KIZILIRMAK BAFRA’YA SADECE SU GETİRMEDİ

Gündem 15.09.2026 - 11:17, Güncelleme: 15.09.2026 - 12:09
 

KIZILIRMAK BAFRA’YA SADECE SU GETİRMEDİ

Çağatay Durmuş Yazdı
Bazen insan yaşadığı yerin kıymetini, her gün gördüğü için fark edemiyor. Yanından geçiyoruz, adını söylüyoruz, fotoğrafını çekiyoruz ama hikayesinin ne kadar büyük olduğunu pek düşünmüyoruz. Kızılırmak da Bafra için biraz böyle. Sivas’ın İmranlı ilçesindeki Kızıldağ’dan doğuyor. Anadolu’nun ortasında uzun bir yolculuğa çıkıyor ve yaklaşık 1.355 kilometre sonra gelip Bafra’da Karadeniz’e ulaşıyor. Türkiye sınırları içerisinde doğup yine Türkiye’de denize ulaşan en uzun nehir olarak kabul ediliyor. Ama mesele yalnızca 1.355 kilometrelik bir nehir değil. Asıl mesele şu: Kızılırmak, Bafra’ya yalnızca su getirmedi. Bafra’nın kendisini şekillendirdi. “Binlerce yıl boyunca geçtiği topraklardan kopardığı kum, çakıl ve ince toprak parçacıklarını taşıdı.” Bu malzemeler Karadeniz’e yaklaşıldıkça Bafra çevresinde birikti. Yıllar geçti. Yüzyıllar geçti. Binlerce yıl geçti. Ve ortaya bugün üzerinde yaşadığımız, tarım yaptığımız, ürün yetiştirdiğimiz o büyük ova çıktı. Yani bugün “Bafra Ovası” dediğimiz bereketli toprakların oluşumunda Kızılırmak’ın binlerce yıllık emeği var. Biz bugün tarladaki ürünü görüyoruz. Domatesi görüyoruz. Biberi, lahanayı, karpuzu, tahılı görüyoruz. Ama o ürünlerin altında aslında çok daha eski bir hikaye yatıyor. Bir anlamda Sivas’tan çıkan su, yol boyunca taşıdığı toprağı Bafra’ya bırakmış. Kızılırmak’ın Bafra’ya hediyesi bununla da bitmiyor. Nehrin Karadeniz’e ulaştığı bölgede oluşan Kızılırmak Deltası bugün Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri. Gölleri var. Sazlıkları var. Kıyı boyunca uzanan kumluk alanları var. Su basar ormanları var. Ve çok zengin bir canlı yaşamı var. Bugün Kızılırmak Deltası’nda 365 farklı kuş türünün yaşadığı biliniyor Düşünün... Bafra’nın hemen yanı başında yüzlerce kuş türünün yaşamını sürdürdüğü, uluslararası öneme sahip dev bir doğal alan bulunuyor. Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Dünyanın birçok yerinde böyle bir değer olsa şehirler bütün tanıtımını bunun üzerine kurar. Turizmini geliştirir. Markasını oluşturur. Hikayesini dünyaya anlatır. Bizim ise bazen elimizdekine biraz fazla alıştığımızı düşünüyorum. Kızılırmak sıradan bir nehir değil. Bafra Ovası sıradan bir tarım alanı değil. Kızılırmak Deltası da sıradan bir sulak alan değil. Bunların hepsi aynı büyük hikayenin parçaları. Sivas’ın dağlarından başlayan bir yolculuk Anadolu’yu geçiyor ve Bafra’da yalnızca denize ulaşmıyor. Toprağa dönüşüyor. Ürüne dönüşüyor. Doğaya dönüşüyor. Hayata dönüşüyor. Belki bundan sonra Kızılırmak’ın kenarından geçerken sadece akan suya bakmamak gerekiyor. Çünkü önümüzden geçen yalnızca bir nehir değil. Bafra’nın binlerce yıllık geçmişi, bereketi ve geleceği akıyor. Bize düşen ise bu mirasla yalnızca övünmek değil; onu korumak, kıymetini bilmek ve gelecek nesillere anlatmak.
Çağatay Durmuş Yazdı

Bazen insan yaşadığı yerin kıymetini, her gün gördüğü için fark edemiyor.

Yanından geçiyoruz, adını söylüyoruz, fotoğrafını çekiyoruz ama hikayesinin ne kadar büyük olduğunu pek düşünmüyoruz.

Kızılırmak da Bafra için biraz böyle.

Sivas’ın İmranlı ilçesindeki Kızıldağ’dan doğuyor. Anadolu’nun ortasında uzun bir yolculuğa çıkıyor ve yaklaşık 1.355 kilometre sonra gelip Bafra’da Karadeniz’e ulaşıyor.

Türkiye sınırları içerisinde doğup yine Türkiye’de denize ulaşan en uzun nehir olarak kabul ediliyor.

Ama mesele yalnızca 1.355 kilometrelik bir nehir değil.

Asıl mesele şu:

Kızılırmak, Bafra’ya yalnızca su getirmedi. Bafra’nın kendisini şekillendirdi.

“Binlerce yıl boyunca geçtiği topraklardan kopardığı kum, çakıl ve ince toprak parçacıklarını taşıdı.”

Bu malzemeler Karadeniz’e yaklaşıldıkça Bafra çevresinde birikti.

Yıllar geçti.

Yüzyıllar geçti.

Binlerce yıl geçti.

Ve ortaya bugün üzerinde yaşadığımız, tarım yaptığımız, ürün yetiştirdiğimiz o büyük ova çıktı.

Yani bugün “Bafra Ovası” dediğimiz bereketli toprakların oluşumunda Kızılırmak’ın binlerce yıllık emeği var.

Biz bugün tarladaki ürünü görüyoruz.

Domatesi görüyoruz.

Biberi, lahanayı, karpuzu, tahılı görüyoruz.

Ama o ürünlerin altında aslında çok daha eski bir hikaye yatıyor.

Bir anlamda Sivas’tan çıkan su, yol boyunca taşıdığı toprağı Bafra’ya bırakmış.

Kızılırmak’ın Bafra’ya hediyesi bununla da bitmiyor.

Nehrin Karadeniz’e ulaştığı bölgede oluşan Kızılırmak Deltası bugün Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri.

Gölleri var.

Sazlıkları var.

Kıyı boyunca uzanan kumluk alanları var.

Su basar ormanları var.

Ve çok zengin bir canlı yaşamı var.

Bugün Kızılırmak Deltası’nda 365 farklı kuş türünün yaşadığı biliniyor

Düşünün...

Bafra’nın hemen yanı başında yüzlerce kuş türünün yaşamını sürdürdüğü, uluslararası öneme sahip dev bir doğal alan bulunuyor.

Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Dünyanın birçok yerinde böyle bir değer olsa şehirler bütün tanıtımını bunun üzerine kurar.

Turizmini geliştirir.

Markasını oluşturur.

Hikayesini dünyaya anlatır.

Bizim ise bazen elimizdekine biraz fazla alıştığımızı düşünüyorum.

Kızılırmak sıradan bir nehir değil.

Bafra Ovası sıradan bir tarım alanı değil.

Kızılırmak Deltası da sıradan bir sulak alan değil.

Bunların hepsi aynı büyük hikayenin parçaları.

Sivas’ın dağlarından başlayan bir yolculuk Anadolu’yu geçiyor ve Bafra’da yalnızca denize ulaşmıyor.

Toprağa dönüşüyor.

Ürüne dönüşüyor.

Doğaya dönüşüyor.

Hayata dönüşüyor.

Belki bundan sonra Kızılırmak’ın kenarından geçerken sadece akan suya bakmamak gerekiyor.

Çünkü önümüzden geçen yalnızca bir nehir değil.

Bafra’nın binlerce yıllık geçmişi, bereketi ve geleceği akıyor.

Bize düşen ise bu mirasla yalnızca övünmek değil; onu korumak, kıymetini bilmek ve gelecek nesillere anlatmak.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.