TRUMP TAKTİĞİ SAMSUN’A SÖKMEZ: ÖFKELİ TWEET’LER PUAN GETİRMİYOR!
TRUMP TAKTİĞİ SAMSUN’A SÖKMEZ: ÖFKELİ TWEET’LER PUAN GETİRMİYOR!
Çağdaş Yıldırım Yazdı...
Liderlik, fırtınalı günlerde yangına körükle gitmek değil; camiaya güven veren sağlam bir dalgakıran olabilmektir.
"Kitleleri arkasından sürükleyen özgüven, filtre tanımayan bir dille birleştiğinde zafer de getirebilir; fırtınalı günlerde kendi gemisini vuran dalgaya da dönüşebilir..."
Demiş bir yazar...
Ne güzel de demiş...
Siyaset bilimciler yıllardır tek bir ismi tartışıyor: Donald Trump...
Diplomasi masalarının o ölçülü, bürokratik, mesafeli dilini tek bir hamleyle yerle bir etti...
Geleneksel medyayı devre dışı bıraktı, danışman filtrelerini çöpe attı...
Aklına geleni, öfkesini, sitemini, meydan okumasını doğrudan sosyal medya klavyesinden kitlelerin önüne boca etti...
Sert, fevri, dobra ve tamamen öngörülemez bir iletişim modeli...
Seveni taparcasına bağlandı, eleştireni ise her paylaşımda çileden çıktı...
Gelin görün ki bu iletişim tarzı artık sadece Vaşington koridorlarına özgü değil...
Biraz Karadeniz sahiline, kendi evimize bakalım...
Samsunspor Başkanı Sayın Yüksel Yıldırım’ın sosyal medyadaki varlığına baktığımda, istemsizce bu benzerlik aklıma geliyor...
Yüksel Başkan da geleneksel kulüp başkanı profilini kökten reddeden bir lider...
Kurumsal açıklamaların, basmakalıp basın bültenlerinin arkasına asla saklanmıyor...
Gece yarısı demeden klavyenin başına geçiyor; taraftarla atışıyor, laf yetiştiriyor, hesap soruyor, sert çıkışlar yapıyor...
İçinden geldiği gibi, filtrenin zerresi olmadan...
İşler yolundayken, takım sahada galibiyetten galibiyete koşarken bu tavır camianın belli bir kesimine cazip gelebiliyor...
"Helal olsun, içimizden biri gibi konuşuyor, lafını esirgemiyor" dedirtiyor...
Tıpkı Trump’ın kitleleri o sert üslupla konsolide etmesi gibi...
Ama rüzgar tersine döndüğünde...
İşte asıl sınav o zaman başlıyor...
Son haftalara bakıyoruz; sahada ne yazık ki tökezleyen, ritmini kaybeden bir Samsunsporumuz var...
Alınan sonuçlar moralleri bozuyor, puan kayıpları taraftarın canını yakıyor...
Tribün ilk kez bu denli homurdanmaya, camia endişelenmeye başladığında; liderlik makamının sergileyeceği duruş hayati önem taşıyor...
Böyle fırtınalı günlerde sosyal medyada taraftarla polemiğe girmek, her yoruma sert yanıtlar vermek ateşe benzin dökmekten farksızdır...
Yoksa başkan gemileri yaktı mı diyoruz...
Yine mi "Paramı verin ben gideyim"cilik?
Yapma başkanım... Yapma!
Başkanlık makamı; anlık öfkelerin klavyeye döküleceği bir alan değil, fırtınada dalgakıran olunacak yerdir...
Haklı bile olsanız, o ekran başındaki sert diyaloglar camiadaki çatlağı büyütmekten başka bir işe yaramıyor...
Sayın Yıldırım’ın bu kulübe verdiği emeği, yaptığı maddi ve manevi fedakarlıkları kimse inkar edemez...
Bunu görmezden gelenler taş olur taş...
Samsunspor’u dipten çıkarıp buralara taşıyan irade şüphesiz onun kararlılığıydı...
Fakat büyük hedeflere yürüyen bir kulübün en çok ihtiyaç duyduğu şey iç huzurdur...
Bazen en güçlü liderlik cevabı ekrandan vermek değil; sahaya odaklanıp sessiz kalabilmektir...
Çünkü sosyal medyada kazanılan hiçbir tartışma, lig tablosuna üç puan yazdırmıyor...
Umarım hem yönetim hem de takım bu gergin atmosferden bir an önce sıyrılır...
Klavye savaşlarını bir kenara bırakıp yeniden tek yürek olma zamanı...
Çünkü Samsunspor’un kavgaya değil, kenetlenmeye ihtiyacı var...