ATARIN GİDERİN BİNİ BİR PARA!
ATARIN GİDERİN BİNİ BİR PARA!
Herkesle, her daim memleket meselelerini ve vatandaşın beklentilerini konuşuyoruz...
AK Parti’nin uzun süredir iktidarda olması nedeniyle toplumda bir mental yorgunluk oluştuğunu görmek mümkün...
Muhalefetten de umudunu kesen vatandaş, adeta iki arada bir derede kalmış durumda...
Hal böyleyken Cumhur İttifakı milletvekillerine büyük sorumluluk düşüyor...
Sadece milletvekillerine değil, belediye başkanlarına ve siyasetin içerisinde görev yapan herkese…
Her şeyi Erdoğan’dan bekleme dönemi geçti...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 30 yıldır yaptığı siyaset ve verdiği mücadeleyle kendisini zaten tarihin altın sayfalarına yazdırdı...
Peki bundan sonra ne olacak?
Bunca emek, bir seçim sonucuyla heba mı olacak?
Yoksa Erdoğan’la bir dönem daha devam mı edilecek?
Bunun cevabını bugün kimse kesin olarak bilmiyor...
Ancak bildiğimiz bir gerçek var:
AK Parti’de tabandan tavana görev yapan herkesin sorumluluğu artık çok daha büyük...
Mesele, vatandaşın içinde bulunduğu ruh halini ne kadar doğru okuyabildiklerinde…
“Nasıl olsa Erdoğan başımızda” diyerek “10 dönüm bostan, yan gel yat Osman” anlayışına girilirse, o zaman partinin geleceğinin vay haline!
72 yaşına gelmiş, hayatının büyük bölümünü siyasete adamış, ailesini bile çoğu zaman zar zor görebilen bir liderden söz ediyoruz...
Erdoğan hâlâ dur durak bilmiyorsa, onun sayesinde bir yerlere gelen, makam ve mevki sahibi olan insanların da artık taşın altına ellerini değil, gövdelerini koymaları gerekmez mi?
Seçimlere ne kaldı ki?
Bugün sahaya çıkmayan, vatandaşla konuşmayan, sorunları yerinde dinlemeyen siyasetçinin yarın sandıkta vatandaşın karşısına çıkması kolay olmayacaktır...
Ben milletvekillerinin sahada, vatandaşla el ele ve gönül gönüle olmasının kendilerine çok ciddi artı yazacağını düşünüyorum...
Ancak bazı vekiller üç dönemlerini doldurmuş, yaşları kemale ermiş, adeta pillerini bitirmiş durumda...
Artık bunlara batarya da dayanmaz!
Bazıları ise yıllardır halktan kopuk. Ankara’da mekik dokumaktan Samsun’u adeta unutmuşlar...
Samsun, bir-iki milletvekilinin sırtında gidiyor...
Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok...
Zaman zaman yerel medyada haber olan milletvekillerinin, sosyal medyada o haberlerin altına yapılan yorumları okumasını özellikle tavsiye ederim...
Atarın, giderin bini bir para…
Peki neden?
Çünkü sahada yoklar.
İcraatta yoklar.
Halkın içinde yoklar.
Vatandaşın derdine ortak olmaktan uzaklar.
Daha da önemlisi;
Yürekte yoklar, sevgide yoklar...
Siyaset sadece Ankara’da kürsüye çıkmak, Meclis’te el kaldırmak veya sosyal medyada paylaşım yapmak değildir...
Siyaset, vatandaşın kapısını çalmaktır...
Esnafın derdini dinlemektir...
Emeklinin, işçinin, çiftçinin, gencin, kadının sorununu yerinde görmektir...
Bazen bir vatandaşın omzuna dokunup “Senin derdin nedir?” diyebilmektir...
Bugün AK Parti’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de tam olarak budur:
Sahaya inmek, vatandaşa dokunmak ve yeniden gönül kazanmak...
Çünkü seçim günü sandıklar açıldığında kimsenin unvanına, makamına veya geçmişte ne yaptığına bakılmayacak...
Vatandaşın gönlünde kim varsa, onun sözü geçecek...
O yüzden vakit çok geç olmadan herkes sorumluluğunu hatırlamalı..
Erdoğan’ın omuzlarına yük bırakmak yerine, onun yükünü paylaşmalı...
Aksi halde geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye şarķısını söyler durursunuz...
Benden söylemesi...