Pazartesi

CHP’deki Bölünme Kime Yaradı?

CHP kendi içinde kavga ettikçe, iktidar mücadelesi yerine iç hesaplaşmalara gömüldükçe bundan kim kazançlı çıkıyor?

Cevap açık: AK Parti.

Çünkü siyasette en büyük avantaj bazen rakibin başarısı değil, karşı tarafın kendi içindeki dağınıklığıdır.

Bugün CHP’de yaşanan bölünme ve ayrışmaların artık sadece parti içi mesele olarak görülmesi büyük bir hata olur. 

Çünkü önümüzde 2028 gibi kritik bir seçim var.

İktidar olmak isteyen bir partinin enerjisini kendi içinde tüketmesi, seçmende ciddi soru işaretleri oluşturur.

Peki Samsun’da durum farklı mı?

Ne yazık ki değil.

Samsun’da CHP’nin yıllardır istediği başarıyı yakalayamadığı ortada.

Milletvekili sayısını artıramayan, Samsun’un ilçelerinde beklenen sonucu alamayan bir siyasi yapının, başarısını yeniden sorgulaması gerekmez mi?

Elbette gerekir.

Çünkü başarı sözle değil, sandıkta ölçülür.

Atakum meselesini ayrıca değerlendirmek gerekiyor. 

Atakum zaten CHP’nin güçlü olduğu, yıllardır önemli ölçüde CHP’ye oy veren bir ilçesi.

Dolayısıyla Atakum’u kazanmak elbette önemlidir ama bunu Samsun genelindeki başarının göstergesi olarak sunmak doğru değildir.

Asıl soru şudur:

Atakum’un dışında ne oldu?

Hangi ilçeler kazanıldı?

Milletvekili sayısı neden artırılamadı?

CHP neden Samsun genelinde beklenen yükselişi gerçekleştiremedi?

İşte bu soruların cevabı verilmeden, aynı kadrolarla yola devam etmek ne kadar doğru?

Ben yaklaşık 30 yıllık gazetecilik deneyimimle söylüyorum:

Sandıkta başarı sağlayamayan kadroları yeniden aynı görevlerde tutup sonra da “değişim” demek, seçmeni ikna etmeye yetmez.

Üstelik mesele artık yalnızca CHP ile sınırlı da değil.

Samsun’da “yeni parti” iddiasıyla ortaya çıkan yapının da kendisini sorgulaması gerekiyor.

Çünkü CHP’de yıllarca siyaset yapan, çeşitli dönemlerde görev alan ve seçimlerde beklenen başarıyı ortaya koyamayan bazı isimlerin şimdi başka bir parti çatısı altında yine aynı görevlere devam etmesi, doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:

Neresi yeni?

Tabela mı değişti?

Partinin adı mı değişti?

Yoksa gerçekten anlayış mı değişti?

Daha da önemlisi…

Başarısız olduğu tartışılan kadrolar yeniden aynı görevlerdeyse, yarın farklı bir sonuç beklemek ne kadar gerçekçi?

Samsun seçmeni bunu mutlaka sorgulayacaktır.

Hem CHP Genel Merkezi hem de yeni parti yönetimi bu hesabı vermek zorunda.

Çünkü ikisinin de Samsun halkına karşı siyasi sorumluluğu var.

“Biz yeniyiz” demek yeterli değil.

Seçmen şunu soracak:

“Bugüne kadar başaramayan kadrolar, yarın neyi başaracak?”

Bu sorunun cevabı sloganla değil, sandık sonucu ile verilir.

İşte CHP Genel Merkezi’nin de burada ciddi bir sorumluluğu bulunuyor.

Özgür Özel ve Genel Merkez artık Samsun gibi illerde yaşanan tabloyu sadece seyretmemeli. 

Örgütler, kadrolar, üyelik yapısı, delege sistemi ve seçim sonuçları ciddi biçimde masaya yatırılmalı.

Çünkü aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek siyasette yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir.

Bir de şu gerçeği unutmayalım:

CHP’deki her bölünme, her iç kavga ve her küskünlük AK Parti’nin işine yarıyor.

CHP’nin kendi içinde kaybettiği her enerji, AK Parti’nin karşısındaki siyasi mücadelenin zayıflaması anlamına geliyor.

Bu nedenle bugün CHP’de yaşanan bölünmeler yalnızca CHP’nin problemi değildir.

Muhalefetin ve dolayısıyla Türkiye siyasetinin problemidir.

2028 hayalleri gerçekten suya düşmesin isteniyorsa, bugünden ciddi bir muhasebe yapılmalıdır.

Kimin koltuğu korunacak?

Kimin görevi değişecek?

Hangi örgüt başarısız oldu?

Hangi kadro başarılı oldu?

Bunların hepsi açıkça konuşulmalıdır.

Kimse geçmişteki başarısızlıkların üzerini örtüp yeni bir isim, yeni bir tabela veya yeni bir siyasi oluşumla her şeyin değişeceğini sanmasın.

Seçmen hafızası güçlüdür.

Sandık sonuçları da ortadadır.

Ve sandık, siyasi söylemlerin değil, gerçeklerin hesabını sorar.

Bugün CHP’nin de yeni parti iddiasındaki yapıların da kendilerine sorması gereken soru çok basit:

“Biz gerçekten değiştik mi, yoksa sadece yerimizi mi değiştirdik?”

Çünkü isimler değişebilir.

Partiler değişebilir.

Tabelalar değişebilir.

Ama anlayış değişmiyorsa, sonuç da değişmeyebilir.

Son söz:
Rakibiniz bazen sizi yenmek için çok çalışmak zorunda kalmaz.

Sizin kendi içinizde bölünmenizi bekler.

Siz birbirinizle mücadele ederken o büyür.

Siz birbirinizi tüketirken o güçlenir.

İşte CHP’de bugün yaşanan tehlike tam da budur.

Bu bölünme kime yarıyor?

AK Parti’ye.

Peki 2028’de kim kaybedebilir?

Sadece CHP değil.

Değişim bekleyen milyonlar da.

Ve o gün sandık geldiğinde seçmenin soracağı soru çok net olacak:

“Bunca yıl siyaset yaptınız, peki sonuç ne?”

İşte o gün, bütün sözler susacak.

Sandık konuşacak.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.