Ünsal Tonyaloğlu
Köşe Yazarı
Ünsal Tonyaloğlu
 

ÇOCUKLARIMIZ NEDEN BU KADAR ÖFKELİ?

Son dönemde okullarda yaşanan ve kamuoyuna yansıyan şiddet olayları hepimizin içini acıtırken, aslında önümüze çok önemli bir soru koyuyor: Biz çocuklarımızı nerede kaybediyoruz? Okulda mı? Sokakta mı? Yoksa daha evin içinde mi? Eğitim ailede başlar. Bu cümleyi hepimiz biliyoruz ama ne yazık ki çoğu zaman söylemekle yetiniyoruz. Çocuğun ilk gördüğü davranış, ilk duyduğu söz, ilk öğrendiği tepki biçimi çoğu zaman evin içinde şekilleniyor. Bu yüzden meseleye yalnızca okul kapısından bakmak yetmiyor. Bir çocuğun öfkesi bazen bir günde oluşmuyor. Bazen uzun süre fark edilmeyen kırgınlıklar, ilgisizlik, iletişimsizlik ve baskı zamanla birikiyor. Bir başka önemli konu da güvenlik. Çocukların erişmemesi gereken silahların ve tehlikeli araçların onların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi yetişkinlerin sorumluluğunda. Bir anlık öfke, bir tartışma ya da kontrol kaybı geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Akran zorbalığı da üzerinde durmamız gereken başka bir mesele. Çocuklar birbirlerini neden bu kadar kolay incitiyor? Neden bir arkadaşının dış görünüşüyle, ailesiyle, ekonomik durumuyla ya da farklılığıyla alay etmek bazı çocuklar arasında sıradanlaşabiliyor? Daha da önemlisi: Bir çocuk neden bu kadar öfkeli? Neden konuşmak yerine saldırmayı, çözmek yerine kavga etmeyi tercih edebiliyor? Burada önce ailelerin kendine bakması gerekiyor. Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, davranışlarımızı da görüyor. Çocukların büyüdüğü ortamda sürekli öfke ve çatışma yaşanması, onların davranış dünyasını da etkileyebilir. Evde birbirimize nasıl konuşuyoruz? Sorunları nasıl çözüyoruz? Çocuğumuzu gerçekten dinliyor muyuz? Yoksa sadece susturuyor muyuz? Asıl sorular bunlar. “Ben anne baba olarak ne yapıyorum?” Çocuğumun kimlerle arkadaşlık yaptığını biliyor muyum? Bir sorun yaşadığında bana anlatabileceğini düşünüyor mu? Davranışlarındaki değişiklikleri fark ediyor muyum? Okulda zorbalığa uğrayıp uğramadığını hiç sordum mu? Ya da benim çocuğum başka bir çocuğa karşı yanlış davranıyor olabilir mi? Bunları sormadan, sadece olay yaşandıktan sonra üzülmek yetmiyor. Çocuklarımızla konuşmak gerekiyor. Dinlemek gerekiyor. Takip etmek gerekiyor. Gerektiğinde destek almak gerekiyor. Çünkü aile yalnızca çocuğun karnını doyurduğu yer değildir. Aile, çocuğun karakterinin, öfkesinin, sevgisinin ve hayata bakışının ilk şekillendiği yerdir. Ve artık şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Çocuklarımızın elinden telefonu almak için gösterdiğimiz çabayı, onların kalbine ulaşmak için de gösteriyor muyuz? Çünkü mesele sadece okulda ne olduğu değil. Asıl mesele, çocuğun evde ne yaşadığı, ne gördüğü ve ne hissettiğidir. Bir çocuğu kaybetmek bazen bir okul bahçesinde başlamaz. Bazen evin içinde fark edilmeyen bir sessizlikle başlar…
Ekleme Tarihi: 24 Eylül 2026 -Perşembe

ÇOCUKLARIMIZ NEDEN BU KADAR ÖFKELİ?

Son dönemde okullarda yaşanan ve kamuoyuna yansıyan şiddet olayları hepimizin içini acıtırken, aslında önümüze çok önemli bir soru koyuyor:

Biz çocuklarımızı nerede kaybediyoruz?

Okulda mı?

Sokakta mı?

Yoksa daha evin içinde mi?

Eğitim ailede başlar.

Bu cümleyi hepimiz biliyoruz ama ne yazık ki çoğu zaman söylemekle yetiniyoruz.

Çocuğun ilk gördüğü davranış, ilk duyduğu söz, ilk öğrendiği tepki biçimi çoğu zaman evin içinde şekilleniyor.

Bu yüzden meseleye yalnızca okul kapısından bakmak yetmiyor.

Bir çocuğun öfkesi bazen bir günde oluşmuyor.

Bazen uzun süre fark edilmeyen kırgınlıklar, ilgisizlik, iletişimsizlik ve baskı zamanla birikiyor.

Bir başka önemli konu da güvenlik.

Çocukların erişmemesi gereken silahların ve tehlikeli araçların onların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi yetişkinlerin sorumluluğunda.

Bir anlık öfke, bir tartışma ya da kontrol kaybı geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.

Akran zorbalığı da üzerinde durmamız gereken başka bir mesele.

Çocuklar birbirlerini neden bu kadar kolay incitiyor?

Neden bir arkadaşının dış görünüşüyle, ailesiyle, ekonomik durumuyla ya da farklılığıyla alay etmek bazı çocuklar arasında sıradanlaşabiliyor?

Daha da önemlisi:

Bir çocuk neden bu kadar öfkeli?

Neden konuşmak yerine saldırmayı, çözmek yerine kavga etmeyi tercih edebiliyor?

Burada önce ailelerin kendine bakması gerekiyor.

Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, davranışlarımızı da görüyor.

Çocukların büyüdüğü ortamda sürekli öfke ve çatışma yaşanması, onların davranış dünyasını da etkileyebilir.

Evde birbirimize nasıl konuşuyoruz?

Sorunları nasıl çözüyoruz?

Çocuğumuzu gerçekten dinliyor muyuz?

Yoksa sadece susturuyor muyuz?

Asıl sorular bunlar.

“Ben anne baba olarak ne yapıyorum?”

Çocuğumun kimlerle arkadaşlık yaptığını biliyor muyum?

Bir sorun yaşadığında bana anlatabileceğini düşünüyor mu?

Davranışlarındaki değişiklikleri fark ediyor muyum?

Okulda zorbalığa uğrayıp uğramadığını hiç sordum mu?

Ya da benim çocuğum başka bir çocuğa karşı yanlış davranıyor olabilir mi?

Bunları sormadan, sadece olay yaşandıktan sonra üzülmek yetmiyor.

Çocuklarımızla konuşmak gerekiyor.

Dinlemek gerekiyor.

Takip etmek gerekiyor.

Gerektiğinde destek almak gerekiyor.

Çünkü aile yalnızca çocuğun karnını doyurduğu yer değildir.

Aile, çocuğun karakterinin, öfkesinin, sevgisinin ve hayata bakışının ilk şekillendiği yerdir.

Ve artık şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:

Çocuklarımızın elinden telefonu almak için gösterdiğimiz çabayı, onların kalbine ulaşmak için de gösteriyor muyuz?

Çünkü mesele sadece okulda ne olduğu değil.

Asıl mesele, çocuğun evde ne yaşadığı, ne gördüğü ve ne hissettiğidir.

Bir çocuğu kaybetmek bazen bir okul bahçesinde başlamaz.

Bazen evin içinde fark edilmeyen bir sessizlikle başlar…

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.