Ah CHP, vah CHP…
Ah CHP, vah CHP…
Memleket aylardır CHP'yi konuşuyor.
Ama ne yazık ki konuşulan; yapılan hizmetler, üretilen projeler ya da vatandaşın hayatına dokunan çalışmalar değil...
Gündeme taşıdığınız tartışmalar, bitmeyen kavgalar, siyasi hesaplaşmalar ve kamuoyunda oluşan hayal kırıklıkları…
İşin en acı tarafı ise siyasete inanan, güvenen ve değişim umuduyla sandığa giden insanları siyasetten soğutmanız...
Ben dahil, siyaseti takip eden birçok insan artık “Kim ne yaptı?” sorusundan çok, “Yine ne oldu?” diye bakar hale geldi...
Ah CHP, vah CHP…
İktidar alternatifi olma iddiasıyla yola çıktınız...
“İktidar olacağız” dediniz...
Fakat iktidara yürümek yerine kendi içinizde bölündükçe bölündünüz...
Birbirinizle uğraşmaktan, birbirinize laf yetiştirmekten, siyasi hesaplaşmalardan vatandaşın gerçek gündemini görmez hale geldiniz...
Vatandaşın gündemi belli:
Emekli geçinemiyor...
Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor...
Üniversite öğrencisi gelecek kaygısı yaşıyor...
Gençler iş bulmakta zorlanıyor...
Dar gelirli ev kirasını, faturasını, mutfağını düşünüyor...
Peki siz neyi konuşuyorsunuz?
Koltukları, listeleri, kongreleri, kavgaları ve birbirinizle hesaplaşmayı…
Üstelik belediyeler üzerinden yaşanan tartışmalar da işin cabası...
Belediyeleri halka hizmetin merkezine koymak yerine, kamuoyunda “siyasi rant ve güç mücadelesi” algısı oluşturacak tartışmaların içerisine çekerseniz, vatandaşın güvenini nasıl kazanacaksınız?
Siyaset, vatandaşın gözünde bir umut olmaktan çıkıp bir kavga alanına dönüşürse bunun sorumluluğunu yalnızca iktidara yükleyemezsiniz...
Çünkü muhalefetin de vatandaşın güvenini kazanma sorumluluğu vardır...
Bir de sahte kahramanlıklar meselesi var…
Siyasette kahraman yaratmak kolaydır...
Bir kişiyi parlatır, bir söylem üzerinden büyütür, onu toplumun önüne çıkarırsınız...
Ama siyaset şahıslar üzerinden değil, ilkeler ve kurumlar üzerinden yürütülür...
Aksi halde dün kahraman ilan ettiğiniz isim, yarın siyasi tartışmaların merkezinde kalabilir...
Ve sonuçta vatandaş yine aynı soruyu sorar:
“Bunlar gerçekten ülkeyi yönetmeye hazır mı?”
CHP'nin bugün kendisine sorması gereken en önemli soru belki de budur...
Siyaset sadece iktidarı eleştirmek değildir...
Siyaset sadece “iktidar olacağız” demek değildir...
Siyaset, iktidara geldiğinizde ne yapacağınızı anlatabilmektir...
Ekonomiyi nasıl düzelteceğinizi, emeklinin yüzünü nasıl güldüreceğinizi, gençlere nasıl iş sağlayacağınızı, eğitimde hangi adımları atacağınızı, adalete ve hukuka nasıl güven kazandıracağınızı anlatabilmektir...
Vatandaş artık slogan değil, çözüm istiyor...
Kavga değil, hizmet bekliyor...
Siyasi hesaplaşma değil, gelecekleri görmeyi arzu ediyor...
CHP'nin bunu anlaması gerekiyor...
Çünkü siyasetten soğuyan vatandaş, yalnızca bir partiye değil, zamanla siyasetin tamamına olan güvenini kaybediyor...
Bu ülkenin güçlü bir iktidara olduğu kadar güvenilir ve sorumlu bir muhalefete de ihtiyacı var.
Ama bunun yolu kavga etmekten, bölünmekten, siyasi figürleri kahramanlaştırmaktan ve sürekli gündemin merkezinde kriz yaratmaktan geçmiyor...
Memleket sizden artık kavga değil, çözüm bekliyor...
Ve unutmayın:
İnsanları siyasetten soğutursanız, sandığa olan güveni de zedelersiniz...
Siyasetin yeniden itibar kazanması için önce siyaseti yapanların kendilerine çeki düzen vermesi gerekiyor...
Çünkü bu memleket hepimizin...
Ve bu memleket, siyasetten nefret etmeyi değil; siyasete yeniden güvenmeyi hak ediyor...