Çağdaş Yıldırım
Köşe Yazarı
Çağdaş Yıldırım
 

Yeni Nesil "Sülün Osman"lar Cebimizde

Sabah uyanıyorsunuz, eliniz mahmur bir şekilde telefona gidiyor. Sosyal medyada bir video: Rahmetli Zeki Müren, Müslüm Gürses, Ahmet Kaya falan günümüzün popüler bir şarkılarını söylüyorlar. Bir an duraksıyorsunuz. "Acaba?" diyorsunuz, "Arşivden hiç duymadığımız bir kayıt mı çıktı?" Sonra jeton düşüyor: Yapay Zeka. Hoş geldiniz yeni dünyaya! Artık "Gözümle görsem inanmam" lafının tarihe karıştığı, "Gözümle görsem bile şüphe ederim" devrindeyiz. Yapay zeka (YZ), hayatımıza o kadar hızlı girdi ki, kapıyı çalıp müsaade istemeyi bırakın, salonun başköşesine kuruldu bile. Peki, bu misafir dost mu düşman mı? Gelin, Türkiye’den manzaralar eşliğinde bu "dijital halüsinasyon" dünyasına bir büyüteç tutalım. Duygusal Damardan Giren "Deepfake"ler Biz Türk milleti olarak duygusalızdır. Geçmişe özlemimiz, değerlerimize bağlılığımız yüksektir. Yapay zeka da bunu çok çabuk öğrendi (ki bence algoritmayı Türk dizileriyle eğittiler). Geçtiğimiz aylarda sosyal medyada ne fırtınalar koptu hatırlayın: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, günümüz Türkçesiyle ve kendi ses tonuyla, sanki bugün konuşuyormuş gibi hazırlanan videoları... Bir yanımız "Ne güzel, sanki hala aramızda" diye hüzünlendi, diğer yanımız ise "Bir dakika, bu gerçek değil, tarihi bir figürü konuşturmak ne kadar etik?" diye sordu. İşte yapay zekanın "tatlı yalanı" burada başlıyor. Bize duymak istediklerimizi, görmek istediklerimizi veriyor. Ama bu tatlı yalan, bazen zehirli bir şerbete dönüşebiliyor. Cebinizdeki Sahte Yatırım Danışmanları Gelelim işin cüzdanı yakan kısmına. Eskiden "Sülün Osman"lar Galata Köprüsü’nü, satardı, şimdiki dijital dolandırıcılar ise size hayali hisseler satıyor. Son günlerde Instagram’da veya Youtube’da karşınıza mutlaka çıkmıştır: Ünlü bir iş insanı, çok sevilen bir haber spikeri veya ülkenin önde gelen mühendislerinden biri kameraya bakıp, "Şu projeye 3 bin lira yatırın, ayda 30 bin lira kazanın" diyor. Dudak hareketleri kusursuz, ses tonu birebir aynı, mimikler şahane... İnsan "Koskoca adam yalan mı söyleyecek?" deyip tıklıyor. Oysa o videodaki kişi aslında o sırada laboratuvarında İHA tasarlıyor veya evinde çayını içiyor. Görüntü de ses de tamamen yapay zeka ürünü! Yapay zeka, o güven duyduğumuz yüzleri ve sesleri kopyalayıp bize "kısa yoldan zenginlik" vaat eden birer pazarlamacıya dönüştürüyor. Eskiden telefonda "Ben savcıyım" diyenlere inanırdık, şimdi görüntülü "Yatırım yapın" diyenlere kanıyoruz. Teknoloji geliştikçe, dolandırıcının vitrini de güzelleşiyor anlayacağınız. Seçim Meydanlarından Dijital Meydanlara Siyaset arenası da bu teknolojiden nasibini alıyor. Seçim dönemlerinde sosyal medyada dolaşan, "Falanca aday şunu dedi" diye paylaşılan montajlı ses kayıtları, yapay zeka ile üretilmiş "aslında hiç yaşanmamış" skandal görüntüler... Eskiden fotomontaj vardı, dikkatli bakınca kafanın vücuda tam oturmadığını anlardık. Şimdi? Işık gölgesinden, mimiklerin akışına kadar kusursuz bir sahtelik. Gerçek ile sahteyi ayırt etmek için artık bir dedektif titizliği, hatta bazen bir yazılım uzmanlığı gerekiyor. Haber okuryazarlığı artık lüks değil, hayatta kalma becerisi oldu. Yiğidi Öldür Hakkını Yeme: İyi Tarafı Yok mu? "Yahu yazar bey, içimizi kararttın, hiç mi iyi bir şey yapmıyor bu meret?" dediğinizi duyar gibiyim. Olmaz mı! Yapay zeka, tıp dünyasında doktorların gözünden kaçabilecek milimetrik tümörleri tespit ediyor. Trafik sıkışıklığını çözmeye çalışıyor (İstanbul trafiğine o bile çare bulabilir mi, emin değilim ama deniyor). Tasarımcıların tıkandığı yerde ilham perisi oluyor, yazılımcının saatlerce aradığı hatayı saniyeler içinde buluyor. Hatta Bafra pidesinin en iyi tarifini, malzemelerin kimyasal uyumuna göre analiz edip "daha çıtır" olması için formül bile verebilir! (Tabii bir ustanın el lezzetini tutar mı, orası tartışılır). Nereye Gidiyoruz? Yapay zeka bir nehir gibi; önüne set çekmek imkansız. Önemli olan o nehirde boğulmak mı, yoksa üzerine bir santral kurup enerji mi üretmek? Gidişat şunu gösteriyor: Gelecekte "İnsan yapımıdır" ibaresi, tıpkı "Organik yumurta" gibi değerli bir etiket haline gelecek. El emeği göz nuru yazılar, çizimler, besteler daha kıymetli olacak. Ancak o güne kadar, dijital dünyada gördüğünüz her videoya, duyduğunuz her sese hemen inanmayın. Şüphe kaslarınızı geliştirin. Teknoloji harika bir hizmetkar ama tehlikeli bir efendidir.
Ekleme Tarihi: 25 Aralık 2025 -Perşembe

Yeni Nesil "Sülün Osman"lar Cebimizde

Sabah uyanıyorsunuz, eliniz mahmur bir şekilde telefona gidiyor. Sosyal medyada bir video: Rahmetli Zeki Müren, Müslüm Gürses, Ahmet Kaya falan günümüzün popüler bir şarkılarını söylüyorlar. Bir an duraksıyorsunuz. "Acaba?" diyorsunuz, "Arşivden hiç duymadığımız bir kayıt mı çıktı?" Sonra jeton düşüyor: Yapay Zeka.

Hoş geldiniz yeni dünyaya! Artık "Gözümle görsem inanmam" lafının tarihe karıştığı, "Gözümle görsem bile şüphe ederim" devrindeyiz.

Yapay zeka (YZ), hayatımıza o kadar hızlı girdi ki, kapıyı çalıp müsaade istemeyi bırakın, salonun başköşesine kuruldu bile. Peki, bu misafir dost mu düşman mı? Gelin, Türkiye’den manzaralar eşliğinde bu "dijital halüsinasyon" dünyasına bir büyüteç tutalım.

Duygusal Damardan Giren "Deepfake"ler

Biz Türk milleti olarak duygusalızdır. Geçmişe özlemimiz, değerlerimize bağlılığımız yüksektir. Yapay zeka da bunu çok çabuk öğrendi (ki bence algoritmayı Türk dizileriyle eğittiler).

Geçtiğimiz aylarda sosyal medyada ne fırtınalar koptu hatırlayın: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, günümüz Türkçesiyle ve kendi ses tonuyla, sanki bugün konuşuyormuş gibi hazırlanan videoları... Bir yanımız "Ne güzel, sanki hala aramızda" diye hüzünlendi, diğer yanımız ise "Bir dakika, bu gerçek değil, tarihi bir figürü konuşturmak ne kadar etik?" diye sordu.

İşte yapay zekanın "tatlı yalanı" burada başlıyor. Bize duymak istediklerimizi, görmek istediklerimizi veriyor. Ama bu tatlı yalan, bazen zehirli bir şerbete dönüşebiliyor.

Cebinizdeki Sahte Yatırım Danışmanları

Gelelim işin cüzdanı yakan kısmına. Eskiden "Sülün Osman"lar Galata Köprüsü’nü, satardı, şimdiki dijital dolandırıcılar ise size hayali hisseler satıyor.

Son günlerde Instagram’da veya Youtube’da karşınıza mutlaka çıkmıştır: Ünlü bir iş insanı, çok sevilen bir haber spikeri veya ülkenin önde gelen mühendislerinden biri kameraya bakıp, "Şu projeye 3 bin lira yatırın, ayda 30 bin lira kazanın" diyor. Dudak hareketleri kusursuz, ses tonu birebir aynı, mimikler şahane...

İnsan "Koskoca adam yalan mı söyleyecek?" deyip tıklıyor. Oysa o videodaki kişi aslında o sırada laboratuvarında İHA tasarlıyor veya evinde çayını içiyor. Görüntü de ses de tamamen yapay zeka ürünü!

Yapay zeka, o güven duyduğumuz yüzleri ve sesleri kopyalayıp bize "kısa yoldan zenginlik" vaat eden birer pazarlamacıya dönüştürüyor. Eskiden telefonda "Ben savcıyım" diyenlere inanırdık, şimdi görüntülü "Yatırım yapın" diyenlere kanıyoruz. Teknoloji geliştikçe, dolandırıcının vitrini de güzelleşiyor anlayacağınız.

Seçim Meydanlarından Dijital Meydanlara

Siyaset arenası da bu teknolojiden nasibini alıyor. Seçim dönemlerinde sosyal medyada dolaşan, "Falanca aday şunu dedi" diye paylaşılan montajlı ses kayıtları, yapay zeka ile üretilmiş "aslında hiç yaşanmamış" skandal görüntüler...

Eskiden fotomontaj vardı, dikkatli bakınca kafanın vücuda tam oturmadığını anlardık. Şimdi? Işık gölgesinden, mimiklerin akışına kadar kusursuz bir sahtelik. Gerçek ile sahteyi ayırt etmek için artık bir dedektif titizliği, hatta bazen bir yazılım uzmanlığı gerekiyor. Haber okuryazarlığı artık lüks değil, hayatta kalma becerisi oldu.

Yiğidi Öldür Hakkını Yeme: İyi Tarafı Yok mu?

"Yahu yazar bey, içimizi kararttın, hiç mi iyi bir şey yapmıyor bu meret?" dediğinizi duyar gibiyim. Olmaz mı!

Yapay zeka, tıp dünyasında doktorların gözünden kaçabilecek milimetrik tümörleri tespit ediyor. Trafik sıkışıklığını çözmeye çalışıyor (İstanbul trafiğine o bile çare bulabilir mi, emin değilim ama deniyor). Tasarımcıların tıkandığı yerde ilham perisi oluyor, yazılımcının saatlerce aradığı hatayı saniyeler içinde buluyor.

Hatta Bafra pidesinin en iyi tarifini, malzemelerin kimyasal uyumuna göre analiz edip "daha çıtır" olması için formül bile verebilir! (Tabii bir ustanın el lezzetini tutar mı, orası tartışılır).

Nereye Gidiyoruz?

Yapay zeka bir nehir gibi; önüne set çekmek imkansız. Önemli olan o nehirde boğulmak mı, yoksa üzerine bir santral kurup enerji mi üretmek?

Gidişat şunu gösteriyor: Gelecekte "İnsan yapımıdır" ibaresi, tıpkı "Organik yumurta" gibi değerli bir etiket haline gelecek. El emeği göz nuru yazılar, çizimler, besteler daha kıymetli olacak.

Ancak o güne kadar, dijital dünyada gördüğünüz her videoya, duyduğunuz her sese hemen inanmayın. Şüphe kaslarınızı geliştirin. Teknoloji harika bir hizmetkar ama tehlikeli bir efendidir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.