BU YAZI DA ÖDÜL ALIR MI SİZCE?
Gündem
15.10.2026 - 15:44, Güncelleme:
15.10.2026 - 15:44
BU YAZI DA ÖDÜL ALIR MI SİZCE?
Ünal Yavuz'un Kaleminden.....
Büyük kızım 7 yaşına girdiğinde o dönem günlük gazete çıkarıyordum...
Doğum günü nedeniyle içimden özel bir yazı yazmak geldi...
Yazının başlığı da."Özel bir yazı" oldu...
Daha küçüktü ama ileride bir babanın kızına duyduğu aşkı bilmesini istedim...
O dönem cemiyet başkanımız Nejdet Uzun yazıyı okuduğunu ve çok duygulandığını söyleyerek;
"Ünal, 7 öğretim üyesinin katılıp yılın gazetecilerinin belirleneceğı kurula ben bu yazıyı göndereceğim. Bu yazı kesin ödül alır." demişti...
Öyle de oldu...
Makale dalında yılın gazetecisi ödülüne layık görülürken, ödüllerimiz cemiyette takdim edildi...
Nejdet abinin tecrübesi ve birikimi belki de bu ödülün bana verilmesini sağladı...
Kadere bak ki büyük kızım doktorasını bitirmek üzere ve seneye akademisyen olacak inşallah...
Olur ya onun elinden bir ödül almak ne de güzel olur...
Gelelim küçüğüne...
Bugün 18 yaşına bastı...
Hava civa bi dünya...
Büyüdüğünü hissediyor...
Allah var bir baba olarak hep küçük kalmasını istedim...
Zamanı durdurmak mümkün değil elbette...
Sen ne istersen iste hayat devam ediyor...
Çocuklarımızın yaş almasını durduramasakta onlara örnek bir baba, iyi bir aile reisi ve sevecekleri bir adam olmak bizim elimizde...
Küçükler her zaman zıpır olur bilirsiniz...
Bizimki de öyle...
Kızıma bugüne kadar yüksek sesle konuşmadım...
Onunla hep dertleştim...
Ülke şartlarında nerede durması gerektiğini söyledim...
Karnı tok olduğunda Gazze'deki çocukları hatırlamasını...
Vatanına, milletine hayırlı bir evlat olmasını...
Mazlumların yanında durmasını ...
Helali, haramı...
Kul hakkını...
5 vakit namazı...
Oturup kalkmasını...
Üniversite okuması gerektiğini...
Baba parasını kolay harcasada kendi kazancını harcarken tutumlu olmasını...
Akrabalarını asla kırmamasını...
Giyinip kuşanırken toplumun dikkatini çekmeyecek elbiseler giyinmesini...
Birileri ağlarken asla gülmemesini...
Ve daha bir çok şey...
Bu yaşa gelene kadar ufak tefek kabul edilebilir hatalar yapsada ben kızımdan hep razı oldum...
Anne bana göre daha sert olsa da kızımım sığındığı liman hep babası oldu...
Bugünlere çok şükür bin şükür...
Ben önce bir baba sonra 40 yılı devirmiş bir gazeteci olarak toplumdaki gençlerin gidişatını beğenmiyorum...
Meslek hayatımda "bu da mı oldu?" dediğim haberlere imza atarken içimin kan ağladığını çokça hissettim...
Anne ve babalara çağrımdır;
Çocuklarınız kaç yaşında olursa olsun asla ellerini bırakmayın...
Hata yapsalarda yanlarında olduğunuzu her zaman hissettirin...
Şimdi kızım bu yazıyı okuyacak ve bana diyecek ki;
"Baba 18 yaşına geldim. Üniversiteli oldum. Sal bizi sal..."
Asla salmam...
Bir gram geri adım atmam...
Hiç bırakmam...
Hem de son nefese kadar...
Mutlu yıllar canım kızım...
Ünal Yavuz'un Kaleminden.....
Büyük kızım 7 yaşına girdiğinde o dönem günlük gazete çıkarıyordum...
Doğum günü nedeniyle içimden özel bir yazı yazmak geldi...
Yazının başlığı da."Özel bir yazı" oldu...
Daha küçüktü ama ileride bir babanın kızına duyduğu aşkı bilmesini istedim...
O dönem cemiyet başkanımız Nejdet Uzun yazıyı okuduğunu ve çok duygulandığını söyleyerek;
"Ünal, 7 öğretim üyesinin katılıp yılın gazetecilerinin belirleneceğı kurula ben bu yazıyı göndereceğim. Bu yazı kesin ödül alır." demişti...
Öyle de oldu...
Makale dalında yılın gazetecisi ödülüne layık görülürken, ödüllerimiz cemiyette takdim edildi...
Nejdet abinin tecrübesi ve birikimi belki de bu ödülün bana verilmesini sağladı...
Kadere bak ki büyük kızım doktorasını bitirmek üzere ve seneye akademisyen olacak inşallah...
Olur ya onun elinden bir ödül almak ne de güzel olur...
Gelelim küçüğüne...
Bugün 18 yaşına bastı...
Hava civa bi dünya...
Büyüdüğünü hissediyor...
Allah var bir baba olarak hep küçük kalmasını istedim...
Zamanı durdurmak mümkün değil elbette...
Sen ne istersen iste hayat devam ediyor...
Çocuklarımızın yaş almasını durduramasakta onlara örnek bir baba, iyi bir aile reisi ve sevecekleri bir adam olmak bizim elimizde...
Küçükler her zaman zıpır olur bilirsiniz...
Bizimki de öyle...
Kızıma bugüne kadar yüksek sesle konuşmadım...
Onunla hep dertleştim...
Ülke şartlarında nerede durması gerektiğini söyledim...
Karnı tok olduğunda Gazze'deki çocukları hatırlamasını...
Vatanına, milletine hayırlı bir evlat olmasını...
Mazlumların yanında durmasını ...
Helali, haramı...
Kul hakkını...
5 vakit namazı...
Oturup kalkmasını...
Üniversite okuması gerektiğini...
Baba parasını kolay harcasada kendi kazancını harcarken tutumlu olmasını...
Akrabalarını asla kırmamasını...
Giyinip kuşanırken toplumun dikkatini çekmeyecek elbiseler giyinmesini...
Birileri ağlarken asla gülmemesini...
Ve daha bir çok şey...
Bu yaşa gelene kadar ufak tefek kabul edilebilir hatalar yapsada ben kızımdan hep razı oldum...
Anne bana göre daha sert olsa da kızımım sığındığı liman hep babası oldu...
Bugünlere çok şükür bin şükür...
Ben önce bir baba sonra 40 yılı devirmiş bir gazeteci olarak toplumdaki gençlerin gidişatını beğenmiyorum...
Meslek hayatımda "bu da mı oldu?" dediğim haberlere imza atarken içimin kan ağladığını çokça hissettim...
Anne ve babalara çağrımdır;
Çocuklarınız kaç yaşında olursa olsun asla ellerini bırakmayın...
Hata yapsalarda yanlarında olduğunuzu her zaman hissettirin...
Şimdi kızım bu yazıyı okuyacak ve bana diyecek ki;
"Baba 18 yaşına geldim. Üniversiteli oldum. Sal bizi sal..."
Asla salmam...
Bir gram geri adım atmam...
Hiç bırakmam...
Hem de son nefese kadar...
Mutlu yıllar canım kızım...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.