Çağdaş Yıldırım
Köşe Yazarı
Çağdaş Yıldırım
 

SAMSUN'DA AYNI STAT, FARKLI ADALET

Samsun'da artık kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek var. Aynı statta, aynı maçta, aynı kurallar herkes için geçerli değil. Önce hakkını teslim edelim. Samsun'da maç günleri görev yapan emniyet güçleri, özellikle çevik kuvvet ekibi, büyük bir özveriyle çalışıyor. Bu şehirde düzenin sağlanması için ciddi bir mesai harcanıyor. Lakin hakkını verelim de bir yerde sıkıntı var! Stad çevresinde ve tribünde gösterilen bu çaba, kapıdaki uygulamayla örtüşmüyor. Samsunspor taraftarı stada girerken didik didik aranıyor. Olması gereken de bu. Kimsenin buna itirazı yok. Ama aynı statta, deplasman tribününe gelen taraftarlar söz konusu olduğunda tablo değişiyor. Trabzonspor maçında… Fenerbahçe maçında… Galatasaray maçında… Ve son olarak Beşiktaş karşılaşmasında… Aynı soru tekrar tekrar karşımıza çıkıyor: Bu insanlar stada meşaleyi, yüzlerce torpili, hatta kesici aletleri nasıl sokuyor? Bu bir “kaçak” değil. Bu, sistemli bir zafiyet. İşin daha vahim tarafı ise şu: Bu maddeler sadece tribünde yakılmıyor. Sahaya atılıyor. Diğer tribünlere atılıyor. İnsanların üzerine atılıyor. Kadınların olduğu tribünlere… Çocukların olduğu bölümlere... Hatta güvenliği sağlamakla görevli polislere doğru… Bir torpilin hedefi şaşsa ne olacak? Bir meşale bir çocuğun gözüne gelse bunun hesabını kim verecek? Bu sorunun cevabı yok. Çünkü ortada hesap soran bir mekanizma yok. Şimdi asıl sorular: İl Spor Güvenlik Kurulu bu tabloyu nasıl açıklıyor? Deplasman tribününe girişte üst araması neden aynı standartta uygulanmıyor? 3-5 çocuğun trabzonspor takım otobusune 5 saniyelik bir saldırı girişimini anında servis eden basın bu olayları neden yazmıyor? Neden üzerine gitmiyor? Peki Trabzonspor takım otobüsü saldırı sonrası gözaltı olurken aynı maçta tuvaletleri kıran, tribünden bıçak sallayan, meşale yakan, 90 dakika küfür eden deplasman taraftarından Kaç kişi yakalandı? Kaçına işlem yapıldı? Eğer bu soruların net bir cevabı yoksa, orada güvenlik değil, alışkanlık haline gelmiş bir ihmal vardır. Ortada bir "torpil" var belli ki! Bir başka çarpıcı çelişki: Samsunspor tribünlerinde “SAGS” yazılı bir atkı bile sorun edilirken, başka şehirlerde benzer kısaltmalar serbestçe kullanılabiliyor. Aynı ülke. Aynı lig. Ama farklı muamele. Bu sadece güvenlik meselesi değil, bu artık adalet meselesi. Kimse bu tabloyu “taraftar taşkınlığı” diye küçümsemesin. Bu, kontrol edilmezse büyüyecek bir risk. Bugün görmezden gelinen her ihmal, yarının krizidir. Ve o gün geldiğinde, “gerekli önlemler alınmıştı” demenin hiçbir anlamı olmayacak. Artık net konuşma zamanı: Bu şehirde kurallar ya herkes için geçerli olacak, ya da kimse bu düzene güvenmeyecek. Bir çocuğun canı yanmadan… Bir polis yaralanmadan… Bir aile stadyumu terk etmek zorunda kalmadan… Bu başıboşluğa son verilmelidir. Bugün. Şimdi. Çünkü yarın gerçekten çok geç olabilir.
Ekleme Tarihi: 21 Nisan 2026 -Salı

SAMSUN'DA AYNI STAT, FARKLI ADALET

Samsun'da artık kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek var.

Aynı statta, aynı maçta, aynı kurallar herkes için geçerli değil.

Önce hakkını teslim edelim.
Samsun'da maç günleri görev yapan emniyet güçleri, özellikle çevik kuvvet ekibi, büyük bir özveriyle çalışıyor. Bu şehirde düzenin sağlanması için ciddi bir mesai harcanıyor.

Lakin hakkını verelim de bir yerde sıkıntı var!

Stad çevresinde ve tribünde gösterilen bu çaba,
kapıdaki uygulamayla örtüşmüyor.

Samsunspor taraftarı stada girerken didik didik aranıyor.
Olması gereken de bu. Kimsenin buna itirazı yok.

Ama aynı statta, deplasman tribününe gelen taraftarlar söz konusu olduğunda tablo değişiyor.

Trabzonspor maçında…
Fenerbahçe maçında…
Galatasaray maçında…
Ve son olarak Beşiktaş karşılaşmasında…

Aynı soru tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:

Bu insanlar stada meşaleyi, yüzlerce torpili, hatta kesici aletleri nasıl sokuyor?

Bu bir “kaçak” değil.
Bu, sistemli bir zafiyet.

İşin daha vahim tarafı ise şu:

Bu maddeler sadece tribünde yakılmıyor.
Sahaya atılıyor.
Diğer tribünlere atılıyor.
İnsanların üzerine atılıyor.

Kadınların olduğu tribünlere…
Çocukların olduğu bölümlere...

Hatta güvenliği sağlamakla görevli polislere doğru…

Bir torpilin hedefi şaşsa ne olacak?
Bir meşale bir çocuğun gözüne gelse bunun hesabını kim verecek?

Bu sorunun cevabı yok.

Çünkü ortada hesap soran bir mekanizma yok.

Şimdi asıl sorular:

İl Spor Güvenlik Kurulu bu tabloyu nasıl açıklıyor?

Deplasman tribününe girişte üst araması neden aynı standartta uygulanmıyor?

3-5 çocuğun trabzonspor takım otobusune 5 saniyelik bir saldırı girişimini anında servis eden basın bu olayları neden yazmıyor?
Neden üzerine gitmiyor?

Peki Trabzonspor takım otobüsü saldırı sonrası gözaltı olurken aynı maçta tuvaletleri kıran, tribünden bıçak sallayan, meşale yakan, 90 dakika küfür eden deplasman taraftarından

Kaç kişi yakalandı?
Kaçına işlem yapıldı?

Eğer bu soruların net bir cevabı yoksa,
orada güvenlik değil, alışkanlık haline gelmiş bir ihmal vardır.

Ortada bir "torpil" var belli ki!

Bir başka çarpıcı çelişki:

Samsunspor tribünlerinde
“SAGS” yazılı bir atkı bile sorun edilirken,
başka şehirlerde benzer kısaltmalar serbestçe kullanılabiliyor.

Aynı ülke.
Aynı lig.
Ama farklı muamele.

Bu sadece güvenlik meselesi değil,
bu artık adalet meselesi.

Kimse bu tabloyu “taraftar taşkınlığı” diye küçümsemesin.

Bu, kontrol edilmezse büyüyecek bir risk.
Bugün görmezden gelinen her ihmal, yarının krizidir.

Ve o gün geldiğinde,
“gerekli önlemler alınmıştı” demenin hiçbir anlamı olmayacak.

Artık net konuşma zamanı:

Bu şehirde kurallar ya herkes için geçerli olacak,
ya da kimse bu düzene güvenmeyecek.

Bir çocuğun canı yanmadan…
Bir polis yaralanmadan…
Bir aile stadyumu terk etmek zorunda kalmadan…

Bu başıboşluğa son verilmelidir.

Bugün.

Şimdi.

Çünkü yarın gerçekten çok geç olabilir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.