Karadeniz kıyısında bazı şehirler vardır; sadece haritada bir nokta değildir. Bir ruhu, bir hafızası vardır. Samsun işte o şehirlerden biridir.
Bu şehirde yaşayanlar bazen fark etmez ama Samsun aslında sıradan bir yer değildir. Çünkü Türkiye’nin kaderinin değiştiği yolculuğun ilk adımlarından biri burada atılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı sadece bir tarih değildir; aynı zamanda bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesidir.
Ama Samsun’un hikâyesi sadece geçmişten ibaret değil.
Bugün Samsun Karadeniz’in en büyük şehirlerinden biri. Limanı var, sanayisi var, üniversitesi var, bereketli ovaları var. Bafra Ovası, Çarşamba Ovası… Türkiye’nin en verimli topraklarından bazıları burada.
Fakat bir gerçeği de söylemek gerekiyor.
Samsun’un potansiyeli çok büyük ama bu potansiyelin tamamı hâlâ ortaya çıkmış değil. Bazen yerel tartışmaların içinde boğuluyoruz, bazen küçük meseleleri büyütürken büyük fırsatları kaçırıyoruz.
Oysa Samsun sadece Karadeniz’in bir şehri değil, aynı zamanda bir bölge merkezi olabilecek güce sahip.
Bir gazeteci olarak yıllardır bu şehri izliyorum. Şunu açıkça söyleyebilirim: Samsun’un en büyük gücü ne limanı ne sanayisi ne de yollarıdır.
Bu şehrin en büyük gücü insanıdır.
Samsun insanı çalışkandır. Mücadele etmeyi bilir. Zor zamanlarda kenetlenmeyi bilir. Belki de bu yüzden bu şehir her şeye rağmen ayakta kalmayı başarır.
Karadeniz’in dalgaları sahile vururken insan bazen şunu düşünür:
Bu şehir daha fazlasını hak ediyor.
Daha güçlü bir ekonomi, daha planlı bir şehir, daha büyük hedefler…
Çünkü Samsun sıradan bir şehir değil.
Ve bu şehirde yaşayan herkes aslında o büyük hikâyenin bir parçasıdır.