Asayiş Haberlerinden Uzak Durun

Gündem (SHA) - Samsun Haber Ajansı | 05.09.2026 - 16:19, Güncelleme: 05.09.2026 - 16:25
 

Asayiş Haberlerinden Uzak Durun

Ünal Yavuz Yazdı
18 yaşımda mesleğe başladığımda asayiş haberlerinden nefret etmeye başlamıştım... Aradan neredeyse 40 yıl geçmiş... O yıllarda da kavga vardı... Cinayet vardı... Hırsızlık vardı... İnsanların birbirleriyle husumeti vardı... Ama bugünkü kadar asla değildi... Şimdi haber merkezlerine düşen asayiş olaylarına bakıyorum da insan bazen haberi yazarken bile yoruluyor... Kavga... Silah... Bıçak... Darp... Tehdit... Cinayet... Uyuşturucu... Bir türlü sonu gelmiyor... Üstelik sebeplere baktığınızda insanın aklı daha da karışıyor... Yan baktın... Yol vermedin... Masaya çarptın... Sosyal medyada yorum yaptın... Adam 1 metre yer için kardeşini bile öldürmekten geri kalmıyor... Sonuç? Ya hastanede... Ya cezaevinde... Ya Mezarda... Sonra geride kalanlar... Anne... Baba... Eş... Çocuklar... Asıl cezayı çoğu zaman onların çektiğini kimse konuşmuyor... Biz gazeteciler bunları haber yapıyoruz... Çünkü işimiz bu... Ama inanın bazı haberleri yazarken insanın içinden, “Değer mi?” demek geliyor... Üç dakikalık öfkeye bir ömür verilir mi? Bir insanı öldürmek bu kadar kolay mı? Bir insanın hayatını karartmak bu kadar sıradanlaşabilir mi? Hele gençlere bakıyorum... En fazla endişelendiğim yer burası... Şiddeti göre göre büyüyen bir nesil var... Sosyal medyada kavga görüntüsü... Sokakta kavga... Televizyonda kavga... Trafikte kavga... Neredeyse tahammül etmeyi unuttuk... İnsanların birbirine söyleyecek iki güzel sözü kalmamış gibi... Oysa hayat dediğimiz şey zaten ne kadar uzun? Seveceğimiz insanlar var... Oturup çay içeceğimiz dostlarımız var... Çocuklarımız var... Ailemiz var... Gezilecek yerler, kurulacak sofralar, edilecek sohbetler var... Yaşamak için bu kadar güzel sebep varken insan neden kendi hayatını ve bir başkasının hayatını birkaç dakikalık öfkeye teslim eder? Nice asayiş haberi gördüm... Nice kavga, nice cinayet yazdım... Ama bugün geldiğimiz noktada kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: Biz ne ara bu kadar öfkeli bir toplum olduk? Her şeyi kanunla çözebilir misiniz, bilmiyorum... Her sokağın başına polis koyamazsınız... Her insanın arkasına jandarma dikemezsiniz... Demek ki mesele yalnızca polisiye değil... Ailede başlayacak... Okulda devam edecek... Sokakta, televizyonda, sosyal medyada, siyasetin dilinde hayat bulacak... Birbirimize yeniden insan gibi davranmayı hatırlamamız gerekiyor... Yoksa yarın yine telefonumuza bir asayiş haberi düşecek... Biz yine yazacağız... Siz yine okuyacaksınız... Birileri cezaevine girecek... Birileri toprağa verilecek... Ve birkaç gün sonra hayatımıza devam edeceğiz... İşte beni asıl korkutan da bu: Şiddetin kendisi kadar, şiddete alışmaya başlamamız... Eskiden olaylara üzülüyordum... Şimdi toplumun geldiği yere kahroluyorum... Ve diyorum ki; Asayiş haberlerinden mümkün olduğu kadar uzak durun... Seyretmeyin, seyrettirmeyin... 3.sayfadan ayrılıp, güzel haberler okuyun... Sağlıcakla...
Ünal Yavuz Yazdı

18 yaşımda mesleğe başladığımda asayiş haberlerinden nefret etmeye başlamıştım...

Aradan neredeyse 40 yıl geçmiş...

O yıllarda da kavga vardı...

Cinayet vardı...

Hırsızlık vardı...

İnsanların birbirleriyle husumeti vardı...

Ama bugünkü kadar asla değildi...

Şimdi haber merkezlerine düşen asayiş olaylarına bakıyorum da insan bazen haberi yazarken bile yoruluyor...

Kavga...

Silah...

Bıçak...

Darp...

Tehdit...

Cinayet...

Uyuşturucu...

Bir türlü sonu gelmiyor...

Üstelik sebeplere baktığınızda insanın aklı daha da karışıyor...

Yan baktın...

Yol vermedin...

Masaya çarptın...

Sosyal medyada yorum yaptın...

Adam 1 metre yer için kardeşini bile öldürmekten geri kalmıyor...

Sonuç?

Ya hastanede...

Ya cezaevinde...

Ya Mezarda...

Sonra geride kalanlar...

Anne...

Baba...

Eş...

Çocuklar...

Asıl cezayı çoğu zaman onların çektiğini kimse konuşmuyor...

Biz gazeteciler bunları haber yapıyoruz...

Çünkü işimiz bu...

Ama inanın bazı haberleri yazarken insanın içinden, “Değer mi?” demek geliyor...

Üç dakikalık öfkeye bir ömür verilir mi?

Bir insanı öldürmek bu kadar kolay mı?

Bir insanın hayatını karartmak bu kadar sıradanlaşabilir mi?

Hele gençlere bakıyorum...

En fazla endişelendiğim yer burası...

Şiddeti göre göre büyüyen bir nesil var...

Sosyal medyada kavga görüntüsü...

Sokakta kavga...

Televizyonda kavga...

Trafikte kavga...

Neredeyse tahammül etmeyi unuttuk...

İnsanların birbirine söyleyecek iki güzel sözü kalmamış gibi...

Oysa hayat dediğimiz şey zaten ne kadar uzun?

Seveceğimiz insanlar var...

Oturup çay içeceğimiz dostlarımız var...

Çocuklarımız var...

Ailemiz var...

Gezilecek yerler, kurulacak sofralar, edilecek sohbetler var...

Yaşamak için bu kadar güzel sebep varken insan neden kendi hayatını ve bir başkasının hayatını birkaç dakikalık öfkeye teslim eder?

Nice asayiş haberi gördüm...

Nice kavga, nice cinayet yazdım...

Ama bugün geldiğimiz noktada kendime şu soruyu sormadan edemiyorum:

Biz ne ara bu kadar öfkeli bir toplum olduk?

Her şeyi kanunla çözebilir misiniz, bilmiyorum...

Her sokağın başına polis koyamazsınız...

Her insanın arkasına jandarma dikemezsiniz...

Demek ki mesele yalnızca polisiye değil...

Ailede başlayacak...

Okulda devam edecek...

Sokakta, televizyonda, sosyal medyada, siyasetin dilinde hayat bulacak...

Birbirimize yeniden insan gibi davranmayı hatırlamamız gerekiyor...

Yoksa yarın yine telefonumuza bir asayiş haberi düşecek...

Biz yine yazacağız...

Siz yine okuyacaksınız...

Birileri cezaevine girecek...

Birileri toprağa verilecek...

Ve birkaç gün sonra hayatımıza devam edeceğiz...

İşte beni asıl korkutan da bu:

Şiddetin kendisi kadar, şiddete alışmaya başlamamız...

Eskiden olaylara üzülüyordum...

Şimdi toplumun geldiği yere kahroluyorum...

Ve diyorum ki;

Asayiş haberlerinden mümkün olduğu kadar uzak durun...

Seyretmeyin, seyrettirmeyin...

3.sayfadan ayrılıp, güzel haberler okuyun...

Sağlıcakla...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.