Son günlerde gündemde bir konu var:
Yaya geçitlerinde kırmızı ışıkta geçen yayalara ceza kesilmesi…
Kimileri tepki gösteriyor.
“Yayaya da ceza mı olur?” diyenler var.
Ama kimse işin özüne bakmak istemiyor.
Oysa mesele çok basit:
Kural varsa, herkes içindir.
Bugün sokaklara çıktığımızda ne görüyoruz?
Kırmızı ışık yanıyor…
Yayalar durmuyor…
Sanki o ışık başkaları için yanıyormuş gibi,
sanki kurallar kendisini bağlamıyormuş gibi hareket eden bir anlayış…
Sonra ne oluyor?
Bir fren sesi…
Bir çığlık…
Ve çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir sonuç…
Bu kazalarda sadece yayalar zarar görmüyor.
Sürücüler de hayatlarının en ağır yükünü omuzlarına almak zorunda kalıyor.
Bir anlık ihlal, iki tarafın da hayatını karartıyor.
İşte tam da bu yüzden bu cezalar doğru.
Geç bile kalınmış bir uygulama.
Devlet dediğin sadece yol yapmakla, köprü kurmakla olmaz.
Devlet dediğin, kural koyar ve o kuralları uygulatır.
Eğer kurallar uygulanmazsa, orada düzen değil kaos başlar.
Ama asıl mesele şu:
Toplum olarak biz kurallarla yaşamayı hâlâ öğrenemedik.
Kuralları, başkaları uysun diye var zannediyoruz.
Kendimizi hep istisna görüyoruz.
“Bir kereden bir şey olmaz” diyerek başladığımız ihlaller, bir gün telafisi olmayan sonuçlara dönüşüyor.
Şimdi ceza kesiliyor diye rahatsız olanlara sormak lazım:
Kurala uymak bu kadar zor mu?
Kırmızı ışıkta 30 saniye beklemek mi zor,
yoksa bir ömür vicdan azabı çekmek mi?
Kimse ceza ödemek istemez.
Ama kimse de kuralsız bir toplumda yaşamak istemez.
Gerçek şu ki;
Eğer kurallara uyarsak, ceza diye bir şey hayatımızda zaten olmaz.
Bu kadar net.
Bugün yaya geçidinde durmayı öğrenemezsek,
yarın daha büyük bedeller ödemek zorunda kalırız.
Kurallar özgürlüğümüzü kısıtlamaz,
aksine hayatımızı korur.
Ve unutmayalım:
Trafikte kural tanımayan bir toplum,
hayatta da sınır tanımaz.
O yüzden mesele ceza değil…
Mesele, medeniyet meselesidir.