Ünsal Tonyaloğlu
Köşe Yazarı
Ünsal Tonyaloğlu
 

Yağmurun Altında Sadece Islanmıyorlar, Yok Sayılıyorlar...

  Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır’ın yaptığı basın açıklamasında dikkat çeken sadece yağmur değildi.    Asıl dikkat çeken, o yağmurun altında ayakta duran insanların hikâyesiydi...   O insanlar aylardır, hatta yıllardır maaş alamayan madencilerdi.   Bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinde birçok maden işçisi çalıştığı halde ücretini alamıyor. Daha acısı, işine son verilenler var. Ama işten çıkarılırken bile hak ettikleri tazminatları ödenmiyor.    Yani bu insanlar sadece işsiz bırakılmıyor; aynı zamanda emeğinin karşılığı da elinden alınıyor.   Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Bir madenci için maaş sadece bir gelir değildir. O maaş; evine götürdüğü ekmektir, çocuğunun okul masrafıdır, sofradaki yemeğidir. Aylarca maaş alamayan bir işçinin nasıl ayakta kalması bekleniyor?    Hangi vicdan bunu kabul edebilir?   Üstelik bu insanlar öyle sıradan bir iş yapmıyor. Yerin metrelerce altında, canını hiçe sayarak çalışıyor. Göçük riskiyle, gazla, karanlıkla mücadele ediyor. Ama yer üstüne çıktığında karşılaştığı şey: belirsizlik, borç ve çaresizlik oluyor. Bugün gelinen noktada mesele sadece işveren meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu artık doğrudan bir kamu sorumluluğudur.   Devletin bu tabloyu görmesi, duyması ve gereğini yapması gerekir. Çünkü: ● Maaşını alamayan işçi, sosyal bir sorundur. ● Tazminatı ödenmeyen işçi, hukuki bir sorundur. ● Yıllarca emeği sömürülen işçi ise vicdani bir sorundur. Ve bu üçü bir araya geldiğinde ortaya büyük bir adaletsizlik çıkar. Devlet, bu mağduriyeti gidermek için daha etkin mekanizmalar kurmak zorundadır. Denetimler artırılmalı, maaşını ödemeyen işletmelere ciddi yaptırımlar uygulanmalı, işten çıkarılan işçilerin tazminatları garanti altına alınmalıdır. Gerekirse bir fon sistemiyle işçinin hakkı doğrudan güvenceye alınmalıdır. Çünkü emek korunmazsa, üretim de ayakta kalmaz. Bugün madenciler sadece ekmek mücadelesi vermiyor. Aynı zamanda görünmek, duyulmak ve haklarını almak için direniyor. Bu mücadele onurludur.
Ama bu mağduriyet artık kader değildir.   Yağmur yağıyor…   Ama bu kez ıslanan sadece bedenleri değil, adalet duygusudur.
Ekleme Tarihi: 24 Nisan 2026 -Cuma

Yağmurun Altında Sadece Islanmıyorlar, Yok Sayılıyorlar...

 
Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır’ın yaptığı basın açıklamasında dikkat çeken sadece yağmur değildi. 
 
Asıl dikkat çeken, o yağmurun altında ayakta duran insanların hikâyesiydi...
 
O insanlar aylardır, hatta yıllardır maaş alamayan madencilerdi.
 
Bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinde birçok maden işçisi çalıştığı halde ücretini alamıyor. Daha acısı, işine son verilenler var. Ama işten çıkarılırken bile hak ettikleri tazminatları ödenmiyor. 
 
Yani bu insanlar sadece işsiz bırakılmıyor; aynı zamanda emeğinin karşılığı da elinden alınıyor.
 
Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.
Bir madenci için maaş sadece bir gelir değildir. O maaş; evine götürdüğü ekmektir, çocuğunun okul masrafıdır, sofradaki yemeğidir. Aylarca maaş alamayan bir işçinin nasıl ayakta kalması bekleniyor? 
 
Hangi vicdan bunu kabul edebilir?
 
Üstelik bu insanlar öyle sıradan bir iş yapmıyor. Yerin metrelerce altında, canını hiçe sayarak çalışıyor. Göçük riskiyle, gazla, karanlıkla mücadele ediyor. Ama yer üstüne çıktığında karşılaştığı şey: belirsizlik, borç ve çaresizlik oluyor.
Bugün gelinen noktada mesele sadece işveren meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu artık doğrudan bir kamu sorumluluğudur.
 
Devletin bu tabloyu görmesi, duyması ve gereğini yapması gerekir.
Çünkü:
● Maaşını alamayan işçi, sosyal bir sorundur.
● Tazminatı ödenmeyen işçi, hukuki bir sorundur.
● Yıllarca emeği sömürülen işçi ise vicdani bir sorundur.
Ve bu üçü bir araya geldiğinde ortaya büyük bir adaletsizlik çıkar.
Devlet, bu mağduriyeti gidermek için daha etkin mekanizmalar kurmak zorundadır. Denetimler artırılmalı, maaşını ödemeyen işletmelere ciddi yaptırımlar uygulanmalı, işten çıkarılan işçilerin tazminatları garanti altına alınmalıdır. Gerekirse bir fon sistemiyle işçinin hakkı doğrudan güvenceye alınmalıdır.
Çünkü emek korunmazsa, üretim de ayakta kalmaz.
Bugün madenciler sadece ekmek mücadelesi vermiyor. Aynı zamanda görünmek, duyulmak ve haklarını almak için direniyor.
Bu mücadele onurludur.
Ama bu mağduriyet artık kader değildir.
 
Yağmur yağıyor…
 
Ama bu kez ıslanan sadece bedenleri değil, adalet duygusudur.
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.