Uzaydan İnternet Gelirken Biz Hala Kazma Sallıyoruz
Uzaydan İnternet Gelirken Biz Hala Kazma Sallıyoruz
Çağdaş Yıldırım Yazdı..
Teknolojide geçmişin gecikmiş kararlarını tekrar etmemek için gözümüzü sokak arasındaki kazılardan gökyüzüne çevirmek zorundayız.
Teknoloji uzmanı değilim...
Geleceği tam olarak öngörecek bir kahin de...
Sadece teknolojiyi yakından takip eden, iyi bir internet kullanıcısıyım...
Geçmişte yaşananları hatırlıyor, bugün yapılanları izliyor ve yarını merak ediyorum...
Dün gibi aklımda...
İnternetin hayatımıza yeni yeni girdiği, hız kavramıyla henüz tanıştığımız dönemlerdi...
Dünya geniş bant altyapılarını kurup geleceğe hazırlanırken...
Biz var olan televizyon kabloları üzerinden yürüyen sistemlere odaklanıp zaman kaybettik...
Eğer o günlerde tüm vizyonumuzu doğrudan fiber altyapıya çevirebilseydik...
Şehirlerimiz yıllar önce fiber internetin hızıyla ve konforuyla tanışmış olacaktı...
Sonra 2010’lu yıllara geldik...
Hızlı internet dedik ama karşımıza "Adil Kullanım Kotası" diye bir engel çıkardılar...
Belli bir kotayı aşınca hızımız kaplumbağa yürüyüşüne dönerdi...
Forumlarda örgütlenen, imza kampanyaları başlatan o bilinçli kullanıcı grubunu dün gibi hatırlıyorum...
O ortak ses, o haklı tepki sayesinde en nihayetinde gerçek sınırsız internet anlayışına geçebildik...
Ama asıl mesele bugün, yani tam da durduğumuz yer...
Sokaklarımıza bakıyorum...
Her gün yeni bir sokak delik deşik ediliyor, asfaltlar kazılıyor, kablolar çekiliyor...
Elbette fiber kablo bugün için karasal bağlantının altın standardıdır, inkâr edilemez...
Yoğun şehir içi veri trafiğinde fiber kablo her zaman omurgayı oluşturur...
Ancak dünya artık sadece yerin altını konuşmayı çoktan bıraktı...
Yiğidin hakkını yiğide verelim...
Türkiye uzay yarışında yok değil; Türksat 6A ile ilk yerli haberleşme uydumuzu uzaya gönderdik...
İMECE ile yüksek çözünürlüklü gözlem kapasitesine ulaştık, Göktürk ile uzayda iz bıraktık...
Bu başarılar milletçe göğsümüzü kabartan, arkasında büyük emek olan hamleler...
Fakat dünya şimdi başka bir kulvara geçti...
Elon Musk’ın Starlink projesi binlerce alçak irtifa uydusuyla dünyayı örüyor...
Avrupa Birliği, kendi bağımsız IRIS² uydu ağı için devasa bütçeler ayırıyor...
Artık dev jeosenkron uyduların ötesinde, binlerce küçücük uydunun oluşturduğu uzay internet ağları kuruluyor...
Yarın bir afet anında, dağ başında, deniz ortasında ya da şebekenin çökebileceği her kriz anında...
Bu alçak irtifa uydularından gelen geniş bant internet hayatın tam merkezinde yer alacak...
İşte bu yüzden sormak zorundayız:
Yerin altındaki fiber hatları döşerken, gökyüzündeki bu yeni nesil ağ yarışında yeterince hızlı mıyız?
Mesele yapılanları yok saymak değil; yakaladığımız uzay ivmesini bu alana da kaydırabilmek...
Şüphesiz ki fiber kablo çöp olmayacak, şehirlerin yükünü taşımaya devam edecek...
Ancak yerin altındaki yatırımlara odaklanırken, uzaydaki bu yeni nesil internet yarışını es geçersek...
Çok değil, birkaç yıl sonra bu sistemler küresel standart haline geldiğinde...
Yine treni kaçırmış bir yolcu gibi istasyonda kalabiliriz...
Türksat ile attığımız o güçlü temeli, alçak irtifa uydu ağlarıyla taçlandırmak zorundayız...
Gelecek, yerin altında olduğu kadar uzayın derinliklerinde şekilleniyor...
Umarım geçmişin tecrübelerinden ders çıkarır, uzaydaki milli varlığımızı yeni nesil internet teknolojileriyle daha da yukarı taşırız...
Çünkü teknoloji durmuyor...
Ve zaman, treni kaçıranları hiç beklemiyor...