KADERE BAK
KADERE BAK
KADERE BAK
Samsun…
Sıradan bir şehir değildir.
Bu topraklarda yakılan ilk kıvılcım, bir milletin kaderini değiştirdi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da attığı ilk adım, yalnızca bir kurtuluş mücadelesinin değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş yolculuğunun başlangıcı oldu.
Cumhuriyet’in meşalesi Samsun’da yakıldı.
Bugün ise aynı Samsun, Cumhuriyet’i kuran partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tek bir milletvekiliyle bile temsil edilmediği bir tabloyla karşı karşıya.
Bu sadece bir seçim sonucu değildir.
Bu, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken siyasi bir mesajdır.
Samsun, Türkiye’nin en fazla milletvekili çıkaran illerinden biri.
Toplam 9 milletvekili farklı partiler arasında dağıldı. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in doğduğu şehirde Meclis’te temsil hakkını kaybetti.
Bu tablo, yalnızca CHP’nin değil, Samsun siyasetinin de üzerinde düşünmesi gereken ağır bir gerçektir.
Çünkü mesele bir koltuk meselesi değildir.
Mesele, tarihî bir mirasın bugün nasıl temsil edildiğidir.
Yıllardır aynı tartışmalar…
Bitmeyen örgüt içi çekişmeler…
Kırgınlıklar…
Küskünlükler…
Kendi içinde harcanan enerji…
Vatandaşın derdinden uzaklaşan siyaset…
Sandığa gidildiğinde ise acı sonuç…
Siyaset boşluk kabul etmez.
Sahada olmayanı seçmen de görmez.
Kendini anlatamayanı seçmen de duymaz.
Bir şehirde Cumhuriyet’in kurucu partisinin Meclis’te temsil edilememesi, sadece rakamlardan ibaret değildir.
Bu sonuç, yılların birikmiş hatalarının, eksiklerinin ve yanlış tercihlerinin seçmen tarafından verilmiş açık bir değerlendirmesidir.
Belki de en çok şu soru sorulmalıdır:
Cumhuriyet’in ilk adımının atıldığı şehirde, Cumhuriyet’i kuran partiyi bu noktaya getiren süreç doğru okunabiliyor mu?
Suçlu aramak kolaydır.
Ancak çözüm üretmek cesaret ister.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; birbirini suçlayan siyasetçiler değil, aynı masada oturabilen, halkın sesini dinleyen, örgütü yeniden ayağa kaldırabilecek bir anlayıştır.
Çünkü Samsun, sıradan bir şehir değildir.
Burası, tarihin yön değiştirdiği şehirdir.
O yüzden burada yaşanan her siyasi kayıp, yalnızca bir partinin kaybı olarak okunamaz.
Cumhuriyet’in ilk meşalesinin yandığı şehirde, o meşalenin temsil gücünü yeniden büyütmek artık sadece bir siyasi hedef değil, tarihî bir sorumluluktur.
Ve unutulmamalıdır…
Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı şehirde asıl kaybeden, bir parti değil; temsil edilemeyen tarihî hafızadır.